• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon HALİMİZ SAVAŞ OLUR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

Suriye bataklığına girdik. İktidar veryansın Suriye’de ne işimiz var diyenlere yükleniyor. Tabi bu bataklıktan nasıl çıkacağımızı da bilmiyor. Şimdilik işler iyiye gidiyor sanıyor.

 

Hâlbuki Suriye’de bazı dengeler var. RUSYA – AMERİKA- İSRAİL – AVRUPA ÜLKELERİ, kafalarındaki Suriye projesini uygulamak istiyorlar. Bu proje nedir?

 

Irak ve Suriye üzerindeki petrol yataklarını, yer altı yer üstü zenginliklerini bölüşmek. Bu paylaşımda Türkiye’ye pay var mı? Elbette KOALİSYON GÜÇLERİ denilen emperyalist güçler, Türkiye’ye kolay kolay pay vermezler. Ancak Sayın Başkan Adayı Erdoğan’ın söylemi, biz de Ortadoğu’da söz sahibi ülkeyiz. Kimse bizi göz ardı ederek iş yapamaz diyor. Bu sözler göğüs kabartıcı sözler olsa da, işin gerçeği böyle mi? Elbette hayır.

 

RUSYA – AMERİKA – İSRAİL – AVRUPA ülkeleri; insanlarını kaybetmeden, yerel devlet veya yerel örgütlerle çıkarları için mücadele savaş verirken, Türkiye Anadolu insanının canı pahasına savaşın içine girdi. Bu hayra alamet mi? Elbette değil. İlk anda karşısında IŞID görünüyormuş gibi olsa da, ne Amerika, ne Rusya, Ne İngiltere, ne de diğer güçler IŞID’ın sıfırlanmasını istemiyor. Zaten IŞID cephelerde sıfırlansa, halk içinde sıfırlanmaz. Savaş cephe savaşından, terör savaşına dönüşür. Bundan bir ay kadar önce IŞID’ın elinden MUSUL’u almak için harekete geçtiklerinde, bir netice alamadılar. Şimdi Türkiye’ye aslansın sen, kaplansın sen diye IŞID’ın üzerine gönderiyorlar. Tabi bu aralar KOALİSYON GÜÇLERİ ne yapıyor? HALEP’i Sayın Erdoğan’ın desteklediği grupların elinden alıyorlar. Ama Erdoğan’da çıt yok. IŞID üzerinden arka planda olan anlaşmalar gizleniyor.

 

Türkiye ile IŞID sıfırlanırsa, bölge YPG veya PKK’ya kalacak. Zira YPG ile IŞID arasında önü alınamaz bir savaş vardı. Türkiye Cumhuriyeti kendi gücüyle, PEŞMERGE adı altında PKK’lıların KOBANİ’ye girmesine yardımcı oldu. KOBANİ’yi IŞID’ın elinden alıp altın tepsiyle PKK’ya verdi. Bu olayların üzerinden öyle çok geçmedi. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti IŞID’ı güneye süpürüyor, onlardan boşalan yere girmek için YPG veya PKK hazır bekliyor. Türkiye’nin görevini tamamlaması içinde AMERİKA, RUSYA, YPG veya PKK’ya şimdilik uzak dur, Türkiye’yi uyandırmayalım numarası çekiyor. Ama çok geç değil, bir iki yıl içinde, Sayın Başkan Adayı Erdoğan’ı televizyonlara çıkmış, Amerika, Rusya bizi kandırdı diye gözyaşları dökebilir. Tabi iş işten geçtikten sonra… Hâlbuki YPG’nin karşısındaki en güçlü güç IŞID idi… Elbette Türkiye kendine güvenerek ben daha güçlüyüm diyebilir. Ama YPG’nin addında AMERİKA, RUSYA, AVRUPA ülkeleri varken, Türkiye’nin demesi bir şey ifade etmez. Zaten Türkiye Amerikalılar ve Avrupalılar tarafından NATO maskesiyle işgal altında. Üstelik Amerikalılar, Avrupalılar yıllarca KÜRDİSTAN haritasıyla olaylara yön verdiler. Türkiye Cumhuriyeti bu gerçeği kabul etmese de, dünyanın günümüzdeki güçleri KÜRDİSTAN’I kafalarında kurdular. SURİYE – IRAK – TÜRKİYE – İRAN üzerinden alınacak topraklarla TÜRKLER – FRASLAR – ARAPLAR arasında ırk temelli KÜRDİSTAN kurarak, din üzerinden yapılacak bir savaşı IRKSAL savaşa dönüştürmek istiyorlar. Tabi böyle bir savaşın kime çıkar sağlayacağı malum. Top yekün kendini Müslüman kabul edilen ülkelerin Ortadoğu’da birleşerek AMERİKA’YI, RUSYA’YI AVRUPA ülkelerini Ortadoğu’dan kovma düşüncesi hala batılıların karabasanları olarak devam ediyor. Ancak sevinçlerini artıracak gelişmeler var. Batının oyunlarına evet diyecek, batılıların büyük çıkarlarının yanında küçük çıkarlar için canını verecek Müslüman toplumların liderleri var. Onlar sayesinde batılılar çıkarlarının devamını garantiye alıyorlar. Bu gerçek; batılılar bir tane dahi asker kaybetmeden, sadece silah yardımı yaparak, bölgedeki ülkeleri, yerel örgütleri birbirine savaştırarak çıkarlarını pek ala koruyabilirler. Çünkü böyle bir oyundan nemalanmak isteyen, sadece kendi çıkarlarını düşünen liderler çok.

