• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon VE ORUÇ (SAVM) GELİYOR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

         Doğrusu bugünkü yazıya nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Aslında iki gündür düşünüyorum. Bugün tarihi attım. Başlığı yazdım ama hala tam ne yazacağımı bilmiyorum. En iyisi geldiği gibi çalakalem bir şeyler yazmak.

 

        Son günlerde Kur’an’da Ramazan geçmez, Ramadan geçer diye gürültü koparanlar var. Birine sordum. Dedim ki; Ramazan veya Ramadan desek ne çıkar? Sonuçta oruçtan yani Arapça aslı savm’dan söz etmeyecek miyiz? Kem küm dedi bir şey anlamadım. Birileri namaz yok, hac yok der. Birileri Ramazan ayında orucu konuşmak bozar diyerek saatlerce konuşur. Hani oruç yok dese inanacağım. Çünkü adam konuşuyor. Diyeceğim ki; oruç tutmuyordur. Ama Orucun varlığına inanıyor. Orucu bozan şeylere konuşmayı ekliyor. Oruçlu gibi davranıyor ama konuşuyor. Orucu bozulmuş olması lazım. Herhalde o konuşunca bizim oruç bozulacak ama onun ki bozulmayacak.

 

        Eskiden; yani ta yetmişli yıllardan beri; Ramazan ayı için hilali gözlerdik. Bizim memlekette Aydoğmuş kasabamız vardı. Aydoğmuş dağından hilal gözlenirdi. Bazılarımız da Arap radyolarını dinlerdi. Araplar başlamışsa oruca, biz de başlardık. Onlar bozunca biz de bozardık. Başkalarının oruç tuttuğu zaman bayram yaptık. Başkalarının yediği günde oruç tuttuk. İmsak vaktinin tartışması ise ta yetmişli yıllara dayanır. Aslında annemin köyü hiçbir zaman devlete uyarak oruç tutmamıştı. Kendileri ayı takip eder Ramazanı, bayramı başlatır. Kendileri imsak vaktini, iftar vaktini tespit ederlerdi. Köyümüzde yediden yetmişe herkes, hilali ve güneşi takip etmesi bilir. Doğayla iç içe dinini yaşardı. Teknoloji, takvim yoktu. Diyanet imamları da yoktu. Köyümüzde 4 mahalle vardı. Her mahallede cami vardı. Merkez camiinde cumalar bayramlar kılınır. Cumalarda bayramlarda diğer camiler kapanırdı. Diyanet imamları yerine köyün kendi insanları imamdı. Küçüklüğümde gördüğüm şey; köyümüzde kadın erkek ya molla (yarım hafız) ya da hafızdı. Aşağısı yoktu.

 

        Sonraki dönemlerde İslam ile ilgili kültürümü artırdıkça kavramlarım değişti. Sadece namazı değil, salat-ı ikame etmeyi öğrendim. Zekât-ı ikame etmenin, infak veya zekât vermek olmadığını, salat ve zekâtların kendi başlarına müminleri kuşatan temel kavramlar olduğunu öğrendim. Salat-ı ikame etmek; mümin kimliğini belirleyen temel bir kavramdı. Zekât-ı ikame etmek ise; müminlerin dünyevi hayatla ilişkilerini düzenleyen, onları dünyevilikten arındıran, temizleyen bir üst kavramdı.

 

        Savm yani Farsçasıyla oruç; başlı başına temel bir kavram. Aslında Savm; salat ve zekât kavramlarının bileşkesinden çıkan, yılda bir ay müminlerin kendilerini bakıma veya yeni deyimle ÇEKAP’A alması gibi bir şeydi. Salat ile kendini her açıdan düzene sokan, zekâtla kendini arındıran müminler; yılda bir kez, kendilerini düzenleme, arındırma işlemini oruçla sıkı bir denetime tabi tutacaklardı.

 

        İslam; bilgiye, bilince dayalı, akılla, mantıkla, özgür iradeyle karar verilmiş, bütün kalp ile samimiyetle yaşayan müminler istemekteydi. Müminler her yıl; oruç ayında bilgilerini, bilinçlerini, akıllarını, mantıklarını, özgür iradelerini, samimiyetlerini ölçecek,  eksiklikleri tamamlayacak, normal zamanlarda gevşettikleri toplumsal yaşamı sıklaştıracaklardı. Sahurlarda tıka basa yemek, iftarlarda envaı çeşit nimetlerle süslenmiş sofralarda keyif çatmak oruç değildi. Tam tersine; oruç; normal zamanlarda unutulan, bilgilenmeyi, bilinçlenmeyi, arınmayı gerçekleştirme ayıydı.

