Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon ALGIDA YANILGI PARADOKSUMUZ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


NaciCepeALGI ile YANILGI birbiriyle alakalı gözüken fakat anlaşılırlığı müphem ya da edilgen olan kavramlardır.Çünkü ALGI yaşadığımız bir zaman diliminde nesnelere veya eşyaya dair tanım olgularla anlaşılmıştır.

Algı ; zamanın gündeminde kullanılmakta var olan bilgilerle muhayyile yapılarak bir ANLAMA olgusu şekillenmektedir.Yani BİLGİ olarak edindiğimiz ne varsa ne kadar varsa onunla tahayyülen algımızı yaparak somut ya da soyut biçimlerde gördüğümüz veya düşündüğümüz şeyi anlarız.

ALGI,ontolojik olarak beş duyumuzla ve hissi selimimizle muhayyile ettiklerimizi yaşadığımız zaman diliminde vardığımız aşamadaki edinimlerimizle bilgilerimizi mevcut algılarımız aracılığıyla konumlandırabiliriz.

İşte insanlığın bilgiyi öğrenmesi böyle aşamalarla gelişir.Yani geldiğimiz yerden gördüğümüz ilmi gelişimlere göre ANLAMI sağlayabiliriz. ALGININ FENOMOLOJİSİ diye bir kitabın sadece giriş bölümü tercüme edilmiş ülkemizde o da şu an stoklarda bulunmuyor ve yeni baskısı da yok.

Biz ülkemizde ALGININ FENOMOLOJİSİNDE içinde çok büyük ALGI sorunları yaşıyoruz. Özellikle ALGI nın ne olduğunu bilmiyoruz desek yanılmamış oluruz.İki hafta önce güncel gündemimizde bir tutturduk "Algı operasyonu “Algıda seçicilik" gibi kavramsal deyimlerle sözler ediyoruz.Bunları söyleyenlere söylediklerinin ne olduğunu sorsak eminim ki cevaplayamazlar.

Çünkü daha ALGI nın ne olduğunu müdrik değiller.Bir sefer Ey!vatandaş sen ALGI nın ne olduğunu öğrendin mi ki ALGININ SEÇİCİLİĞİNDEN bahsediyorsun ya da ALGI OPERASYONU biçiminde tabirler kullanıyorsun. Bulunduğumuz ülkede en sancılı ve en çok zorlandığımız bir konudan söz açmak istiyorum.

Bakınız biz Müslümanlık sıfatımızla asırlardan beri Mezopotamya coğrafyasında yaşayan milletleriz. Dil olarak Türkçe,Arapça,Farsça,Kürtçe, Sanskritçe,Süryanice,İbranice,Aramice v.d dilleri konuşan Sami ve Ural-Altay Dil ailesinde bulunan toplumlarız.Yüzde çoğunluğumuz Müslüman sıfatı taşımaktadırlar.

Bu coğrafya ya son gönderilmiş Kitap da KUR’AN dır. Ku’ran ın gelişi neredeyse 15 yy olmuştur. Bizler “Müslüman Toplumlar” olarak yaşayarak mevcut varlığımızı halazır Mezopotamya havzasında sürdürüyoruz. KUR’AN, gönderildiğinden bu yana VAHYİN idrak edilmesiyle beraber “Müslüman” sıfatıyla da çok büyük bir toplumsal bir inanç demoğrayasında Hz.İbrahimin nesilleri olarak hayatımızı idame ettiriyoruz.

Ancak İslam ın ilk yayılış günlerinde başlangıçta birer ikişer insan gruplarıyla Allah ın elçisi Hz.Muhammed (A.s ) altı yıla varan çok az oranda insanlarla çok anlamlı bir TEVHİD sürecinden geçilerek KURAN en anlaşılır bir biçimde anlatılarak yaşanılması bizzat Allah ın elçisi tarafından sağlanmıştır.Daha sonra Hz Peygamberin ilk döneminde önceleri birer ikişer İslama intisap edenler, sonraları kitleler halinde İslam a geçiş yapmışlardır.İlk dönemde İslama katılanlar dinlerini nitel olarak ve çok daha büyük tehlike ve sıkıntılarla karşılaşarak öğrenmişler.Daha sonraları da toplumsal öbeklerle kitlesel katılımlar sağlanmıştır.