 

Sabah haberlerinde Rus istihbarat birimlerinin IŞID mevzileri için bilgi paylaşımında bulunacaklarını söyleniyordu. Hani biz PKK mevzilerinin Amerikalılar tarafından nasıl istihbarat paylaşımı yapıldığını iyi bildiğimiz için, ne Ruslara, ne de Amerikalılara güvenilmeyeceğini biliyoruz ama nedense ülkeyi yönetenler bilmiyor. Hani belki de biliyorlar da, tezgâhın içinde bulunuyorlar. Üstüne kandırılmaya alışkın siyasetçilerimiz olunca, eller kollar bağlanıyor. İki gülücükle en büyük dost olan AMERİKAN BAŞKANLARI, RUS BAŞKANLARI, iki kelimeyle dünyanın en büyük hainleri, düşmanları ilan edilecek kadar dengesi olmayan bir siyasetin içindeyiz. Bir ay önce en büyük düşman ilan ettikleriyle bir ay sonra sarmaş dolaş olan siyasetçilerimiz var. Belki de hep birlikte toplum önünde çok güzel bir gösteri düzenliyorlar. Her şey olup bittikten sonra topluma, adımız Hıdır, elimizden gelen budur diyeceklerdir.

 

Ortadoğu’daki savaş veya PKK, YGP, IŞID, ÖSO gibi grupların çıkardığı savaşlar, toplumların hak hukuk savaşları olmaktan çıkmıştır. Aslında ne Kürt toplumlarının çıkarları, ne de Arap toplumlarının çıkarları konunun özü değildir. KOALİSYON GÜÇLERİ kendi çıkarları doğrultusunda, yerel toplumların ağızlarına bal kaymak sürerek, bölge devletlerini, yerel örgütleri kendilerine asker yapıyorlar. Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti de bu sendromdan kurtulabilmiş değil.

 

Şu anda Türkiye Cumhuriyeti lehine gibi görünen olayların birden bire yön değiştirmesi mümkündür. Nitekim; RUSYA’ya karşı planlar devam ediyor. Türk Büyükelçiliğinin Ankara’da, önemli bir dış işleri diplomatının Rusya’da öldürülmesi, üstüne Suriye’ye gönderilen askeri uçağın, içindeki ulusal bando takımıyla birlikte Karadeniz’e gömülmesi hayra alamet değildir. Böyle bir eylem güdümlü örgütler tarafından da yapılamaz. Olaya Amerikalıların İngilizlerin müdahil olma ihtimalleri yüksektir. Bu durum şunu gösteriyor. Bölgede nasıl yerel örgütler olan YPG – PEŞMERGE – Şİİ MİLİSLERİ – ÖSO – IŞID – PKK gibi unsurların çıkar savaşı varsa, aynı şekilde AMERİKA, RUSYA, İNGİLTERE ve diğer AVPURA ülkelerinin de çıkar savaşı var. Yarın örgütler arası çıkar savaşı bitip, ülkeler arası savaşa dönüştüğünde, Türkiye arada kalan ülke olacaktır. Bana öyle geliyor ki, Ortadoğu savaşı önümüzdeki yıllarda daha büyük meydan muharebelerine şahit olacak. Türkiye Cumhuriyeti bundan en zararlı kayıpları vererek çıkacaktır. 1. Dünya savaşındaki sendrom ne yazık ki, günümüzde de yaşanacak gibi görünüyor.  

 

Başımızda aklıselim liderler olmadıkça, toplum hala duygusal anaforlarla ölümleri karşıladıkça, Osmanlının bölündüğü gibi, Türkiye Cumhuriyeti de parçalara ayrılacaktır. Bu gerçeği göremeyen Anadolu toplumunun başına bombalar yağmaya başlayınca, keşke diyecekleri gün bile çoktan geçmiş olacaktır.

 

Kısaca gidişat pek hayra alamet görünmüyor. Cephe savaşları, içeride toplumsal savaşlara dönüşecek görünüyor. Sabık Enver paşanın etrafındaki adamlar gibi, iktidar yanlıları zaferlerle sarhoş olurlarken, ülkenin en büyük kentleri anında füzelerle vurulabilir. Veya tam tersine ülkenin her yerinde terör eylemi denilen patlamalar meydana gelebilir.

 

Özellikle AMERİKAN, RUS, İNGİLİZ, FRANSIZ, İSVEÇ, HOLLANDA, İSRAİL kökenli şirketler, fabrikalar, alışveriş merkezleri, bankalar bu konuda önemli hedefler olarak karşımıza çıkacaktır.

 

Velhasıl yarınlar pekiyi görünmüyor. Çünkü istikrarlı bir siyaset uygulayan yönetimlere sahip değiliz. Afaki söylemleri olan, üstelik bir ay, iki ay önceki söylemlerinin tam tersini söyleyen ve yapan yöneticilere sahibiz. Rüzgârlar kendi yönümüzde esmiyor. Rüzgârlar hep tersinden aleyhimize işliyor. Savaşın içine girdikçe gelen ölüm haberleri olmayan bir şehitlik türküleriyle toplumlar oyalanırken, ölümleri artıracak girişimler artarak devam ediyor.
 

Son Güncelleme (Pazartesi, 26 Aralık 2016 10:41)

 

Degerli Yazarimiz MEHMET ÇOBAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 16 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1159
Dün4918
Tüm Zamanlar3774275
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 780 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1310
İçerik : 1480
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?