• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon NEYİ (NE İÇİN) BİRİKTİRİYORUZ?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

NEYİ (NE İÇİN) BİRİKTİRİYORUZ?

mehmet_aliRabbimiz şu basit imtihan dünyasında insanca yaşamamız için, milyarlarca yıldan bu yana, merhameti gereği azgınlaşan toplumların hayatına, elçiler göndermek ve kitap indirmek suretiyle müdahale etmiştir.

Her çekişmeli işin ana kaynağı olan biriktirme tutkusu, insanın ilk yaratılışından beri en büyük sınav aracı olmuştur. Bu gerçeği fazlaca bir araştırmaya gerek kalmadan çevremize tarafsız bir gözle baktığımızda görebiliriz. Birbirlerini çok sevdiklerine tanık olduğumuz insanların, aralarının mal yüzünden nasıl bozulduğunu, birbirlerini öldürecek duruma düştüklerini çoğumuzun yaşadığı malumdur. Kısacık sınav süremiz dolduğunda da uğrunda kalplerini kırdığımız yakınlarımızın, eş ve çocuklarımızın da geride bıraktığımız değersiz menfaatler yüzünden aynı kısır döngü içinde birbirlerine düşmeye devam ettiklerine tanık oluyoruz.

Rabbimiz dünya nimetlerini tüm insanlara yetecek miktarda yarattığı halde, sadece kendileri, eş ve çocuklarının müreffeh bir hayat sürmelerini sağlayabilmek için insanoğlu kan dökmekten, hırsızlık yapmaktan vaz geçemiyor. Çünkü Allah’a güvenmiyor. Hem rızık Allah’tandır diye dili ile söyler, hem de kendisi ve çoluk çocuğunun geleceğini garantiye almak için biriktirmeye devam eder. Üstelik çok sevdiği evlâtlarının ileride ne gibi ekonomik değerler üretip üretemeyeceklerini bilmeden.

Rabbimiz bizleri eş ve çocuklarımız hakkında nasıl bilgilendiriyor:

Kesinlikle mallarınız ve çocuklarınız, sizi ateşe atabilecek imtihan aracıdır. Allah ise, büyük ödül Kendi katında olandır.

O nedenle gücünüz yettiğince Allah'ın koruması altına girin, dinleyin ve itaat edin. Ve mallarınızdan, kendinizin iyiliğine olarak Allah yolunda harcamada bulunun/ başta yakınlarınız olmak üzere başkalarının nafakalarını temin edin. Kim de benliğinin açgözlülüğünden korunursa işte onlar, başarıya ulaşanların ta kendileridir.” (Teğabün 15-16)

Aynı şekilde bazı devletler de, başka toplumların ellerindeki her türlü ekonomik kaynaklarını sömürmekte o toplumların insanlarını köleleştirmektedir. Zamanımızdaki kendilerini süper güç olarak ilân eden devletlerin, bu sömürülerini kendilerinde zerresi bulunmamasına rağmen, insanî değerleri savunuyormuş gibi maske yaparak, güya sömürdükleri toplumun insanlarını medenîleştiriyormuş görüntüsü ile vahşice ezdiklerini, iç savaşı körükleyerek birbirlerini öldürttüklerini göremeyen var mı?

İnsanoğlu bu tutkusunun ne kadar boş olduğunu ne zaman anlayacaktır?

Güneş katlanıp dürüldüğünde,

Yıldızlar bulandığında,

Dağlar yürütüldüğünde,

ÇIKARLAR VE EN İYİ GELİR KAYNAKLARI İŞE YARAMAZ OLDUKLARINDA…

HERKES NE HAZIRLADIĞINI ANLAR. (Tekvîr suresi) 

Hayal edebiliyor muyuz, öyle dehşetli bir gün ki insanlar nereye gittiklerini bilemez halde iken, çevrelerinde uğrunda ölmeyi bile göze aldıkları en kıymetli para-pul, altın gibi şeylere değil ellerini uzatmak, bakmak bile istemeyecekler.

Artık Rabbimiz başka bir elçi göndermeyecek, başka bir kitap indirmeyecektir. Son elçi kendisine vahyolunan mesajları, kendisinden hiçbir şey katmadan insanlığa tebliğ etmiştir. Rabbimizin koruması altında olan Kur’ân dan öğreniyoruz ki, zaruri ihtiyacımız dışındaki elimizde bulunan mal ve paranın infak edilmesi gerekmektedir.

