Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

mehmet_aliSuç işleyen kişiler genellikle son hamlelerinden önce etraflarına son bir kez bakarak, “kendilerini gören biri var mı?” endişesini sergilerler.

Şüphe üzerine haklarında soruşturma başlatıldığında ise, hemen işledikleri suçu inkâr edip, Allah’ı da şahit tutarak, masum oldukları inancını kabul ettirebilirler. Öyle ki suç delil ve emarelerini de ustalıkla saklayıp, yalan sözleriyle gerçeğin üzerini örttüklerini, kazançlı çıktıklarını sanırlar.

Bu noktada bir parantez açarak olayın başka bir açıdan değerlendirmesini yapalım.

Örneğimizdeki suçlu kişinin bir adam öldürmüş olduğunu farz edelim. Bu kişi gerçeği kabul etseydi, suçunu itiraf etseydi neler olabilirdi?

“Kısasta hayat vardır” âyetini Kur’ân dan okumuşuzdur. Belki de çoğumuz “Bu çağda kısas hükmünün uygulanabilirliğini yadırgamış olabiliriz. Peki, nasıl oluyor da kısasta hayat oluyor? Hiç sorguladık mı? Bir düşünelim:

1-Kısas uygulaması öncesinde bu kişinin, ölenin yakınlarınca af edilebilme ihtimali mevcuttur. İşte hayat!

2- Rabbimiz kısas uygulamasında “Nefse karşılık” olmasını şart koşmuştur. Dünya’da her nefis ayrı olduğuna göre öldürülen bir kişi ile aynı değerde nefis bulma güçlüğü karşısında aşırı gitmekten korkan kişilerin haksızlık yapmaktan çekinerek kısas uygulamasından feragat etme ihtimali de mevcuttur. Bakınız hayat nasıl kazanılıyor.

3-Kısas hükümleri caydırıcılık nedeniyle insanları suç işlemekten alıkoyar. Yine hayat kazanılıyor.

4-Öldürülen kişinin yakınları, suçlunun cezasını çekmeyeceği inancı ile kan davası denilen ilkel bir yola başvurmalarının da önü kapatılmış oluyor. Böylece bir cinayetin arkasından suçsuz yere daha çok insanın öldürülmesi yolu da kapatılmış olmakla birçok hayat kazanılıyor.

Şimdi de,  insan öldürmüş bir kişinin ihlâl ettiği kul hakkını ödeyebilmesi imkânı var mı?    Sorusu akla gelebilmekte.

Kur’ândan örnek vermek gerekirse, Musa (A.S.)  Peygamberlik görevi almadan önce bir cinayet işlemiş olmasına rağmen Allah onu affetmiştir. Diğer bir ifadeyle Allah, Musa (A.S.) ın üzerindeki kul hakkını da bağışlamıştır.

Kur’ânda tafsilâtı anlatılan olayda Mısırlı Kıpti değil, İsrail oğullarından olan adam asıl suçludur. Görünüşe bakılırsa, Musa (A.S.) olayda duygusal davranmış ve hangi tarafın haklı olduğunu anlamaya çalışmadan İsrail oğullarından olan adamın yardımına koşmuştur. Ama işin aslını öğrenince sadece adamı öldürdüğü için değil, aynı zamanda peşin hükümle hareket ettiği için ciddî bir suç işlemiş olduğunu fark etmiştir. (Tebyînü’l-Kur’ân Hakkı Yılmaz)

Örneğimize tekrar dönersek, suçunu gizleyen kişi, sorumluluktan kurtulduğunu düşünerek kimi aldattığını sanıyor? Bakınız Rabbimiz ne diyor?

“İşte o gün YERYÜZÜ, şüphesiz Rabbinin kendisine vahyetmesi sebebiyle tüm HABERLERİNİ BİR BİR SÖYLER. O gün insanlar, amelleri gösterilsin/amellerini görsünler diye bölük bölük ortaya çıkacaklar.” (Zil-Zal 4-5)

Burada, yeryüzünün başlangıçtan beri olup biten her şeyi kaydettiği ve o gün bunları ortaya dökeceği bildirilmektedir. Nitekim SUYUN HAFIZASI olduğu, çağımızda bilimsel olarak da tesbit edilmiş bulunmaktadır. İşte Kur’ânın mûcizelerinden biri daha açığa çıkıyor. Kısaca bu ilmî çalışmanın hangi aşamalardan geçtiğine bir göz atalım.

a) Fransız bilim adamı Dr. Jacques Benveniste, araştırmalarda DNA hücrelerinin belli bir frekansta foton (ışık) yaydığını, farklı hücrelerin farklı frekansta titreştiğini, farklı titreşimdeki iki hücre yan yana geldiğinde yeni bir frekans oluşturup birlikte bu frekansta titreşmeye başladıklarını ve elektro manyetik dalgalar ile bir çağlayan yaratıp ışık hızında yolculuk ettiğini keşfetmiştir.

b) Almanya’da Polar Araştırmaları Enstitüsü'den Boris Koch, başka bir bilim adamıyla birlikte moleküler seviyedeki suyun, içinde bulunmuş olan tüm organik yaşam biçimlerinin bir "kaydını" tuttuğunu keşfetmiştir.

c) Bilim adamı Masaru Emoto;  su doldurulmuş bir şişenin üstüne yazılmış veya söylenmiş olan güzel sözcüklerin, düşüncelerin, müziğin suyun yapısal özelliği değiştirdiğini, yaptığı deneylerle ispatlamıştır.

