• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon CEVABINIZ HAZIR MI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_ali
Ve şüphesiz o [sana vahyedilen; Kur'an], senin için de, kavmin için de gerçekten bir öğüttür/ şan şereftir SİZ ONDAN SORGULANACAKSINIZ.” (Zuhruf 44)

Hepimiz yaşamışızdır öğrencilik yıllarımızdaki o heyecanlı sınav dönemlerini. Başarılı olabilmek için derslerimize özellikle sorumlu olduğumuz yerlere çalışırdık. Ders kitabımızda öğretmenlerin anlatmadığı kısımlara hiç bakmazdık bile. Zaten öğretmenlerimiz de bize hayatımızda gerekli olan yerlere daha çok çalışmamız için böyle bir usul uygularlardı.

“Andolsun, kendilerine elçi gönderilmiş olanları da sorguya çekeceğiz, andolsun, GÖNDERİLEN ELÇİLERİ DE SORGUYA ÇEKECEĞİZ.” (A’râf 6)

Şimdi düşünelim, Peygamberlerin bile sorguya çekilecekleri o günde sıra bize gelince nelerden sorgulanacağımızı hiç düşündünüz mü?

Ve en korkuncu da, tüm dünya insanlarının karanlıklar içinde boğulmamaları için rahmeti sonsuz Rabbimizin seçtiği son peygamberin şikâyetini duyduğumuzda halimiz nice olur hiç düşündünüz mü?

“Elçi de: “Ey Rabbim! Hiç şüphesiz benim toplumum şu Kur’ân'ı mehcur/ terk edilmiş bir şey edindiler” dedi.” (Furkân 30)

Oysa merhameti sonsuz olan Rabbimiz bizlere adeta kopya veriyor. Şu kısacık ömrümüzde tabi tutulduğumuz sınav döneminde başarılı olabilmemiz için, önümüze, içinde hiçbir şüphe bulunmayan “Kur’ânı anlayarak okuyun” diye bildiriyor. “Akletmezseniz üzerinize pislik yağar” ikazında bulunuyor.

“Bana ne sınavdan, ben sınava girmek istemiyorum” diyemezsiniz. Bu sınava boş kâğıt da verseniz, mutlaka gireceksiniz. Zaten şu anda da sınavdasınız.

“O, hanginizin amelce daha iyi-güzel olduğunu sınamak için ölümü ve hayatı yarattı.” (Mülk 2) İsteseniz de istemeseniz de sınavdasınız. Bizleri hiç yoktan yaratan Rabbimiz öyle plânlamış, öyle programlamış.

Rabbimizin insanları sınaması, öğretmek için değil, dünya ve ahırete tanık oluşturmak içindir. Kimse hakkındaki karara itiraz edemesin. Tıpkı okullardaki öğretmenlerin öğrencilerini sınav yapma amacının, öğrencilerden öğrenmek olmayıp sınava giren öğrencilerin durumunun belirlenmesi, şahitlendirilmesi olduğu gibi.

Âhirette kendi kendimize tanık olacağız. Hatta birlikte dünya hayatı sürdüğümüz kişiler de tanık olacaklar. Bu tanıklık sonunda Rabbimizin kararına itiraz edecek gücümüz olabilir mi?

İşte gerçek adaleti orada göreceğiz. Hiçbir kimseye haksızlık yapılmayacak. Firavun’a bile. Eğer Musa (A.S) ile Harun (A.S) ona tuğyanını hatırlatmasa ve onu Allah’a çağırmasa idiler, Firavun da âhirette Allah’a karşı bir bahane üretebilir, “Rabbim! Bana bir uyarıcı gelmedi ki!” diyebilirdi. Çünkü azgınlığının farkında değildi; insanları köle olarak çalıştırmayı, onlara işkence et­meyi ve öldürmeyi tabii hakkı olarak görüyordu. Saltanatı onu mağ­rur etmişti.

O gün, ne malın ne de evlâdın hiçbir faydası olmayacak.  “Kalb-i selim” yani sağlam, hastalıksız, evrendeki mucizeler karşısında hiçbir şüphesi ve zihinsel sancısı kalmamış, tamamen mutmain olmuş kalp sahibi olanlar, daha açık bir ifade ile beyin sahibi olanlar, daha da açık olarak “gerçek iman” sahibi olanlar hariç.

Gerçek imana nasıl kavuşulur? Allah’ı tanımakla. O’nun her türlü noksan sıfatlardan arınık olduğuna, tüm kemal sıfatlar ile nitelenmiş olduğunu bilmekle. Eğer Rabbimizi bu sıfatları ile bilirsek, kendi acizliğimizi görmüş ve öğrenmiş oluruz.

Eğer sahip olduğumuz mal ve evlatlarımızın çokluğu ile şımarır, kendimizi kimseye muhtaç olmayacakmışız gibi bir kanaate kapılırsak, bizleri bekleyen ölüm gerçeği başımıza geldiğinde ölmeden önceki birkaç saniyede bütün hayatımızın film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçeceği ilmen kanıtlanmış olan devrede pişman olmanın hiçbir yararı olmayacağını öğrenmiş oluruz.

Âhiret hayatının gerçek olduğunu, Rabbimizin yararlanmamıza sunduğu sayısız nimetlerin karşılığını fırsatımız varken ödeyip ödemediğimizi öğreneceğimiz büyük mahkemede cevap anahtarımızı sakın kaybetmeyelim. Cevap anahtarı olarak nitelediğimiz mucizenin Kur’ân olduğunu söylemeye gerek var mı?

Yazımızın başındaki âyet bizlere adeta kopya veriyor. Âhirette kopya çekemeyeceğimize göre, hazır elimize cevabı ile birlikte verilen sınav sorumuza hazırlıklı olalım.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.
 

Son Güncelleme (Çarşamba, 10 Aralık 2014 16:09)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1112
Dün4918
Tüm Zamanlar3774228
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 232 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1309
İçerik : 1480
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?