 

        Bilgi ayetlere dayanacak. Müslümanlar ayetlerde anlatılan dini öğrenecek, ihlasla bilinçlenecekler. Akıllarını, mantıklarını, özgür iradelerini Müslüman etmeye çalışacaklar. Bütün samimiyetleriyle kalplerine şahit olacaklar.

 

        Bilinç yani inanç; körü körüne bir yaşam yerine, sadece Allah’ı bilgi, hüküm sahibi bilen, insanlara kulluğu kabul etmeyen, insanların din adına ürettikleri şeyleri kabul etmeyen bir anlayışa sahip olacaklardı.

 

        Zekât edecekler; yani arınacaklar. Yalandan, riyadan, çıkarcılıktan, dünyevi zevklerden, varlıklardan Allah için uzaklaşacaklar. Oruç ayı belli vakitlerde aç kalmak değildi. Oruç aynı zamanda yalanı, riyayı, çıkarcılığı terk etmek, insanlara duyulan kinlerden, nefretlerden, savaştan uzak durmak, topluma sevgiyi, saygıyı, barışı aşılamak, bilgi, bilinç, varlıkları insanlarla paylaşmaktı. Eski kitaplarda okurdum. Resulden rivayet edilir ki; “güzel söz zekâttır”. İlk zamanlar çok şaşırırdım. Yahu güzel söz niye zekât olsun ki, derdim. Zekâtın kavramını anlayınca, söz yerine oturuyordu. Çünkü zekât arınmaktı. Arınan kişi bilgisini, bilincini, insanlığını, varlıklarını insanlarla paylaşarak arınıyordu. Üzerindeki tüm iyilikleri, güzellikleri, nimetleri insanlara sunuyordu. Paylaşımın içinde, para, mal mülk olduğu gibi, bilgi, bilinç, iyi ahlak, iyi kişilik de vardı. Onun için güzel söz zekâttı. Ey müminler; güzel sözlerinizi (zekâtınızı) insanlardan esirgemeyiniz. Haram olanlardan uzak durarak arınmak; oruç ayında doruğa çıkacaktı. Artık oruçluyken harama yan gözle bile bakılmayacaktı. Resul ne güzel söylüyor. “Konuşmanız tartışmaya yönelmişse, ben oruçluyum deyip oradan uzaklaşın” Bugün psikologlar böyle bir sonuç için neler söylüyorlar neler. Bir sürü metot sunuyorlar insanlara… Ama resul tek kelimeyle, tek cümleyle işi bitiriyor. Baktınız iş tartışmaya gidiyor, oruçluyum deyiniz. Sadece ramazan ayında mı? Elbette hayır! Ramazan dışında “Ben tartışmama orucu tutuyorum” da diyebilirsiniz. Tartışmama orucu; yerken, içerken, Zekeriya’nın “konuşmama orucu”. Allah’ın Zekeriya’ya, Meryem’e tavsiye ettiği oruç…

 

Ramazan ayında komple oruç tutuyoruz. İnsani iletişimler için konuşma orucu tutmuyoruz. Ama yemeyi, içmeyi denetime alıyoruz. Haramları hayatımıza almayarak haramlara karşı oruç tutuyoruz. Nefrete, öfkeye, intikama karşı oruç tutuyoruz. Cinsel isteklere karşılık oruç tutuyoruz. Ve oruç ayında; zekât ediyoruz. Bilgiyi, bilinci, iyiliği, mümin kimliğini, aklımızı, mantığımızı, özgür irademizi, mal varlıklarımızı zekât ediyoruz. Bireysel davranışları, toplumsal davranışların doruğuna ulaştırıyoruz.

 

Mümin; bireysel arınmanın yanında, oruç ayında toplumsal arınmayı da başaracaktır. Toplumun yetimlerine, yoksullarına, ihtiyaç sahiplerine sahip çıkacaktır. Günümüze şöyle bir bakın. İşsizlik ayyuka çıkmış. Köprü altlarında yaşayan çocuklar var. Çetelerin mafyaları ağına düşmüş genç erkekler, genç kızlar var. Genelevlerinde, barlarda, pavyonlarda satılan kadınlar var. Uyuşturucu, hırsızlık, gasp, almış başını yürümüş. Toplumsal pislik ayyuka çıkmış. İnsanların acizliklerini, yalnızlıklarını istismar eden, kullanan çeteler, mafyalar var. Devlet bütün bunların üzerinden adalet doğuracağına, sessizliğini koruyor. Toplum umarsızlığını yaşıyor. Politikacılar insanları yalanlarıyla, riyakarlıklarıyla, çıkarlarıyla aldatıyor.

