Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon PEYGAMBERLİK VE BİLGELİK

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_aliPeygamberler, bilge kişiler değildir. Bilge kişileri olan toplumlara Allah elçi göndermez. Çünkü toplumun ihtiyacı yoktur. Bir toplumda bilge kişiler mevcut ise bu kişiler toplumlarını aydınlatır, onlara iyi-kötü, güzel-çirkin, hak-batıl olan şeyleri gösterirler. Toplumu reşit kılacak okullar açarlar, kurumlar oluştururlar yani salât ederler. İnsan, yaratılışı gereği ortak aklın kabul ettiği değerler ile fıtraten donatılmıştır. Örnek vermek gerekirse; haksız yere adam öldürmek tüm dünya insanlarınca kötü bir iş olarak kabul edilmiştir.

Allah toplum hayatına zulüm ve fesat çoğaldığında müdahale eder, onların içinden bir elçi seçer ve hikmet içerikli yani zulüm ve fesadı engelleyen kanun, düstur ve ilkeleri vahyeder. O elçi de toplumuna bu ilkeleri tebliğ eder. Toplumun bütün fertleri değil, akledenler, yani rüşde ulaşanlar bu kurallara kendi özgür iradeleri ile uyarak hem dünya hayatlarını cennet ederler, hem de ebedi hayatlarını cennet ederler.

Rabbimiz’in bu sınav döngüsünü programladığı biçimde sürdürmesindeki muradı, biz yaratılmış kullarından hangisinin ödüle lâyık, hangisinin cezaya müstahak olduğunu bilmesi için değildir. Bu sınav biz insanların kendimizi ve bizimle aynı zaman diliminde yaşayan insanların da bilmesi, mahşerde onları da tanık tutması içindir.

Kur’ân da isimleri verilen peygamberlerin seçildikleri toplumların tarihleri incelendiğinde, o toplumlarda zulüm ve fesadın doruk noktaya çıktığı görülmektedir. Örnek olarak Musa peygamber’in mücadelesi gösterilebilir.

Rabbimiz, İsrail oğullarının Firavun idaresinde nasıl zayıf duruma düşürüldüğünü, sömürüldüğünü, köleleştirildiğini mazlumların feryadını en iyi işiten ve gören olması nedeniyle toplum hayatına müdahale etmiş ve Musa (A.S.) ı elçi olarak seçerek, ona hikmet yani zulüm ve fesadı engelleyecek kanun, düstur ve ilkeleri (Tevrat’ı) vahyederek, o toplumu reşitleştirmiştir. Toplum rüşde ulaşınca da Musa (A.S.) ın önderliğinde bu zulüm yönetiminden kurtulmak için, Nil nehri üzerine barajlar inşa ederek, kuru yol üzerinden Mısır’dan çıkmışlardır. Kendilerini takip eden Firavun ve işbirlikçilerini de barajı patlattırmak suretiyle aynı suda boğmuştur. Arkeolojik araştırmalar ile bu baraj kalıntıları günümüzde ibret olarak gün yüzüne çıkarılmıştır.

Kur’ân da bildirilen bütün Peygamberler de Musa örneğinde olduğu gibi kendilerine vahyedilen hikmet içerikli kanunlar ile rüşde ulaşan toplumlarını kendi çabaları ile maruz kaldıkları zulme son verdirmişlerdir.

 

Hatemü’n-nebiyyin (Son haberci elçi) seçilen Mekkeli Abdullah oğlu Muhammed de, hiçbir kitap ehlinden ders almadığı, kitap nedir din nedir bilmediği halde kendisine vahyedildiğinde, “neden ben seçildim?” tereddüdüne kapıldığında Rabbimiz onu teskin ederek seçilme nedenlerini bildirmiştir.

Nedir bu gerekçeler? Rabbimiz Abdullah oğlu Muhammed’i Kalem suresi 2-5. âyetleri ile motive ederek neden elçi olarak görevlendirildiğini vahiyle bildirmiştir.

1-Sen Rabbinin nimeti sayesinde, mecnun [gizli güçlerce desteklenen/deli bir kişi] değilsin.  

Âyette sözü edilen nimet, Rabbimizin Abdullah oğlu Muhammed’e peygamber olmadan önce verdiği akıl, zekâ, cesaret, güzel ahlâk gibi özellikler ile onu hanif ve müşrik olmayan İbrahim'in dinine tâbi kılışıdır.

2-Ve kesinlikle senin için minnete bulaşmamış çok mal var.

Peygamberimiz sahip olduğu mal, mülk, para, pul nedeniyle kimseye minnet borçlusu değildir. Elindekilere kimseden yardım, lütuf alarak sahip olmamış, her şeyi kendi elinin emeği, alnının teriyle kazanmıştır. Kısaca kimseye minnet borçlu değildir. Bundan dolayı yüzünün aklığıyla, alnının açıklığıyla herkesin karşısına çıkabilir, tebliğde bulunabilir. İşte, Abdullah oğlu Muhammed'in peygamber seçilişinin nedenlerinden biri de bu özelliğidir.