Allah, kendi mülkünden fazlaca istifade imkânı verdiği kimseleri, çaresiz kalmış insanlara infaka memur etmiştir. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, miskinlere, yolda kalanlara infak edilmesini farz kılmıştır. Şimdi farz deyince bizler ne anlıyoruz? İslâm’ın beş şartını! Peki, infak deyince ne anlıyoruz? Toplum içinde hareket edemez hale gelmişleri (miskinleri) doyurmak suretiyle Allah’ın emrini yerine getirdiğimizi düşünüyorsak yanılıyoruz. Onları açlıkları giderecek ölçüde doyurduğunuzda sizin köleniz olurlar. Bu durum belki de hoşunuza gidebilir.

Rabbimiz onların karınlarını doyurma dışında, miskin hale düşürülenlere topluma yararlı birer insan olmaları için iş imkânı sağlanmasını bizlerden istemektedir. Elinizdeki sermaye ile iş ve istihdam yerleri kurmak, ihtiyacı olanları eğitip, çalışmalarını ve kendi alın terleri ile kazandıkları helâl lokmalarını yemelerini istemektedir. Yetimleri de kendi öz çocukları gibi eğitmek, iş kurabilme yeteneklerini geliştirmek gerekmektedir.

Biriktirme, çoğaltma yarışı insanları oyalamaktadır. Hem de nasıl bir oyalama? İnsanlar bu çoğaltma yarışında zevklenmektedirler. Buna şöyle bir örnek verilebilir. Rabbimiz’in sayısız nimetlerinden biri olan otomobile ihtiyacımız dışında zevk için binerek, aşırı hız yaparak trafik canavarı olduğumuzda cehennemi nasıl yaşarsınız? Ya birini öldürürsünüz, ya da mü’mince bir hayat yaşayamadan şu basit dünya hayatından tövbe edemeden göçüp gidersiniz.

Daha ölmeden önce de dünyada cehennem hayatı yaşayacağını bildiren Rabbimiz, mü’minlerin çalışıp zengin olmalarının meşru olmadığını bildirmiyor, yasaklamıyor. Mü’min her zaman çalışacak, zengin olacak. Ancak kazandığını biriktirmek yerine yeni iş ve istihdam imkânları oluşturmak suretiyle toplumda iyilik ve güzellik üretecektir. Gelecek kuşaklara güzel eserler bırakacaktır. Allah’ın halis katışıksız dini olan Hak dinin tüm insanlara duyurulması için, Kur’ânın tüm dünya insanlarının kendi ana dilleri ile anlayabilecekleri biçimde tercüme edilip dağıtılmasının gayreti içinde olacaktır.

Rabbimizin öğütlerini göz ardı ederek biriktirme tutkumuza gem vuramazsak, her vesile ile inandığımızı söylediğimiz âhiret yurdunda nasıl hesap vereceğiz?

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

Mehmet Ali Oğuz

Em. C. Savcısı

Son Güncelleme (Cuma, 26 Mayıs 2017 18:12)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #4 RE: NEYİ (NE İÇİN) BİRİKTİRİYORUZ?Vehbi Bayraktar 2017-05-29 21:43
Sayın hocam yazınız Kuran'a uygun. Tebrikler
Alıntı
 
 
+1 #3 RE: NEYİ (NE İÇİN) BİRİKTİRİYORUZ?C Ali Yürekli 2017-05-22 19:46
Muhterem M. Ali Oğuz Bey,
Makalenizi severek ve zevkle okudum.
Teşekkür ve tebrik ediyorum.
Selamlar sevgiler saygılar sunuyorum.
Alıntı
 
 
+1 #2 RE: NEYİ (NE İÇİN) BİRİKTİRİYORUZ?Tınaz Titiz 2017-05-22 19:04
Sn. Oğuz,

Kalemenize sağlık
İhtiyacından fazlasını arzulayan insan, ancak ihtiyacı kadar elde edenleri "hayvan" nitelemesiyle aşağılıyor.

Bu çelişkinin ne denli günah olduğun "insan türü"nün idrak etmesi dileklerimle.

Selam ve sevgiler
Tınaz Titiz
Alıntı
 
 
+1 #1 Tebrik ve Teşekküradministrator 2017-05-22 15:45
Yazarımızı samimi duygu ve düşüncelerinden ve tatlı uyarılarından dolayı tebrik eder, teşekkürlerimiz i ifade etmeyi borç biliriz.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3997
Dün4918
Tüm Zamanlar3777113
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 114 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1320
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?