 

İşte tam zamanı; oruç ayındayız. Bireysel ve toplumsal bilinçlenmenin, arınmanın zamanı…

 

Ey Müslümanlar;

 

Yalanı, riyayı, çıkarcılığı, dedikoduyu, gıybeti, iftirayı, hileyi, hurdayı, insanlara türlü tuzaklar kurmayı, terk edin. Bunları yapanlardan uzak durun. Orucunuz bu olsun.

 

Bilginizi, bilincinizi (inancınızı), iyiliğinizi, aklınızı, mantığınızı, varlıklarınızı paylaşın. Sevgiyle, saygıyla, paylaşımlarınızı yapın. Orucunuz bu olsun.

 

Yolda kalmışlara, yetimlere, yoksullara, ihtiyaç sahiplerine sahip çıkın. İşsize iş, köprü altında yaşayanlara hayat, satılan kadınlara sahip çıkıp özgürlük vererek orucunuzu tamamlayın. Okulların kapılarında uyuşturucu satanları yakalayın polislere teslim edin. Her ne kadar polisler onların ifadesini alıp salsalar da siz gereğini yapın. Değilse çocuklarınız yok olup gidecek. Kahvehaneler kumar yuvasına dönemsin. Gizli kaçak dönenler varsa şikâyet edin. Böylece toplumun zekât-ına yani arınmasına yardımcı olun. Gördüğünüz her yanlışa müdahale ederek tam bir oruç tutun. Ve sakın siyasetçilerin yalanlarıyla süslü ramazan çadırlarına, iftar sofralarına uğramayın. Değilse orucunuz bozulur. Çünkü yalancıyla, riyakârlar, çıkarcıyla beraber olmak, oruca zarar verir. Televizyonlardaki ramazan programlarını dinlemeyin. Hemen hepsi Kur’an dışı palavra bir din anlatıyor. İnsanları yalanla oyalamaya çalışıyorlar. Değilse orucunuz zarar görür. Çünkü oruç arınmaktır. Yalanla edinilen din arınma değil, tam tersi pislikle karıştırılmış, şekerle yutturulan hap gibi insanı zehirler.

 

İşte tam zamanı: Oruç ayı… Salat-ı ikame etmenin, zekât-ı ikame etmenin doruk noktasına çıkarıldığı ay.

 

Oruç ayı bir bakıma; salat-ı zekâtla, zekât-ın salat ile yarıştırıldığı bir dönem. Yapabiliyorsanız ne mutlu size…

 

Ey müminler!

 

Orucunuzda salat ve zekât yoksa boşunadır. Çünkü orucunuz salat-ı ve zekât-ı doruk noktasına taşımaktır.

 

Ey müminler!

 

Orucunuz kutlu olsun. Oruç sizin zırhınız olsun. Bir elinizde salat, bir elinizde zekât! İnsansızlığa, haksızlığa, adaletsizliğe, yalana, riyaya, çıkarcılığa, sahtekârlığa, gıybete, iftiraya, hileye, hurdaya karşı savaş açın!

 

Ta ki; mümin oluşunuz fark edilsin. İnsanlar mümin insan nasılmış görsün.

 

Değilse; ramazan çadırlarında, teravih namazlarında geçirdiğiniz vakitler; sizleri İslam’dan koparacaktır.

 

Keşke bilseniz!

 

Keşke bilseniz!

 

Bireyinizde, toplumunuzda, devletinizde, yalan, riya, çıkar, sahtekârlık, dolandırıcılık, hile, hurda varken. Yoksul insanlar, işsizler, evsizler, köprü altında yaşayanlar, çeteler, mafyalar, kadın satışları varken, tuttuğunuz oruç anlam kazanmamıştır.

 

Mahyalarınızdan cehalet; aydınlık diye parlıyorsa… İşler çok vahimdir.

 

Teravihleriniz camileri doldur boşalt ise; eyvah ki eyvahtır.

 

İnşallah; Rabbimiz hepimize oruç tutmayı nasip eder.

 

İnşallah; Rabbimiz hepimizin oruçlarını kabul eder.

 

Allah nasip ederse; Ramazan boyunca günlüklerime; Ramazanname ismini koyup, her gün; salat ve zekât kapsamında paylaşımlarda bulunacağım.

 

Son Güncelleme (Perşembe, 01 Haziran 2017 17:46)

 

Degerli Yazarimiz MEHMET ÇOBAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 16 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3996
Dün4918
Tüm Zamanlar3777112
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 114 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1320
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?