• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ'NÜN HİKÂYESİ

Yazarlarımız - Makaleleri

Bu hafta önemli günlerden biri olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 'nün ortaya çıkış sürecine ve Türkiye'de kutlanışına kısaca değinmek istiyorum.

16. yüzyılda başlayan yeni tarz üretim ilişkileri 18. yüzyılda olgunluk noktasına vardı: Feodal üretim biçiminden kapitalist üretim biçimine geçildi.

Kapitalizmin egemen üretim biçimi oluşuyla, birçok sorunla birlikte, kadın sorunu da gündeme girdi. Kadın sorunu konuşulup yazılmaya başlandı, ama kadının " kurtuluşu " düşünülmedi. 1830'lara gelindiğinde Saint Simoncular ve Fourierciler, Fransa'da kadınların ve proleterlerin kaderlerinin birbirine bağlı olduğunu savlayarak kadın sorununu sosyalist teorinin ayrılmaz parçası haline getirdiler. 1844'te Marx ve Engels Kutsal Aile adlı yapıtlarında; Fourier'in, " kadının kurtuluş derecesi, genel kurtuluşun doğal ölçüsüdür " görüşünü benimseyip, kadın sorununu sosyalizmin bir sorunu olarak öngördüler.

19. yüzyıla girildiğinde, İngiltere'de Robert Owen; " Mutfakları yıkın! Biz bu küçük hapishaneleri ortadan kaldıracağız. Biz milyonlarca kadını ev işlerinden kurtaracağız. Onlar da bizim gibi çalışmak istiyorlar. Bu mutfak-fabrikasında, bir kişi günde 50-100 kişiye yemek hazırlayabilir... Biz makinaları, patates soymaya, bulaşıkları yıkamaya, ekmeği kesmeğe, çorbayı karıştırmaya, dondurma yapmaya zorlayacağız " diye yazacaktır. 

Aydınlanmanın düşünürleri ve filozofları, kadının yerinin evi ve görevinin çocuk doğurmak olduğunu savunurken; Fourier, Owen, Marx ve Engels devrimci bir tutum alarak kadınların kurtuluşundan yana tavır aldılar.

Almanya'da Bismark'ın baskı döneminde August Bebel tarafından kaleme alınan Kadın ve Sosyalizm kitabı kadın hareketinde bir çığır açtı; 1879-1909 yılları arasında 50 baskı yaptı. Diğer önemli bir yapıt Marx'ın en küçük kızı Eleanore Marx ve Edward Aveling tarafından yazılmış olan Kadın Sorunu adlı kitaptır.

1889'da, Fransız İhtilali 'nden yüz yıl sonra İkinci Enternasyonal kuruluş kongresini Paris'te topladı: Sosyal Demokrat İşçi Partisi 'nin önde gelen üyelerinden Clara Zetkin, İkinci Enternasyonal'in açılış kongresinde kadın sorununa ilişkin önemli bir konuşma yaptı.

1896 yılında Clara Zetkin, kadın sorununa ilişkin düşüncelerini içeren İşçi Kadınlar ve Günümüzde Kadın Sorunu başlıklı broşürünü; 1900 yılında ise Rusya'da Nadejda Krupskaya İşçi Kadın adlı kitabını yayınladı.

Bunların ardından, 1907'de Stutgart'ta, İkinci Enternasyonal'in İkinci Kongresi sırasında ilk Kadın Konferansı toplandı. Bu toplantı Birinci Uluslararası Sosyalist Kadın Kongresi olarak bilinmektedir. Bu konferansa, 15 ülkeden 58 delege katıldı ve Uluslararası Kadın Bürosu kurularak bu büronun sekreterliğine Clara Zetkin getirildi.

1909'da Rusya'da Aleksandra Kollantay tarafından Kadın Sorununun Toplumsal Temelleri yayınlandı.

1910 yılında, İkinci Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı Kopenhag'da toplandı. Konferansa, 17 ülkeyi temsilen 100 kadın ve erkek delege katıldı. Avusturyalı sosyal demokratların " kadınlar için oy hakkını öne çıkarmama " önerisine, Zetkin şiddetle direndi ve istediği şekilde: " Her türlü kısıtlanmış oy hakkı kampanyasının, kadınlara oy hakkı tanınmamasının, politik eşitliğe aykırı olduğu ve kadınları aşağıladığı " doğrultusunda karar alındı. Ayrıca, 8 Mart 1857 tarihinde ABD'de grev sırasında kasıtlı olarak çıkartılan yangında ölen işçi kadınlar anısına her yılın 8 Mart'ının Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisi oy birliği ile kabul edildi.

