Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon EĞİTİM - ÖĞRETİMDE KALİTE VE VERİMLİLİK

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


NaciGumusEğitim, uzun bir zaman kendi yapısı içerisinde üretilen; etkinlik, hesaplılık ve bilgi sağlayan ekonomi ile yakından ilişkisi olan, milli geliri etkileyen bir hizmettir. Doğumdan ölüme kadar devam eden bir olgudur. Bu itibarla sınırlı bir tanım yapmak, bütün boyutlarıyla ele almak çok güçtür. Ancak 44 Yıllık eğitimcilik tecrübemden beslenen gözlem ve bilgilerimle söyleyebileceklerimin bir anlamı olmalı, bir işe yaramalı diye düşünüyorum.

 

Eğitimin Yerel ve evrensel amaçları vardır. İlk ve orta dereceli okullarda eğitimin öncelikli gayesi; çocukların durmadan değişen dünyasına daha aktif bir şekilde intibak etmesini sağlamak, verimli kişiler yetiştirmek, iş yapabilme alışkanlığı kazandırmaktır.

 

Eğitimde verimlilik; üretici, tutumlu, tasarrufa önem veren anlayışı yerleştirmek “yerimizde sayabilmek için bile koşmak zorunda olduğumuz”esprisiyle hareket etmek olgusudur. Bu itibarla eğitimde değişme, gelişme ve yenileşme sürekli olmalıdır.  Onlarca ciltlik kitabın muhtevasının bir mikro diske kaydedilebildiği, mevcut bilgi yükünün her yıl ikiye katlandığı bir çağda, ülkemizin kaderi; kaliteli, verimli bir eğitimden başka hiçbir şeyle çözülemez. Hele Nüfusun yüzde 0.28'inin doktora yaptığı, okuma yazma bilmeyenlerin 2 milyon 643 bin 712 kişi olarak tespit edilen ülkemizde ve okuma yazma bilen fakat herhangi bir okul bitirmeyenlerin sayısının da yüzde 6.87 ile 3 milyon 829 bin 953 kişi olarak 2013 TÜİK istatistikleriyle sabit olan ülkemizde konu daha da önem arz etmektedir.

Evet, eğitimin ham maddesi insan, esas konusu da bütün görüntüleriyle hayattır. Kuru program, yalnız öğretim esasına dayalı müfredat, okul ve öğretmen sayısını arttırma, modern ve çağdaş sözcüklerini kullanmak, işi halletmiyor. Kalite, verimlilik esası ve kültür seviyesine bakmak lazım. Güzide şahsiyetler, ideal insanlar, erdemli toplum; eğitimde kalite ve verimliliğin tezahürüdür. Ülkemizde hayvansal ürünlerin bile bize yetmemesi, bazen bitkisel ürünlerin ithal edilmesi, yoksulluğun artması; toplumun sorunlarına önlem bulan, acil çözüm getiren insanların yeterli sayıda yetişememesi; zaman, beyin, emek ve para israfı, kırtasiyecilik ve bürokrasinin egemenliği konumuzun önemini artırmaktadır. Her şeye rağmen müspet gelişme ve değişmeler de yok değil. Bu yeniden yapılanma sürecinde nitelikli insan, nitelikli öğretmen, altyapısı tamamlanmış etkili okul, teknoloji ve bilgi transferi daha çok kaynak daha çok yatırım gereği vardır.

 

