Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

mehmet_aliÇok sevdiğiniz bir yakınınızın, sizden yüz çevirdiğini gördüğünüzde ne kadar üzülürsünüz değil mi?

Bir babanın verdiği öğütleri evlâdın umursamayıp, aksi davranışlarda bulunması, o evlâdın babasından yüz çevirdiğini göstermez mi?

Merhameti sonsuz olan Rabbimiz, inanan-inanmayan ayrımı yapmadan tüm kullarına nimetlerini bol bol vermekte, onların hatalarından vazgeçip koruması altına almak için âdeta gözlerinin içine bakmakta. Buna rağmen kulların çoğunluğu, Rabbimizin öğütlerini göz ardı etmekte, yani o merhametlilerin en merhametlisinden yüz çevirmekte. İşte Kur’ândan bir örnek:

“Hani Biz, İsrâîloğulları’na “Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana-babaya, yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzelliği söyleyiniz, salâtı ikame ediniz [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma kurumları oluşturunuz-ayakta tutunuz] ve zekâtı/vergiyi veriniz.” diye kesin yükümlülük verdik, onlar da bunu kabul etmişlerdi. 

Ey israiloğulları!
Sonra çok azınız müstesnâ olmak üzere yüz çevirdiniz. VE SİZ YÜZ ÇEVİRENLERSİNİZ.” (Bakara 83)

İsrailoğulları Rabbimizin bu ağır ithamına neden maruz kaldı? Salâtı hayatlarından çıkardıkları için!

Altın tutkusunu akıllarından çıkaramadıkları için!

Firavun zulmünden kurtulduktan sonra rahat bir hayat sürmek varken, Musa (A.S.) a kafa tutup, “Allah’ı bize göstermedikçe sana asla inanmayacağız” dedikleri için!

Salâtı ikame etmeleri gerektiği emredilmesine rağmen, yani toplum içinde malî yönden ve zihinsel açıdan destek olma kurumları oluşturmaları gerekir iken, kendilerini dünyanın en seçkin toplumu görerek, diğer insanları kendilerinin kölesi kabul eden siyonist ideolojiyi benimsedikleri için!

Toplumda iyilik ve güzellik üretmek yerine salâtı hayatlarından silerek, ağlama duvarı önünde ilâhi okuma ritüellerini din diye topluma yutturdukları için!

Sonra onların ardından kötü bir nesil geldi ki, SALÂTI [MÂLÎ YÖNDEN VE ZİHİNSEL AÇIDAN DESTEK OLMAYI] KAYBETTİLER/HAYATLARINDAN ÇIKARIP ATTILAR. Ve şehvetlerine uydular.” (Meryem 59)

İşte Yahudileşenler nasıl kulluk yapıyoruz diye ağlama duvarı önünde kendilerini kandırıyorlar ise, Hıristiyanlar da kiliselerde haç çıkartmak suretiyle Rabbimize ibadet ettiklerini sanmaktalar. Görüldüğü gibi toplumlar ritüellerle oyalanmaktadırlar. 

Salât denince aklımıza hemen namaz geliyor. Oysa salât kelimesinin orijinal anlamının; “Destek olmak, yardım etmek, sorunları sırtlamak” olduğu bu gün artık her dürüst araştırmacı tarafından da bilinmektedir. Bu konuda ilmî araştırmalarda bulunan Hakkı Yılmaz beyefendinin “İslâm Dininin Temel Direkleri” isimli eserinin tüm İslâm aydınlarınca ve de özellikle İlâhiyat eğitimi yapan kurumlarca incelenmesi gerektiğine inanıyorum. Tabii ki yapılacak eleştirilerinde aynı ilmî seviyede olacağını ümit ediyorum.

Mâlî yönü ile salât; Toplumda iş imkânları sosyal güvence sistemleri ile ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, onları zor günlerinde sırtlamak, toplumun sıkıntılarını gidermektir.

Zihnî yönü ile salât; Eğitim ve öğrenimle bireyleri, dolayısıyla da toplumu aydınlatmak, rüşde erdirmek, en sağlam yola iletmek, böylece toplumun tüm sıkıntılarını gidermektir. Allah ile kul arasındaki ilişkiyi canlı tutmaktır.

Rabbimiz salât emrini tüm peygamberleri ile tüm dünya insanlarına bildirmiştir.

Ancak salât her zaman engellenmiştir. Çünkü salât, toplumu sömüren tağutların işine gelmez. Salâtın ikame edildiği yerlerde herkes aydınlandığı için, kamuca sağlanan iş güvenliği ve sosyal güvence sayesinde kimseyi köleleştiremezler. Tağutlar bu engellemeyi bazen şiddet kullanarak, bazen de insanları kandırarak gerçekleştirirler.

Nasıl mı kandırır? Örnek mi istiyorsunuz; Peygamberimize vahyolunan Kur’ân âyetlerindeki kelimelerin anlamlarını değiştirmek bilinen en kolay yoldur. Meselâ “sıkıntı-bunalım” anlamındaki “Hût” kelimsine balık anlamı verirseniz Yunus (A.S.)’ı balığa yutturursunuz. Oysa balığın Arapçası “semek”  olmasına rağmen. Musa (A.S.)’ın yiyeceği balığa da “Hût” dersiniz, balık da canlanır ve denize gider. Ondan sonra da Müslümanlara “Allah her şeye kadirdir” dersiniz. Kimse karşı çıkamaz. Kur’ânı anlamak isteyenlerin “Sünnetullah değişmez” Kur’ânî ilkesini hatırlattıklarında da onları da dinden çıkmış olduğunu fısıldarsınız olur biter.

Tağutların şiddet kullanma konusunda İmam-ı Âzam’a neler yaptıklarını hatırlamak isteyenler, ibret almak isteyenler, Tarih ilminden yararlanabilirler.

O zaman “namaz yok mu?” diye sorularınızı duyar gibiyim. Kur’ânda “namaz” kelimesi geçmemektedir.Kültürümüze namaz olarak yerleştirilen anlamı “Dua” dır. Hem de nasıl bir dua biliyor musunuz. Keşke insan, ömründe bu şekilde bir defa dua edebilse, namaz kılabilse; İşte Kur’ân:

Ey insanlar!
Rabbinize alçala alçala ve gizlice/açıkça göstererek dua edin; namaz kılın. Kesinlikle O, sınırı aşanları sevmez. Ve düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O’na, ürpererek ve rahmetini umarak dua edin. Kesinlikle Allah’ın rahmeti, iyileştirenlere-güzelleştirenlere çok yakındır.”
(A’râf 55)

Namaz sözcüğü, Hindçe’den Farsça’ya, Farsça’dan da Selçuklular döneminde Türkçe’ye geçmiştir. Yukarıdaki âyetten başka 200 civarında dua âyeti vardır. Kur’ândaki her dua âyeti namazdan bahsetmektedir.

Geliniz, Rabbimize alçala alçala dua edelim. Gerçek anlamı ile de salâtı ikame edelim. Ayakta tutalım. Salâtı terk etmeyelim. Rabbimizden yüz çevirmeyelim.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

 

Son Güncelleme (Pazar, 08 Mart 2015 22:09)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #1 RE: YÜZ ÇEVİRENLER 2015-03-11 10:20
Kıymetli Ağabeyim,
Yazınızı okudum. Güzel olmuş. Çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Yazılarınızın devamını bekliyorum.
Selam ve saygılarımı sunarım.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün728
Dün2376
Tüm Zamanlar3939442
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 79 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2194
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?