• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KULLUĞUMUZU TEST EDELİM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_aliİbrahim (A.S.), Allah’tan aldığı vahiy ile inşa ettiği Kâbe (Beytullah), insanların ikna edildiği bir okuldu. Orada insanlara tevhid öğretilirdi. İnsanlar, Allah’ı noksan sıfatlardan arındırırlar, salâtı gerçekleştirirlerdi. Yani toplum hayatlarında ekonomik ve zihinsel açıdan destek olma kurumlarını oluşturmak suretiyle iyilik ve güzellikler üretirlerdi. Aradan geçen uzun yıllar sonra kendi kendilerini yeterli gören insanlar, yine nankörlük yapmışlar ve azıtmışlardı. İçlerinden tağutlaşan güçlüleri, kendilerini Rab olarak görür olmuşlardı. Rabbimiz de merhameti gereği insanlara zaman zaman elçiler göndererek onlara doğru yolu göstermiştir.

İşte insanlara tevhidin öğretildiği Beytullah’ın, içine zamanla bir sürü putlar konulmuş, bu putların da üzerleri saygı uyandırmak için örtüler ile örtülmüştü. Son elçi Muhammed (A.S.), tüm dünya insanlarının rüşde erebilmeleri için Allah’tan bizzat aldığı vahiyleri tebliğ etmiş, 23 yıllık elçilik görevini tamamlamış, Beytullah’ı içindeki putlardan temizlemiş, Allah ile kullar arasında herhangi bir aracı olmaksızın kulluk görevinin ifa edilmesi gerektiğini insanlara öğretmişti.

Peygamberimizin ölümünden çok kısa bir zaman sonra, Kur’ânın yıktığı saltanatlarını yeniden kazanmak isteyen bir takım ikiyüzlüler, İslâm dininin adını sahiplenerek hile ve zulümle gerçek sahabeyi sindirmişler, iktidarı ellerine geçirince Beytullah’ın üzerini eski alışkanlıkları nedeniyle yine örtü ile örtmüşler, adeta Beytullah’ı putlaştırarak, icat ettikleri ritüeller ile Müslümanları buraya yönlendirmişlerdir. Şöyle bir düşünün. İbrahim (A.S.) Beytullah’ı inşa ettiğinde üzerine örtü mü örtmüştü? Şimdi Müslümanlar bu örtüye kutsallık izafe ederek, gözyaşları dökerek kulluk görevlerini yaptıklarına inanıyorlar.

Bize şah damarımızdan daha da yakın olan Rabbimiz’i yapmacık hareketlerle kandırmak mümkün mü? Sahtekâr bir dilenci mesleğini zelil bir şekilde icra edebilmek için kendisini nasıl acınacak bir şekilde gösteriyor? Bizler de çoğu zaman dilencinin samimiyetten uzak bu yapmacık hareketlerini görebiliyoruz. Peki, içimizden geçenleri bile bilen Rabbimiz’in kandırılması mümkün mü? Yoksa kendi kendimizi mi kandırıyoruz?

Kendi kurduğunuz bir iş yerinde, işe aldığınız bir elemanınızın sizin gözünüze girmek ve daha çok maaş alabilmek için yapmacık hareketlerle ilginizi çekmek istediğini fark ettiğinizde bu samimi olmayan davranışlarının devam etmesini arzu eder misiniz? Yoksa nefsinize hoş geldiği için bu davranışlarını ödüllendirir misiniz?

Bakınız bir Kur’ân eri, ritüel konusunda ne kadar düşünülmesi gereken bir söz söylemiş:  “Ritüele alıştırılmış kişi ve kitleler, eğitilmiş, evcilleştirilmiş hayvanlara benzerler. Hem sırtlarına bilinir hem de sütleri sağılır.”  

Ritüel ne demek? Dinsel tören, kutlama anlamına gelen ritüel'in geniş anlamı; Dini bir inanç gibi benimsenmiş alışkanlık, kişilerce kutsallaştırılmış davranışlar, biçimler, davranış biçimleri, temalar şeklinde tanımlanabilir. Tiyatronun kaynağında ritüeller vardır. Sanatçı, kendisinin yaşamadığı bir olayı artistik roller ile seyircinin karşısında sanki bizzat o anda yaşıyormuş gibi taklit davranışlar ile sergileyip bir mesaj vermeyi amaçlar. İstemese de ağlanacak bir sahnede ağlama davranışını gösterebilmelidir.

