Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon SAFIZ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

.

Terörist başı Amerika ile yakın arkadaşı terörist başı Rusya; birbirlerine düşman görünerek, dünyanın canına okuyorlar.

 

Halk saf... Yok, yok, halk hiçte saf değil. Arada bu iki teröristin borazanı, yandaşı, uşağı olan siyasetçiler, fikir adamları, bilim adamları, medya ve yerel teröristler olmasa, halk bütün gerçekleri bilecek, Hanya neresi Konya neresi... Ama bu iki hınzır terörist başları uyanıklar. Bir iş yapmadan önce kasaları açıyor ver babam ver. Sonla kepçe kepçe al babam al. Tabi öncesinde; aralarında bilerek senaryo gereği bir kavga çıkarıyorlar, dünyanın feleğini şaşırıyor.

 

Olanlar hep halklara oluyor. Saf samimi halk, Firavunun sihirbazları gibi kendilerini kandıran politikacıların, fikir adamlarının, bilim adamlarının, medyanın ipliğini pazara çıkaramıyor. Öylece işler sürüp gidiyor. Ölüm, kan, gözyaşı, göçler. Dünya toplumlarının üzerine karabasan olarak çöküyor.

 

Göçler; dalından koparılmış yaprağın güçsüz oluşu gibi, güçsüz olan toplumların, kendi ülkelerinde sigortasız, yasasız, garantisiz kaçak, ucuz işçi olarak kullanılmasına izin vermekle neticeleniyor. Göçlerden çıkar sağlayan devletlerin amacı bu... Düşünün bir kere: Mesela Türkiye: Suriyeli göçmenleri alarak el altından merdiven altı ticarete ucuz işçi sağlıyor. Peki, Avrupa ülkeleri farklı mı? Elbette farklı değil. Batılılar da işi kitabına uyduruyorlar. Geçenlerde kökü Avrupalı olan İzmir'de ikamet eden, bağları Yunan, İtalyan, Fansa, İsviçre, Belçika gibi ülkeler olan biriyle konuşuyoruz. Ben diyorum ki; yahu bütün pislikler bizim ülkemizde var. Avrupa ülkeleri biraz daha kendi içinde düzenli... Bana dediği aynen şöyle: “Vallahi siz Türkleri anlamıyorum. Sanki batıyı övmek için yarışa giriyorlar. Ben her yıl akrabaların yanına giderim. Onlarla ticari, siyasi, ekonomik sorunları konuşuruz. Sosyolojik problemleri konuşuruz. Vallahi buradan hiç farkı yok. Hatta birçok konuda burası oralardan daha iyi… Oralar iyi olsa benim burada ne işim var? Bütün köklerim oralarda.” Ona “burada yaşadığın için böyle söylemiş olmayasın” diyorum. Gülüyor. “Yani illaki batıyı üstün çıkaracaksın.” “Yok, hani bir yanlışlık olmasın diye üzerinde duruyorum.”

 

Bazen bizim memleketten de İzmir'e gelirler. Adamlar gezmeye gelmiş. Ne yapacaksın? Büyük alış veriş merkezlerine, hayvanat bahçesine, Karşıyaka, Bostanlı sahiline, Buca gölete götüreceksin. Teleferikle tepeye çıkaracaksın. Asansörden körfezi seyrettireceksin. Adamlar misafir, bir de en güzel, en iyi bir lokantada yemek yedireceksin. Adamın büyük şehir hülyasına bak artık. Of anam of… Metrolara bindirdin, İzbanla gezdirdin. Vapurla karşıya geçirdin. Lokmalara denk geldi lokmalar yedirdin. Öf. Öf de öf... Sonra: Adam memlekete dönüyor bir İzmir anlatıyor. Sormayın.

 

