Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon MEDENİYET ve SANAT

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 11
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


NaciGumusMedeniyet; “bir ülkenin veya toplumun maddi ve manevi varlığının, düşünce, sanat, bilim ve teknoloji ürünlerinin, entelektüel hayatının tamamını ifade etmesi”nin ötesinde “Barış ve Özgürlük” olgusuna alan açan, birlikte yaşama kültürünü besleyen bir kavramdır. Hem maddi özgürlük, hem manevi özgürlük. Medeniyet kelimesi tarih içerisinde zaman zaman değişik anlamlar yüklenen bir konsept olmuştur. Kelime Medine isminden Osmanlı Türkçesinde Medeniyet olarak türemiş, günümüz Türkçesinde de hüsn-ü kabul görmüş bir sözcük olarak hayatiyetini sürdürmektedir. TDK Sözlüğünde kelimenin karşılığı; uygarlık, toplum bilimidir. Lakin uygarlık veya civilization dediğimiz şey salt aklı temel alan, gerçek hayatla bağları koparan,  manevi, kalbi ve ulvi duyguları pek kale almayan bir kavramdır. Topyekûn insanlığın muhtaç olduğu ise; Hakikat Medeniyetidir.

 

Medeniyetlerin dirilmesi, gelişmesi, ilerlemesi ve geleceği; günümüz insanının düşünce ve algılarının umutsuz değil anlamlı, akıl ve iradelerinin taze ümitlerle donanımlı olmasına bağlıdır. Hayat’a ve dünyaya karşı sorumluluklarımız vardır. Kendi mutsuzluk ve umutsuzluğumuzla toplumu  huzursuz etme hakkına asla sahip değiliz. Bu itibarla ruhi hayatımızın, yani manevi hayatımızın standardının yükselmesi mantıklı, tutarlı orijinal düşünceden fışkıran olumlu fikirlerle olacaktır. İnsanımızı önyargılardan, itham etme, kategorize etme hastalığından kurtaracak eğitim programlarına, görsel ve sosyal medyanın bu konuda hassasiyet  göstermesine ihtiyacımız vardır. Hakikat Medeniyeti’nin temel prensibi, güzel ahlak sahibi olmaktır. Yaratılıştaki yüce sanatın farkında olmaktır. Toplumun medeniyet anlayışını sanatında görürüz, sosyal hayatta görürüz. Medeniyet sanatla o kadar ilişkilidir ki geçmiş ve gelecek onun kanatları altındadır. Medeni insan hem kendisi ile hem toplumla barışıktır. Kendi içinden tutarlı bir görüşle düşüncelerine ulaştığı için ahlaki  seviyesini yükseltme kabiliyetini geliştirmiştir. Erdemi belki telkinle değil de derinden gelen düşüncesinin kıvılcımları arasında, ya da okuduğu kitapların satır aralarında yakalamıştır. Müslüman toplumlarda ise zaten bütün kitapların kaynağı olan O kitap vardır. Ama sadece vardır. Eğer İslâm toplumu o kitapla hemhal olur, içselleştirirse hayat kımıltılarını gösteren medeniyetini ihya edebilir. Zira insanlığın muhtaç olduğu tek medeniyet; hakikat medeniyetidir. Ne yazık ki tekniğin arşa çıktığı bu çağda hâlâ devletler yönetimi ile toplu yaşayış sanatları şaşılacak derecede ilkeldir.  Günümüz insanlarının sanat anıtlarının cazibesine kapılmasına sebep tek şey o eserlerin bir medeniyet ifadesi olmasıdır. Turistleri gezdirdiğimiz tarihi yerler bir zamanlar insanların ihtiyaçlarına binaen yapılmış yapılardır. Hayal kırıklığına uğramış çağdaş insan için hayranlık duyduğu anıt, birkaç yüzyıl öncesinin insanı için bir ihtiyaç, barınma, belki ibadet yeriydi. Kötülüklerle kıstırılan insanoğlunu ayağa kaldıracak, durulmuş medeniyetleri diriltecek en büyük güç gönülleri harekete geçiren sanat olacaktır.

