Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_ali

Kıyamete kadar geçerli olduğuna inandığımız mûcize Kur’ânın hak olduğu, her geçen saniye ispatlanmaktadır.Kendi içimizdeki ve dışımızdaki Rabbimizin alâmetlerine baktığımızda şimdiye kadar göremediğimiz hakikatleri ancak idrak edebiliyoruz. Gerçek ilim adamlarının tarafsız araştırmaları ise daha da önem arz etmekte. Örnek vermek gerekirse: “O gün, o insan, önden yolladığı şeyler ve geriye bıraktığı şeyler ile haberdar edilir.”(Kıyamet 13) âyeti ile; ölmek üzere olan bir insanın vicdanıyla baş başa kaldığında dünya hayatında yaptıkları ve yapması gerekirken yapmadıklarıyla haberdar edileceği saniyelik bir an ifade edilmektedir. Böylece insanın kendi aleyhine hem tanık hem de ihbarcı olacağı dönemin, o ölüm anıyla başlayacağı gerçeği açıklanmaktadır.

Bakınız bu gerçek ilim adamlarınca nasıl keşfedilmiştir:

{ABD'deki Michigan Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, ölüm anında beyin dalgalarında yüksek seviyede aktivite gözlendi. Araştırmacılar bu dalgaların insan beyninde algılama düzeyinin artmasına neden olabileceğini düşünüyor.

“Surge of neurophysiological coherence andconnectivity in the dying brain”
= (Ölen beyinde nöro fizyolojik tutarlılık andconnectivity dalgalanma)

(Tebyînü’l Kur’ân)}

İşte bu olayın gerçek olacağına ilişkin başka bir âyet: “Onlar, elbette kendi yüklerini ve kendi yükleriyle birlikte nice yükleri de taşıyacaklar. Ve uydurup durdukları şeylerden kıyâmet günü kesinlikle sorgulanacaklardır.” (Ankebut 13)

Bütün bu ilmî gerçekleri neden açıklamak istiyorum?

Ritüel haline getirdiğimiz önyargılarımızın esiri olmaktan kurtulalım diye.

Hepimizi derin üzüntülere boğan hacc bölgesinde meydana gelen acıklı olaydan ders alacak mıyız? Haydi, kendimizi bir test edelim. Son Hacc organizasyonunda “şeytan taşlama ritüeli” olarak bildiğimiz olayda Müslümanların birbirlerini ezerek ölümlerine neden oldukları herkes tarafından bilinmektedir.

Kur’ânda böyle bir ritüelin olmadığını açıkladığınızda nasıl tepkiler alacağınızı tahmin edemezsiniz. Tepkilerin ortak cevabı hazırdır.“1400 yıldır böyle yapılmakta”!..

Tarafsız tarihçilerin incelemelerine göre bu ritüel, İslâm öncesi Araplarda da uygulanmaktaydı. İbrahim (A.S.)’ın oğlu İsmail’i yalnız bırakıp elçilik görevini yapabilmek için duyarsız toplumundan ayrılmak zarureti doğduğunda, oğlu İsmail’i mağdur bırakacağı yolundaki Kur’âni gerçek saptırılarak, güya oğlunu kesmeye götürürken şeytanın İbrahim peygamberi caydırmak istemesi karşısında şeytana taş atması sembolik olarak ritüelleştirilmiştir. Peygamberimizin ölümünden sonra bu anlamsız ritüel yine Peygamberimize fatura edilerek uydurulan iki rivayet ile yeniden canlandırılmıştır.

1400 yıldır uygulanan bu ritüelin hak olduğu, Kur’ân da emredilmese bile hacı olabilmek için mutlaka gerekli olduğunu savunan samimî Müslüman kardeşlerimizin önce şeytan kavramının ne olduğunu araştırmaları gerekir. Şeytan; insanı haktan, hakikatten, hayırdan uzaklaştıran kişi ve kurumlardır.

Âdil olan Allah insanı görülmeyen bir varlıkla muhatap kılar mı? Bu sünnetullaha uygun mudur? Allah çekemeyeceğimiz bir yükü bizlere yükler mi? Oysa Rabbimiz Kur’ânda şeytana itaat etmememizi emreder.

Bakınız uyduruk rivayetler ile şeytan nasıl kişileştirilmiştir. Güya Peygamberimiz mescidde namaz kılarken şeytan gelmiş ve Peygamberimizin namazını bozmak istemiş. Peygamberimiz de şeytanı yakalayıp mescidin bir direğine bağlamış. Daha sonra Peygamberimizin aklına şu âyet gelmiş: “Ey Rabbim! Beni koru/bana maddî ve manevî pislik bulaştırma ve bana, benden sonra hiç kimseye yaraşmayan bir mülk hibe et/ bağışla!” (Sâd 35) Peygamberimiz de Süleyman Peygamberimizin bu duasındaki mülk isteğini geçersiz kılmamak için yakaladığı şeytanı bırakmış!..

