Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon ANNELERİ BABALARI ANCAK ÇOCUKLARI GÜN IŞIĞINA ÇIKARABİLİR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

Mustafa_YulugHep aynı noktadayız: Bir biçimde silahlandırılıp karşı karşıya getirilmiş insanların birbirlerini, zavallı halklarla birlikte katletme haberleri… Milyonlarca sığınmacıya, denizlerde boğulanlara ilişkin haberler, görüntüler yüreklerimizi yakıp duruyor (İzmir’de dilenen minicik çocuklar, kadınlar ortalıklarda dolaşıp duruyorlar). Bu acımasızlıkları tezgahlayanlar ne tür yaratıklar acaba…

Yineleyip duruyoruz... Geçen yüzyıldaki soğuk savaş döneminde, sömürgeci tayfası (Başta silah, para ve uyuşturucu olmak üzere insana karşı her türlü üretimden avanta sağlayan küresel şirketler, mafya ve derin devletçiler) bütünleşerek dünyamızın önemli bölümünün egemeni haline geldiler. Hüküm ve tasarruf altındaki ülkelerde, bu egemen güç, bütün yönetimleri (Başta ABD ve Avrupa’dakiler olmak üzere) elemanları, sekreterleri haline getirebildi. Eğitim düzeneği de halkları kalkındırmaktan çok egemenlere hizmet sunan uzmancıkları yaratma hedefine yönlendirildi. Böylece, bir şey bilmedikleri dışında her şeyi bilen aşırı cahil ve küçük avantacı yöneticiler, uzmanların ‘dünyayı istilası’ başarıyla gerçekleştirildi.

Böylesi yöneticiler, özellikle plan yapma, toplumsal olanakları kamuya dönük üretim ve hakça dağılımı için kullanma becerisinden yoksun olarak görevlerini sürdürüp ülke kaynaklarını son derecede planlı küresel sermaye odaklarının ‘istifadesine’ sonuna kadar açtılar.

Egemen güç, halkları ve 'sözde' yöneticileri denetim altında tutabilme yönünde, 'böl ve yönet' başta olmak üzere 'toplum mühendisliği' yöntemlerini geniş biçimde kullandı. Din, inanç, fikir, mezhep, tarikat, sosyopolitik düzen arayışları, cemaat, dernek, vakıf, kuruluş, çete, kulüp, parti, etnisite, ülke, vb. içeriksiz etiketler, ayrışma ve karşılıklı konuşlandırmada işlevsel yapılabildiler. Sıcak savaşlar için de her türlü silah, para yanında akıl hastası (Şizofren, bipolar, depressif, manik, vb.) gençler bir araya getirilerek acımasız boğazlaşmalar sahnelenebildi.

Bana sorarsanız, böyle rezillikleri yaratan egemen kardeşlerimizin kendileri de akıl hastası, uyuşturucu bağımlısı, toptancı katil tipler. Ancak, adamları velinimetleri patronlara yönelik böyle değerlendirmeler yapabilirler mi hiç... Çok bekleriz...

İşte bu yüzden diyoruz ki: Bu iğrenç sisteme, ancak, geriletici, yalan ve yanlış ağırlıklı eğitim/öğretim düzeneğine tam maruz kalmamış, düzen tarafından henüz bir avantaya bağlanmamış genç kuşaklar karşı çıkabilirler. Genç kuşaklar, siyasal partiler bağlamında bir araya gelmeli, doğrudan insan için üretim ve hakça dağılımına dönük, bilim ve teknolojinin en gelişmişliğine

dayalı ahlaki bir teori geliştirmeli, öncelikle de silah, uyuşturucu, meskensizlik, çevre yıkımı (Böyle giderse, solunan havadan ölümler bile çok artacak) ile para, besin, ilaç, tohum, sağlık ve eğitim hizmetleri, rüşvet ve yolsuzluk, gösteriş, savurganlık ve hepsinden önemlisi savaş cinayetlerine dönük küresel rezillik, acımasızlık ve dolandırıcılıklara ‘dur’ diyebilmeliler.

Çok önemli: Hareket hastalıklı beyinlerin ürettiği silahlara el sürmeden, tahriklere ve saptırıcı oyunlara kapılmadan, kimseye bir fiske bile vurmadan, bilim, uzlaşma, dayanışma, insan sevgisi tabanında ve bütün dünya gençleri ile omuz omuza durarak yürütülmeli. Böyle bir eylemin yeryüzü bağlamında devinmesi, başarının olmazsa olmazıdır…

İnsanlık için başka bir kurtuluş yolu yok… Savunma durumundaki yönetimler de durmadan yeni yeni silahlar geliştirdikleri için (Rusların son nükleer başlığı Japonya’ya atılan bombalardan 2000 kez daha etkili imiş) toptan buharlaşma olasılığını gözden hiç uzak tutmamak gerek.
 

Son Güncelleme (Cumartesi, 12 Kasım 2016 21:17)

 

Degerli Yazarimiz Dr. Mustafa YULUĞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 12 Kasım 2016.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2204
Dün2500
Tüm Zamanlar4217659
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 123 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2413
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?