Kur’ânda insanların istifadesi için boyun eğdirildiği ifade edilen hayvanların, bilgili insanlar tarafından nasıl terbiye edildikleri ilim erbabınca tespit edilmiştir. İnsanın bir ses veya davranışına göre şartlanan hayvanların istenen hareketleri yaptığını görebilmekteyiz. Meselâ çok güçlü oldukları şüphe götürmeyen at, merkep, öküz ve manda gibi hayvanların ehlileştirilmek suretiyle nasıl itaatkâr bir hale getirildikleri bilinmektedir. Bu hayvanlar bazı ritüel ses ve davranışlar karşısında hemen istenen davranışı göstermektedirler.

Nasıl ki bir hayvanın alıştırıla geldiği ritüeller ile onlardan istifade edilebilir bir konuma getirilebildikleri, kendilerini evcilleştiren insanları sırtlarına bindirdikleri, sütlerinin sağılmasına izin verdikleri inkâr edilemez bir gerçek ise, bu örneği sosyal hayata uyguladığımızda son derece ilginç sonuçlara ulaşmak mümkündür.

Özellikle sömürgeci güçler bu ilmî gerçekleri hiç acımadan kullanmaktadırlar. İslâm tarihinden örnek vermek gerekirse; Peygamberimizin ölümünden sonra saltanatlarını yeniden elde etme kaygusuna düşen ikiyüzlü güç sahipleri toplumda kendilerine kul ve köleler elde edebilmek için peygamberimizin adını kullanarak “Mescitteki mü’min denizdeki balık gibidir, hiç çıkmak istemez” gibi hadisler üretmek suretiyle Müslümanları uyuşukluğa yönlendirmişlerdir.

Müslümanlar uyduruk ritüeller ve teferruatları ile ilim yaptıklarını ve ibâdet ettiklerini düşünmekte iken, sömürgeci güçler ne yapmaktalar? Neden dünya üzerinde Müslümanlar en geri kalmış toplulukları oluşturmakta? Müslüman olmakla gurur duyduğumuz inancımız mensuplarının yaşadıkları coğrafyada ülkelerinin tabii zenginlikleri nasıl başka medeniyetlerin hizmetine sunulmakta? Sadece petrol konusunda tarafsız bir inceleme yapmak yeterli.

Oysa bakınız Rabbimiz ne diyor? “İnanıyorsanız en üstün sizsiniz” Geliniz kulluğumuzu bir test edelim. Önyargılarımızın esiri olmayalım. Bu cümleleri okuyanlar “1400 yıldır uygulanan kulluk ritüellerimiz değiştirilmek mi isteniyor?” diye düşünebilirler. Bakınız dilimize namaz olarak giren kulluk görevimizi Yüce Rabbimiz Kur’ân da nasıl anlatıyor?

Rabbinize alçala alçala (zillet zinciri kurarak) ve gizlice/ açıkça göstererek dua edin. Kesinlikle O, sınırı aşanları sevmez. Ve düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na, ürpererek ve rahmetini umarak dua edin. Kesinlikle Allah'ın rahmeti, iyileştirenlere-güzelleştirenlere çok yakındır.” (A’râf 55-56)

Akleden bir mü’min, okuduğunu anlar ve uygular. Rasülüllah, sahabe ve gerçek mü’minler öyle yaptılar. Yüzyıllardır bizleri şartlandıran güçlerin, Allah ile aramıza birilerini sokmak isteyenlerin dayatmalarına karşı dik duralım. Taklitçilik hastalığımızdan bir kurtulalım. İsteyeceklerimizi sadece Allah’tan isteyelim.

Geleneklere körü körüne bağlı kalmak, o toplumun değişmesinin, gelişmesinin önündeki en büyük engel, ayaklara takılmış korkunç bir prangadır. Rabbimiz elçi göndererek, kitap indirerek bu zincirleri çözmeyi, insanları özgürleştirmeyi, değişimi ve gelişimi amaçlamıştır.

Gelin; şu sayılı günlerimizi heder etmeyelim. Elimizde fırsat varken zamanımızı değerlendirelim. İşten güçten zaman bulamıyorum şeklindeki mazeretler ile kendimizi kandırmayalım. Zaten Kur’an düşmanları da bunu istemektedir. Arapça harfleri öğrenerek, “Kur’anı peygamberimizin ana dili ile okuyup sevap kazanacağız” tuzağına düşmeyelim. Günde yarım saat ayırıp, Rabbimizin bizlere hediye ettiği Kur’anı, bildiğimiz lisan ile anlama yoluna girelim.