Artık bu gün suyun içinde bulunan organik moleküllerin hangi organizmalara ait olduğu ve suyun içinde ne kadar bir süreden beri bulundukları, her bir molekülün atomik yapısı, hangi türe ait olduğu belirlenebilmektedir. Suyun içinde bu şekilde pek çok "yaşam izi" bulunduğundan, "suyun moleküler hafızası" olduğu kanıtlanmış olmaktadır.

Su, bütün evrenin ve kâinatın başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Bakınız Rabbimiz Hud suresi 7. âyetinde bunu bize bildiriyor.

“Ve Allah, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı evrede oluşturandır. EVREN, ÖNCE SU HÂLİNDE İDİ; O'nun tahtı su üzerindeydi; Allah o evrede de egemendi, plânlayıp yönetendi.”  

Su, insanın yaşamında en önemli maddedir. Su olmadan ne yeryüzü, ne gökyüzü, hiç bir canlı olamazdı. Bedenimizin % 70'i sudan oluşmuştur. Ancak beyinde suyun fonksiyonu, daha da büyük bir önem arz ediyor. Kimyasal formül olarak simgelenen H2O, ya hangi dalga boyunu yüklerseniz o frekansı muhafaza ediyor. Moleküler yapısı ona göre şekilleniyor. Su olmadan beyin fonksiyonunu ideal biçimde yerine getirmesi söz konusu olamaz.

İnsanı; beyniyle, vücut sistemiyle, aklı, fikri ve düşünceleriyle sadece maddesel bir varlık olarak kabul etmek yanlıştır. Çünkü insan, kendi ruhunun yaydığı enerjisi ile canlılığını gösteren bir varlıktır. İlk yaratıldığı andan itibaren beyni ve tüm bedeni, Rabbimizin programlamasıyla çalışır.  Bir insan katrilyonlarca hücre ve molekülden oluşur, her bir hücresi bizler farkında olmasak da devamlı yenilenmektedir.

“Göklerde ve yerde bulunan kimseler, O'ndan istekte bulunurlar. O, HER AN BİR İŞTEDİR.” (Rahman 29)

Suyun yapısı da, insanın beyni de, kalbi de, diğer tüm varlıklar da aslında temelinde enerji parçacıklarıyla oluşmuştur. Tabi ki, enerji parçacıklarının kendi başlarına karar alması, şekil alması, son derece akıllı sistemler oluşturması imkânsızdır. Molekülleri muazzam sistemler halinde örgütleyen ve yöneten bir Yaratıcı vardır. O da Rabbimizdir.

Rabb; Terbiye edip eğiten, Yarattıklarını belirli bir programa uygun olarak bir takım hedeflere götüren, Tekâmülü programlayıp yöneten demektir.

Düşüncelerimiz ve konuştuklarımız, biz farkında olmasak da bedenimizdeki suya kaydedilmektedir. Madde, molekül veya hücre dediğimiz sözcüklerin tümü aslında enerji parçacıklarıdır.

Rabbimiz, doğal güçleri, her şeyi kaydedecek bir yapıda yaratmıştır.

Rabbimizden; o büyük mahkemede tanıklarımızın ortaya koyduğu delillerden dolayı yüzümüzün kara çıkmaması için şu basit dünya hayatında, kendisinin rızasını kazanacak ameller ile süslemek için irademize güç vermesini dileriz.

Sözümü bir Kur’ân erinden duyduğum şu cümle ile bitirip, sizlerle paylaşmak istiyorum: “Sudan daha güzel bir ilâç icat edilmemiştir.”

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

Mehmet Ali Oğuz
Em. C. Savcısı
 

Son Güncelleme (Cuma, 22 Ocak 2016 17:18)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #2 RE: DİKKAT EDİN !... HERŞEY KAYDEDİLİYOR. 2016-01-23 11:24
Cenab-ı - Hakk'ın buyruklarını meseleki birikiminiz ve bilimsel verilerle yazıya dökmenizi hayranlıkla takip ediyorum. TV programlarınız da oldukça doyurucu. Çalışmalarınızı ilgiyle takip ediyorum. İnşallah yazdıklarınız ve programlarınız şahitliğinize vesile olur.
Alıntı
 
 
+1 #1 Uyarınıza Teşekkürler 2016-01-22 21:29
Hoş bir üslupla yaptığınız hatırlatma ve uyarılar için teşekkür eder, güzel yazınızdan dolayı da tebrik ederim.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün728
Dün2376
Tüm Zamanlar3939442
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 80 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2194
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?