Hz. Peygamberin vefatından sonra riddet dönemleri yaşansa da fütüvvet dönemleriyle çok daha büyük kitlesel nicel katılımlarla oluşmuş.İslam toplumları hetorojen etnik bir toplumdan itikadi anlamda homojen bir topluma dönüşmüşlerdir.

İşte bu dönüşümlerde VAHİYDE bir bütünsellik her ne kadar yaşansa da kitleler halinde nicel katılımlar, beraberlerinde yeni iman ettikleri bu ulvi İslam dinine kendi kültür ya da örfleriyle birlikte var olmuşlar.Belirli bir süreden sonra günümüze kadar taşınan İslam maalesef VAHİYDEN KÜLTÜRLERE indirgenmiş bir DİN ALGISIYLA yaşanmış ve halazır yaşanılmaktadır.

İşte bu dönüşümlerde VAHİYDE bir bütünsellik her ne kadar yaşansa da kitleler halinde nicel katılım lar, beraberlerinde yeni iman ettikleri bu ulvi İslam dinine kendi kültür ya da örfleriyle birlikte var olmuşlar.Belirli bir süreden sonra günümüze kadar taşınan İslam maalesef VAHİYDEN KÜLTÜRLERE indirgenmiş bir DİN ALGISIYLA yaşanmış ve halazır yaşanılmaktadır.

Hz.Peygamberin vefatından sonra Hz.Ebubekir ve Hz.Ömer dönemleri her ne kadar Riddet ve Fûtüvvet dönemleri yaşandıysa da bu dönemlerden sonra İslam dini çeşitli EMEVİ ve ABBASİ devletleri kurularak çok uzun asırlar yaşamakla birlikte itikadi anlamda Mezhebi planda çok uç ayrışmalar yaşayarak kendi toplumsal bütünlüklerini zedelediler.Bugün halazır bu Mezhebi,meşrebi.cemaat hatta ırki çok yanlış ayrılıklarla yerel ve bölgesel çapta coğrafi haritalarda kendilerine sınırlar tayin ederek heterojen bir biçimde yaşamaktadırlar.

ALGI VE YANILGI PARADOKSLARI

İslâm, inhisarcı bir TEVHİD dinidir.Fakat bu özgün vasıflarıyla yer kürede Vahiyden Kültürlere indirgenilmiş bir din olarak yaşatılmaya çalışılmaktadır. İslâm ın TEVHİDİ bütünlüğü ne yazık ki çok uzun asırlardan bu yana yaşanılmamaktadır. Vahiyden uzaklaşma evresinden sonra kültüre indirgenilmiş bir din anlayışının ortaya ilk çıkışı doğrudan KURAN dan uzaklaşmaya bağlıdır. Kuran dan uzaklaşanlar samimi olan öncüler değil samimiyetsiz ve ihtilafları körükleyen kavmi,meşrebi topluluklar(Emevi ve Abbasi gibi) olmuştur. Bu kavmi topluluklar kendilerinin çıkarlarına göre bir islam anlayışla yola çıkarak en büyük darbeyi şuradan indirmişlerlerdir.

İslâm a HADİSLERİN yayınlanması bizzat Allah Rasûlü yasaklamış olmasına rağmen ve Hz.Ebubekir,Hz.Ömer,Hz.Osman ve Hz.Ali yasaklar koymalarına rağmen son halife olan Hz.Ali den iki yüz yıl sonra Hadislere akla gelmeyecek Rivayetler doldurularak sahih olmayan uydurulmuş menkıbelerle bugünlere gelinmiş ve asırlardan bu yana İslâm Toplulukları BÜYÜK SİYASİ FİTNE ihtilaflarıyla kendi TEVHİDİ BÜTÜNLÜKLERİNİ zedelemişler ve TEVHİDİ BİRLİĞİ de bozmuşlardır.

