• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KUR’ANI KONUŞANLAR VE KUR’AN AHLAKI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

mer_naciBu başlığın altını bilimsel ifadelerle dolduracak değilim. Ayet ve hadislerle de destekleyecek değilim. Zira böyle bir başlığı okumaya niyetli olanlar, Kur’anı konuşanları da bilir, Kur’an ahlakını da bilirler. Kur’anı konuşanların ahlak konusundaki sıkıntıları kendi sıkıntıları olarak kalsa eyvallah diyeceğim de bunun bir de toplumsal boyutu var. Bunca adam bas bas bağırıyor, Kur’an da Kur’an diyor da beklenen değişim ve dönüşüm acaba neden hâsıl olmuyor? Muhtemelen bir yerlerde sıkıntılar var. Kur’an konusunda konuşanlar öyle şeyler söylüyorlar ki bunları benim peygamberimin bilmesi ve söylemesi mümkün değil desem her halde başım ağırmaz.

 

Kur’anı konuşanlar hani diyorlar ya peygamberimizin bu kadar hadis söylemesi mümkün değil diye. Doğrudur da birileri size peygamberimizin sizin yaptığınız gibi yorumlar yapması, tefsir adına bu kadar konuşması da mümkün değil dese acaba cevabınız ne olur? Gerçi sizde laf bitmez. Yeni şeyler söyleme adına konuştukça samimiyetten uzaklaştığınızı, ahlaki zafiyetler yaşadığınızı görmüyorsunuz. Ahlakı sadece anlatıyorsunuz ve bizim yaşamamızı istiyorsunuz. Ahlak adına bildikleriniz size bir şeyler söylemez mi? Siz konuşacaksınız biz yaşayacağız öyle mi? İnanın bu millet sizi tanımadan ve sizi dinlemeden tüm eksikliklerine rağmen daha samimi idiler, daha ihlâslı idiler. Sizin malumatfuruşluklarınız samimiyeti de ihlâsı da katletti.

 

Yıllar yılı bu memlekette tarikat şeyhleri, tasavvuf önderleri içinde bulundukları şirk durumlarından ziyade bir araya gelmemekle, istişare etmemekle, bayramlaşmamakla suçlandılar. Bu doğruydu ve çok önemli bir eksiklikti. Bir zamanlar yazmıştım “Haydi Şeyhler Sahaya” diye. Bu terör eylemleriyle ilgili bir yazıydı. Her konuda konuşan şeyhler maalesef bu konuda ağızlarını dahi açmamışlardı. Bu saatten sonra açsalar da bir işe yaramaz. Çünkü hepsi siyasetin dahi gerisinde kaldı. Onların en mahremlerinde bile söyleyemediklerini Kasımpaşalı çıktı bütün dünyaya söyledi. O yüzden bu saatten sonra yemezler, dinlenmezler, kale alınmazlar.

 

Kur’anı konuşanlar, Kur’an ahlakından dem vuranlar sizin Şeyhlerden, tasavvuf önderlerinden ne farkınız var? Siz bir araya geliyor musunuz, siz istişarede bulunuyor musunuz, siz bayramlaşıyor musunuz? Hayır. Siz Kur’an ahlakından bahsetseniz ne yazar, bahsetmeseniz ne yazar? Milletimiz kendi yazar, kendi okur, kendi yaşar. Size bakıp da ne yapmaması gerektiğini yine sizden öğreniyor. Yani yine bir işlev görüyorsunuz.

 

Bunlara verecek has cevaplarınız elbette vardır. Bu yazdıklarımı istediğiniz gibi çürütebilirsiniz, hatta beni yazdığıma da pişman edebilirsiniz. İşte u da bir ahlak zafiyetidir. Ona, buna, bana cevap yetiştirmektense ne kadar ahlaklı olduğunuzu bir düşünün, sorgulayın. Nerede eksiklikler var, bunları gidermeye çalışın.

 

Hani siz Emevilerin âlimleri baskı altına aldığından, zindanlara attığından ve işkenceye tabi tuttuğundan bahsedersiniz ya… Elbette bunlar doğrudur.  1950’ye kadar bu ülkede de aynen böyle olmuştu. Ama sonradan başka bir şey oldu. Âlimler, din adamları, akademisyenler, ilahiyatçılar gönüllü olarak devlete eklemlendiler.  Önceden din adına, hakikat adına konuşanlardan Allah razı iken; bu gün ise devlet razı olmuştur. Acaba devletin, sistemin razı olduklarından Allah razı olur mu? Yaşar Nuri Öztürk karşı mahalleye geçti, bize sövdü. Bizim mahallenin hırçın çocuğu Mehmet Bekaroğlu ‘şimdiye kadar yanlış yerde durmuşum, asıl yerimi şimdi buldum’ dedi ve karşı mahalleye geçti. Bizim mahallenin yaramazlarından bazıları da Bekaroğlu’nun yalnız bırakmamak için harekete geçmek üzereler. Yakında onları da duyacağız, göreceğiz. Siz bizim mahallede durdunuz yine bize sövdünüz ve sövmeye de devam ediyorsunuz. Ahlâk bunun neresinde?

 

Güneşin doğuşunu haber veren horoz olmak varken; güneş doğduktan sonra cik cik öten serçe olmayı tercih etmek Kur’an ahlâkına sığmaz.Kur’an’dan konuşmak, Kur’an ahlâkını yaşamak anlamına gelmiyor vesselam.
 

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1201
Dün1605
Tüm Zamanlar4411004
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 81 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2968
İçerik : 1504
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?