Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon GERÇEK VE HAYAL ARASINDA HIZ ÇAĞINDA YAŞANANLAR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 17
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

GERÇEK   VE   HAYAL   ARASINDA

                                    

HIZ   ÇAĞINDA   YAŞANANLAR

  

     Evet bir hız çağında yaşıyoruz..Hayatlarımız sözünü ettiğimiz bu çağın koşullarına göre şekil alıyor. İstesek de gelenek ve göreneklerimizi, kendi kalıpları içinde kalıp eskiden olduğu gibi yaşayamıyor ve yaşatamıyoruz.

     Artık “Hayal alemi” diye tanımlayarak yaşadığımız bir dünya çok gerilerde kaldı diyebiliriz.Şimdide yaşanan bir çok hayal, eskisi gibi sürekli beklenti modunda tutulabilecek noktayı çoktan aşmış. Hız ve erişim çağındaki hayaller artık anında gerçek olabiliyor. Hem şimdinin hayallerinin  terminolojileri bile farklı ve çok daha zengin. Bir alışveriş merkezine  istediğimiz  ürünü almak için gittiğimizde örneğin bir bilgisayar aldığımızda, alışveriş merkezinin kapısından daha çıkar çıkmaz o bilgisayarın anında  üst üretiminin yapıldığına dair haberler işitiyoruz. Aldığımız ürünün bir üst versiyonunu  hayal bile edemeden yenisinin üretilmesine  tanık olabileceğimizi hiç şaşırmamamız gerekiyor . Bilişim çağında yaşadığımız için bilginin gelişme hızı ile birlikte teknolojik rekabet hızının ne denli çabuk olduğunu bir tüketici olarak hesap dahi edemiyoruz.Şimdi her şey , hayal edip erişebileceğimiz noktalardan pek uzak görünmüyor. Gerçekçi olalım biraz. Bir hız çağını yaşıyoruz.

     Önceden hayal edebileceğimiz yerlere gitmek için bir muradımız olduğunda;  bir yerden bir başka yere seyahat etme mesafelerimiz ne kadar uzaktı.Önceki zamanlarda insanlar tasarladıkları bir hayale ulaşmak için  yakın erişimli basit  hayaller kurarlardı kendilerince. Hayallerin çoğu da seyahatler üzerineydi.Bu konuda yığınlarla kitaplar yazıldı ve okundu/ukuduk.

     Bir de erişimi zor olan hayaller vardı geçmişte.Bu hayallere ulaşabilmek zor olduğundan hayallerimiz, masalların içine alınıyor ve gerçekleşmeleri de masalların kendine has  , zaman ve sınır tanımaz anlatım uslupları içinde  sağlanabiliyordu.Şimdinin hayalleri ise sümülatif. Sanal alemin alanına ait kurgularından ibaret olan bir tasarımla “Sanal gerçeklik” düzleminde yerini alıyor.

     Postmodern yaşam felsefesi ,bir çok alanda bu günün insanının sosyal ilişkilerini ve ru be ru iletişimlerini neredeyse  iptal etti/ettiriyor. İnsanın hayal dünyasındaki istekler, sanal alemlere taşındı. Artık sipariş usulu hayaller ve  düşünceler veri olarak“ Sanal gerçeklik”kapsamı üzerinden bizlere fatura ediliyor.Sipariş  hayaller ve düşünceler, sanal alemlerin yazılımları içinde yer alıyor. Herkesin memnun olabileceği ve kimsenin itiraz dahi edemeyeceği bir hizmet veriliyor. Yanlış duymadınız! Bundan böyle talep edeceğimiz hayallerimiz ve düşüncelerimiz artık  bir sipariş üzerine servis yapılıyor.Tıpkı standart fabrikasyon imalatla üretilmiş hazır yiyecekler gibi .Şimdi de paketlenmiş hayallerimiz ve düşüncelerimiz pazarlanıyor.Değişimin getirdiği değişimlere alışıcağız/alıştık da.Dünyamız bundan böyle yepyeni meslekler ile tanışıyor/tanıştı. Daha da tanışacağız.İtiraz yok.

     Zamana dur demek ne mümkün!...

     Zaman mecrasında akıyor.Her şey olacağına varacak.

