Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon YOBAZ İMAM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


Yaşadığım ülkede çocukluğumdan beri duyduğum sözdür yobaz, yobazlar veya yobaz imam.

 

Bu söylemi kim söyler? Kim dillendirir?

 

Cevabı basittir. Düzenden yana olduğunu söyleyen güya, çağdaş, modern, akılcı laikler, solcular, liberaller, kapitalistler, demokratlar, Kemalistler…

 

Gençlik yıllarında bu tür söylemlerle bütünleşir. Etrafımıza bakar. Gerçekten cahilce hareket eden, Müslümanları, imamları görür. Adamlara hak verirdim. Ancak büyüdükçe, fikirlerim olgunlaştıkça, yobazlığın Müslümanlarda değil, Müslümanlara yobaz diyenlerde olduğunu görmeye başladım.

 

Yobaz ilan edilen Müslümanlar kimlerdi?

 

Birinci dünya savaşının yorgunu, İstiklal savaşının kahramanı olan halk… Hani egemenlik kendisinde olduğu söylenip, askerlerle, darbelerle bir türlü yönetime getirilmeyen halk… İstiklal savaşından sonra Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş. Cumhuriyet kurulurken Müslüman halk, kahramanlar olarak Cumhuriyeti kuranları desteklemiş. Cumhuriyeti kuran subaylarla birlikte dualarla aminlerle Cumhuriyeti dünya aleme ilan etmişler.

 

Peki, sonra ne olmuş?

 

Cumhuriyeti kuran subaylar halka sırtını, yüzünü batıya çevirmiş. Ülkesini işgal eden Avrupalıların istediği yasalarla devlet yönetmeye, Avrupa kültürünü çağdaşlık diye okutmaya, İslam’ı yasaklamaya başlamış. Din yasak. Müslümanlar yasaklı… Tabi aynı dönemlerde hakiki, gerçek solcular da yasaklı… Çünkü onlar da içten içe ülkenin batıya peşkeş çekildiğini görüyorlar. Ülkenin bağımsızlığı için itiraz ediyorlar. Olur mu? Olmaz tabi.. Siz kim oluyorsunuz ki? Deniliyor onlara. Onlarda mahkemelerde süründürülüyor. Öldürülüyor. Kurşunlara kurban ediliyor.

 

Ortadaki gerçeği görüyor musunuz?

 

Savaş yorgunu halk. İstiklal savaşının kahramanı halk, yasaklı… Niçin?

 

Beyler Avrupalılaşacaklarmış. O nedenle Avrupa’dan kılıklar, kıyafetler alınmış. Sorsan paramız pulumuz yok ha… Sanki çok matahmış gibi, Avrupalı kıyafetlere avuç dolusu para verilerek alınıyor. Millete zorla giydiriliyor. Bir sürü İngiliz, Fransız, İtalyan danışmanlar getirilmiş. Ülke yeniden dizayn ediliyor. Ülkenin yasaları; kopyacı tercümanlar tarafından Avrupa’dan çevrilerek meclise onay için sunuluyor.

 

Kardeşim madem böyle olacaktı niçin millet İstiklal savaşı verdi ki?

 

Söyleseydiniz İngilizlere, Fransızlara, İtalyanlara, biz sizin yasalarınızla, sizin istediğiniz gibi bir düzen kuracağız. Gönderin danışmanlarınızı deseydiniz. Adamlar seve seve çıkıp gider. Danışmanlarını gönderir. Ülkeyi bir güzel dizayn ederlerdi. Zaten öyle olmadı mı? Bu sonuç için savaşıp ölmeye ne gerek vardı?

 

Bütün bu gelişmeler olurken halk ne yapıyor?

 

Gayet tabi tepki gösteriyor. Biz bunun için mi savaştık diyorlar. Halk bir yandan savaşlarda hocaları, önderleri ölmüş cahil. Bir yandan ülkenin gidişatı tamamıyla Frenkleşiyor. Halka göre Frenklik gâvurluk ha… Onu diyeyim de yanlış anlaşılmasın.

