Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon İŞTE BİR SALÂT ÖRNEĞİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

mehmet_aliOsmanlı Devletinin son yıllarıydı. Beş yaşındaki Mehmet Anadolu’nun küçük bir kasabasında, bırakıldığı teyzesinin elma bahçelerinde koşturuyordu.

İstanbul’a doğru yol alan babasını en son at üzerinden el sallayıp, “Mehmet, Mehmet!” diye selâmlamasıyla görmüş ve bu anı hiçbir zaman unutmamıştı. Küçük Mehmet o günden sonra babasını bir daha göremedi.

Mehmet annesini de daha bebek iken kaybetmiş, sütannesi olarak fedakâr bir başka Osmanlı kadınının kucağına verilmişti. İki yıllık emzirme süresi sona erince de teyzesine bırakılmıştı.

Küçük Mehmet, yalnızlığını teyzesi ve şefkatli Hamza ninesi ile birlikte paylaşıyordu. Bir Osmanlı kadını olan Hamza nine, Mehmet’i bağrına basmış, sokağa terk etmemişti. Onu hayatın zorluklarıyla nasıl mücadele etmesi gerektiği konularında eğitmeye başlamıştı.

Ancak bu dönem de çok kısa sürdü. Artık küçük Mehmet’in kimsesi kalmamıştı. Kendisiyle akran olan çocuklar sokakta neşe içinde oyun oynarken, o yalnızlığını ninesinden aldığı terbiye ile camiye giderek huzur bulmaya çalışıyordu.

İşte çaresizlik içinde kıvrandığı hayatının o en zor günlerinde, kasabanın eşrafından İsmail Efendi onüç yaşındaki Mehmet’in elinden tutarak dükkânına götürdü. İsmail Efendi kasabada kuyumculuk sanatını icra eden kültürlü bir esnaftı. Mehmet burada önce dükkân temizliği gibi basit işlerde çalışmaya başladı.

İsmail Efendi Mehmet’i en iyi bir şekilde yetiştirebilmek için kültürümüzdeki âhi-evran gelenekleri ile denetliyordu. Örnek olarak dükkânın görünmeyen bazı köşelerine ufak paralar bırakıyor, Mehmet de temizlik yaparken bulduğu bu paraları hiç eksiksiz olarak İsmail Efendi’ye teslim ediyordu. Mehmet, ustasından sanatın inceliklerini dikkatle izleyip hayata hazırlanıyordu.

Ancak askerlik çağı gelmişti. Yine yalnızlık içinde askerlik görevini yerine getirmek için kasabadan ayrılan Mehmet, izinli olduğu bir gün İstanbul kapalı çarşısında kuyumcuların yoğunlukta bulunduğu alanda dalgın dalgın gezerken yanı başındaki bir kişinin “şişşt” diye burnuna parmağını uzattığını görünce şaşkınlığını gizleyemiyor. Dikkatle baktığında o kişinin utası İsmail Efendi olduğunu görünce, şaşkınlığı bir anda sevince dönüşüyor.

Askerlik dönüşünde tekrar ustasının yanına dönen Mehmet, sanatın bütün inceliklerini öğrenmişti. Artık hayata atılması ve evlendirilmesi gerekiyordu. İşte bu aşamada da İsmail Efendi Rabbimizin emrettiği salât örneklerinden en güzelini gösterdi. Onu kendi kızı ile evlendirdi. Ancak torunlarını sevebilmek için ömrü yetmemişti.

İşte salât budur. Bakınız Rabbimiz ne buyuruyor?

Kesinlikle sizin düşündüğünüz gibi değil! Doğrusu siz, yetimi, üstün-saygın bir şekilde yetiştirmiyorsunuz. Yoksulun yiyeceği üzerine birbirinizi özendirmiyorsunuz. Oysa mirası yağmalarcasına öyle bir yiyişle yiyorsunuz ki! Malı öyle bir sevişle seviyorsunuz ki, yığmacasına!” (Fecr 17-20)

Mehmet, gördüğü bu iyiliklere şükretmeyecek mi? Yani zamanımızda genellikle yapılageldiği gibi “Elhamdülillah şükür” deyip oturacak mıydı? Hayır. Rabbimiz ona Kur’ânda bildirildiği gibi şükretmesini yani mazhar olduğu bunca nimetin karşılığını ödemesini de nasip etti.