     Pre modernlik öncesi devirlerde her insanın hayatta erişebileceği ya da erişemeyeceği hayalleri dün  vardı. Bu gün de var biraz. Ancak hayal kurmak bu gün için pek önemli değil.Çünkü , insanın daha iyi yaşayabilmesi için kapitalizmin kontrolündeki  konforizm hazretleri elinden gelen her şeyi zaten kolaylaştırarak  yapıyor. Temel düşünce, insana  yatırım yapmak. İnsanı hem rahat ettirmek hem de kendine otomatik olarak  bağlamak. Yapılan ya insanın ikna sınırlarını hiç zorlamadan bağımlı hale dönüştürmek ya da  bağımlı yapmak.Konforizm,acıtmadan veriyor ama acıtarak alıyor alacağını.

     Hız çağında  hayal kurmak, kuşkusuz vulgarize olundu.

     Artık hayal kurmak için düşünmeye gerek yok!...

     Düşünen varlık olan insan hazretleri ,stresli  ve sofistik ruh halinde yaşamak istemiyor !...

     Lüks ve konfora alıştırıldığı için hayatı kolay ve rahat yaşamak istiyor.

     Bu bakımdan kapitalizmin müridi olarak biraz  mankurtlaşmayı çoktan kabullenmiş.

     Bu nedenlerle, değil düşünmeyi, hayal bile kurmak istemiyor.

     Hem ne luzum var artık.

     Hayal kurmak ve düşünmek ,sanal alemde, üretim yapılan bir meslek.

     Lutfen kabullenin artık !...

     Artık hayalleriniz için bir sipariş vermeniz yeterli.

     Hayallerimdekini istiyorum deyin kafi.

     Yeni hayal tacirleri, isteğinizi anında size sunar.

     İster kapınıza, ister sanal aygıtınıza yazılımla, isterseniz görsel sunumla.

     İmajlı, imajsız.

     Vizyonlu, vizyonsuz nasıl isterseniz. Anında hizmet verecek durumda.

     Bu gün bilgi çağındaki bütün iletişimlerimiz ve taleplerimizin çoğu sanal dünyadan karşılanıyor. Tasarımlar, projeler, stratejiler, politikalar, istatitikler, arştırmalar, kamuoyu yoklamaları,nufus sayımları, analizler, raporlar,felsefeler, seçim sonuçları v.b akla gelen neredeyse hemen hemen her şey.

     Teknolojinin bu baş döndürücü devasa gelişimine  karşı

     Ne karşı çıkacak ne karşı duracak bir engel çıkabiliyor.

     Ne de bu gelişmeyi engelleyip durdurabilecek bir güç.

     Teknolojinin zaferleri tartışılmaz bir otorite kurdu/kuruyor.

     Ve hız çağı yeni”Teknolojik köleliği” de böylelikle ilan etmiş oldu.

     Aslında bu değişim dediğimiz gücün inisiyatifi ,aşkın olanın sınırları dahlinde.

     Metafizik alem yasalarında . Büyük değişimler; ilerlemeyi ön gören  aşkınlığın  yasasını iyi okumakla gerçek olur.Değişimi iyi okuyanlar, gelişmeyi de elde ederler.

     Bu gün ,ellili, altmışlı yaşlarda yaşayan insanlar hallerinden  hep bir şikayet içindeler.Eskisi güzeldi, eskiden her şey daha iyiydi. Eski eski diye diye yaşanmışlıkları bir nostalji bağlamında mükerrer olarak hep tekrar eder dururlar.Son günlerde bakıyorum da hiç kimse nostaljik yaşamlarından dem vurmuyor.Herkes suskun.Bir zamanlar şöyleydi , böyleydi sesleri duyulmamaya yüz tuttu.Dario Moreni bile bir şarkısını “Hatıralar hayal oldu” diye bestelemiş.Yaşananlar , yaşanmışlıkların geçmiş zamanlarında kalıyor.Geçmişle yaşanılmıyor/yaşlanılıyor.Geçmiş, iyi ya da kötü yad ediliyor.Gençken bir insanın hayalleri bir zaman sonra gerçek olabiliyor sonra yaşlandıkça aynı insanın geçmişinde yaşanmışlıklar yeniden bir hayal oluyor.Bu durumun adı da nostalji olarak kalıyor. Bilmem farkında mısınız? Nostaljiler de  şimdi CD,DVD lerde yer alıyor en azından geçmişin şarkıları ve filimleri. Eskiden, geçmişten söz edenler sustu.Şimdi  geçmişlerinin şarkılarını ve filimlerini sadece kendileri dinliyor ve izliyorlar.Hayat gerçek de olsa içindeki akıp giden zamanı  ne yazık ki tutacak hiç  bir engel yok.Zaman, kurulu mecrasında akıyor.

