Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Biz de “Şuuyu vukuundan beterdir” diye bir söz vardır. Yani duyurulması bile yanlış şey demek. Ancak artık duymayan kalmadı kapı zorlanmaya başladı. LGBT (Lezbiyen,gay, biseksüel, transgender) her türlü cinsel sapkınların bir araya gelip örgütlendikleri derneğin adıdır  ve gökkuşağı renklerinde bayrakları vardır. Amaçları her türlü her türlü cinselliğin (eski tabirle namussuzluğun) özgürce yaşanmasıdır. 2005 yılından beri 28 Haziran gününde onur yürüyüşü dedikleri bir etkinlik yaparlar. Bu sene Ramazan ayına denk gelmesiyle millette fena homurdanmalar başladı. Çünkü bunlar daha önceki yürüşlerde Ramazan’ı eleştiren pankartlar da taşımışlardı. Bu yıl İstanbul Valiliği yürüşe izin vermedi.

Yürüyüşte kullandıkları sloganlara bakarsak gayelerini daha iyi anlarız; “Velev ki ibneyiz, susma haykır eşcinseller vardır, Susma haykır, lezbiyenler vardır, Eşcinseller susmayacaklar, susmayacaklar, Ayşe Fatmayı, Ahmet Mehmedi; birbirlerini sevebilmeli, Teşhirci değil travestiyiz, ‘Okulda işte mecliste. Eşcinseller her yerde; kabul et ya da etme eşcinseller her yerde’, Faşizme karşı bacak omuza, Homofobik devlet yıkacağız elbet”. Yani 1960’larda anarşist, çiçek çocukları ya da Hippi hareketi, “Harp yapma aşk yap” diye kurulu her türlü değere karşı çıkan hareketin başka bir versiyonu.

Nedir bu onur yürüşü, niçin 28 Haziran? Her türlü melanetin merkezi ABD’de New York yakınlarında, bu tiplerin toplandığı Stonewall isimli, bunların sırtından para kazanan polis ve mafyanın kontrolünde bir bar vardı. Burada her zaman toplanıp içip sızıp her türlü melaneti yapıyorlardı. Bunların Judy Garland isimli bir ikonları olan müzisyen ölüyor. 28 Haziran 1969 gecesi bu ölüme hüzünlü ekip uyuşturucuyu çekip, efkardan her türlü melaneti yerken, kendilerini tacize gelen polise karşı çıkıp 5 gün direniyorlar ve olaylar başka şehirlere de yayılıyor. Bu zamana kadar ABD’de eşcinsellik bir psikiyatrik hastalık olarak kabul ediliyordu. Bu olay bir dönüm oluyor ve başlattıkları bu direniş sonunda 1973 yılında eşcinsellik bir hastalık olmaktan çıkıp normal bir vaka sayılıyor.

İşte 28 Haziran’daki bu yürüyüşün onur yürüyüşü olma nedeni bubur. Hani Osmanlı’da gavura gavur denmenin yasaklandığı gibi. ABD’de i….lere i…. demenin yasaklanmasının önünün açılması gibi bir şey. Tabi arkalarında derin küresel güçlerin basın ve her şeye özgürlük kahramanı olmak için atlayan entel-dantel sanat camiasının desteğiyle. Neymiş efendim bu sapkınlık değilmiş, doğal bir şeymiş ve genlerden gelirmiş. Adamların ne suçu varmış. Ve başladılar bunların ne kadar insancıl, topluma yararlı, onurlu, namuslu insanlar olduklarını anlatan manipülasyon dolu o meşhur Hollwood flimleri yapılmaya. Bizde de Şener Şen’li “Kabadayı”, Mahsun Kırmızı Gül’lü “Güneşi gördüm” filimleri. Eşcinselliği normal sağlıklı bir durum olarak göstermek için dört koldan destek.  İlk ortaya çıktığında asıl adı “Eşcinsellikle İlişkili Bağışıklık Sistemi Bozukluğu-Gay Related Immun Disorder” GRID olan hastalığın adı bile, daha sonra AIDS “Edinilmiş Bağışıklık Sistemi Bozukluğu” olarak değiştirildi. ABD’de 2005 yılında AIDS virüsü taşıyanların %71’inin eşcinsel erkek olmasına rağmen. Ülkemizde, Dünya Bankasının bunlara verdiği karşılıksız para desteği ile anneler gününde “Anne! Ben Eşcinselim” kitabı yayınlandı. Bir sürü sanatcı geçinenin ve CHP’nin desteğini aldılar. Şimdilik HDP ayni zamanda bunların partisi durumunda.