 

Bu durumda halkın içinden cesur olanlar karşı çıkıyorlar. Vay sen misin karşı çıkan hemen Frenkleşmeyi ilke edinenler yobaz damgasını yapıştırıyorlar. Tabi ülkenin yöneticileri Frenkleşiyoruz demiyor. Ülkenin yöneticileri, onların destekçisi İstanbul’daki batı güdümlü medya, Batılılaşıyoruz, çağdaşlaşıyoruz, modernleşiyoruz diyorlar. Af edersiniz kıçına Fransız pantolonunu, kafasına batının siperlikli şapkasıyla melon (leğen) şapkasını geçirenler, bir de Hırvat kravatını boyunlarına taktılar mı oluyorlar çağdaş, medeni. Cep delik cepken delik, paralar batının tekstiline gidiyor. Bir yandan rakı üretimi hızlandırılıyor. Millet çilingir sofralarında dansöz kadınlarla gününü gün etsin isteniyor. Diğer yandan kim gıkını çıkardı, haydi İstiklal mahkemesine, oradan meydanlardaki darağaçlarına… Neden? Çünkü onlar, biz bunlar için mi savaştık diye itiraz ediyorlar.

 

Günler böyle geçerken, her şey yasak.  Partiler yasak. Düşünceler yasak. Din yasak. Müslümanlık yasak. Tek batıcılık serbest… Batılı danışmanların dediği her şey, ayetmiş gibi uygulanıyor.

 

Bu ara 2. Dünya savaşı patlaklık veriyor. O dönem ülkenin başında İnönü, savaşa girmeyerek iyilik ediyor. Ama öyle bir iş yapıyor ki, akla zarar. Belki savaşa gireriz diye, halkın elinde kuru gıda ne varsa alıp, trenlerin olduğu bölgelerde İstasyonlara, diğer yerlerde garajlara stok yapıyor. Halk aç, sefil… Gözlerinin önünde bakliyatlar güneşte kavrulup, kışta çürürken millet ot yiyor. Yani hayvanların yiyeceği otlara ortak oluyor.

 

Bütün bunları sorguladın mı?

 

Bağırtı çığırtı başlıyor. Yobazlar…

 

Bunlar olmasaydı adın Hans olacaktı. Adın George olacaktı…

 

Tamam da, adım Hans, George olmadı. Peki onlardan ne farkımız kaldı? Ha adımız Hasan, ha adımız Genco… Söyle bana gâvurdan farkımız ne?

 

Dedin mi? Abooooo bir çığırtı yükseliyor ki sormayın. Neden?

 

E…. İşte işin sırrı burada…. Asıl yobazlar onlar. Akıl etmezler, düşünmezler, insanların fikirlerine izin vermezler. Baskıcıdırlar, faşisttirler, dayatmacıdırlar… Kendilerinden başkasına adam gözüyle bakmazlar.

 

Şimdi bir imam çıksa minbere, Allah’ın ayetlerindeki bütün gerçekleri çıplaklığıyla anlatsa.... Adı hemen YOBAZ imama çıkar.

 

Ama aynı adam lafı değiştirip, Allah’ın ayetlerini çarpıtıp, laikliği, batıcılığı, Kemalizm’i övse… Of anam of…  Yerlere göklere sığdıramazlar… Gazetelerde manşet. Televizyonlarda boy boş haber, açık oturum.. Hatta adamın şöhreti ülkeye bu düzeni kurduran teeeee batıya kadar gider. Oralarda bile yılın adamı seçilir. Hatta adama Nobel bile verirler. Niçin? Allah’ın ayetlerini çarpıtıp, Laiklere, batıcılara, Kemalizm’e övgüler yağdırdı. İyi şaklabanlık yaptı diye…

 

Bu yaştan sonra bu tür ikircikli, çıkarcı anlayışlara artık karnımın tok olduğunu ifade etmek istiyorum. Herkes kendisine gelmeli... Artık hiç kimse karşısında çocuk varmış gibi kandırmaya çalışmamalı. Yetti artık rap rap düzenin rap rap eğitimi…

 

Herkesin Kemalizm’in arkasına sığınıp pazarladığı bir ortam, ne çağdaşlık, ne modernlik, ne akılcılık, ne de insanlıktır. Kemalizm’i dayatmacılık, faşizmin sembolü yapanlar atalarına en büyük ihaneti yapıyor. Benim gibi saf, dürüst insanların böyle çıkarcılıkta işi yok.