Bütün öğrencilerin öğrenebileceklerine, öğretmenlerin bütün öğrencilerine öğretebileceklerine inanma, yüksek başarı normları geliştirme, okulun bir üretim ünitesi olduğunu kabul ederek, ürünün niteliğini arttırıcı kaynak ve fonlar bulup, nasıl kullanılacağını bilmek gerekir. Değişme ve gelişme etkili okulun bir tezahürüdür. Etkili okula ulaşmada ilk adım etkili yöneticidir. Okul yöneticisi müdürdür. Müdürün üç önemli özelliği vardır: Amirlik, öğretmenlik, eğitim liderliği. Yönetimde müdürün karar verme, planlama, uygulama, emir ve direktif verme, denetleme ve rehberlik gibi hak ve yetkileri vardır. Eğitim yöneticiliği yalnız amir olarak yürütülürse etkili olamaz. Sevgi, saygı, işbirliği, mahkeme sağlamlığı, dürüstlük, doğruluk, kendine güven, etkili konuşma müdürde bulunması gereken önemli hususlardır. Okul ve çevre ilişkilerinin sağlıklı bir yapı ve gelişmeye kavuşturulması da bir yönetim görevidir. Eğitim yönetiminde yönetimin etkililiği, eğitimin verimliliği için karar verme, planlama, teşkilatlandırma eşgüdüm ve değerlendirme süreçlerinin yaşanması esastır. Fakat gel gelelim ki, okullarımızda yazışmacılık ve kırtasiyecilik önemli bir yer tuttuğu için okul müdürlerinin asli görevlerinden uzak kalmasına sebep olmaktadır. Zamanın büyük bir kısmını öğretmen ve öğrencilerle geçirmesi gereken müdür, bürokrasi ve kırtasiyeye takılıp kalabilmektedir.

 

Okul örgütünün birinci amacı ve ilgi odağı öğretim olgusudur. Okulun asıl işi eğitim ve öğretimdir. Bu da sınıf ortamında öğretmenin yönlendirmesi ve denetimi altında öğretmen-öğrenci etkileşimiyle gerçekleşir. Burada okul iklimi, normlar, tutum ve inanışlar, uygulamalar, öğrenci özellikleri, öğretmen ve öğrenci beklentileri çok önemlidir.

 

Bu bakımdan öğretmenlere tecrübe kazandırıcı uygulamalar yaptırılmalı, kendi öğretimlerinin kritiğini yapabilme becerisi kazandırılmalı, öğretmenlerin planlama, sınıf yönetimi, metot ve teknikler, ölçme-değerlendirme alanlarında çok iyi yetiştirilmeleri sağlanmalı, bu amaçla kurulan Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün yeterli çalışmasına tanık olamıyoruz. Eğitim tarihimizde özellikle ilköğretimin çok önemli bir yeri vardır. Göktürk ve Uygurlarda bile temel eğitim kurumları vardır. Selçuklu ve Osmanlı okullarında medrese eğitimi görmüş hocaların “sıbyan” okullarında ders verdiğini, Cumhuriyet döneminde 1937 yılındaki atılımları, Milli Eğitim Şura toplantı ve kararları ile “Milli Eğitim Problemlerinde Koordinasyon ve İşbirliği Toplantıları”nın önemini biliyoruz. Ancak her sistem arayışında, eğitim-öğretim sorunlarının tartışılmasında; milli tecrübelerimizi ihmal ve inkâr ederek komplekslere kapıldık. Öbür ülkelerin, ileri ülkelerin deneyimlerinden elbette ki faydalanacaktık, faydalanacağız da... Fakat kökten kopmadan, yönümüzü kaybetmeden. Diğer bir konu, Milli Eğitim’in temeli ilköğretimdir diyoruz ama bahis mevzu toplantılarda ilköğretim öğretmeni ve yöneticisi genellikle yoktur. Daha doğrusu 19. Şûra Toplantısı’na kadar yoktu. İlk kez bir Şûra Toplantısına öğrenci, veli katılıyor. Atatürk’ten sonra ilk kez bir Cumhurbaşkanı Şûra’ya katılıyor. Bu çok önemli bir gelişmedir.

 

İlköğretim; çocuğa değerli bir varlık olduğunu, çevresindeki bütün varlıklara değer vermesini, sevmesi ve korumasını öğretmeyi, hayatı daha akılcı şekillendirmeyi, doğa ve insan ilişkilerini sevgi ve üretkenlik temeline oturtmayı amaçladığından öğretmenlik mesleğinde kendini becerileriyle ispatlayabilen öğretmenlere ihtiyaç gösterir.