Velhasıl bizim Avrupa hikâyesi de böyle. Benim hatun Almanya'da yaşadı çocukken. Tabi o zamanlar Almanya birincisi sınıf Avrupa devleti. Ben de gittim bir ay misafir olarak. Her şey düzenli… Türkiye'den gidenler; sudan çıkmış balık gibi şaşkın şaşkın bütün kurallara harfiyen uyuyorlar. Hatta öyle ki; o zamanlar meşhurdu. Bir otomobil veya bir minibüs alıp Türkiye’ye bir sürü eşya ile gelmek. Tabi getirdikleri eşyaları satacaklar, gidiş geliş paralarını çıkaracaklar. Haklılar tabi. Ama bir şey var. Adamlar yüzde yüz Almanya'da kurallara uyarken, Türkiye'ye daha girerken kural dışına çıkıyorlardı. Niye mi? Gümrük girişinde bagajlar aranmadan geçmenin bedeli, o zamanlar 100 - 200 marktı. Kapıda hemen 100 veya 200 mark uzatıyorsun. Geç işareti alıyorsun. Biz de gelirken geçtik. 150 mark. Ortayı bulduk. Daha girişte birinci kural gitti. Yasayı deldik. Düşünün, yüzlerce araba kuyrukta giriş yapıyor. 100 - 200 marklar cebellezi. Peki devlet bilmiyor mu? Bilmez olur mu? Adamlar o zamanlar gümrük girişlerine tayini hava parasıyla yaptırıyorlardı. Sonra yurt içi hikayesi başlıyor. Bizim Türk vatandaşı Almanya'da trafik kurallarına uyarken, insani kaidelere uyarken, sınırdan içeri giriyor her şey bitiyordu. Ne trafik kuralı kalıyor. Ne de insanlık kaideleri… Ye iç pencereden yola fırlat, Almanya'da yapabilir mi? Hayır! 90 yazıyor, Almanya'da 120-150 gidebilir mi? Hayır! Veya 120 yazıyor, geçmiş en sola 80 ile gidiyor. Almanya’da gidebilir mi? Hayır! Yani diyeceğim o ki; Avrupa'ya giden bizler, bir yağcılık bir yağcılık ki sormayın. Sonra dönüşte ballandıra ballandıra anlat. Yahu sen Almanya'da uyduğun gibi Türkiye'de de uy örnek ol. Yok, tam tersine Türkiye'dekiler bile uysa, Almanya'da çalışanlar hava atmak için uymazlar.  

 

Diyeceğim o ki; biz halk olarak safız. Başkalarının methini yapıp adam olmamak gibi kronik bir hastalığımız var. Tabi bu boşuna olmadı. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan önce başlayan batı hayranlığı ve yardakçılığı Cumhuriyetle birlikte devlet politikası oldu. Eğitim ona göre düzenlendi. Yasalar ona göre yapıldı. Halk ne yapsın? Onun için Terörist başı Amerika ve terörist arkadaşı; ne derse o... Af edersiniz yellenseler bizimkiler keramet var zannediyor. Temennayı çakıyorlar. Ramazan davulu gibi çalıp, zurnayla peşrev yapıyorlar. Hani geçenlerde vardı. Amerika’nın yeni başkanı Thrump Efendi karısının elini tutmak isteyince, karısı elini ittirmiş. Vay anam ne hikâyeler ne hikâyeler. Dolar anında düşüşe geçti. Daha ne diyeyim? Yan baktılar keramet. Yellendiler keramet. Birbirine bakmadılar keramet. Gülümsediler keramet. Yardakçı, şakşakçı, satılmış; kıl, ruh, kalp bol olunca her şey keramet.

 

Onun için halk saf, samimi olarak, kerametlere pek inanır. Terörist başları da bunu çok iyi kullanır.

 

Terörist başı Amerika ülkemize yerleşmiş İncirlikten Ortadoğu savaşını yönetiyor. Arkadaşı terörist başı Rusya, ülkemizin üstünden vızır vızır uçaklarını uçuruyor. Yerel devlet yöneticileri de hava atıyor. Sınırlarımız dâhilindeki her şeye hâkimiz. He canım he...

 

Terörist başı Amerika ve Rusya; YPG, PKK ve Peşmerge ile birlikte Ortadoğu'yu dizayn ediyor. Onlara sözü var. İyi bir devlet verecek. Suriye'den, Irak'tan, İran'dan, Türkiye'den topraklar alarak... Bu ülkelerin politikacıların ağzında aynı söz, zırnık vermeyiz. Bir karış toprak dahi vermeyiz diyorlar. Diyorlar ama Türkiye'de, İran'da, Irak'ta, Suriye'de Amerika ve Rusya ile işbirliği içinde... Üstelik yerel örgütlerle beraber… Hepsi müttefik, dost, stratejik ortak... Yahu kimi kandırıyorsunuz? Niye bu kadar insanı boşuna öldürüyorsunuz? Madem sonuçta terörist başlarının dediği olacak, kan dökülmesinin, gözyaşının ne anlamı var? Oturun konuşun halledin. Olmaz, zinhar olmaz. Neden? Bir sürü hikâye, hamasi söz. Ama plan şıkır şıkır işliyor. Silahlar satılıyor. İnsanlar öldürülüyor. Yerlerinden yurtlarından ediliyor. Şehirler, köyler, kasabalar yıkılıyor. Hepsi yapılacak, gıda, tekstil satılacak… Uyuşturucu ve diğer kaçakçılıklar puslu havada tıkır tıkır işleyecek…

 

Sonuç terörist başları köşe... Yardakçıları köşe... Şakşakçıları köşe…

 

Peki, köşelenen kim?

 

Halk!

 

Haydi, hep beraber!

 

Safız… İnadına safız. Her şeye rağmen safız. Uyanmamak için avuç dolusu uyku hapı içtik. Kendimize saflık donu biçtik.

 

 

.

Son Güncelleme (Salı, 24 Ekim 2017 22:39)

 

Degerli Yazarimiz MEHMET ÇOBAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 16 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2035
Dün3020
Tüm Zamanlar4214990
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 130 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2353
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?