Şu çağda yapılan bu ritüel tamamen bir hayalet avcılığıdır.

Haydi, var mısınız gerek bireysel, gerekse kitlesel çapta etrafımızdaki gerçek şeytanları taşlamaya? Aynı Peygamberimizin Hacc-ı ekberde yaptığı gibi. Muhammed (A.S.), gerçekleştirdiği Hacc sonunda şeytanları nasıl taşlamış biliyor musunuz? Bizlere yutturulan meşhur veda hutbesindeki gibi değil. Peygamberimiz o anda vahyolunan Tevbe suresi 1-29. âyetlerini sahabeye tebliğ ederek, Rabbimizin ilahlığını bile bile red eden müşriklere ve ikiyüzlülere nasıl ültimatom vermişse,  biz de aynı şekilde şeytanları taşlayalım.

Müslümanların birlik içinde şeytanî güçlere kararlılıklarını göstererek, ekonomilerini düzelterek, kendilerini sömüren güçlere haykırarak, caydırıcı askerî silâhlarını kendileri üreterek, ilimde ve fende çalışarak, kendi yönetimlerini, gözleri önündeki şeytanlara bırakmamak suretiyle taşlayalım. Enfal suresi 60. âyetinde Rabbimizin emrettiği gibi!.. 

“Ve siz de gücünüzün yettiği kadar onlara karşı her çeşitten kuvvet biriktirin ve savaş atları hazırlayın ki onlarla, Allah'a düşman olanları, kendi düşmanlarınızı ve Allah'ın bilip de sizin bilmediğiniz, bunlardan aşağı daha başkalarını korkutasınız. Ve Allah yolunda her ne harcarsanız o size eksiksiz ödenir ve siz haksızlığa uğratılmazsınız.”

Var mısınız “1400 YILDAN BERİ” cümlesine takılmadan birlik, beraberlik içinde dünyaya böyle bir mesaj vermeye?

Devamlı olarak karşımıza çıkarılan “1400 yıldan beri” ile başlayan cümlelere karşı aklımızı başımıza alarak lütfen şöyle bir düşünelim.

Şöyle bir örneği vermek istiyorum.

İzninizle soracağım sorulara vereceğiniz cevapları da yazmak istiyorum. Çünkü samimî olduğunuza inanıyorum.

-İsa (A.S.)’ın mensup olduğu İsrailoğulları kavmine İslâmı tebliğ ettiğine inanıyor musunuz?

-Evet.

-Tebliğe karşı çıkan Yahudi din adamlarının (Pavlus gibi) İsa’yı öldürmeye teşebbüs ettiklerini biliyor musunuz?

-Evet.

- Ölümünden sonra İsa (A.S.)’ı Allah’ın oğlu olduğunu iddia edip, topluma kabullendirdiklerini, İsa (A.S.)’ın çarmıha gerildiği iddiasını sembolize eden haç çıkarma ritüelinin her Hıristiyan’ın aksatmadan yerine getirdiğini biliyor musunuz?

-Evet.

- Şu çağdaki samimi bir Hıristiyan’ın bu teslis inancını sorgulayarak Kur’ânî gerçeği kabullenmesinin gerekli olduğunu, haç çıkarma ritüelinin saçmalığını idrak ederek diğer samimi Hıristiyanlara da bu şirkten vazgeçmeleri gerektiği yolunda açıklama yapmasının akıllıca bir davranış olacağını düşünüyor musunuz?

-Evet.

-Hıristiyan inancındaki bu çarpıklığı sorgulayan kişiye, bağnaz kilise ve papazların; “Biz atalarımızdan böyle öğrendik, 2000 yıldan bu yana bu inançtayız, şimdiye kadar dinimizi bozmak isteyenlere direndik, sen yeni bir din mi icat ediyorsun?” şeklinde karşı çıkmaları doğru mu?

-HAYIR.

Sözlerimi dinimizin tek ve ana kaynağı Kur’ândan bir âyet ile bitiriyorum:

“Ve onlara, “Allah'ın indirdiğine uyun” dendiği vakit, “Aksine biz, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız” dediler. Ataları bir şeye akıl erdirmez ve kılavuzlandıkları doğru yolu bulmaz idiyseler de mi?” (Bakara 170)

Bakî olan Allah’a emanet olunuz. 

 

Son Güncelleme (Perşembe, 22 Ekim 2015 13:56)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #1 RE: 1400 YILIN GİZEMİ 2015-10-18 13:01
Kıymetli yazar M. Ali Oğuz Beyi bu güzel yazısından dolayı kutlarım. Selamlar ve sevgiler.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2116
Dün3798
Tüm Zamanlar3948132
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 142 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2103
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?