Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_aliPeygamberimizin ölümünden çok kısa bir süre sonrasında İslâmın adını etiket olarak kendilerine yapıştırarak Kur’ân düşmanlığı yapan ikiyüzlüler, gerçek sahabeleri öldürüp, baskı altına alıp Kur’ânın yıktığı saltanatlarını yeniden kurdular. Peygamberimizin adına Kur’âna alternatif olarak üretilen rivayetler ile Kur’ânın anlaşılamaz bir sır olduğu saçmalığı ile 1400 yıldan bu yana tüm insanlığı uyuttular.

Oluşturdukları kokuşmuş bataklıkta sadece kedilerinin debelenmesini bile tekelleri altına almak için, Kur’ân ile reşit olmuş Hak dini özgür iradeleri ile seçmiş diğer milletler insanlarına mevali sıfatını takmışlardır. Yani kendileri güya birinci sınıf Müslüman, sonradan Kur’ân ile tanışıp Müslüman olanlar ikinci sınıf.

Rabbimiz bu geleceği Kur’ânda tüm insanlığa bildirmişti.

{Ve kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimseler: “Üstün gelmeniz için bu KUR’ÂN'I DİNLEMEYİN, ONUN İÇİNDE ANLAMSIZ ŞEYLER YAPIN/ ANLAŞILMASINI HER TÜRLÜ YOLLA ENGELLEYİN” DEDİLER.} (Fussılet 26)

İşte Müslüman toplumların tüm dünya milletleri arasındaki perişan hali ortada.  Müslüman olduğunu iddia eden, başka bir Müslümanı katlediyor. Allah’ın tüm dünya insanlarının hayatlarına uygulamaları için elçisi Muhammed (A.S.) a vahyettiği Kur’ân mesajı bunu mu bildiriyor? Neden Müslümanlar parça parça ayrılmış? Güya Peygamberimiz “Ümmetim 72 parçaya ayrılacak, biri müstesna hepsi Cehennemdedir” demiş.

Peygamberimizin adı kullanılarak üretilen rivayetler, Kur’ân düşmanlarının kendi saltanatlarını meşru gösterebilmek amacına matuftur. Kur’ân dan uzaklaştırılan Müslümanlar, “Peygamberimiz dedi ki” diye başlayan tüm sözleri saygı ile başları üzerine taç edinmişlerdir. Kur’âna yani hak dinin tek ve ana kaynağına uygun mu diye sorgulamamışlardır. Sorgulayanlar da dinden çıkmıştır diye damgalanmıştır.

Bir düşünelim, bundan kimler yararlanıyor? Ahiret hayatına inanmamayı özgür iradeleri ile seçmiş olan sömürgeciler. Kur’ânın ifadesiyle 1000 yıl yaşamayı arzulayan insan suretindeki yaratıklar. Kimleri kullanıyorlar? Kendilerini Müslüman olarak ilân eden insanları. Onlar birbirlerin öldürsünler.

Böylece hem Kur’ân dışı bataklıklarda üretilen rivayetlere kanarak Müslüman olmuş bulunan kendi vatandaşlarından kurtulmak için onları ateş çemberine sevk ediyorlar, hem de zengin petrol kaynaklarında oturan insanların telef olmaları, köleleştirilmeleri için çatışma ortamlarına silâh satarak bu kargaşa ortamını madden destekleyerek amaçlarına ulaşmayı plânlıyorlar.

Rabbimiz bizleri nasıl uyarıyor? Lütfen objektif olarak şu âyeti okuyalım:

{Ve eğer mü’minlerden iki grup birbirleriyle SAVAŞTIRILIRLARSA, hemen onların arasını düzeltin. Şâyet biri ötekinin üzerine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Sonra da eğer dönerse aralarında adaletle barış yapın ve hakkaniyetle davranın. Şüphesiz ki Allah, hakkaniyetle davrananları sever.} (Hucurat 9)

Bu âyeti kitaplığınızda bulunan diğer mealler ile de lütfen karşılaştırın. Göreceksiniz ki Kur’ânın orijinalindeki anlamından nasıl saptırılmış. “Mü’minler savaşırlarsa” yazıyor değil mi? Şimdi yukarıda meali verilen Fussılet 26. âyetindeki Rabbimizin bizleri neden uyardığını daha iyi anlayabiliyoruz.