Bizi en iyi bilen, en iyi anlayan O dur. Bize faydası olacak tek güç sahibi O dur. Rabbimizden bir şeyler öğrenmek istiyorsak, dinimizin tek kaynağı olan Kur’ânı bildiğimiz lisan ile okuyalım. Hacıdan, hocadan medet ummayalım. Aksi halde bu yanlışlıklar ile Rabbimize kulluk ediyoruz diye devam edersek, âhirette suçu bunların üzerine de atamayız. Kendimizi kandırmayalım.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.
 

Son Güncelleme (Pazartesi, 02 Şubat 2015 15:09)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #4 RE: KULLUĞUMUZU TEST EDELİMMEHMET ÇOBAN 2015-01-24 14:50
Yazı genel olarak güzel. Ritüellerle ilgili söylenenler üzerinde dikkatle düşünmek gerekir.

Her din mutlaka ibadet biçimlendirmesi olarak kendine bazı ritüeller edinecektir. Zira ibadet denilince eğer akla eylem geliyorsa, eylemler ritüel olmadan olmaz. Hiç kimse Müslüman olarak çıkıp ben Rabbime keyfime göre ibadet ederim diyemez. O zaman ne risaletin, ne de vahyin bir anlamı kalmaz.

Allah vahiylerinde resulünü sürekli Müslümanlara örnek kıldığını söylemektedir. Hem düşünüş, hem yaşayış, hem de Allah'a olan ibadetleri hayata geçiriş açısından resuller örnektir. Şimdi bir Müslüman tutup da şöyle deme hakkına mı sahip?

Bana ne resulden, ben Rabbime istediğim gibi ibadet ederim. Ben bu konuda başı boşum. Müslümanlık başıboşlar dini değildir. Aksine Allah'ın ipinde birlermiş, bilgiye, bilince dayalı olarak birlikte hareket eden bir topluluktur. Birlikte hareketi oluşturan her kural, bilgi, bilinç eylemsel ritüel olarak hayatımızda var olur.

Bu yönde daha önce yazdığım bir makalenin linkini veriyorum.

http://gonulsitesi.net/inde[.........].php?option=com_content&vie[.........]=article&id=400:sembolzm--eklclk&catid=1:yazarlarmz&Itemid=44
Alıntı
 
 
0 #3 RE: KULLUĞUMUZU TEST EDELİM 2015-01-24 11:14
Allah razı olsun sayın savcım..kalemine sağlık.. gerçekten müslümanların hali üzücü..birlik ve düzen olmazsa çok zor. Batı da zaten ortadoğunun tekrar müslümanlaşması na engeler çıkarıyor.. Petrol herşeyin başı..Türkiye bişeyler yapaya çalışıyor ama engelleniyor... Allah yardımcımız olsun..selamlar.
Alıntı
 
 
0 #2 RE: KULLUĞUMUZU TEST EDELİM 2015-01-22 23:50
Halkı müslüman olan devletlerin ilerlemesi ya da geri kalmasının en önemli nedenlerinden biri olan "dinin ritüel haline getirilmesinin" İslam aleminin içerisine düştüğü,düşürül düğü durumu gözler önüne seren güzel bir okuma. Yazarını kutluyorum.
Not: Yazılan makalelerdeki saygı anlamı ifade eden tamlamaların "A.S." şeklinde kısaltmalarla belirtilmesi art niyetli kişilerce farklı okumalara neden olabilmektedir. Kısaltma yapılan tamlamalar açıkça yazılırsa daha güzel olacağını düşünüyorum. Halil AY
Alıntı
 
 
0 #1 RE: KULLUĞUMUZU TEST EDELİM 2015-01-22 12:42
Kıymetli ağabeyim,
Yazınız harika olmuş. Aklınıza, kaleminize ve elinize sağlık. Çok çok teşekkür ederim. Allah razı olsun. Güzel ve aydınlatıcı yazılarınızın devamını bekliyoruz.
Bol selam, saygı ve sevgiler sunuyorum.
Bu arada Kuran'daki Hadisler yazılarımın ikincisi de yayınlandı anahaberyorumda .
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1109
Dün4918
Tüm Zamanlar3774225
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 235 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1309
İçerik : 1480
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?