 

Dünyadaki  iktisadi ve teknolojik gelişmeler zan edilenin aksine medeniyetlerin ilerlemesine değil, belki gerilemesine sebep oluyor. Heyhat ki kitleler bunun farkında değil. Toplumun veya bireylerin ihtiras ve tutkuları, tüketim hastalığı, avm ile atm ler arasındaki bir hayata onları mahkum etmiştir. Bu endişe verici bir durumdur. Sokak hareketlerindeki marazi ruhların, bilinçsiz eylemlerini doğuran sebeplerin iyi tahlil edilmesi ve gerekli tedbirlerin acilen alınması zaruretin ötesinde bir şeydir.  Birinci aşmada bu tedbirin en sihirli formülü “adalet ve emanet” kavramlarındadır. Adalet tesis edilecek, emanet ehline teslim edilecek. Liyakat esas alınmalı, her problem ilmi metotlarla izale edilmeli. Dünya insanlığının, yayın dünyasının, ilim adamlarının, düşünürlerin insaf, idrak ve izan sınırlarını zorlayarak, risk alacak adımlar atması lazım. Medeniyetin geleceği, insanlığın dirilişi  ideali gibi yüksek bir davanın sahibi olmak ölümsüz bir hizmet değil midir? Aksi takdirde birileri birilerinin telkin ve yönlendirmesiyle robot bireyler de türeyebilir. Erdemli toplum, ideal sahibi, sorumluluk duygusu taşıyan birey ve topluluklara su kadar, hava kadar ihtiyaç vardır. Ölümlü insan ölmezliğin pırıltısını yakalayabilmelidir.

 

Çağımızda  menfaat ve bencilliğin, tembelliğin gerçek hayat ile manevi hayat arsındaki ilişkiyi  ne kadar zedelediğini görmüyor musunuz? Hakikatin gerçek anlamını ruhumuzun duyumsaması, aklımızın idrak etmesi, dilimizin ifade etmesi önemliden önemlidir. Saf düşünce ve duygularla uygarlık meşalesini taşımak daha manalı olacaktır. Kirlenmiş düşünceler, pislenmiş bilgiler,  murdar fikirler ancak böylelikle zeval bulacaktır. Yoksa özgür olmayan, kendi içine bakamayan, kendi  kendisi olmayan, yani insan olma niteliklerinden yoksun bireylerden oluşan bir toplum, daha doğrusu yığınlar oluşacaktır.

 

Hayatın anlamı, gerçeği yönünde birlikte düşünen; dünyaya, hayata ve topluma karşı olumlu davranışlar geliştiren gelişimci ve girişimciler olamaz mıyız? Dünya görüşümüzün yenilenmesi,  medeniyet  üzerine medenilik ahlakının yerleşmesi gerekir. Kalkınmanın, maddi ve manevi kalkınmanın,  huzur ve güven ortamının oluşmasının sırrı burada olmalı? Biz de bunun için yola çıktık. Bu  nedenle çağrımızı, çığlığımızı, fikirlerimizi bu sayfalara dökme ihtiyacı duyuyoruz. “Düşünce ve Sanat” dedik. Zira sanat yalnız ahlaki gerçekleri ifade, his hayatına etki ile kalmaz, ahlak felsefesine de temel teşkil eder. Sanatın öğeleri ile ahlakın elemanları aynıdır.  Medeniyetlerin gelişmesi, yaşaması düşünce ve sanatla mümkündür. Gerçek dünyayı sanatla keşfederiz.

 

Medeniyet konusu akademik çalışmayı da aşan bir derinliğe, öneme ve genişliğe sahiptir. Bazı düşünürlerin medeniyet tasavvurları, medeniyet ve insan, insansız medeniyet, felsefe ve medeniyet, doğu medeniyeti, batı medeniyeti, Roma, Bizans, Mısır Medeniyeti, Yunan Medeniyeti, İslâm Medeniyeti, Türk-İslâm Medeniyeti, Hakikat Medeniyeti veya Vâhiy Medeniyeti başlıkları altında onlarca makale, araştırma-inceleme yazılabilir, yayınlanabilir. Yazılmış birçok tez ve kitap ta vardır. Ayrıca medeniyetlerin doğuşu, yükselişi, çöküşü konu edilebilir. Medeniyet Estetiği, Medeniyet Perspektifi alt başlıkları kullanılabilir. Münazara, panel ve sempozyumlarla enine boyuna tartışılabilir, konuşulabilir. Ancak medeniyet ve sanat birbirinden ayrılmaz ikizlerdir. Madalyonun iki yüzü ifadesi eksik kalır bir konsepte sahip olduğu içindir ki; “Medeniyet ve Sanat” tercih ettik.

 

Biz sadece öz’e dokunduk, söze söz kattık. Bir özet yazdık.

Son Güncelleme (Cumartesi, 01 Ağustos 2015 12:06)

 

Degerli Yazarimiz NACİ GÜMÜŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Çarşamba, 16 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2015-08-01 17:02
Millet olarak en çok muhtaç olduğumuz hasletleri dile getiren yazılarınızın devamını diler, saygılar sunarım.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün229
Dün1043
Tüm Zamanlar4261261
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 230 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2429
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?