• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon OKUMAK VE DÖNÜŞMEK

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mer_naci“Oku yaratan Rabbin adına”


Oku diye başlayan bir dinin, bir inanç sisteminin muhatabı olmak muhatap açısından önemli bir farkındalık oluşturmayı hedefler. Peygamberimiz ‘Oku’ emine muhatap olduğunda ortada henüz okunacak bir metin yoktu. Fakat Mekke’deki okumaların temelinde “Bismi’l-Lat ve’l-Uzza” gibi putlarını anma, onları yüceltme ve onlar adıyla okuma vardı.

 

Mekkeli müşrikler bu şekilde okuma yaparken hiçbir ahlaksızlıktan da geri kalmıyorlardı. İnsanları eşya gibi alıp satıyorlardı, kız çocuklarını diri diri gömebiliyorlardı, güçlüler zayıfları ezebiliyordu, kervanlar soyulabiliyordu, fuhuş almış başını gidiyor, yalan ve iftira gırla gidiyordu. Bismi’l-Lat ve’l-Uzza adlarına yaptıkları okumalar onlarda ne herhangi bir bilgi değişikliğine, ne de herhangi bir davranış değişikliğine yol açıyordu. Okumalarının öncesi ve sonrası birbirinden farklı değildi.

“Oku yaratan Rabbin adını” Bu ayet-i kerime ile artık putlar ve onları yüceltme adına değil, Allah’ın yüceliğini hâkim kılma ve O’nun adıyla okuma inkılâbı yapılmış oldu. Artık insan ve eşya, çevre ve sema Allah’ın adıyla ve Allah’ın istediği gibi okunacaktı. Mekke’nin “okurum fakat bildiğimi yaparım” anlayışı terk edilecek ve yeni bir okuma başlayacaktı. Yeni bir okuma, eskiye dair ne varsa ya terbiye ettirecek veya tamamen ter ettirecekti. İşte Allah Resulü’nün yirmi üç yıllık risalet hayatı, bu yeni okumayı hâkim kılmak mücadelesiyle geçti. Bu öyle bir okumaydı ki baskı, zulüm ve her türlü işkenceye rağmen onu hâkim kılma adına davasından bir an bile vazgeçmemiştir. Vazgeçmeyi düşünmemiştir bile. Bu konuda kendisine yapılan telkinlere hiç aldırmamış, hatta her defasında meydan okumasını da bilmiştir.

 

Mekkeli müşrikler, Peygamberimizin amcası Ebu Talib’e gelerek yeğenini bu davadan vaz geçmesi için ikna etmesini istemişlerdi. Ebu Talib onları yumuşak sözlerle savdıktan sonra Peygamberimize: “Kardeşimin oğlu, kavminin ileri gelenleri bana başvurarak senin onlara dediklerini bana arz ettiler. Ne olursun bana ve kendine acı! İkimizin de altından kalkamayacağımız işleri üzerimize yükleme. Kavminin hoşuna gitmeyen sözleri söylemekten artık vazgeç.” dedi. Amcasının ağzından bunları duyan peygamberimiz bir an hüzünlendi. Artık öyle anlaşılıyor ki bundan sonra amcasının hamiliği de bitecekti. Gerçek hamisinin, koruyucusunun Cenab-ı Hak olduğunu çok iyi biliyordu ve yine O’na sığındı. Cevabı kesin, sert, açık ve net oldu: “Bunu bilesin ki, ey amca! Güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler, ben yine de bu dinden, bu tebliğden vazgeçmem. Ya Allah, bu dini hâkim kılar, yahut ben bu uğurda canımı veririm.”

İşte Yaratan Rab adına okuma böyle olurdu. Bu okuma aynı zamanda bir duruş sahibi olmayı, ilkeli olmayı, hepsinden öte bir özgüven inşa etmeyi hedefliyordu. Bu okumaların sahabe efendilerimizi nereden nereye getirdiğini başka bir okumayla bizler de biliyoruz. Bu okuma biçimi, aslan avcısı Hamza’yı “Allah’ın Aslanı”, işi ticaret kervanlarını vurmak olan Ebu Zer’i İslam davasının yılmaz savunucusu yapıyordu.

 

Onlar okuma eylemini, Allah adına Allah’ın yazılı ve yazılı olmayan tüm ayetleri üzerinde icra ediyorlardı. Atalarının kitaplarını terk edince okunacak olan Allah’ın istediği gibi okununca dönüşüm kaçınılmaz oluyordu.

 

Bugün yapılan okumalar değerlendirildiğinde, okuduğu ile değişenleri ve dönüşenleri gündüzün on ikisinde el feneri ile aramak gerekmektedir. Acı ama maalesef böyledir. Bir ömür okuduğu Kur’an’dan habersiz yaşayanlarımız, bir ömür kıldığı namazda okuduklarından habersiz yaşayanlarımız nasıl değişecek, nasıl dönüşecek.

 

Değiştirecek ve dönüştürecek bir okumayı yapmadığımız müddetçe uydurulan dinin topluma egemen olacağını unutmayalım.Yaratılışımıza karar veren Rabb’imiz nasıl yaşayacağımızın da kararını vermiştir.” O’nun adına olmayan her türlü okuma, bizi Allah’ın istediği bir mü’min olma yolunda değiştirmeyecek ve dönüştürmeyecek.

 

İkra’dan kasıt, okuduğunla değiş ve dönüş. İşte bunun için yeniden İkra Bismi Rabbike “Oku yaratan Rabbin adına”
 

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün863
Dün1856
Tüm Zamanlar4407435
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 74 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2918
İçerik : 1504
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?