 

Ben Kemalist değilim. Onun için ne İslam adına, ne solculuk adına, ne komünizm adına, ne batıcılık adına istismar etmem… Edenleri de hiç sevmem.

Solcular bırakın artık Kemalizm’in arkasına sığınıp, Kemalizm ayağına komünizmi pazarlamayı… Diyeceğiniz varsa açıkça fikirlerinizi halka anlatın.

 

Laikler bırakın artık Kemalizm’in arkasına sığınıp, Kemalizm ayağına din düşmanlığı yapmayı…. Din düşmanı olarak diyeceğiniz varsa açıkça söyleyin ne söyleyecekseniz.

 

Bir de Bektaşiler ve Aleviler var. Topluma Kemalizm ayağına Alevilik, Bektaşilik pazarlıyorlar. Kardeşim ne gereği var Kemalizm adına Bektaşiliği, Aleviliği pazarlamaya? Çıkar anlatırsınız düşüncelerinizi… Takiye yapmak yok. Adam gibi neye inanıyorsanız anlatırsınız. Halk aptal değil ya… Aklını, fikrini kullanır, doğru musunuz, eğri misiniz karar verir. Madem Alevilik Bektaşilik Müslümanlık, Müslümanlıkta gizli kapaklı iş mi var? Açarsınız millete kırklar meclisinizi, millet görür oralarda ne yapıldığını… Açarsınız toplu ibadetlerinizi millet oralarda ne yaptığınızı görür. Bak Sünni kardeşleriniz doğrusuyla yanlışıyla camilerinde ayan beyan ne yapacaklarsa yapıyor. Sizde açarsınız meclislerinizi görür millet. Öyle değil mi?

 

Batıcılar bırakın artık Kemalizm’in arkasına sığınıp, Kemalizm ayağına ülkeyi batıya peşkeş çekmeyi. Arzunuz İslam’ı terk edip Hıristiyan olmak ise buyurun kapı işte orada… Arzunuz ülkenin sınırlarını kaldırıp Avrupa sınırlarına dahil etmek ise, açıkça söyleyin. Sizin gibi faşizanların ağız kokusunu çekeceğimize, Avrupa sınırları içinde bir devlet oluruz olur biter. Nasılsa hedefiniz bu değil mi?

 

Kendini modern, çağdaş, laik, demokrasinin savunucu sayan Müslümanlar, bırakın artık bu ayakları… Ölüm hak biliyorsunuz değil mi? Eğer ahirete inanıyorsanız, yarın ki hesapta çarpıttığınız ayetler tarafından çarpılacaksınız. Bunu biliyorsunuz değil mi? Hiç kimse, ayetleri çarpıtarak, onun bunun şaklabanlığını yapmasın. Şaklaban olacaksanız, çıkın ortaya, kardeşim biz buyuz deyin. Allah’ın ayetlerini arkanıza alıp istismar etmeyin. Dürüst olun ki, adam yerine konulasınız. Değilse tarihe münafıklar, hainler olarak geçeceksiniz. Haberiniz var mı?

 

Yobazlık, dayatmacılık, faşistlik, çıkarcılık, yalancılık, sahtekarlık, şaklabanlık, münafıklıktır.

 

Olmayan beri gelsin.

 

Son Güncelleme (Çarşamba, 30 Kasım 2016 21:02)

 

Degerli Yazarimiz MEHMET ÇOBAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 16 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün208
Dün1181
Tüm Zamanlar4260197
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 39 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2400
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?