Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon BAYRAM ARİFESİ HABERLER

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

Ramazan bayramı, Kurban bayramı; Müslümanların iki dini bayramı! Çocukluğumuzdan beri gözdelerimiz olarak geliyor. Toplumsal kaynaşma, aile, akraba, eş dost ziyaretleri… Yılda iki defa bayram dolayısıyla buluşmalar. Küslerin barışması, dostlukların artırılması, hasretlerin giderilmesi… Çocukluğumuzdan beri bu söylemlerle yaşadığımız bayramlar.

Ancak büyüdükçe gördük ki, bayramların söylem şekli değişti. Önce Kurban bayramlarında fitre zarfını gördük. Laik devletin kurumu Kızılay, bayram nedeniyle ilkokullarda elimize bir zarf tutuştururdu. Fitrelerinizi Kızılay kurumuna verin. Ne işe yaradığını 67 yaşına kadar anlamadığın THK, yani Türk Hava Kurumu, elinizde bir zarf fitrenizi istiyor. Sonra kurban derileri, cemaatler sırada, cami dernekleri sırada, vakıflar sırada ve Türk hava kurumu sırada… Kurban derisinin sırtından çıkar sağlamak.

Devletin resmi kurumları Kızılay ve Türk Hava Kurumu, askeri alanda Mehmetçik Vakfı, kurban derisi konusunda baya hassastılar. Zarflar dağıtıldı mı? İçi boş vermek takip meselesi, siciline işlenir. Bir zamanlar öyleydi. Hatta Evren ihtilalinden sonra; kim belirtilen yerlerin dışında kurban derisini başka yere verirse, soruşturma geçirir. Mahkemelik olurdu.

Kimse demezdi, hani fitre de, kurban derisi de insanın özelidir. İstediğine verir. Yok efendim. İstediğine veremezsin. İlla şuraya vereceksin. Yasal baskı, kurumsal baskı, mahalle baskısı… Laik devletin dindarlar üzerinden çıkar hesabına dönüşürdü.

Din; ticaret, siyaset, çıkar değil diyen herkes neredeyse, fitre ve kurban derileri üzerinden çıkar devşirme yarışına girerdi. E… kolay mı? Memlekette 76 milyon insan var. Her aileyi ortalama beş kabul etsek, 14 milyon aile yapar. Yasayla, tasayla, kasayla, kurumla, vakıfla, dernekle, siyasetle, duygusal bağlama ile 14 milyonun fitresinden, kurban derisinden nasiplensek az mı? Basit hesap; aile başı 10 lira gelse, 140 milyon. İyi para. 140 milyondan ne koparabilirseniz kar. İster ateist olun, ister laik olun, ister topladığınız fitre veya kurban derileriyle, kokteyllerde harcama yapın. Rakı masalarına meze yapın. Ne fark eder? Veya ister dernek olun, ister vakıf olun, ister cemaat olun, dindarlık adına girdi yaparak, dilediğiniz şekilde işler yapın, sonra hayır işledik diyerek hava atın. Ne fark eder?

Son zamanlarda işin boyutu biraz daha değişti. Ramazan bayramı öncesi, Ramazan ayında boy boy açlık çeken Afrikalı çocuklar… Kurban bayramı arifesinde boy boy öldürülen Miyammarlı veya Filistinli çocuklar. Anında gündemimizi oluşturuyor. Sanki bütün bu olaylar sadece Ramazan veya Kurban aylarında oluyor. Televizyon, gazeteler, dergiler, sosyal medya, kurumlar, dernekler, vakıflar, cemaatler… Neden hep bayrama denk gelir bunlar? Açlar başka zamanlarda toklar mı? Müslümanlar başka zamanlarda öldürülmüyorlar mı?

Velhasıl din ve dinsel temalar, bayramlar; bir duygusal anaforla çıkara dönüştürülüyor. Belki aralarında doğru yapanlar vardır. Ancak ben bu konularda şüpheliyim. Toplanan değerlerin ne kadarının gerçeğe dönüştüğü konusunda şüphelerim var. Mesela Kızılay’a vermek için bir kurban parası ayırdın. Kurban parası kaç para? Ortalama 1000 lira. Haydi, sen 500 lira de… Bir milyon kişi gönderse 500 milyon lira. De ki; Kızılay gerçekten kurbanları kesti. Hayvanları kimden aldı? Kaç paradan aldı biliyor muyuz? İktidarın bir yandaşı tam zamanı diye tepeden işi halledip pahalı olarak Kızılay’a hayvanlarını kakaladıysa nereden bileceğiz? 600 liralık hayvanı Kızılay adamdan 1000 liradan aldıysa… Haksız çıkar sağladıysa… Efendim olmaz öyle şey. Sen olmazı, külahıma anlat.

