Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon NACİ GÜMÜŞ’ÜN KİTABI: “GÖNÜL IŞIĞI”

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

naci-hoca-kapak2017Elbette bir ömür boyu yazmaya vakit ayıranların, bu yaşta yayınlanan kitapları için, “Olgunluk döneminin eseri” denir. Kitabın isminin kapak resmiyle birebir uyuştuğunu ve yakıştığını bu şekilde az kitapta görürüz. Yayın evinin isminin yazısı, yazarın ismini biraz boğsa da dikkat çeken arka kapak yazısı! Koyu zemine koyu harflerle yazıldığından okunması zor ve çok uzun olmuş. 

Naci Gümüş’ün deneme kitabı “Gönül Işığı” Gündoğan Yayınları alt kuruluşu olan Sam Yayınlarından 2017 Eylül ayında çıktı. Kitap “Duru Düşünceler” ve “Yüksek Ruhlu İnsanlar” olarak iki bölüm olup çok sayıda iç başlıktan oluşmuş, 166 sayfadan ibaret. 

Kitap beyaz kâğıda basılmış. Bu girişimler kitabın maliyetini artırır ama değerinde bir şeyi değiştirmez. O kitabın değeri yazarının düşünce derinliği ile orantılıdır. Eğer yazar Yunus gönüllüyse kim bakar kitabın kâğıt kıymetine. Çok önemli bir konu var, kitapta tireleme yapılmamış, bu büyük bir eksiklik. Bu sebeple kelimelerin aralığı farklı farklı, insanın göz estetiğini bozuyor. Tabi ki buraya kadar yayıncının sorumluluğunda ama ilk bakışta insanın gözüne ilişenler bunlar. 

“Sunuş” yazısının bitiminde tarih aradım bilmem ki neden?.. Sonunda kitabın içine girmişim bir köşeden. Unuttum dışında gördüklerimi. “Her insan güzeldir.” Ne güzel bir bakış değil mi? Gül gibi bir bakışla başladık okumaya, “Dünyanın gelini bahar, baharın şiiri güldür.” Sözüne çok katılmasam da benim laleye olan meftunluğum yüzünden, yine de gül açısından çok anlamlı. 

Yazar inceden bakmış temel meselelerin özüne girerek. Kelimeler diyor; “Her kelimenin hem mantıklı, hem psikolojik anlamı vardır.” İşte canlı dediğimiz kelimelerin ne kadar değer taşıdıklarını önümüze seriyor. Kitapta anlatılmak istenenler sayfalarca yazılar ile değil, cümlelerle de değil, kelimeler yetiyor. Yazı hayatında öz eleştirisini de yapıyor; “Kırk senenin hesabını kalemim versin.” diyor. Kalem hesabını yazmaya devam ederek veriyor. Kalem ki yazarın kendisi… 

Çocukların unutulması mümkün değil, saf ve temiz. Onların o duruluğu dilerim geleceğe yansır. “Bir zamanlar hepimiz çocuktuk ve her mevsim bahara koştuk.” Derken bahar ile çocuğu buluşturuyor. Ömrün baharını çocukluk olarak kabul ediyor. Geleceği gül kokulu çocuklara teslim ediyor. Gelecek, aslında çok az insan endişe duyar, çünkü çoğunluk anı düşünür. 

Yazılarında dağlara bakıyor Yazar. İnsan bir nefes almak ister, yalnız kalmak ister, bir türkü tutturmak ister ya şöyle kendi kendine. Bir taşın üzerine oturup doya doya etrafına bakıp hayal kurmak ister… “Yeri göğü kucaklayan açılmış sayfalar, okunan kitaplar gibidir dağlar.” Diyerek dalar gider bir rüzgârın ılıklığında. Bir kuş gelip konar karşısına da ona bakar. O giden dostların ruhu mu dersin, dağlarda gezerken… 