     Ellili, altmışlı yaşlarda yaşayan bir çok insanlarımız hala bilgisayarın tuşlarına basmaktan kaçınıyorlar.Gelişmeye karşı ya ön yargılarıyla direnmek istiyorlar.Ya da kolayı seçip eskide kalmayı kendilerine daha uygun görüyorlar.Tıpkı bir zamanlar alafranga wc taşlarını kullanmamak konusunda direndikleri gibi.Tıpkı cep telefonlarını kullanmamakta ısrar ettikleri gibi.Misalleri çoğaltmak mümkün.Ama ”Tabiat boşluğu kabul etmez” Metafizik yasanın gerçekliğinin de yadsınmaması gerekiyor.

     Elbette sanal dünyanın ve modern zamana uygun  bir“ yaşam tarzı”nı yaşayan insana bir çok yararları olduğu gibi zararları da olmuştur/olacaktır. Bu gün modern zamanda yaşadıklarımız tüm dünyada eleştiriliyor. Postmodern eleştirilerin sayısı binlerle ifade olunan  kitaplarda   yerini alıyor.Bu günkü yaşamda, insanın tüketim nesnesine dönüştürülüp tüketim kölesi yapılması düşündürücüdür.Al ve tüket komutunu almış bir robota dönüştürülmesi düşündürücüdür.Zamanın ve kendine has hayallerinin ve ruhunun çalınması düşündürücüdür.Toplumsal hayat, konjonktürel olarak tabii bir seyir içinde değil ne yazık ki.Toplumsal hayat, yapay konjonktürlerle  manüple ediliyor.Kısacası  kosmosdaki hayatlarımıza müdahale ediliyor.Değişim, kendi halinde sürgit devam ederken insanlık bir yandan ilerlemenin nimetlerinden yararlanıyor ama diğer yandan lutfedilen bu nimetler belli tekellerin rantları için engellenebiliyor.Doğal akışın istikrarı bozulmaya çalışılıyor. İnsanlık, doğal olarak yaşadığı, yaşattığı bir çok değerini hep  birlikte  kaybediyor.Evet insan,bir yandan hayatının rahat etmesi için çok şeyler kazandı. Ama duygularıyla baş başa olamamayı, hayal etmeyi, düşünmeyi,hissetmeyi, ağlamayı, gülmeyi,gülümsemeyi,sevmeyi,yalnız kalıp kendini dinlemeyi, saymayı,sayılmayı, değer vermeyi, değer görmeyi, empatiyi,diyergamlığı, paylaşmayı,arkadaşlığı,kardeşliği,komşuluğu, yardımlaşmayı,şefkati, dostluklarını ve yakınlıklarını yitirdi/yitiriyor ne yazık ki…Hız çağının kazandırdıkları ise; Rantçılık, çıkarcılık, sömürgecilik, lümpenlik, eyyamcılık,ilgisizlik, bencillik,haksız rekabet,adaletsizlik,daha fazla kötülük, işkenceler, intiharlar,stres, bilimum ruh hastalıkları,dolandırıcılık,daha çok hırsızlık, daha çok fuhuş,daha çok zulüm,savaş,güvensizlik,gelecek korkuları,hissizlik, duyarsızlık,daha çok ahlaksızlık, değersizlik,belirsizlikler,kaygısızlıklar,kayıtsızlıklar,kesintisiz zulümler,orantısız güç kullanmalar,kayıt dışı bırakılmalar,savrulmalar,nemelazımcılıklar,daha çok şiddet,daha çok travmalar,nihilistlik, inançsızlık,sevgisizlik, saygısızlık… ve bilimum fütursuzluklar sürgit yaşanarak insanın naturasını linç edercesine sürüyor.