Kurban bayramı öncesi ortalık Miyammar katliamı ile yıkılıyor. Niçin? Önce yok muydu katliamlar? Bir ay sonra Miyammar unutulursa bilin ki, birileri Miyammar üzerinden köşedir. O zaman bakın gazetelere… Dergilere… Basın unsurlarına… Geçen sene Kurban bayramında milletin duygularına hitap edenler nelerdi? Kurban bayramı öncesi ve sonrası kaç gün, kaç hafta sürdü? Eğer bayramdan bir ay sonra gündem değişmişse, bilin ki birileri bayram hikâyesinden köşe olmuştur. O birileri; ya Kızılay’dır, ya derneklerdir, ya vakıflardır ya da kişilerin güvendiği kurumlardır. Mesela Yeryüzü doktorları gibi…

Devlet zaten laik… Böyle şeylere bakmaz. Diyebilirsiniz şimdiki iktidar senin sandığın gibi değil. Ben de hadi oradan sende derim. Şimdiki iktidar çıkar devşirmede bütün geçmiş iktidarları en az elli kere sollamıştır.

Din istismarının ayyuka çıktığı dönemde, ben bu tür konulara hep soğuk bakıyorum. Gerçekten yerinde tespitler gerekir. Bu tespitlerde kişilerin, küçük cemaatlerin işi değil, devlet gücünün işidir. Ki birçok konuda devletler bile aciz kalır. Çünkü işin içinde başka hesaplar vardır. Alın işte; İsrail’e karşı kim ne yapabiliyor? Adamlar istediğini yapıyor. Çünkü yaptıran Amerika ve Rusya… Haydi sıkıyorsa Amerika veya Rusya’ya meydan okuyun. İsrail ne ki? Amerika veya Rusya İsrail’in arkasındaki desteği çeksin, bir günlük iş İsrail’in işi… 1967 Arap İsrail savaşında gördük. Amerikan ve Rus uçakları, İsrail bayraklarıyla Arap ülkelerine saldırdı. İki günde Araplar teslim oldu. Kâfirler, laikler, dindarlar; bütün Araplar İsrail’e yenildi diye boy boy medyada höykürdüler. Bakın işte bugün PYD ve PKK’nın ardında Amerika, Rusya var. Hem silahlarıyla, hem subaylarıyla, hem paralı askerleriyle… Ne yapabiliyorsunuz? Türkiye planlanmış bir şekilde dağı taşı bombalıyor dönüyor. İncirlikten uçan Amerikan Uçakları PYD’ye, PKK’ya destek verirken engel olabiliyor mu? Ne gezer? Havalar atılıyor sadece…

Onun için bazı şeylerin dengesi, bizim; siyaset, inanç, kişilik dengesizliklerimizle dengelenir. Amerikan güdümünde yapılan siyasetlerden hayır gelmez. Siyasette çıkar peşinde koşmaktan hayır gelmez. İnanç olarak söylediklerinin tersini yapmaktan hayır gelmez. Çıkara göre fırıldak olan kişiliklerden hayır gelmez. Adamlar yakalamışlar çıkarlara göre fırıldak olacakları, düzenlerini devam ettiriyorlar.

Onun için; ne Afrika, ne Filistin, ne Miyammar, ne de başka bir yara, bayramlarımız üzerinden çıkar sağlamakla çözülmez. Çünkü işin altında; güya Müslüman toplumlarının, güya Müslüman liderlerinin güyalığı vardır.

Bizim inandığımız Allah’tan başka, gerçekten inandığımız gerçek bir tanrımız vardır, GÜÇ… Sabah akşam ona taparız.

Bizim inandığımız İslam’dan başka, gerçekten inanıp yaşadığımız bir dinimiz vardır, ÇIKAR. Çıkarımıza her yerde, her zaman, her şekilde fırıldak olarak taparız.

Bu gerçek karşısında mağdur olan taraf; duygusal, saf, samimi, dindar kardeşlerimizdir. Onlar tanrısı güç olanların, çıkar dinine göre tezgâhladıkları ibadetlere koşarlar.

Ve ülkemizin gerçek dini, gerçek sloganı; “Ne mutlu Türküm diyene, elhamdülillah Müslümanız”

Geçmiş olsun! Bir insan, bir toplum, bir zaman daha tevhit karşısında çizilmiştir. Darısı gelecek nesillerin başına!

Zaman; ne yazdığını bilmeyenlerle, ne yazdığını anlatamayanların zamanıdır.

Yarın bayram çocuklar! Kıymetini bilerek yaşayın. Çocukları sevindirin, akranları hoş tutun, büyükleri özletmeyin! 

Son Güncelleme (Pazartesi, 04 Eylül 2017 17:03)

 

Degerli Yazarimiz MEHMET ÇOBAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 16 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2586
Dün3100
Tüm Zamanlar4123047
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 198 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2346
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?