Bunları negatif gösterecek araştırmaların yapılması yasaklandı ve nefret suçu kapsamına alındı. Yani “GAVURA GAVUR DEMEK” artık yasak oldu. Maalesef bu baskı tüm dünyada etkili olmakta ve muhafazakar hükümetimiz bile buna boyun eğmiş, 2011 yılında İstanbul sözleşmesi ile ilk kez eşcinsellik koruma altına alınmıştır. Bu sözleşmeye göre: “her türlü ırk, renk, dil, din, soy,  siyasi ve siyasi olmayan görüş, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel kimlik, yaş, sağlık, medeni hal, mülteci ve göçmen …… “ diye meşru ve doğru şeylerin içinde bunlarda katılarak, zehirin balla sunulması işte böyle oluyor. Maalesef yanlışı bir sürü doğruların içine sokuşturup bize yedirmektedirler. AB yasalarıyla zinanın suç olmaktan çıkması gibi. Şimdi de çocuk pornosu ve PEDOFİL (1) sapkınlığının suç sayılmaması için uğraşıyorlar. Ne demek mi onuda siz bulun.

Gelelim işin aslına, yani insan gay olarak mı veya başka bir  cinsel sapkın olarak mı doğar sorusuna? Buna onlar değil bilim adamları karar verir. Tabi Rockafeller, Soroz gibi vakıflardan beslenip yönlendirilmeyenler. Biz de yaptığımız araştırmaları yazalım. İnsan tertemiz doğar, onu toplumu şekillendirir. Yani kimse anasından babasından hakim, öğretmen, işçi, çiftçi, cani, hırsız, namussuz f……. ve i…… doğmaz. İnsan iyiyi ve kötüyü içinde büyüdüğü toplumunda görür ve KENDİ TERCİHİ SONUCUNDA olmak istediği kişi olur. Hani “Alimden zalim zalimden alim doğar” sözü tam da bunu anlatır. Eğer bir insan karşı cinsten olmak isterse, yani erkek doğan biri, kadınsı davranışlara yönelirse kişinin bu tercihi doğrultusunda beyin, dişilik-Östrojen hormonu salgısını attıracak ve bu hormonların artmasıyla, kişinin vücudunda da dişiliğe doğru gelişmeler olacağı bilinen çok tabii bir sonuçtur. Hani, Kız veya erkek çocuğu olmayan aile, sahip olduğu çocuklardan birini ters cinsiyette büyütür. Kız çocuğu erkek gibi. Sonunda olan bu çocuğa olur, duyan gören bilir. Olay bu kadar basittir. Yani kişi ancak kendisi zorlarsa, insan vücudunda fıtrata ters gelişmeler olur.  Ha buna rağmen vücutta hormon salgılanmasında düzensizlikler olmaz mı olur, ancak bunun tedavisi vardır.

Gelelim sadete. Eğer senin medeniyetin “KAPİTALİST EGONOMİ”ye dayanıyorsa, yani her şey insana hedonizm- zekü sefa dayatıyorsa, Freud gibi bir psikolojiyle,  Prof. Judith Butler tarafından “Queer Kuramı”, yani cinsiyet doğuştan edinilmez ileri yaşlarda toplumdan edinilir KADIN VE ERKEK OLMAYI SEN SEÇ safsataları ile büyürse varılacak dünyanın adı “SODOM GOMERE” veya POMPEİ olacağına hiç şüphe yok. Sonunda ne analık, ne babalık, ne aile, ne soy ne sop kalır, ne de insanlık kalır. Adamın tercihi diyemeyiz. O zaman kimse neden uyuşturucu içiyor diyemeyiz. Çünk ü adamın tercihi. Ancak devletler tuplumu, aileyi, gençliği, çocuğu yani insan soyunu korumak zorundadır. Yoksa çeşit çeşit AİDS hastalıkları devreye girecektir. Yoksa, “Eğer bir toplumda fuhşiyat artarsa daha önce görülmedik hastalıklar ortaya çıkar” hadisi devreye girecektir.

(1) http://www.ahaber.com.tr/dunya/2016/06/19/abdyi-sarsan-pedofili-skandali-10-cocugunu-hediye-etti

 

Son Güncelleme (Perşembe, 23 Haziran 2016 00:54)

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün97
Dün2665
Tüm Zamanlar3951434
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 73 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2071
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?