• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon Kur'an'i Duruş Mu, Karunî Vuruş Mu?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

mehmet_aliKarûn, “Bu servet, bana ancak KENDİMDEKİ BİLGİ sayesinde verildi” dedi. Bilmez miydi ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı, birikimi olan kimseleri kesinlikle değişime/yıkıma uğratmıştı. (Kasas 78)

Efsaneleşmiş servetiyle ün yapan Karun, Firavun’un zulmü ile köleleştirilmiş İsrailoğulları kavminden idi. Firavun İsrailoğullarını inim inim inletirken, aynı kavme mensup olan bir işbirlikçi seçmişti kendisine. Karûn adındaki işbirlikçisi ile el ele vermeseydi zulüm sistemini uygulayamazdı.

Firavun, Bu zulüm çarkının işleyebilmesi, halkın alın terinin sömürülmesine bağlı olduğunu da biliyordu. Sistem içinde kendisine sağlanan imkânları değerlendirerek servetini devamlı büyüten Karûn, kendisine yöneltilebilecek eleştirilere de savunmasını hazırlamıştı. Düşünme yeteneklerini yitirmiş ve köleleştirilmiş İsrailoğulları Karûn’a ne diyebilirlerdi ki? Karûn bu köleleşmiş toplumunun karşısına çıkıp, “Bu servet, bana ancak KENDİMDEKİ BİLGİ sayesinde verildi” diyebiliyordu. Bu gerekçeye de kimse itiraz edemiyordu.

Karûn, kendi kavmine ihanet eden, İsrailoğullarına zulmeden Firavun’un destekçisi ve işbirlikçisi bir kimsedir; Firavun nezdindeki yerini de kendi halkına ihaneti ile kazanmıştır. Bir İsrailoğlu olan kapitalist Karûn’un kazandığı mevki o kadar önemlidir ki, Firavun’un destekçisi ve yandaşı olan saray erkânının adı, onun adının yanında ikinci plânda kalmış, Firavun ve başrahibi Haman’dan sonra Musa peygamberin elçi olarak gönderildiği üçüncü önemli kişi olmuştur.

Her ne kadar Firavun ve işbirlikçisi Karûn, halkı köleleştirerek egemenliklerini sürdürmek için KAPİTALİST VURUŞLARI ilke edinmişler ise de, bu servetlerinin hiçbir işe yaramadığı, KUR’ÂNÎ DURUŞ sergileyen Musa ve Harun (A.S.) ların sabırla yürüttükleri mücadele sonunda anlaşılmaktadır.

Zamanımızda da tarihî bir araştırma yapıldığında; benzer sömürü düzenlerinin uluslararası ticaret, faiz ve sömürü ile Karûnlaşmış kişilerle dolu olduğu görülmektedir. Bu kişiler, en akıllı işin servet kazanıp biriktirmek olduğuna inanan ve kendi bilgi ve becerisi sayesinde elde ettiğini zannettiği servetleriyle kendilerini zengin hisseden tağutlaşmış kimselerdir.

Kapitalist Karûnî vuruşa örnek olabilir diye aşağıdaki anekdotu takdirlerinize sunuyorum.

Geçen gün bir sohbet meclisinde, bir arkadaş genç neslin daha akıllı olduğunu, kendisinin torunundan çok şeyler öğrendiğini ifade ederken, torunu ile aralarında geçen bir söyleşiyi bizlerle paylaştı.

-Proje çalışmaların nasıl gidiyor?

-İyi gidiyor dede. İnşallah yakında fabrikamı kuracağım.

-Eh artık ablanı da ortak edersin.

-O nasıl olacak dede? Nasıl bir katkıda bulunacak?

-250.000 $ verirse kabul eder misin?

-O zaman ortak olabilir.

-Artık (X) amcanı da ortak alırsın değil mi?

-250.000 $ verirse olabilir.

-(X) amcadan da para istemek ayıp olmaz mı?

-Para katkısı olmadan ortak kabul edilebilir mi?

-Olur tabii.

-Nasıl olur dede?

-(X) amcan bu projenin kurulması için sana teşvik çıkartır. Yetmez mi?

-Teşvik de ne demek dede?

-Teşvik, devletin bu proje için seni desteklemesi demek. Örneğin, senden belirli bir süre vergi alınmaz. Sen de bu şekilde sermayeni artırmış olursun.

-Tabii o vakit ortak kabul edilebilir.

İşte çağımız Müslüman’ının torununu KARÛNÎ VURUŞ yöntemi ile eğitme metodu!...

Peki, KUR’ÂNÎ DURUŞ nasıl olmalı, bunun bir örneği yok mu? Olmaz mı?

12 Mart 1921 yılında TBMM. tarafından kabul edilen İstiklâl Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy, Meclis tarafından önceden ilân edilen 500 Liralık ödülü çok ihtiyacı olduğu halde almamıştır. 

Mehmet Ali Oğuz

Em. C. Savcısı
 

Son Güncelleme (Çarşamba, 29 Mart 2017 16:49)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3106
Dün4075
Tüm Zamanlar3780297
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 446 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1360
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?