Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon BİR GÜN SİZ DE GELECEKSİNİZ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mer_naciCami kaçkınlarını daha çok cenaze namazlarında görüyoruz. Cenazelerini camiye getirirler, birinci dereceden yakınlar musalla başında beklerken onların yakınları ve arkadaşları olanlar ise soluğu en yakın çay ocağında veya kahvehanede alırlar. Onlar çok bildikleri için hocalarımızın vaazlarını dinlemezler, dinleme gereği de hissetmezler. Hocalarımızın anlattıkları nasıl olsa onlara lazım olmayacaktır. Cenazenin birincil yakınları da hoca niye uzatıyor diye kızıp duruyorlar. Ezanı beklemekten de aciz durumdalar. Sevabına nail olmak isteyen bizimkiler ise ‘hazır ol’ vaziyetinde beklemektedirler.

Cami kaçkınları bir taraftan çaylarını yudumlarken, bir taraftan ciğerlerine duman bayramı yaşatırken diğer taraftan da devlet kurtarma muhabbetlerini kaynatırlar. Bu arada gözleri de cami avlusundadır. Vakit namazı kılınıp da cenaze namazına geçileceği sırada koşarak birinci safta yerlerini alırlar. Hem cenaze sahiplerinin hem de kameraların kadrajına girmiş olurlar.  Defin için mezarlığa geçildiğinde manzarayı uzaktan seyrederler. Cenaze sahibine bir kez daha baş sağlığa dileyip mezarlıktan ayrılırlar. Ve bu insanlar görevlerini bihakkın yerine getirmiş olmanın verdiği sözde bir huzurla oradan ayrılırlar.

Cami ile ilişkileri cenaze namazlarıyla sınırlı olan ey insanlar!

Cenazelerin dışında camiye ne zaman geleceksiniz? Allah’ın evinde O’nun evinin yabancıları gibi korkak ve ürkek vaziyette durmaya ne zaman son vereceksiniz? Sizler biliyor musunuz? Biz sizi camide görünce çok seviniyoruz. Oysa sizin mekânlarda siz bizi görseniz bizim sevindiğimiz gibi sevinmezsiniz, sevinemezsiniz. Bizim sevincimiz inancımızdan, Rabbimize olan sevgimizden,  kullarının O’nun namazına sahip çıkmasından kaynaklanmaktadır.

Öyle ya da böyle ama bir şekilde camilerde büyüyen, cami avlularında oynayan çocuklarının çocukları, torunları ve onlardan gelen nesil, nasıl oldu da cami kaçkınları oldular? Bu konuda birilerinin oldukça çok vebali vardır. Cumhuriyet ideolojisini sevdireceğiz diye camiler, hocalar ve namaz kılanlar hep aşağılandı, hakarete maruz kaldılar, horlandılar. Şarkılarında, türkülerinde, şiirlerinde, piyeslerinde, tiyatrolarında, dizilerinde, sinemalarında cami eksenli değerler hep olumsuz karakterler olarak öne sürüldüler. Nerede bir sahtekâr, nerede bir hırsız, nerede bir namussuz varsa hemen hoca tiplemesine malzeme edildiler. Bir dönemler bu anlayış çok yaygın ve baskın bir kültür olarak topluma empoze edildi. İşte bu kültürün çocukları cami kaçkınları oldular. Kendileri kaçtılar, çocukları kaçtılar, torunları kaçmaya devam ediyor ve biz hala seyrediyoruz.

Onlar bu insanları nasıl camilerden kaçırdıysalar, hangi metotlarla kaçırdıysalar bizler de meşru olan aynı metotları kullanarak bu insanları, bunların çocuklarını ve torunlarını yeniden camilere çekmeliyiz. Şarkılarımızla, türkülerimizle, şiirlerimizle, piyeslerimizle, tiyatrolarımızla, dizilerimizle, sinemalarımızla bunu yeniden başarmalıyız. Ve onların da bir gün camiye mutlaka geleceklerini fakat kendi iradeleriyle değil; başkalarının iradeleriyle getirileceklerini onlara en güzel bir şekilde anlatmalıyız, hissettirmeliyiz. Gayretimiz birilerince getirilmeden kendi iradeleriyle camilere gelmeleri olmalıdır. Camiye gelmeye başlarsa sevmeye başlayacak, camiyi seven Rabb’ini sevecek, Rabb’i onu sevecek. Başka ne isteyebiliriz ki?

Başarmak için başlamak gerekir. Başlamak başarmanın ilk adımıdır. Herkesin yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır ve herkes ne yapabileceğini bilir. Öyle ise haydi bismillah.

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2200
Dün2500
Tüm Zamanlar4217655
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 115 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2413
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?