 

Eğitim-Öğretimde teftiş de, verimliliğin sağlanmasını etkileyen bir kontrol, yönlendirme ve değerlendirmedir. Öğrencilerin huzurunda öğretmeni rencide eden, katı mevzuata düğümlenen bir anlayış değildir. Rehberlik esasına dayanan, şevk aşılayan, özendirici bir yaklaşım üslubu geliştiren bir sistem olmalıdır.

 

Şüphesiz ki bir okulun eğitim kalitesi, gelişme trendi, öğretmen-öğrenci münasebetiyle yakından alakalıdır. Bu münasebetin özünü öğretmenin şahsiyeti, mesleğine ve öğrencilerine karşı tavır ve ilişkisi tayin eder. Sinirli öğretmenin öğrencileri sinirlilik, neşeli öğretmenlerin öğrencileri neşelilik temayülü gösterdiği bir vakıadır. Bu örnekten hareketle diyebiliriz ki, öğretmen öğrencilerinin nasıl olmasını istiyorsa, kendisi de öyle örnek olmalıdır. Öğrencilerin yanlış, yersiz, kötü hareketlerini; korkutma, hakaret gibi yollarla değil, ruh sağlığını geliştirici bir sınıf ortamı oluşturarak önleyebilir. Düzen, tertip, temizlik, zamanın değerlendirilmesi, kendine güven duygusunun geliştirilmesiyle neticeler alınabilir. Öğrencinin sınıf huzurunda rencide edilmesi, ya da alınıp okul müdürüne götürülmesi sakıncalı durumlardır. Tabiidir ki öğretmenin kendisinden beklenen işleri yapabilmesi ahenkli şahsiyetler geliştirebilmesi için, kendisinin de sağlam ruh sağlığına sahip olması lazımdır. Bu itibarla öğretmen adaylarında mesleğe yönelik kişilik, tutum, davranış ruh sağlamlığı aranması, seven ve sevilen tiplerin tercih edilmesi, Milli Eğitimi Geliştirme Projesi’nin kesinlikle ihmal edilmemesi, öğretmenlerin maddi ve manevi problemlerini giderici tedbirlerin alınmış olması gerekir. OECD Education at a Glance 2007 Report, s.397 kayıtlarına göre Ülkemizde en üst derecede öğretmen aylığı yıllık olarak 21.623 dolarken, Yunanistan’da öğretmen maaşları(yıllık:37.772 dolar) ülkemiz öğretmenlerinden yıllık 16.145 dolar fazladır. Bu oran Almanya’da 40.125, Hollanda’da 46.734 dolar. OECD öğretmen aylığı yıllık ortalamsı ise; yıllık 45.666 dolardır.

 

Asrımızın öğretmeni, sürekli kendini yenileyen, erdemli toplum ideal insanı hazırlayan, meslek ve itibarının onurunu; kalkınmış, gelişmiş, refah ve huzuru yakalamış Türkiye’nin gururunu taşıyan gönül adamı, sevgi ve ülkü kahramanı olmalıdır.

 

Bugün Türkiye’de yeterli sayıda üstün nitelikli insan vardır diyemiyoruz. Milli eğitimimizin en önemli hedeflerinden biri de, ileri ülkeler seviyesinde insanlar yetiştirmektir. Öğretmenlerimizde onların öğretmenlerinin seviyesi altında olmamalıdır.166 sene önce öğretmen okulu açan bu ülkede bugün kâmil manada öğretmen okulu yoktur.

 

 