TEVHİDİ BİLGİNİN ASLINDAN SAPTIRILMASI

Tevhidin asıl kaynağı hiç şüphesiz ki KURAN dır.KURAN, ALLAH IN SÜNNETULLAHIDIR.

Yani Allah ın (c.c ) Emir,Yasak ve Tavsiyelerinden oluşan KANUNLARIDIR. Asırlardan beri tutturmuşlar Hz.Peygamberin de SÜNNETULLAHI var demezler mi? Bakınız asıl algıyı en güzel anlamla pekiştirmiş Tevhidi/Aşkın söylem, ilk darbeyi çok büyük bir YANILGIYLA nereden aldırmışlar.Bu tam anlamıyla İslam Milletine indirilen bir İLAHİ /AŞKIN KAVRAMI yıkma darbesidir.

Peki şunu sormazlar mı biz Müslümanlar- Arkadaş bugüne değin nasıl oluyor da bu yanlışı bize yutturuyorsunuz? Hiç aklını başına alan yok mu? Allah ın adı üzerinde(Kur’an Sünnetullahı) hem Hz.Peygambere inzal ettiği hem de bir insan elçiyi seçerek kendi yaşadığı topluma ve kendi diliyle bu Elçiye ARAP-ÇA indirilmiş bu mübarek KURAN ı o Peygamber olmasaydı kim biz insanlara anlatacaktı? Elbetteki Allah ın Elçisi Hz.Peygaberimiz değil mi?

O halde Hz. Peygamber hem kendine inzal/ olunarak indirilmiş yüce KUR’AN’I anlayıp anlatacak hem de yaşayan KURAN olacak.Bizzat Allah ın yasalarını bizzat tatbikatlarıyla uygulayarak yaşatacak o Peygamber değil mi? Hz.Peygamber de Allah ın kanunlarına teslim olarak iman etmedi mi? Ettiyse o elçi kimin yasalarını insanlığa duyurdu,yaşadı ve yaşatan elçi niye oldu?.

Neden akidede bu DÜALİZİM/İkilemini yapmışlar? İşte burada çok büyük İslam ı yıkma kini ve kastı yatmaktadır.Peki seçtiği Elçi olmasaydı biz insanlar VAHYİ kimden ve nasıl öğrencektik? İşte burada Algıda bir SEÇİCİLİK ve BÜTÜNLÜK olacaksa bizzat Hz.Peygamberin TEBYİN ettiği KURAN ile yani VAHYİ BİLGİ ile sağlanabilir.

Binlerce birbirini tutmayan on binlerce mevzu hadis kasten ve güç siyasetini iktidar etmek için yapılmış ihanetlerdir. Birincisi ve en önemlisi bu ALGI YANILGISI kırılacak ve sahih AŞKIN Bilgi vuzuha kavuşsun ve Tevhidi İslam özde yaşanılsın. Büyük çapta bu anlamda Tevhidi bir Bütünlükte hiç ihtilaf olmadan DEĞİŞMEMİŞ,DEĞİŞTİRİLMEMİŞ bir biçimde bize TEBYİN olan KURAN YETMEZ Mİ?

Bu ALGI ve YANILGI Pardoksunu ortadan kaldırmadan İslam Toplumları zihinlerinden kaldırmadığı sürece daha çok acılar yaşayacaktır.Rivayetlere/SÖYLENTİLERE kulak asıldığı sürece bu DOĞRU/YANLIŞ İKİLEMİNDEN de kurtulup yalnız ve yalnız Allah ın bize Elçisiyle SÖYLEM VE EYLEM olarak sunduğu bu vahyi hakikat Müslümanın asıl gündemi olacak ve vahdet böylelikle gerçekleşecektir.

Son Güncelleme (Salı, 05 Ocak 2016 20:30)

 

Degerli Yazarimiz NACİ CEPE Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2002
Dün3020
Tüm Zamanlar4214957
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 76 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2351
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?