Rahmetli ustası, kayınpederi İsmail Efendi’nin gözleri görmeyen babasını, yıllarca bir ananın çocuğuna gösterdiği şefkatle baktı. Mustafa dede, Osmanlı askeri idi. Ordumuz, Ortadoğu’da sömürü haritaları çizen haçlı güruh ile ittifak kuran ikiyüzlü saltanat hastalarının ihanetine uğramıştı. Esir alınan Osmanlı askerlerinin büyük bölümü zehirli sulara zorla sokulmuştu. Tarihe yazılan bu ihanet ile arkasından vurulan ordumuz askerlerinin hepsi zamanla kör olmuşlardı.

Bu anlatılanlar gerçekte yaşanmıştır.

Şimdi başımızı iki elimizin arasına alarak şöyle bir düşünelim. Acaba doğuştan mensup olduğumuz İslâm dininin ilkelerini uyguluyor muyuz? Rasulullah’ın örnek hayatını rehber ediniyor muyuz? Yoksa en güzel sözlerimizle bu evrensel hak dinin edebiyatını mı yapıyoruz? Çevremizde çaresizlik içinde kıvranan insanları, yetimleri topluma kazandırabilmek için kurumların oluşmasına katkıda bulunuyor muyuz?

Salât kelimesi Kur’ân inzal olmadan önce de bilinen bir sözcük iken, öz anlamından kopartılarak “namaz kılmak” olarak anlamlandırılması ile kime hizmet ediliyor? Bu hakikati dile getirdiğinizde hemen “namaz inkâr mı ediliyor” iftirasına maruz kalabiliyorsunuz. Keşke bu iftirayı savuranlar hayatlarında bir kerecik olsun A’râf suresinin 55. âyetinde bildirilen “Rabbinize alçala alçala dua edin.” emrini yerine getirebilseler. Keşke “salât insanı her türlü kötülükten alıkoyar” âyetinin gereğini yerine getirebilseler. O takdirde toplumda hırsızlık olaylarının azalacağı görülecektir.

Rasulullah, Peygamberlik görevi henüz kendisine verilmeden önce de toplumda salât görevi yaparken, Mekke’nin Rabbi olduğunu sanan birinin tartaklamasına maruz kalmıştı. Bu aşamada Peygamberimiz Taif yolu üzerinde bulunan Mescid-i Aksâ’ya geceleyin yürütülerek elçilik görevini üstlenmiştir. (İsrâ suresi anlatımı) Peygamberimizi tartaklayan müşrik, salât yapılacaksa, bu işin kentin kerîmi olan kendisi gibi Mekke’nin ileri gelenlerince yapılması gerektiğini sanıyordu. Rabbimiz’de ilk inzal ettiği Alâk suresinde “O kerimse biz kerimlerin kerimiyiz” diyerek Rasulullah’ı Peygamberlik görevine atamıştı.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.
 

Son Güncelleme (Çarşamba, 06 Nisan 2016 17:45)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #3 Salat 2016-04-15 22:43
Teşekkürler, çok değerli tespitler.
Alıntı
 
 
+1 #2 RE: İŞTE BİR SALÂT ÖRNEĞİ 2016-04-13 21:56
Sayın savcım, rhmetli Muhtem pederiniz Merhummehmet amcayı çok güzel anlatmışsınız. Mekanı cennet olsun. Arkasında sizin gibi hayırlı bir evlat bıaktığı için İnşallah sevap defteri açıktır. Alllah mekanın cennet eylesin AMİN
Alıntı
 
 
+1 #1 RE: İŞTE BİR SALÂT ÖRNEĞİ 2016-04-06 19:54
Kaleminize,emeğ inize sağlık.Yaradanım bizleri kuran'da ayrıntılarıyla gösterdiği doğru yolda yürüyenlerden eylesin.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3024
Dün3100
Tüm Zamanlar4123485
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 183 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2349
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?