• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon MÜSLÜMANLARI GÜNAHA TEŞVİK EDEN RİVÂYET!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_aliBu da olur mu?
Diyeceğinizi tahmin ediyorum. Teşvikle kalmamış, Kur’ân bir tarafa itilip, yüzyıllarca uygulana gelmiş ve kurumsallaşmış bir yaşam biçiminden söz ediyorum.

Kendi ailenizde olmasa bile yakın akrabalarınızda, komşularınızda bu tür yaşam biçimleri olduğu inkâr edilemez. Uydurulan bu rivayet kime mal ediliyor biliyor musunuz? Peygamberimizin ahlâkını soran bir sahabeye; “O’nun ahlâkı Kur’ân dı” diye verdiği cevapla bilinen Aişe validemize!

Urve hadisi denilen bu rivayet, bazı farklılıklarla bir kaç yoldan nakledilmiştir. Bunların en detaylısı ise Sahih-i Buhari’deki metindir (Kitab-üt-Tefsir, 73. Bab, 96 numaralı hadis):

“………İbn- Şihab şöyle demiştir: Bana Urve ibn-ü-Zübeyr haber verdi ki, kendisi Âişe’den, Allahü Teâlanın “Eğer yetimleriniz hakkında adâleti koruyamayacağınızdan korktuysanız…..” (konu edilen Nisa suresi 3. ayet) sözünün ne anlama geldiğini sormuş. Âişe de şöyle demiştir:

Ey kız kardeşimin oğlu, Bu âyetteki yetim kız, (Halbuki ayette YETİME yani yetim kız diye bir ifade yoktur.) velisinin velâyet ve vesâyeti altında bulunup malında erkeğe ortak yapar. Kızın malı ve güzelliği, velisi olan erkeğin hoşuna gider. Bu sebeple velisi onunla evlenmek ister. Fakat kızın mehrinde adâlet etmek ve başkasının vereceği kadar mehir vermek istemez. İşte bu âyette o çeşit velilerin velâyeti altındaki yetim kızları - haklarında adâlet ve onların mehirlerini en yüksek miktarına yükseltmedikçe- nikâh etmeleri nehyolunup, bunlardan başka kendilerine helal olan kadınlardan nikâh etmeleri emrolunmuştur.

Âişe devamla dedi ki : 

Bu âyet indikten sonra insanlar Rasulüllah’a sorup fetva istediler. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi. ‘Senden yetimlerin kadınları hakkında fetva isterler… 

Âişe dedi ki: Yüce Allah’ın bu diğer âyetteki (127. ayet) kavli de herhangi birinizin himayesinde bulunan yetim kıza, mal ve güzelliği az olduğu zaman onunla evlenmeye rağbet göstermemesidir.

Âişe dedi ki: 

Bu mal ve güzelliği az olan yetim kızlara rağbet etmediklerinden dolayı malına ve güzelliğine rağbet ettikleri yetim kızları- adalete riâyet etmedikçe- nikâh etmekten yetim velileri nehyolundular.”

 

İşte bu rivayet ile Kur’ân âyetlerinin anlamlarını değiştirmeyi hedefleyen ikiyüzlüler, kendi nefislerine göre Hak dine alternatif olarak plânladıkları beşerî dini zaman içinde yerleştirmeyi de başarmışlardır.

“Ve yetimlerinize mallarını verin. Temizi pise değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu yapmak kesinlikle büyük bir suçtur. 

Ve eğer ki yetimleriniz konusunda hakkaniyetsizlikten korktuysanız; o takdirde sizin için hoş olan, o kadınlardan[yetimlerin kadınlarından] ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâhlayın. Şayet o takdirde de adaleti gözetemeyeceğinizden korktuysanız, bir tanesini ya da yeminlerinizin sahip olduğunu nikâhlayın. Bu, hakksızlığa sapmamanız için en uygunudur.” (Nisâ 2–3)

Aslında, Bu âyetler, evlilik veya teaddüd-i zevcât (Çok eşlilik) hukukunu değil, yetim hukukunu düzenlemektedir. Oysa rivâyetler ve onlara dayanarak görüş beyan edenler âyeti, yetim hukuku konusundan uzaklaştırıp çok eşlilik müessesesinin icadına malzeme yapmışlardır. Oysaki âyetlerden anlaşılan mesaj şu şekilde anlaşılır.

