Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon Göç hüzündür

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

İnsanın ailesinden, yaşadığı yerlerden başka ülkelere, başka şehirlere yaşamak için gitmesine göç diyoruz.

 

Ülkemizin doğusu, göçlerin hüznünü yaşayan tarihiyle birçok acıyı biriktirmiştir.

 

Siyasi olaylar; savaş, terör, yönetimlerin baskıları nedeniyle durumlar düzelinceye kadar insanlar bir başka ülkeye göç ederler. Barışta, terör bitince, yönetimler değişince veya baskıları azalınca geri dönerler. 

 

Ekonomik olaylar; genellikle, kadın eş ve çocuklar evlerinde kalır, erkek eş ve büyük erkek çocuklar çalışmak için başka ülkelere göç ederler. Bu tür göçler mevsimlik olabilir. Veya ekonomik durum düzelinceye kadar sürebilir. Ancak aileler asılda ülkesinden ayrılmazlar.

 

Sürekli göçler de, siyasi, ekonomik, doğal olaylara dayanır. Siyasi baskılar, savaşlar, ekonomik olarak bir ülkenin cevap verememesi, bir beldenin tamamıyla doğal olarak yaşanacak özelliklerini kaybetmesi. Ülkemizde siyasi nedenlerle göçler. En çok CHP’nin tek parti döneminde olmuştur. Doğudaki isyanlar nedeniyle, halk batıdaki şehirlere sürülmüşlerdir. Bir beldede çıkan terör hareketleri insanların yaşamını karabasana çevirmiş, insanların çoğu terörün olmadığı yerlere göç etmek zorunda kalmıştır. Ekonomik nedenler, yaşam şartlarının zorlamasıyla, evini, bağını, bahçesini, tarlasını satıp geriye dönmemek üzere insanların göçleri, ne yazık ki ülkemizde yaygındır. 

 

İster geçici, ister sürekli nasıl olursa olsun, insanların ülkeleri terk ederek başka ülkelerde yaşamaya gitmesi hüzündür. İnsanların arkalarında bir sürü anı bırakarak ülkesini terk etmesinin acılığını yaşamak zordur. İnsandaki aidiyet duygusu, doğduğu, çocukluğunu yaşadığı yerlere insanları bağlar. İnsan ana kucağının, baba güvenin, büyüdüğü köyün, kasabanın, ilçenin, şehrin sokaklarında yaşadığı eminliğin özlemini her zaman yaşar. Her ne kadar günümüzdeki siyasi olaylar bazı çocukların yaşamını cehenneme çevirse de, insanlar yine de çocukluğunun geçtiği yerlerdeki bağını koparamazlar. İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, göç etmekle karşı karşıya geldiğinde, bütün benliğini hüzünle doldurur.

 

İnsanlara hüznü yaşatan tüm olaylar, olayların kahramanları genelde insandır, insan kaynaklıdır. İşin gerçeğinde insanların insanlara yaptığını hiçbir şey yapamaz.

 

İnsanı mutlu edenler de insanlardır. İnsana hüznü yaşatanlar da insanlardır. Zaten doğal olaylarla hüznün yaşaması, insanların el birlik kucaklaşmasını öne çıkarır.

 

İnsana hüznü yaşatan insanların, insanlıkla ilgilerini düşünüyorum. Bulabildiğim gün, hüzün ayrı bir anlam kazanacaktır.

 

Günümüzde savaşlar nedeniyle göçler yaşanıyor. En büyük hüzün doğuyor. Binlerce insan göç sırasında denizlerde boğuldu, yeryüzünün tanınmadık yerlerinde yaşıyorlar. Yazları neyse, ama kışları var. Milyonlarca insan evini, barkını, yurdunu terk etmiş. Yaşadıkları yerler içler acısı… Yaşamak zorunda olmak,  ölmemek için mücadele etmek, insanın doğasında var. İnsan ölmemek için ne yapmaz ki? Yaşamak zorunda olan, yaşamak için istenmeyen olaylara neden olan insanlar, hep göçler yüzündendir.

 

Savaş üzerinden ticaret yapanlar. Göçlerle perişan olan insanları anlamıyor. Anlaması da gerekmiyor. Onlar sadece kasalarını dolduruyorlar. Savaşa katılan ülkelerin liderleri, savaşa katılan yerel örgütler insan ölümü üzerine kurulmuşlar. Ne kadar çok insan öldürürlerse kahraman olacaklarına inananlar. Ne kadar insanı yerinden yurdundan ederse gücünü gösterecekler. İnsanlığa yaptıkları zulümle büyüyorlar. Tıpkı vampirler gibi kanla besleniyorlar.  

 

Zulüm yapanların insanlıkla ilgileri var mı? Elbette yok. Ülkelerinde kahraman olan liderler. Örgütlerinde kahraman olan liderler. Milyonlarca insanın ölümüne karar verirken, insanları yerlerinden yurtlarından ederken insan olabilirler mi? Onlar bir dava türküsü tuttururlar. Türkünün içine bir sürü kin, nefret, intikam ekerler. Hamasi duyguları kabartacak motifler işlerler. Gür sesli birini şaklaban olarak kullanırlar. Kulakları, gözleri, kalpleri sağır edercesine gümbür gümbür çalıp söyletirler. Ve insan ölüm makinesine, zulüm makinesine döner. Şimdi bütün bunları insancıl görebilir miyiz? Ölüm makinesine, zulüm makinesine dönenleri insan sayabilir miyiz? Artık onlar birer robotturlar. Düğmeleri sermaye denilen canavarların elindedir. Onlar düğmelere basar, robotlar harekete geçer. Robotların harekete geçmesi, canavarların kasalarını doldurur. Bir damla kan bir damla dolar.

 

İnsanlık nutukları atan her politikacı yalancıdır. Onların her sözü siyasi çıkara, maddi gelire, insanların sırtından geçinmeye gebedir. Değilse onların insanlıkla ilgisi yoktur.

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme (Perşembe, 02 Kasım 2017 18:53)

 

Degerli Yazarimiz MEHMET ÇOBAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 16 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2035
Dün3020
Tüm Zamanlar4214990
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 128 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2353
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?