Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon BOŞ VERMEYELİM!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_aliŞu basit dünya hayatı hepimiz için imtihan sahasıdır. Hiçbir insan, kendisini bu yaşam kuralından soyutlayamaz. Ne zenginler, ne iktidar sahipleri gelmiş geçmiştir. Eski gazete kupürlerini incelediğinizde, birkaç yıl önce fabrika patronu iken şimdi emekli maaşı ile hayatını sürdürmeye çalışan simaları görebilirsiniz. Bu insanların iflâs etmelerinden önce bazı dostlarının uyarılarına kulak asmadıkları daha sonra kendilerinin itiraflarıyla açığa çıkmıştır.

Bu fabrikatörün dostlarından bir kısmının da hiçbir uyarıda bulunmadıklarını, onunla birlikte zevk âleminde safa sürdürdüklerini, uyarıda bulunan diğer dostlarına “Neden boş yere nasihatlerde bulunuyorsunuz?” tarzında sorduklarında bunların; “Biz uyarı görevinde bulunalım da ileride istenmeyen bir durum zuhur ettiğinde, hiç olmazsa ne yapalım, zamanında biz kendisini uyarmıştık.” şeklinde mazeret öne sürmelerinin ne kadar haklı olduğu anlaşılabilmektedir.

İşte hayat kitabımız olan Kur’ân da merhameti sonsuz olan Rabbimiz;

Ve hani onların içlerinden bir ümmet; önderli toplum, “Allah'ın değişime/ yıkıma uğratacağı ya da çetin bir azapla azap edeceği bir topluma ne diye öğüt veriyorsunuz?” dediği vakit, o uyarıda bulunanlar da dediler ki: “RABBİNİZE KARŞI MAZERET OLSUN, bunlar da Allah'ın koruması altına girsinler diye.” (A’raf 164) âyetiyle, Hakkı tavsiye etme görevine sabırla devam edilmesi gerektiğini çok açık olarak bizlere bildirmektedir.

Bu âyetin Kur’ânda bulunduğu pasajda, İsrailoğullarının içinde hakkı tavsiyeleşen ve hakk ile adaleti uygulayan bilinçli bir mü’min grubun kendi aralarında ikiye ayrıldıkları, bunlardan bir kısmının; “Söz dinlemeyen şu insanlara niye boş yere öğüt verip nefes tüketiyorsunuz? Kendinizi üzmeyin, boş verin diyerek arkadaşlarına akıl verdikleri görülmektedir. Bu toplumun içindeki diğer grup içinde yer alan, hakkı ve sabrı tavsiye etmekten usanmayan mü’min kişiler ise bu arkadaşlarına; vazifelerini yaptıklarına dair “Allah’a mazeret beyan edebilmek için” uyarı ve öğüde devam ettiklerini, belki bir gün onların da yola gelebileceklerini umduklarını söylemekte oldukları görülmektedir.

Kur’ân; evrensel ve kıyamete kadar gelecek zaman içinde geçerli bir öğüt kitabı olduğuna göre, “Bu âyet İsrailoğulları ile ilgilidir” diyerek işin içinden sıyrılamayız. Bu âyeti çağımıza güncelleyerek kendimize ders çıkartmalıyız.

Tıpkı yukarıda verilen müflis fabrikatör örneğinde olduğu gibi mü’minlerin toplum içindeki duyarlılıklarını kaybetmemeleri, devamlı olarak iyilik ve güzellik üretmeleri yani salât etmeleri Kur’ânî bir görevdir.

Duyarlı olmak deyince ne anlıyoruz? Hakkın ve Kur’ânî gerçeklerin üzerinin yalanlar ile örtüldüğünü bir vesile ile öğrendiğinizde “Aman ezberim bozulmasın, bana ne! Çocukluluğumdan beri bana böyle öğretildi. Şimdiye kadar edindiğim kültür ve bilgi birikimim bana yeter. Mahşerde de Rabbimin bana haksızlık yapacağını sanmıyorum” diyerek size süslü gösterilen mazeret kılıfına kafanızı sokarsanız, şu basit dünya hayatında maddî bir kaybınız olmayabilir.

