Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon EKMEK DAVASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

68 kuşağıyım. 70’li yıllardaki fikir çatışmalarında yoğruldum. Okuma hastalığım nedeniyle yayınevinde çalıştım. Kitapçılık yaptım. Okumadan uyuyamazdım. O dönemlerde İslam’dan yana tavır koymuş. İslam’ı incelemek için yola çıkmıştım. Aklım, mantığım, mesleğimden gelen yapıyla bütünleşmişti. Araştırmak, analiz etmek, yorumlamak, sorgulamak kaderim olmuştu. O dönemlerde en çok solcularla fikir tartışması yapıyorduk. Biz İslam’dan söz ettikçe, solcular; “Din karın doyurmaz. Dava ekmek davası” diyorlardı. Tabii o zaman öyle diyorlardı. Şimdi aynı solcular; “Din en büyük çıkar aracı” diyorlar.

70’li yıllardan bu yana, solcular, sağcılar (ülkücüler), Müslümanlar; davanın ekmek davası öğrenince işler değişti. Herkes en iyi ekmek davasına biz sahibiz iddiasından, en iyi ekmeğe biz sahip olacağız davasına giriştiler. Solcular komprador zengin, ülkücüler önce tahsilat çetesi, sonra mafya, dindar mücahitler müteahhit oldular. Velhasıl ekmek davası, müthiş bir devinim kazandırdı. Fikirler öldü, zenginlikler geldi. Meğer insanları fakir bırakan şey; solcularda ideolojik kavgalar, ülkücülerde Türklük ülkü, milliyetçilik duyguları, Müslüman dindarlar da dünyevileşmekten uzaklaşmakmış. Hepsi dünyayı tanıyıp, dünyayı kazanmaya, yani ekmek davasına başlayınca, solcu burjuva, milliyetçi (ülkücü) burjuva, dindar muhafazakâr burjuva, ülkeyi kasıp kavurmaya başladı. Ama bir gerçek var. Hakiki idealist solcular yine fakir. Gerçekten milliyetçi olanlar yine fakir. Kur’an’a göre hareket edip, dindarlığı, muhafazakârlığı terk eden, dünyevileşmeye karşı çıkan Müslümanlar yine fakir. Yani; samimi olanlar, dürüst olanlar, idealist olanlar ekmek davasını kaybettiler. Böylece sosyalistlerin sosyalist cenneti, kapitalist cennete dönüştü. Ülkücülerin milliyetçilik davası, eli tespihli, namazlı niyazlı mafya oldu. Muhafazakâr dindarlar ise, devleti yönetiyor, kentsel değişimlerle, dünyanın zenginleri arasına girmeyi hayal ediyorlar. Bir zaman üç kuruşu görse kendini zengin zannedenler, artık milyon dolarla konuşurken, sanki bozuk paralardan söz ediyorlar.

Cem Karaca öldü gitti. Ama şarkısı “İşçisin sen işçi kal” hakikat oldu. İşçi işçi kaldı, işçi haklarını savunanlar komprador oldu. İslam adına işçiye, fakire, fukara sahip çıktığını söyleyen dindarlar, artık milyon dolarlarla konuşurken, cebindeki bozuk para gibi konuşuyor. Mafyalaşan ülkücülerin ise dünya umurunda değil. İnşaatlar, fabrikalar, çeteler işi götürüyor. Sağ iktidarların yanında köşe dönüyor.

Peki; ekmek davasına ne oldu?

Ekmek davası kendini hiç geliştiremedi. Her zaman ki gibi çağın gerisinde kaldı. Konektörü değerlendiremedi. Her zaman ki gibi, yalancıların, ikiyüzlü sahtekârların, çıkarcıların, üçkâğıtçı siyasilerin, gözü dönmüş ideologların, şeytanla beraber olan dindarların mezesi oldu. Cem Karaca’nın işçisin sen işçi kal hikâyesindeki gibi, ekmek davası ekmek olamadı, dava olarak kaldı.

Sene 1968 – 1969 lisede son yıl; 17 yaşından, 18 yaşına girmiş çiçeği burnunda delikanlıyım. Okulumuz müdürünün solcu olduğunu öğrendik. Ekonomi hocamız da solcuydu. Müdürümüz sınıfa gelir taksim yürüyüşlerinden söze derdi. Ekonomi hocamız sol felsefenin ekonomik temellerini anlatırdı. O yıl din dersi seçmeli olarak liselere konmuştu. Dine karşı ilgim olduğu için hemen dersi seçip girdim. İlahiyattan yeni mezun olmuş çiçeği burnunda bir öğretmen. (Nail Çarıkçı) Hayatımı değiştirdi. Akılcı, bilimsel, mantıklı yaklaşımları, hocadan ziyade bir ağabey gibi, aklımızın, muhakememizin, irademizin elinden tutup, akıl etmeyi, muhakeme kurmayı, sorgulamayı öğretince, yer yerinden oynamıştı. Fikir; aklımızda zıplamadık yer bırakmadı. Muhakeme; aklımızda, fikrimizde, yaşamımızda sorgulamadık yer bırakmadı. İrademiz deli danalar gibi özgürlüğün tadını çıkararak yola çıktı. Sonra dinginleşti, oturdu, kendine geldi.

Ta o zamanlar solculara demiştik ki; mesele sadece ekmek davası değil. Mesele ekmek davasına dönüştürülürse, millet ekmeğin peşinde, aklını, fikrini, muhakemesini, iradesini, yaşamını kaybeder. Öyle de oldu. İdeali ekmek davası olanlar, ekmeğin peşinde yozlaştılar, bozuldular, bütün hakları, bütün davayı unuttular. Geçmiş olsun.

Onlar zamansız öten bir kuştu. Kavgasını verdikleri ekmeğin kurbanı oldular. Zalimler başlarını kesti. Şimdi dünyaya köle oldular.

Son Güncelleme (Pazartesi, 30 Ocak 2017 10:01)

 

Degerli Yazarimiz MEHMET ÇOBAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 16 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün225
Dün1043
Tüm Zamanlar4261257
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 275 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2429
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?