3-Ve kesinlikle sen, çok büyük bir ahlâk üzerindesin.

Yani; “Sen, işte bu yüzden Bizim katımızda peygamberliğe lâyık birisin. Sen, onların nazarında da akıllı, zeki, üstün ahlâklı, efsaneleşmiş bir kimsesin. Bugüne kadarki hayatında gösterdiğin üstün yaşam tarzın ve sahip olduğun üstün özellikler nedeniyle bu işe en uygun kişisin. Rabbinin lütfettiği nimetlere kavuşturuldun ve seçilerek peygamber yapıldın. 40 Yıl boyunca Mekke’de herkesin bildiği gibi toplumun kurallarına uyan biri idin.” demektir.

Peygamberlik, çalışarak kazanılacak bir bilgi ile olmaz. Peygamber kendisine vahyedilenlere kendi bilgisinden de hiçbir söz katamaz. Nitekim (Şûrâ 24) âyetinde: 

Ya da onlar, “Allah'a karşı yalan uydurdu” mu diyorlar? İşte eğer Allah dilerse SENİN DE KALBİNİ MÜHÜRLER; bâtılı yok eder ve sözleriyle hakkı gerçekleştirir.  Şüphesiz ki O, göğüslerde bulunan şeyleri çok iyi bilendir. 

Yani; Kur’ân’ı Muhammed uydurdu ithamına Rabbimiz bizzat cevap vermekte, Peygamber’in böyle bir şey yapmaya teşebbüs etmesi halinde Allah’ın onun kalbini de mühürleyeceği, o zaman onun da müşriklerden bir farkının kalmayacağı; Peygamber’in Allah adına kendisinden ortaya hiçbir şey atamayacağı, Allah’ın buna kesinlikle izin vermeyeceği sert ifadeler ile bildirilmiştir.

Peygamberler, sadece Rabbimizin bildirdiği vahiyleri tebliğ ederek görevlerini en lâyık biçimde yerine getirmişlerdir. Kendi bilgilerinden hiçbir şeyi Allah’ın halis dinine katmamışlardır. Âl-i İmran 80. ayetinde: “Allah size peygamberleri Rab edinmenizi emreder mi?” mesajını iyice kavramamız, inancımıza şirk bulaştırmamamız öğütlenmektedir.

Bütün bu gerçeklere rağmen, peygamberimizin ölümünden iki yüz sene sonra, peygamberimize atfedilen sözler "hadis" adı altında toplanmaya başlamıştır. Kur'an'daki ilkeleri yaşamakla yükümlü ve din adına sadece Kur'an'ı tebliğ etmekle görevli olan, yani dine kendisinden bir şey ilâve etmesi veya eksiltmesi söz konusu olmayan peygamberimiz, bu konuda bir takım saptırma girişimlerinin vaki olabileceğini düşünmüş olmalı ki, sağlığında, Kur'an'dan olduğunu bildirdikleri dışında kendisinden bir söz veya davranış yazılmasına izin vermemiştir. Aslında, elde Kur'an gibi mucizeleri sürekli olan (hiç bitmeyen) bir hakikî delil kaynağı dururken böyle bir teşebbüste bulunmanın hiçbir anlamı yoktur. Ama ne yazık ki, bu anlamsız teşebbüs sürdürülmüş ve sonuçta günümüze, değil yaşanması okunması bile peygamberimizin 23 yıllık elçilik hayatına sığmayacak genişlikte ve uydurmalarla dolu olan bir biyografi intikal etmiştir.

Rabbimiz son elçi Muhammed (A.S.) dan sonra başka bir peygamber göndermeyeceğini bildirdiğine göre, toplumlarda zaman zaman oluşan zulüm ve fesadın ortadan kaldırılması için acaba bizlere nasıl bir görev vermiştir?

Şüphesiz Allah ve doğadaki güçleri/indirdiği Kur’ân âyetleri Peygamber'i destekliyorlar/yardım ediyorlar/arka çıkıyorlar. Ey iman etmiş kimseler! Siz de Peygamber'e destek olun/ona yardım edin/arka çıkın ve onun güvenliğini tam bir güvenlikle sağlayın! (Ahzâb/56) Bu âyet maalesef günümüzde peygambere salâvat getirmek anlamında anlaşılmaktadır.

Peygamberimiz öldüğüne göre toplumlarda zuhur edecek zulüm ve fesadın ortadan kaldırılması misyonu, tüm dünya insanlarına Kur’ân’ın kendi ana dilleri ile iletilmesi görevi çağımızda tüm mü’minlerindir.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

Mehmet Ali Oğuz

Em.C. Savcısı

Son Güncelleme (Pazartesi, 27 Şubat 2017 20:47)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1464
Dün2981
Tüm Zamanlar4129580
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 70 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1919
İçerik : 1492
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?