     Değişim, bütün zamanlarda karşı çıkılan ama karşı konulmaz bir gelişmedir.Yeni olan her şeye hep karşı çıkılmıştır, çıkılacaktır.Burada madde üzerinde şekil alarak değişen ve dönüşen  gelişmeler önemli değildir.Önemli olan gelişimin bir ürün olarak rant haline dünüşmesi/ dönüştürülmesidir.Kavga burada başlıyor.Sahip olma/olamamanın hesabı içinde.Elde edilen şey güç olmuşsa ona sahip olmada haliyle önemli olacaktır.Değişime nedense  bütün zamanlarda hep en başta muktedir olan statükocu erk muktedireyetleri korumak  için karşı çıkar.İnsanlık tarihi boyunca esas mücadele; batıl / köhnemiş olan bir yaşam tarzı ile bütün zamanlarda hak / adalet üzre olan bir yaşam tarzı arasındadır.

     Değişim, insanlığın değişmez/değiştirilemez ontolojik yasasıdır.

     Biz bu yazımızda yaşadığımız hayatın içinde hayal ve gerçek bağlamında değişimi/değişenleri bir çok yönleriyle ele almaya çalıştık. Eski ,yeni hayal ve gerçek mukayeseleri yaparak. Peki değişen ne? İnsanın hayatını kolaylaştıran teknoloji harikaları mı yoksa değişen/değiştirilmeye çalışılan insan mı ?! Elbetteki değiştirilmeye çalışılan insandır.Kullanılmaya, sömürülmeye ve sürüleştirilmeye çalışılan insandır.İcatçı, buluşçu bilimsel fiziki gelişmelere  ancak aptal olanlar karşı çıkar.Burada karşı çıkılan nedir?Kuşkusuz insana ve insanlığa yapılan zulümlerdir.İnsanlğın  fıtratını bozmaya çalışan eylemlerdir.

     İnsan ve yaşadığı kosmos, bizzat fiziki değişimi doğal olarak yaşıyor.İnsan, ilerleyen hayatı boyunca  hayatını kolaylaştıran , kendisine  lutfedilen nimetlerden elbetteki yararlanacak. Fakat önündeki nimetlere sahip olurken yaşadığı duyguları da önemlidir.İnsana tahsis olunmuş bu duygular insandan çalınmaya , sekülerleşmeyi sessiz şiddetle dayatmaya kalkılırsa ki kalkılıyor. O zaman uyanış içinde olanlar/olacaklar, kıyamete kadar sürecek olan hak ve batıl mücadelesinde yerlerini almalarını da bilmelidirler. Aksi halde akibetleri de  kaçınılmaz  sonları olacak.

     Aydınlanma hareketleriyle dine ve insanın/insanlığın fıtri değerlerine karşı savaş açan hiçbir ideolojik fikir hareketi modern sekülerlik kadar insanlığı etki altına almayı başaramamıştır.Bir çok ideolojik akım insanı etkilemiştir. Beyinleri yıkayarak mefluç etmiştir.Hatta bizzat şiddet kullanarak zulümler üstüne zülümlerini yağdırmıştır. Savaşlar yapmıştır.Bu savaşları da sonunda kazanmıştır. Ama açıkça ve acımasızca yapılan zülümleri ilelebet payidar olamamamıştır.

     Seküler iğvanın sessiz ama emin adımlarla  mesafeler kaydeden meşum ilerleyişini fark edemeyen ,etmek istemeyenler bir gün, gerçekle baş başa kaldıklarında artık çok şey geçmiş olacak.

     Onun için şu an yaşadığımız hayatın her evresini adım adım teneffüs ederken insanlığın kendine has olan ontolojik hasletlerini koruyabilmesi elzemdir.İnsanın  kendine özgü hayallerini kurmaya başlayıp asıl gerçek olan “mutlak hakikat” ile vakit geçirmeden yeniden tanışmalı ve bu hakikatin emrinde yaşamalı ki ihya olunsun.

     Her şeye rağmen hayallerimiz çalınsa da, ruhumuz incinse de

     Doğal gerçeklikten uzaklaşıp sanal gerçeklikliklere ihtiyaç duysak da 

     Hakka ve hakikate olan inancımıza olan sadakati  muhafaza edip korumalıyız.

     Ki.. kendimize olan güvenimizi,yenilenerek duyalım.                

     Yaşam tarzımıza olan ahlaki ölçülerimizi kaybetmemek üzere korunalım.

     Hak ve hakikate dair ne varsa ona sığınıp ,düşünerek yaşayalım , yaşatalım ve  yol alalım  yeter!...

 

Degerli Yazarimiz NACİ CEPE Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 google 2010-11-09 18:31
çok uzun hiç beğenmedim
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2184
Dün2500
Tüm Zamanlar4217639
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 72 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2413
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?