Eğitim seviyesinin yükselmesi, kalitenin artması, yani verimliliğin sağlanmasında hizmet içi eğitime de önem ve öncelik verilmelidir. Verimlilik açısından hizmet içi eğitimin önemine gelince; öğretmen bilgi aktarandan çok öğrenciye rehberlik eden, inceleyen, araştıran yani bilgilerden yararlanma yollarını gösteren, öğrencilere kazandırdığı bilgilerle bir üst okula veya hayata hazırlayan bir beyin, bir ruh mimarı, insan mühendisi olmalıdır. Öğretmen bir sanatçı olmalı, bir totem değil. Ders kitabı da öğrencilerin gözünde tabu olmamalı. Mevcut bilgi yükü hızla katlanıyor. Her 3–5 yılda bir yenilenme ihtiyacı ortaya çıkıyor. İşte öğretmenin performansını koruması, kendini yenilemesi büyük ölçüde iyi bir organizasyonla uygun zaman ve mekânlarda düzenlenecek olan hizmet içi eğitim kurs ve seminerleriyle mümkündür. Etkili öğretim, etkili öğretmenlik temelde bir gelişme ve değişme olayıdır. Öğretmenin öncesine oranla yeni bir yaklaşım geliştirmesi, değişik bir eğitim stratejisi uygulamasıdır. Araştırmalar, bulgular göstermiştir ki okulda bir değişim programının başarılı olmasında öğretmenlerin merkezi bir rolü vardır.

 

Özellikle 6–14 yaş arasındaki çocukları daha iyi tanıyabilmek, öğrenme mekanizmasını idare eden esasları anlamak,büyümekte olan çocuğun karakterini geliştirmek, kabiliyetlerini ortaya çıkarmak, öğretmenin eğitim psikolojisini iyi bilmesi, bilgisini sürekli yenilemesiyle mümkündür. Ders bir bakıma “hayat deneyi”dir.Çocuğa düşünmeyi öğretme tecrübesidir. Eğitim kavramını olumlu deneyimle özdeşleştiren Dewey.”Temel sorun eğitime karşı yeni eğitim değil, eğitim adına layık şeyin ne olduğunu belirlemektir.”demektedir. Eğitim aynı zamanda bir yatırımdır. Çünkü çok gıda ve giyim, tüketim mallarına ve refaha ileride sahip olabilmek ve çalışan nüfusun gelecekteki verimlilik kapasitesini artırmak bakımından eğitim bir yatırımdır. Başka bir deyimle, eğitim harcamalarının bir kısmı gelecekte daha fazla kazanç ve tüketim imkânı elde etmek için bugünkü tüketimden yapılan kısıntı, yani yatırım niteliğindedir. Eğitim harcamaları, öğrencilerin gelecekteki verimliliğini ve kazancını artırması oranında bir yatırım sayılır.

 

Ayrıca korumasız ve kimsesiz çocukların eğitimi için de etkili tedbirler alınmalıdır.

 

Milli, manevi, ahlaki ve insani değerleri taşıyan, milli tecrübeleri ihmal etmeyen, dünü bugünü ve yarını iyi görebilen, şekilciliği katılığı aşan bir anlayışla yapılan her hizmet kalıcı olur.

 

Netice olarak üretim alt sistemini değiştirecek, program ve iş takviminde esneklik getirecek, bürokratik işlemleri, kırtasiyeciliği azaltacak, kararların okul düzeyinde alınabilirliğini sağlayacak bir atılım ve eğitim inkılâbının gereğine inanıyorum. Daha az yasal düzenleme, 200 işgünü, program ve ders kitaplarının yabancı unsurlardan arınması, aile ve çevre eğitimi için ciddi, ilmi tedbirlerin alınması hususlarını öneri olarak dikkatlere sunmak istiyorum. İlgi duyan olursa, eğitim liderlerinden dert edinen olursa “Hayat Okulu Modeli” Projemin özetini de yazarım, sunarım. Lakin akim kalan yüzlerce proje dikkate alınırsa bu son cümlenin hiçbir anlamı olmayacağına kesin gözüyle bakabilirsiniz. Ama her şeye rağmen ümitliyiz.

Son Güncelleme (Pazar, 18 Ocak 2015 00:05)

 

Degerli Yazarimiz NACİ GÜMÜŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Çarşamba, 16 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #1 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2015-01-05 11:36
Yılların eğitimci yazarı Naci Gümüş beyefendinin, ülkemizin en önemli sorununa dair yaptığı tahlillerin göz önüne alınacağına inanıyorum. Makalede verilmek istenen mesajlar hayatî önemi haizdir.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2559
Dün3100
Tüm Zamanlar4123020
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 153 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2346
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?