Ve 1911 yılından itibaren 8 Mart, Uluslararası Kadın Günü olarak Almanya, Avusturya, Danimarka, İsveç ve Amerika'da; 1913 yılında Rusya kutlanmaya başlandı. 1975 yılında Birleşmiş Milletler tarafından "Dünya Kadınlar Günü" olarak kabul edildi.

Dünya Kadınlar Günü'nün tarihi süreç içindeki gelişimi, hikâyesi işte böyle...
12 Eylül 1980 öncesi dönemde kadınların yığınsal örgütü olan İKD, hem 8 Mart Birleşmiş Milletler tarafından "Dünya Kadınlar Günü" olarak kabul edildiği için ve hem de daha geniş kesimleri kucaklayabilmek için " Emekçi " sözcüğüne takılmayıp, 8 Mart'ı "Dünya Kadınlar Günü" ismi altında kutlamıştır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Türkiye'de yığınsal olarak ilk kez 1976 yılında (3 Haziran 1975'te kurulup 28 Nisan 1979'da Sıkıyönetim tarafından faaliyetine son verilen) İlerici Kadınlar Derneği ( İKD ) tarafından kutlanmıştır.

Türkiye'de 8 Mart'ın tanınmasında, yığınlara mal olmasında ve bugün herkesçe kutlanır olmasında İlerici Kadınlar Derneği'nin, İKD'nin yadsınmaz emeği vardır. 8 Mart'ı Türkiye'ye kazandıran İKD'dir diyebiliriz. 8 Mart, İKD'lilerin girişimi ile Türkiye'nin sadece büyük kentlerinde değil, kasaba ve köylerinde bile kutlanmıştır. 1977 yılında 16, 1978 yılında 30'u aşkın il ve ilçede 8 Mart kutlamaları gerçekleştirilmiştir. 1979 yılında ise artık bir gün olarak değil, bir hafta boyunca yazılama, afişleme, geceler, yürüyüşler, açık oturumlar yapılmış, 100.000'in üzerinde bildiri dağıtılmıştır. Fabrikada çalışan kadınlar yakalarına kırmızı karanfiller takmışlardır.

8 Mart, 1978 yılında Diyarbakır'da da yığınsal olarak kutlanmıştır. 8 Mart'la ilgili bildiriler dağıtılmış, afişler asılmış, açıklamalar yapılmıştır. Görkemli bir geceyle 8 Mart taçlandırılmıştır. Gecede Kürtçe-Türkçe türküler söylenmiş, oyunlar oynanmış ve konuşmalar yapılmıştır. Ergani, Lice, Dicle, Çüngüş gibi ilçelerden bayan öğretmenler, öğrenciler, memurlar, ev kadınları geceye katılmakla kalmayıp, bizzat etkinliklerin içersinde yer almışlardır. Ben, yapılanların en iyi tanıklarından biriyim. Geceyi, gecedeki etkinlikleri ve emeği geçenleri dün yapılmış gibi hatırlıyorum. Diyarbakır'da 8 Mart'ın tertip komitesinde yer alanlar, daha sonra 12 Eylül'de 8 Mart nedeniyle ağır işkencelere maruz kalmışlardır. Sevgili arkadaşım Ülkü Akgün bunlardan biridir. İşkencede kanama geçirip Askeri Hastaneye bile kaldırılmıştır.

Kısacası bugünlere kolay gelinmedi, kararlı ve yiğitçe mücadele edilerek bugünlere gelindi: Büyük bedeller ödendi.

Bu yazımla biraz bunları hatırlatmak ve de emeği geçenleri anmak istedim.

8 Mart'ın bugünlere gelişinde emeği geçenleri selamlıyor, 8 Mart'ın barış ve bereket getirmesini diliyorum.

8 Mart'ınız kutlu olsun!

 

Kaynak: Emel Akal, Kızıl Feministler-Bir Sözlü Tarih Çalışması, Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı, 8 Mart 2003-İstanbul .

 

Son Güncelleme (Cuma, 09 Mart 2012 10:57)

 

Degerli Yazarimiz MÜSLÜM ÜZÜLMEZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 07 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün597
Dün1285
Tüm Zamanlar4525152
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 67 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5163
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?