“Görüldüğü üzere âyette Ve eğer mü’minlerden iki grup birbirleriyle savaştırılırlarsa buyurulmuş, “savaşırlarsa” buyrulmamıştır. Sözcüğün aslı iqtetelu olup, mutavaat anlamını içerir. Bu da birilerinin oyununa gelerek, provokasyon sonucu savaşı ifade eder. Normal şartlarda mü’min, mü’mine savaş açamaz, mü’min, mü’mini öldürmek için elini uzatamaz, mü’min, mü’mini kasten öldüremez.” (Tebyînü’l- Kur’ân)

Ahiret hayatına inanmayan sömürgeciler ellerinde kadehleri ile Tv. ekranlarından Müslümanların birbirlerini öldürmelerini seyretsinler, Kur’ândan uzaklaştırılmış şu zavallılar da Cennet’e gireceğiz diye hayatlarına son versinler. Plân ne güzel işliyor değil mi?

Müslüman olduğumuza inanıyoruz. Peki, ne yapıyoruz?

İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya’da toplanan papazların meleklerin kanatları veya cinsiyetlerini tartışma sahnesini tarihten okuyalım.

Bizler de Kimya laboratuarında analiz-sentez yapan ilim adamları gibi “Şu hadis sahih, şu değil” kargaşası içinde boğuluyoruz.

Peki, bizi yaratan Rabbimiz ne diyor, hiç merak ettik mi?

{Ve şüphesiz sana vahyedilen [KUR’ÂN], senin için de, toplumun için de gerçekten bir öğüttür/şan-şereftir siz ondan SORGULANACAKSINIZ.} (Zuhruf 44)

Bizleri paramparça yapan, mezheplere ayıran, birbirimize düşman ilân eden Peygamberimizin ölümünden 150-200 yıl sonra uydurulan hadislerden değil.

Katledilen insanların bir kısmının ilân ettiği zafer söylemleri ile günlerimiz heder ettiğimizde ileride daha da büyük rezillikler içinde boğulacağımız muhakkaktır. Eğer Kur’âna inanıyorsanız işte ispatı:

{Allah'ın izni/ bilgisi olmaksızın, hiç kimse için iman etme yoktur. Ve ALLAH, KİRLİLİĞİ/AZABI AKLINI KULLANMAYANLARIN ÜZERİNE BIRAKIR.} (Yunus 100)

Aklımızı kullanalım. Bataklıklarda boğulmayalım.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

Mehmet Ali Oğuz

Em. C. Savcısı

Son Güncelleme (Salı, 28 Temmuz 2015 15:06)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #3 RE: ŞU MİKROPLAR HANGİ BATAKLIKTA ÜRETİLİYOR?Mehmet Ali OĞUZ 2015-08-06 11:57
Akıllı bir savcı hakikate ulaşabilmek için önünde bulunan delilleri dikkatle inceler. Hakikatin gizlenmesi için ard niyetli insanların olay yerine bıraktıkları sahte deliller ile vakit kaybetmez.
Alıntı
 
 
0 #2 RE: ŞU MİKROPLAR HANGİ BATAKLIKTA ÜRETİLİYOR? 2015-07-30 14:17
“Bizler de Kimya laboratuarında analiz-sentez yapan ilim adamları gibi “Şu hadis sahih, şu değil” kargaşası içinde boğuluyoruz.”
Yazarımız, yüzyıllardır İslâm alimlerinin, muhaddislerin titiz çalışmalarının gereksiz olduğunu söyleyerek 1400 yıllık emeğe ve birikime sırtını dönerek at kurtul mantığından yola çıktığını ve Hz. Peygamberin sünnetine ihtiyaç duyulmadığını zımnen ifade etmektedir. Bu yaklaşım hadis karşıtı bir yaklaşımıdır.
Bu yaklaşım yazarımızın savcılık misyonu ile de tezat oluşturmaktadır : Bir savcı, ciddî bir olayla ilgili delil olabilecek materyalleri incelemez mi ? İşin içinden çıkamıyorum diyerek delilleri göz ardı edebilir mi? Kimya laboratuarında analiz-sentez yapan ilim adamları gibi delilleri incelemesi, inceletmesi gerekmez mi? Deliller arasında boğuluyorum deyip dosyayı, davayı kapatması mı gerekir ?
Konu bir ümmetin dünya ve ahiret hayatı ile ilgili ise, at kurtul yaklaşımını nasıl önerebiliriz ? Böyle bir hakkımız var mı?
Alıntı
 
 
0 #1 RE: ŞU MİKROPLAR HANGİ BATAKLIKTA ÜRETİLİYOR? 2015-07-29 10:07
Kıymetli dost,
Allah kalbine ve kalemine güç katsın. Hizmetini bereketlendirsi n. Hizmetinizden yararlanmamıza vesile olanlara selam olsun.
Kalbi teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunarım.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2113
Dün3798
Tüm Zamanlar3948129
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 128 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2103
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?