Ancak hiçbir dünyevî beklentisi olmadığını bildiğiniz bir arkadaşınızdan; “Kur’ân âyetlerinin, Peygamberimizin ölümünden sonra ikiyüzlü insanlar tarafından uydurulmuş rivâyetler ile üzerlerinin örtülerek, yanlış anlamlar verilmesine neden olacak biçimde saptırıldığını, kıyamete kadar geçerli olan Kur’ânın, aynı Peygamberimizin ve gerçek arkadaşlarının anladığı şekilde çağımızın Müslümanlarınca da hayatlarına uygulamaları gerektiğini” işittiğinizde duyarsızlığınızı ısrarla sürdürüyor ve hadislerin dinin ikinci ana kaynağı olduğunu, 1400 yıldan bu yana dinin bu şekilde anlaşıldığını akletmeden ileri sürüyorsanız,  mahşerde arkadaşınızın ileri süreceği gibi bir mazeretinizin olmadığına hayıflanacaksınız demektir.

Rabbimiz, tüm dünya insanlarının karanlıklardan aydınlığa çıkabilmeleri için çabalayanların amellerini boşa çıkarmayacaktır. Şu basit dünya hayatında sonucu görülmese de, Mahşerde zerre kadar bir haksızlığın yapılmadığı o büyük mahkemede alınları açık olarak; “ Rabbimiz, biz elimizden geleni yaptık, gece- gündüz sürekli olarak uyarı görevini yerine getirdik. Ama uyarılarımız duyarsız insanların uyanmasına yetmedi” şeklindeki mazeretlerini ileri sürdüklerinde, Rabblerinin bu mü’minlere amellerinin karşılığını ödeyeceğine, kendilerine hiçbir haksızlık yapılmayacağı vaadine inananların o gün dünyadaki çabalarının boşa gitmediğini ödüllendirerek göstereceği umulur.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

Mehmet Ali Oğuz
Em. C. Savcısı

 

 

Son Güncelleme (Pazartesi, 21 Aralık 2015 20:42)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #2 Hiç Akletmez misiniz?Mehmet Ali OĞUZ 2016-01-15 10:05
Yazı içeriği ile hiçbir ilgisi olmayan eleştiriyi anlamak için Kur'ânı referans almak gerekir.
Alıntı
 
 
0 #1 RE: BOŞ VERMEYELİM! 2016-01-07 19:46
MEHMET ŞAHİN
Yazarımızın daha önceki “ŞU MİKROPLAR HANGİ BATAKLIKTA ÜRETİLİYOR?” başlıklı yazısında olduğu gibi, hadisleri reddetmemiz gerektiği düşüncesini ısrarla dile getirmeye devam etmektedir. Hadisleri bir hüccet olarak kabul edenleri duyarsız ve akletmeyen insanlar olarak vasıflandırmakt adır. Bütün rivayetler uydurmadır yaklaşımı doğru olabilir mi ? Filhakika, toptan hadis reddini savunan, Kur’an bize yeter diyen, peygamberimizin örnekliğini kabul etmeyen, peygamberimizi, Kur’an’ı tebliğ etmekten başka bir görevi olmayan biri olarak gören, onu haşa Allah ile kulları arasında bir postacı derekesine indiren bir akım mevcuttur dünyada.
Uydurma olmayan hadisler, siyer, tarihî veriler olmadan Kur’ânı, aynı Peygamberimizin ve gerçek arkadaşlarının anladığı şekilde anlamak sadece Kur’an ile nasıl mümkün olacak ?
Yazarımız fena halde modernistlerin, rasyonalistleri n ve oryantalistleri n düşüncelerinden etkilenmiş olarak görünüyor. Ne diyelim ?
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün214
Dün1181
Tüm Zamanlar4260203
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 67 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2400
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?