{Ey insanlar! Toplumdaki yetimlere karşı adalet sağlanamamışsa, yetimler mağdur durumda ise; toplanacaksınız ve yetimlere bakmakla mükellef olan kadınları ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâhlamak üzere bir kampanya düzenleyeceksiniz. Böylece yetimler, üvey çocuklarınız; yetimlere bakmakla mükellef kadınlar da eşleriniz olacak. Bu durumda, yetimler ile onlara bakmakla mükellef kadınlar akrabalarınız olacak, siz de onlara akrabalık hakk ve hukukunu uygulayacaksınız.

Âyetin dörde kadar evlenebilmekle hiç ilgisi yoktur. Âyet, olağanüstü hâllerde (yetimlerin mağduriyetleri söz konusu olduğunda) başvurulması gereken bir kampanyadan bahsetmekte ve insanları (evli olsun, bekâr olsun) bu kampanyaya katılmaya mecbur kılmaktadır.

Şayet o takdirde de adaleti gözetemeyeceğinizden korktuysanız, bir tanesini ya da yeminlerinizin sahip olduğunu nikâhlayın. Yani, yetimlerin kadınlarının ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder paylaşılması sonucunda, eşler arasında yeme-içme, barınma ve evlilik ilişkileri bakımından adaletli davranamayacaksanız, yetim kadınlardan bir tanesini nikâhlayın ya da yeminlerinizin malik olduğunu; himayenizde olan kadını nikâhlayın.

Görüldüğü gibi, bu sosyal kampanyadan kaçış yoktur. Olağanüstü hâllerde yapılacak olan bu kampanyaya herkes katılmak ve toplumdaki sorunun çözümüne katkıda bulunmak zorundadır.

Genellikle, “Bir tane ile yetinin” denilerek, âyette bulunmayan bir kelime (“yetinin” kelimesi)uydurulmaktadır. Oysa Âyette, “yetinin” diye bir yüklem yoktur, Âyetteki yüklem, “nikâhlayın“dır.} (Tebyînü’l-Kur’ân)

Şems suresindeki mesaja göre, Rabbimiz yarattığı insan bünyesine takvayı da, fücuru da ilham etmiştir. Rabbimizin muradı, şu imtihan dünyasında herkesin özgür iradesi ile ebedî hayattaki yerini belirlemesidir. Ancak evrensel mesajlar içeren Kur’ân âyetlerini bir tarafa iterek, insanların ürettikleri masalları rehber edinenler, düşünce yetilerinin sesine kulak verip nefislerine hoş gelen rivayetleri Kur’ân önüne geçirmeleri ve Rabbimizin mesajlarının üstünü örtmeleri sonucu müslüman toplumu bu hazin duruma düşürmüşlerdir.

Bu hayat tarzını kabullenen aileler arasında, çeşitli nedenlerle (miras paylaşılması gibi) kavgalar, kıskançlıklar ve hatta cinayetlere rastlanılmaktadır.

Oysa Rabbimiz’in bu mesajı; olağanüstü durumlarda (Örneğin; savaş v.b.) babasız kalmış yetimlerin, (bunlar sadece kızlar değil, erkek çocukları da olabilir.) aile ortamında yetişip iş güç sahibi olmalarını sağlamaya yöneliktir. Rabbimizin de ikişer ikişer, üçer üçer ve dörder dörder nikâhlanılmasını istediği yetim kızlar değil, yetimlerin bakım ve gözetimleri üzerlerinde kalmış 50–60 yaşlarındaki o yetim erkek ve kız çocukların vasileri, teyzeleri v.s. kişilerdir. Bu uygulama da kişilerin kendi kararları ile değil, Kamunun aldığı karar ile olur.

Âyette “en az bir tane nikâhlayın” emrini de “yetinin” diye zorlama yorumlar ile anlatmak isteyenlere şunu söylemek gerekir. “Ben maddi durumum müsait olmadığı için bu kampanyaya katılamayacağım” diye bir şey yok! Kamu emri ile en az bir yetim aileyi barındırıp, o erkek ve kız çocukları topluma kazandırmak zorundasın!

