Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon Secdemi özledim

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


Ak akçe kara gün içindir”, “Sakla samanı gelir zamanı”, “Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”... Bunlar ve bunlara benzer daha birçok atasözü, deyim vs. duymuşsunuzdur.


Bunların hepsini de ilk anda beyhude söylenmiş sözler gibi düşünebilirsiniz. Lâkin hayatınızda karşılaştığınız bazı durumlar, bu sözlerin ne kadar da önemli ve yerinde söylenildiğini ve kullanıldığını gösterir. Damdan düşen adamın durumunu bilirsiniz, herkes gelir ah vah şöyle böyle der. Lâkin hocanın cuk diye yerli yerine oturan o güzel sözünü bilirsiniz ya da hatırlamışsınızdır: “Bana damdan düşen adam bulun, benim halimi ancak o anlar” demiştir. Evet, damdan düşmeyin, düşmenizi de istemeyiz ama hakikaten durumun özeti o minvâl üzerinedir. Canı acıyanın halini o acıyı çekmiş insan çok iyi bilir. Derdine de ancak düşen adamın o samimi ve içten duyguları yardımcı olur.
1992 senesinde arıların ayağımı sokması neticesinde ihmalkârlıktan dolayı hastalığın neticeleri 2000 senesinde çıktı. Ayağım lenf ödem denilen bir kronik rahatsızlığa dönüştü. Bu safhadan sonra ayağım diğer ayağımın iki katı kadar oldu. Yürümekte ve koşmakta sıkıntılar çektim. Neticede şu anda şişliğin verdiği sıkıntıdan dolayı ayağımı bükememekte, yürümekte de zorlanmaktayım. Rahatsızlığın en büyük sıkıntısı namaz kılarken ayakta duramamak ve secdede duramamakta kendini göstermektedir. Bu süreçte arada sırada secdelerimi sandalyede ya da oturarak yapmakta idim. Lâkin secdeye gidememenin lezzetini daha sonraki namazlarımda oldukça hissettim. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra aynı üzüntüyü yaşayan degerli bir  ağabeyimiz de aynı sıkıntı üzerine yazısını okuyunca, bu yazıyı yazmak ihtiyacı hissettim. Bu yazısında  abimiz:
“Ameliyat sonrası buna başka örnekler eklendi. Meselâ sonda ve serum hortumlarıyla yatağa bağımlı kaldığım ilk gün, ayağa kalkıp ihtiyaçlarımı görebilmenin kıymetini fark ettim. Bir haftaya yakın bir süre namazlarımı oturarak kıldım ve secde etmeyi özledim.”
                                                                  
