Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon DELİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
HİKAYELER - Seçme Hikâyeler

.

Akşamın olduğu yerde insanlar birbirine bakıyordu. Ama birbirini görmüyordu. Olayı bir türlü kavrayamadılar. Herkes birbirine bakarken niçin birbirini görmüyorlardı? Buna bir türlü anlam veremediler. Oturdular düşündüler. Çare bulamadılar. Gel zaman git zaman bir deli çıktı orta yere. Dedi ki;

-          Herkes kendi cephesinden bakıyordu.

 

-          Yani. (Dediler)

 

-          Yanisi herkes karşısındakini kendi gözünden seyrediyordu.

 

-          Peki ne yapacaktık yani? Elbette kendi gözümüzle seyredeceğiz.

 

-          O anlamda değil. Ben biyolojik gözden söz etmiyorum. Ben beyindeki gözden bahsediyorum.  Siz beyninizdeki gözden birbirinize bakıyorsunuz.  Ve karşınızdakini görmüyorsunuz. Beyninizdeki gözden bakmayı bırakın. O zaman göreceksiniz.

 

-          Nasıl yaparız bunu? (Dediler)

 

-          (Güldü) Ön kabullerinizi bırakın. Kafanızdaki şartlılıkları bırakın. Karşınızdakine bakarken, hiçbir şekilde, sizin ön yargınız olmasın. Sizin inancınız. Sizin düşünceleriniz. Sizin kültürünüz. Sizin ön yargılarınızı oluşturmuşsa. Deyin ki onlara, bir dakika, ben karşımdakine bakmak istiyorum. Karşımdakini görmek istiyorum. Lütfen, bana engel olmayın, demelisiniz.

 

-          Ama bunu yapamayız ki.

 

-          Niçin? Çok mu bencilsiniz? Söyleyin.

 

-          Hayır!

 

-          E… O zaman, serbest bırakın gözünüzü. Biyolojik gözünüzü serbest bırakmayı öğrenin. Ne gördüyse onu alsın. Kulağınız neyi duyduysa onu alsın. Diliniz neyi söylemek istediyse onu söylesin. Gözünüze, kulağınıza ve dilinize, inancınız egemen olmasın. Kültürünüz, düşünceleriniz, yargılarınız egemen olmasın. Kalbinizden ne doğuyorsa, diliniz onu söylesin. Kulaklarınız de duyuyorsa onu alsın. Gözünüz ne görüyorsa onu alsın.

 

-          (Dediler ki) Ama bu çok zor.

 

-          İşte bütün mesele orada. Bütün mesele orada. O çok zor olan şeyi başarabilmeniz önemli. Aksi halde, hiçbir anlamı yok. Bakmanızın, duymanızın ve konuşmanızın. (Düşündüler. Anlamsızca birbirlerine baktılar. Sonra güldüler)

 

-          Delisin sen. Bunu hiç kimse başaramaz. (dediler)

 

-          Evet. (dedi) Deliyim ben. Akılsızım. Akıllı olsaydım sizin gibi olurdum. Aklım beni engellerdi. Ama ben şu anda, size ön yargılarımla bakmıyorum. Aklımla bakmıyorum. Çünkü akılsızım. Düşüncelerimle bakmıyorum. Çünkü düşüncelerimle bakarsam sizi ben göremem. Sildim onu. Şu anda varsa da düşüncelerim, dedim ki, bırak. Bırak beni özgürce, ben karşımdakilere bakacağım dedim. Kulaklarıma dedim ki, bırak ben karşımdakinin sesini duyacağım. Dilime dedim ki, bırak düşüncelerini, içinden ne geliyorsa söyle dedim. Ve ben sizi içimden geldiği gibi görüyorum, duyuyorum.  Ve içimden geldiği gibi size sesleniyorum. Çünkü ben deliyim. Sizin gibi akıllı değilim. Aklımı, muhakememi, irademi tanrı edinmedim. Kendime ilah edinmedim. Bencil değilim ben.

 

-          (Şaşırdılar) Yani biz kendimizi tanrı mı ilan ettik?

 

-          Evet. Kendinizden başkasını tanımıyorsunuz. Aklınızı tanrı edinmişsiniz. Düşüncelerinizi tanrı edinmişsiniz. Ön yargılarınızla bakıyorsunuz. Ön yargılarınızla konuşuyorsunuz. Ön yargılarınızla duyuyorsunuz. Ve böylece; körler, sağırlar, dilsizler oluyorsunuz.

 

-          Çok ağır konuşuyorsun ama.

 

-          Evet. Ne yazık ki. Gerçekler çok ağırdır. Hadi eyvallah. Gidiyorum ben.

 

-          Nereye? Daha konuşmamız lazım.

 

-          Siz beni görmediniz ki. Siz beni duymadınız ki. Siz benimle konuşmadınız ki. Ben gidiyorum.

 

-          (Öylece kalakaldılar. Birbirlerine baktılar) Burada birisi vardı. Saçma sapan şeyler söyledi çekti gitti. Ne demek istedi?

 

-          Bilmiyorum bir şeyler söyledi. Delinin teki işte.  Zaten ben deliyim diye başladı söze. Deli olandan akıllıca bir laf beklenir mi?

 

Vallahi iyi ki deli değiliz dediler birbirlerine. El sıkıştılar ve delinin arkasından saçma sapan şeyler söylediler.  

 

 

.

 

 

Son Güncelleme (Pazartesi, 15 Aralık 2014 11:09)

 

Degerli Yazarimiz MEHMET ÇOBAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 16 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün224
Dün1043
Tüm Zamanlar4261256
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 271 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2429
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?