Amaç yetim çocuklara sahip çıkılmasıdır. Bu rivayet ile Kur’ânı yorumlamaya kalktığınızda ise sadece yetim kız çocukları konu edilmektedir.

Bu rivayete dayanarak daha ne fetvalar üretilmiş? (Erkeğin evli olduğu eşinden çocuğu olmuyorsa) gibi. Peki, kadın değil de erkek kısırsa ne olacak? Hiç düşünmüyorlar mı?

Bu rivayete dayanarak, “Müslüman olmayanlar zaten nikâhsız olarak evlilikleri dışındaki ilişkilerini sürdürüyorlar, müslümanlar ise meşrû olarak ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü kadınları nikâhları altına alıyorlar” fetvası da bu kesimi çok memnun ediyor. Ancak şu âyeti göz ardı ediyorlar: 

“Ey iman etmiş kişiler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl olmaz. Ve onlara verdiğinizin bir kısmını götürmeniz için, açık bir fahişe [çirkin bir hayâsızlık; zina] getirmedikleri sürece onları sıkıştırmayınız. Ve onlarla ma’rûf ile muaşerette bulununuz. Ve eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa; siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda [sizin hoşlanmadığınız şeyde] birçok hayır kılacak olabilir.” (Nisâ 19)

Kur’ân ilkeleri uygulansa idi, 2. Dünya savaşından sonra, Avrupa kadınlarının düştüğü o rezil yaşamlar olur muydu?

Bu konuda daha teknik bilgi edinmek isteyenler Hakkı Yılmaz’ın 11 ciltlik Tebyînü’l-Kur’ân isimli eserine bakabilirler. Peygamberimizin çok eşliliği; yapmakta olduğu elçilik görevinde, maddî, manevî, siyasî, sosyal alanlarda yardım ve destek sağlaması ve bu görevde zorluk çekmemesi için sadece kendisine tanınmış bir ayrıcalıktır. Başkalarını hiç ilgilendirmemektedir. Sünnet olarak da başkaları tarafından tatbik ve taklit edilemez.

“Ey Peygamber! Şüphesiz Biz, sana, ecirlerini [mehirlerini] verdiğin eşlerini, Allah’ın ganimet olarak sana verdiklerinden sözleşmenin malik olduğunu [savaş esirlerinden himayene verilmiş bayanları], amcanın kızlarından, halanın kızlarından, dayının kızlarından ve teyzenin kızlarından seninle birlikte hicret etmiş olanları ve kendisini Peygamber’e hibe eden Peygamber’in de nikâhlamak istediği Müslüman kadını, mü’minlerin seviyesinden aşağı sadece sana özgü olmak üzere, sana helâl kıldık. Biz kendi eşleri ve sözleşmelerinin malik oldukları şeyler konusunda onlar üzerine [senin dışındaki mü'minlere] neyi farz kıldığımızı kesinlikle bildik. Bu durum [sana özgü olarak getirilen çok eşlilik ve diğer özel maddeler], senin için bir güçlük olmasın diyedir. Ve Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.” (Ahzâb 50) 

Rabbimden bilmeden bu uyduruk rivayetlere istinaden yaşamlarını düzenleyenler için içtenlikle bağışlanmasını diliyorum.

“Allah’ın üzerine aldığı Tövbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik Tövbe edenlerinkidir.” (Nisâ 17)

Bakınız Rabbimiz’in tüm insanlara tek eşliliğin geçerli olduğuna dair Kur’ânda bildirdiği bir gerçek daha:

Sonra, şiddetle çarpanın çıkardığı korkunç ses geldiği zaman; öyle bir gün ki o, kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, EŞİNDEN, oğullarından kaçar.” (Abese 33-36)

Bakî olan Allah’a emanet olunuz. 

Son Güncelleme (Pazar, 02 Kasım 2014 21:42)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #1 RE: MÜSLÜMANLARI GÜNAHA TEŞVİK EDEN RİVÂYET! 2014-11-03 22:04
Gerek yazınız, gerekse tV programlarınızı ilgi ile izliyorum. Uuk açıçı ve bilgilendirici yazılar teşekkür ederim elinize sağlık
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3109
Dün4075
Tüm Zamanlar3780300
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 448 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1360
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?