Kur′aânı Kerim’e bakacak olursak...
Kur’ân-ı Kerim’in birçok âyetinde Müslümanlar, “rükû ve secde edenler” şeklinde tanımlanmış; Allah’a yaptıkları secde nedeniyle yüzlerinin nurlandığı ve alınlarındaki secde izlerinden tanınacakları bildirilmiştir (Fetih Suresi: 48/29). Diğer yandan, secdenin, Müslümanların namaz kılarken alınlarını yere koymaları dışında, aslında Allah’ın emirlerine uymak, O’nun kâinattaki düzenine riayet etmek anlamına geldiği şu âyeti kerimeyle daha iyi anlaşılmaktadır: “Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların çoğunun Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun?” (elHacc, 22/18). Dolayısıyla secde, Allah’ın buyrukları dışına çıkmamak anlamına gelirken; namazda yapılan secde ise Allah’a itaatin bir sembolü, bir göstergesidir. Namazda secde eden Müslüman, hayatının diğer zamanlarında da O’na boyun eğiyor.
Secde, Allah ile kulun bir ve beraber olduğu en güzel, en nazenin ve bence en duygusal anların olduğu yer. O anda iş yok, para, pul, mevki, makam, eş anne, baba, çocuklar yok. Yalnız sen ve Allah var. İçten gelen samimi duâlar ile niyazlar ile ve gözyaşları ile seni senden dinleyen bir ve tek Allah var. Sıkıntılı anlarınızda, içinizin daraldığı herşeyden ama herşeyden ve herkesten uzaklaşmak istediğiniz anlar ve zamanlar olmadı mı? Olmuştur. O anlar duygusallık yüklüdür, tevbe yüklüdür. Alnınızı secdeye koyun ve sadece “Sübhane Rabbiye’l Â’lâ” haricinde ”O”nunla, Allah ile konuşun, duânızı, ricanızı, sıkıntılarınızı yalvarın. İnanın içinizin bir şelâleden akan sular gibi boşaldığını, ruhunuzun ve kalbinizin rahatladığını hissedeceksiniz. Hele bir de uzun zamandır secdeye gitmemiş iseniz, sevgi şefkat mahrumu insanların yaşadıkları o duygu selini yaşarsınız.
Yaşanılan, yaşanılmış bir vakıadır aşağıda yazacaklarım. Sene 2007, namaz kılanların adeta bir cani, bir katil, bir yüz kızartıcı fiil yapmış insanlar gibi ifşa edildiği dönemde “Namazımıza sahip çıkıyoruz” diye bir konferans vermiş ve konferansa Namaz Gönüllüleri kurucularını İzmir’e getirmiş idik. Namazın kerâmeti olsa gerek, 45 derece sıcaklıkta 3000 kişi adeta oldukları yere çivilenmişler gibi konferansı izlediler. Bu konferansta konuşmacılardan bir tanesi o tarihlerde TRT’de yaptığı bir programda yaşadığı hatırasını anlattı:
“TRT’de Ramazan programı yapıyorum. Program vapurun üzerinde oluyor ve ben program için hazırlanıyorum. Evli bir çiftin benimle görüşmek istediklerini ilettiler. Yarım saat kadar beklettikten sonra yanlarına vardım. ‘Hoşgeldiniz hanımefendi’ dedim, o da ‘Hoşbulduk’ dedi ve kendisini tanıttı. ‘Biz opera sanatçısıyız.’ ‘Haa’ dedim şaşkınlıkla. ‘Buyrun’ dedim. Saldırılara hazırladım kendimi, bayan ‘Size birşey sormak istiyorum. Ben namaz kılarken o kadar heyecanlanıyorum ki secdeye kapanırken hüngür hüngür ağlıyorum ve ağlamaktan çok yoruluyorum.’ Birisi de demiş: ‘Böyle çok ağlamakla namaz kılınmaz, git bir hocaya sor’ demiş. Şaşırmıştım ve hanımefendiye ‘Siz ne diyorsunuz?’ dedim. ‘Ben orta üçten bu yana namaz kılıyorum. Benim secdem de takur takur secdelerdi, hiç ağlamadım, senden Allah rızası için birşey isteyebilir miyim? Benim bütün secdelerimi al ve sen bana bir tane ağlayarak kıldığın secdeyi verir misin? Bir tanesini, ne olur... Ben daha bir secdemde ağlayamadım’ dedim.”
Eminim ki sizin de zaman zaman secdenin yada secdenizin özlemini çektiğiniz anlar olmuştur. O anlar aslında hep ama hep olması ve her namazımızda ve secdemizde olması gereken anlar olmalı. Tıpkı bu ağabeyimizin secdesine hayran kaldığı “opera sanatçısı” gibi hissederek doya doya ağlamalı, ağlamalı. Secdenin mânâ ve güzelliğini alnımız kızarıncaya kadar, ezilip büzülünceye kadar çıkarmalı ve çıkarmalıyız.

SECDE
Öpüşür seccadem alnım koyunca,
Rengârenk nağmeyle dillenir secde.
Pür dikkat melekler gece boyunca,
Hu hu nağmesiyle tüllenir secde.

Gönüller secdede nefse hâkimdir,
Vücut şifa bulmuş Lokman Hekim’dir,
Secdeye baş koymak Yârdan hükümdür,
Yar ile hâsbihal hallenir secde.

Zümrüt zümrüt secde gizli geceden,
Dizilir âyetler bin bir heceden,
Nurlar kalbe akar gelir Yüce’den,
Dua pembe pembe güllenir secde.

Koku burcu burcu gelir mirâçtan,
Ruhum büyülendi nurlu ilâçtan,
Müminlik dorukta imanlı taçtan,
Fecirde huşuyla sallanır secde.

Nur yağar Ömer Hay! Divanda başım,
İmanın direği akar gözyaşım,
Yakârış Mevlâ’ya secde yoldaşım,
Cennet’te Kevser’le ballanır secde.
(Ömer Ekİncİ Mİcİngİrt)

Şair ne güzel yazmış, ne güzel hislerimize tercüman olmuş öyle değil mi? Rabbim bir ömür boyu kıldığımız ve kılacak olduğumuz namazlarımızdaki secdenin ehemmiyetini anlayan ve secdeye gereken hassasiyeti gösteren kullarından eylesin. Bize orada o güzel anda güzeller güzeli ile beraber olmayı nasip etsin, âmin.
Secde ve ağlamak ne kadar güzel. Kaçımız onun faziletini bilerek secdemizde ağlıyoruz? Zannedersem herşeyde olduğu gibi secde de hoyrat davranıyoruz. Oysa orası, yani secdemiz Rabbimizin en çok sevdiği, en çok sevildiği yer değil mi? Varlığın, varlığımızın en güzel yeri secdemiz.
Rabbim inşâAllah ruhumuzun secdede alınmasını nasip eder.

BÜLENT ERTEKİN

Son Güncelleme (Çarşamba, 30 Kasım 2016 21:25)

 
Author of this article: Bülent ERTEKİN

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2201
Dün2500
Tüm Zamanlar4217656
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 118 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2413
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?