• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon 5 Nolu Cezaevi ve...

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

5 Nolu cezaevi ve...

"5 NO'LU CEZAEVİ: 1980–1984" Belgesel Filmine Dair

 

karacadağ eteklerinde

işkence fabrikası durmadan çalışıyor: 24 saat.

insanlar aç

insanlar perişan

kol geziyor verem

hasta her yan,

insanlar

ya ölüyor ya da kalıyor sakat.

Zorluyorlar

tutsak halkımın evlatlarını

tutsak etmeye

ne derlerse

"em-reeet komutaaanııım!" demeye.

 

 

1982-1984 yılları arasında ünlü (!) Diyarbakır 5 No'lu Cezaevinde tutuklu kaldım.

Kaldığım süre içersinde çok şey yaşadım, çok şey gördüm, çok şey duydum. Çıktıktan sonra da 5 No'luyla ilgili yine çok şey dinledim, çok şey okudum.

 

Yaşadıklarımı, gördüklerimi, duyduklarımı anlatmamda sözcüklerin anlamı yetersiz kalır, gücü yetmez.

 

Cezaevinde bulunan tutuklu ve mahkûmların "hiç"leştirilmeleri; onursuz, kişiliksiz birer zavallı mahlûk olmaları hedeflenmişti.

 

Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi gerçek anlamıyla tam bir cehennemdi.

 

6 Temmuz 2010 günü İstanbul'da Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi'nde bu cehenneme dair Yönetmen Çayan Demirel'in "5 NO'LU CEZAEVİ: 1980-1984" adlı belgesel filmini izledim.

 

Daha önce İstanbul ve Diyarbakır'daki filmin gösterimlerinden haberim olmasına ve çok merak etmeme rağmen, kendi açımdan ters zamanlara denk geldiği için filmi izleyememiştim.

 

Temmuz ayı boyunca Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi'nde filmin haftada üç gün gösterime girdiğini duyunca hemen ilk günkü gösterime gittim.

 

Filme giderken biraz tedirgindim. Filmin, beni vahşetin yaşandığı "o günlere" götüreceğini, vücut kimyamın ve psikolojimin bozulacağını ister istemez düşündüm: Yaşadıklarım, gördüklerim, duyduklarım bir bir hafızamda yeniden canlanacaktı.

 

Filmi izlerken ne vücut kimyamda, ne de psikolojimde bir değişme oldu. Filmde, demir kapılara sürgüler vurulup "şaaak" diye kapılar kapatılırken metalik ürkütücü sesler bazen gerdi sadece. Kısacası fazla etkilenmedim. Cezaevinde yaşadıklarımı, gördüklerimi, duyduklarımı artık kanıksadığım için mi, yoksa anlatılanlar yaşadıklarımın yanında çok hafif kaldığı için mi? Bilemiyorum.

 

Belgeselin 5 No'lu'yla ilgili ilk film olması nedeniyle doğal olarak eksikleri olacaktır. Ama bana göre senaryosu, kurgusu, anlatımı, müziği, görsel ziyafeti iyiydi. Çayan Demirel ve emeği geçen herkesi 5 Nolu'nun belgesel filmini hazırladıkları ve cesaretleri için kutluyorum. Ve alkışlıyorum. Tarihe not düşmek ve geçmişimizle yüzleşmek için bu tür çalışmalara ihtiyacımız var.

 

Zaten Yönetmen Çayan Demirel'de haklı olarak aynı şeyleri söylemektedir:

"Toplumsal barışın sağlanmasının yolunun tarihle yüzleşmekten geçtiğine inanıyorum. Benim derdim yüzleşme kültürüyle sağlıklı bir toplumun oluşmasına katkı sunmaktır. Bir yarayı kaşıma niyetinde değilim. Sadece tarihî gerçeklere dikkat çekiyorum. Yüzleşmeden geleceği yeniden inşa etmede sıkıntı yaşarız." 

 Filmin Afişi

 



Belgesel daha çok anlatımlara dayanmakta. Yönetmen Çayan Demirel, edindiğim bilgilere göre 5 Nolu Cezaevi adıyla cezaevinde yaşananları belgeselleştirmek için yaklaşık 100 tanıkla görüşmüş ve bunlardan yaklaşık 45'nin anlatımını belgeselde aktarmış.

 

Filmin başlarında, 12 Eylül darbesinin hemen ardından, darbecilerin başı Kenan Evren'in "süratle cezaevleri yapımına başlandığını. Diyarbakır'da büyük bir cezaevi yapımının talimatının verildiği" mealindeki kendi ağzından açıklaması 5 No'lu Cezaevi'nde yapılanların 12 Eylül Planı'nın bir parçası olduğunun delilidir. 5 No'luda yatanlar(!) Kürt ve muhalif oldukları için zalimce vahşi işkencelere maruz kalmışlardır. Bu cezaevinde yapılanlar salt Esat Oktay Yıldıran veya Ali Osman Aydın'ın marifeti veya sadistliğiyle olan şeyler değil, 12 Eylül Planı dâhilinde emir-komuta içerisinde adım adım, aşama aşama yapılan uygulamalardır, saldırılardır. Genel bir planın çok önemli bir parçasıdır.

 

Bugün Hükümet veya AK Parti "Açılım"dan dem vurmakta. Gerçekten "Açılım"da samimiyseler, o zaman 12 Eylül Darbesi ve Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi ile ilgili tüm GİZLİ belgeleri kamuoyuna açıklasınlar. Bunları açıkladıkları zaman inandırıcı olabilirler.

 

12 Eylül Darbesi ve Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi ile ilgili GİZLİ belgeleri açıklayamayanların ve işkencecilerden hesap sormayanların, hükümet olsalar bile iktidar olamayacaklarını düşünüyorum. (11 Temmuz 2010)

 

http://www.uzulmez.info/muslum

e-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


Son Güncelleme (Pazartesi, 19 Temmuz 2010 11:32)

 

Degerli Yazarimiz MÜSLÜM ÜZÜLMEZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 07 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün944
Dün1626
Tüm Zamanlar4409142
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 65 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2925
İçerik : 1504
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?