Naci Gümüş, Gönül Işığı adlı deneme kitabının her sayfasında bir güzellikten bahsediyor. Hayalini kuruyor, geçmişi hatırlıyor, ne yapabileceğini düşünüyor. Güzellikleri bizimle paylaşırken hep bir şeylerin özlemini çekiyor. Gizli gizli içini kemiriyor. Doğduğu şehir Ergani, ilk duyduğu ninniler, kırlarda gördüğü çiçekler ve ilk öğrendiği kelimeler… Hemen her şey orada şekillenmiş, iz bırakmış düşüncelerine. “O bitmeyen kış gecelerinde ocak başı sohbetlerini, anlatılan hikâyeleri ne kadar özledim…” cümlesinde bir ömrü özetliyor. Çoğu insanın içinde sinmiş duygudur bu. Bu sevdayı düşlerine gömüyor. “Seni seviyorum” derken doğup büyüdüğü, özlemini çektiği şehirde çok derinlere dalıyor. Ne büyük aşklar saklı bu iki kelimenin içinde… İnsan kuş değil ki uçmaya başlayınca atıp kurtarasın yuvadan. Ruh orada şekillenmiş, nereye gitsen burnunda Zülküfül Nebi’de ki Makam çiçeklerinin kokusunu alacaksın. Gurbetten sılaya doğru giden her kişinin ardından gidip, memleketten gelen herkeste oranın havasını koklayacaksın. Bu böyle hiç değişmeyecek. Kitap okuyucusunu da bir dem alıyor içine. 

Gurbet işte, insan doğduğu yerden uzaklaşınca gurbette! Yazar için de yaşadığı dönemeçli ayrışmalarda arıyor hatıralarını. Hayat onun için bir yarış mı, mücadele mi yoksa kazanmak zorunda olduğu savaş mı? Karar vermek zor. Birçok kavşak var yoluna çıkan, çocukluğundan bu güne kadar. İşte yazar buna ömür diyor. Nasıl hızlı geçiyor hayat denilen zaman, değil mi? Güneşin doğuşundan batışına geçen zamanı sayıyor, bir düş yalanında.  

Yazar dostlarını unutmuyor, kitabın sayfaları arasında ben de dâhil yer vermiş. Sezai Karakoç hakkında her zamanki gibi sitayiş ile bahsetmiş. 

Derken; “Gönül Işığı” yetmişe yaklaşan bir ömürde seçebildiğince bir tur atmış. Gece gündüz kucağına alıp yattığı hatıraları yazıya geçip ayrılmış. Okuyucuya özün özü bir bohça sunmuş. Her konunun sonunda biraz düşüneceksiniz, “ben de…” diyeceksiniz güneş batarken seyrettiğiniz kuşlara bakıp… 

Naci Gümüş’ün Gönül Işığı deneme kitabının konuları hayatın içinden alınmış, yaşanmış. Çoğu kişi satırlar arasında kendini bulacak; bazısı bir yolculukta, bazısı Anadolu’da bir kasabada, bazısı büyük bir şehirde bir çalı gölgesini özleyerek. Belki bir dağın yamacında kır çiçeklerinin arasında ya da bir camii avlusunda bir dostuyla ayaküzeri sohbet ederken tahta beşikte dinlediğiniz ninnileri, uzun kış gecelerinde anlatılan masalları, küçüklükte okuduğunuz hikâyeleri hatırlayacaksınız. 

İnsan doğduğu yerden kopup gittikten sonra bir daha yönünü bulamıyor. Hep şu dağların arkasına takılıyor, hayatının başladığı yere. Orası uzakta hem de çok uzakta kalıyor. Her geçen gün mesafe biraz daha açılıyor. İnsanın zaman geçtikçe ne tanıyanı kalıyor ne de arayıp soranı dünyası ona yabancı oluyor. 

Son Güncelleme (Pazar, 26 Kasım 2017 20:45)

 

Degerli Yazarimiz Mahir ADIBEŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 05 Aralık 2011.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün220
Dün1181
Tüm Zamanlar4260209
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 127 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2400
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?