Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon TERÖRÜ DE FRANSA’YI DA KINIYORUZ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mer_naci13 Kasım’ı 14 Kasım’a bağlayan gece yarısında Fransa/ Paris’te yedi farklı yerde meydana gelen patlamalarda 140 kişinin öldüğü bildirildi. Bu yılın Ocak ayındaki Paris’deki Charlie Hebdo saldırısında ölenlerin neredeyse on katı bir insan kaybı söz konusudur. Oh olsun mu diyelim? Lanet olsun mu diyelim?  Yapanın da yaptıranın da Allah belasını versin mi diyelim?

Fransa’daki katliam gibi saldırıları kınayalım, lanetleyelim. Amalı, fakatlı, lakinli cümleler kurmayalım mı? Bu cümleleri kuracağız diye yaptığımız kınamayı boşa mı çıkartmış olacağız? Yerel düşünmüyoruz, bölgesel düşünmüyoruz, milli düşünmüyoruz, dini düşünmüyoruz. Nerede bir terör olayı meydana gelse hemen kınıyoruz. Kınamakta geç kalmaktan da korkuyoruz. Hatta kınamamaktan da çekiniyoruz. Aaaa birileri ne der diye… Hemen başlarlar onlar zaten öyledir falan… Bu türden höykürmelerin gerisinin nasıl geleceğini biliyorsunuz.

Terör terördür. Bunun yerlisi, millisi, dinisi olmaz. Çünkü insanlığa kastedilmiştir. İnsanlık katledildiğinde ayağa kaldırılacak başka bir değer kalmamaktadır. Biz her halükarda terörü lanetliyoruz, kınıyoruz, hiçbir şekilde de tasvip etmiyoruz. Bunları söylemiş olmak bazı soruların aklımıza gelmesine, takılmasına engel olmuyor. Bu türden sansasyonel olaylar neden hep Avrupa’da meydana geliyor? Neden hep Fransa’da, neden hep Paris’te meydana geliyor? Katliamın ardından dünya liderleri anında harekete geçiyor, terör olayları karşısında tepkilerini dile getiriyorlar, saldırıları kınayıp Fransa’nın yanında olduklarını belirtiyorlar. Charlie Hebdo saldırısı sonrasında olduğu gibi soluğu Paris’te alacaklar. Sadece Hıristiyan liderler değil, Müslüman ülkelerin liderleri de yerlerine almıştı, yine alacaklar. Şu soruyu sormak ayıp mı olur?

Ey kâfir batı!

Bir kez olsun insanlığın yanında yer alıp da kendiniz dışındakilere yapılan saldırıları kınayabildiniz mi? O saldırılara maruz kalan halkların, ülkelerin ve liderlerinin yanında yer alabildiniz mi? Otuz senedir bu bela ile uğraşan Türkiye’nin yanında yer aldınız mı? Yıllardır Filistin’de, Gazze’de gözünüzün önünde cereyan eden katliamlara seyirci kalmadınız mı? Mısır Firavunu Sisi Adeviye Meydanı’nda Müslümanları katlederken, seçimle işbaşına gelmiş Cumhurbaşkanını hapse atarken bir kez olsun sesinizi çıkarttınız mı? Suriye kasabı üç yüz binden fazla insanı katlederken, milyonlarca insan ülkeyi terk etmek zorunda bırakılırken engel olmak için ne yaptınız? Hayır, hiçbir şey yapmadınız. Sadece seyrettiniz ve yesinler birbirlerini dediniz. Acaba bize nasıl bir ekmek doğacak diye ellerinizi ovuşturdunuz. Bugün size yapılanların aynısını siz bizzat devlet eliyle Cezayir’de ve diğer Afrika ülkelerinde yapmadınız mı? Ucu size dokununca da ciyaklayıp duruyorsunuz. Fakat bu yaşananlardan yine ders çıkartmıyor ve insanlığın yanında yer alamıyorsunuz. Çünkü siz insanlığınızı kaybettiniz. Bunu diyecem de siz ne zaman insan oldunuz? Hiç görmedik ki.. Her türlü terörün ve teröristin arkasında sizi görmedik mi? Yıllarca terörün ateşine odun taşımadınız mı? Senin teröristin, benim teröristim mantığı ile hareket etmediniz mi? Başkalarının yanması için yaktığınız ateş sizi yakacaktır. Bu kafayla devam ettiğiniz müddetçe, teröre arka çıkmaya devam ettikçe daha çok canınız yanacaktır. Çünkü siz yıllardır yanan canları görmediniz, duymadınız, hissetmediniz. Bundan sonra da duymadıkça, görmedikçe, hissetmedikçe ve dur demedikçe yanmaya devam edeceksiniz. Bundan kaçarınız ve kurtuluşunuz yoktur. Bütün bunlardan kurtuluşun yolu ise aymazlığı bırakıp insanlıktan, haktan, hukuktan ve adaletten yana tavır almak ve duruş göstermektir.

 

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2197
Dün2500
Tüm Zamanlar4217652
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 104 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2413
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?