Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon HASET DUYGUSU HASET KÜLTÜRÜNE NASIL DÖNÜŞTÜ?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 12
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

HASET DUYGUSU HASET KÜLTÜRÜNE NASIL DÖNÜŞTÜ ?

 

Kültür; özgün bir tanımla inançlar, değerler, anlamlar, semboller ve pratikler sistemidir. Diye tanımlanır.

Kültür; toplumun tarihsel birikiminin güncel değerlerinin, ürettiklerinin ve ürünlerinin geleceğe ilişkin tasarımlarının ve eğilimlerinin toplam anlatımıdır diye de tanımlanılmıştır.

Yukardaki tanımlar,  medeniyet olmuş ya da medeniyet kurma teşebbüsünde olan toplumlara has geçerlilikte olan söz konusu bir durumdur.

Bugün uygar dünyanın hegomon güçleri çıkarlarına ters düşecek konularda   insanlığın doğal bilişim ve gelişimine yönelik ilerleyişini istememektedir.İnsanlığın doğal bir akış süreciyle ile yol alışının kendi egemenliğine nasıl gölge düşüreceğini hesap etmektedir.  Bu bakımdan doğal konjoktürel trendi durdurmak için elinden gelen her türlü fesadı uygulamaya koyabilmektedir. Lakin bugün yaşadığımız böylesine bir  çağa hız çağı adı  verildiği gibi eleştirel anlamda ise belirsizlikler, endişe,kuşku ve fesat çağı adı verilerek  de seslendirilmektedir.

Küresel güçler, kendi egemenlikleri  adına  çağın gelişimine müdahale ederek insanlığı sürüleştirip köle gibi  yönetmeye daha bir  özen göstermekte.Normalleşme trendinde gelişen  bir hız çağını normal dışı bir eksende bırakarak  endişe, vehim ve vesveselerle manüple edebilmektedir. Çağı bir fesat çağına dönüştürme fitneleri kesintisizce yayılmaktadır. Postmodern çağa uygun neo- kolonyal köleler hazırlanarak  özel bir etkinlik de gösterilmektedir.

Öyle ki bütün dünyanın toplumsal bütünlüğünden  koparılmış bulunan insanları, tekleşmiş , tepkisiz kalmış bireyler oluşuncaya kadar mezkur durum devam edecek görünümündedir.. Böylesine bir süreç, uyuşturulmuş insanlar topluluğunu köle gibi kullanıncaya dek  işleyecek olduğunun izlemini vermektedir..

Modern insan,çağın imkanlarından yararlanmak için  anlamsız bir yarış içinde olduğunun farkında bile değildir.Daha fazla tüketme virüsünü yemiş zavallı modern insan  kendini birbirinin üstüne çıkıp yarış yapacak bir çılgın gibi  banal  bir yarışın içine katmıştır.Sadece kendini düşünüp bir şeylere sahip olma çılgınlığıyla  bencilliğini doya doya  yaşamak için.

Postmodern emperyalist yaşama sistemi; insanı, toplumdan/toplumundan koparıp tek başına yaşamasını sağlamayı başarmıştır. Toplumsal varlık olan insan da, artık ezici bir çoğunlukla tek başınalıkla güya özgür  yaşamaktadır.

Bunun için çağımızdaki insan ise ne yazık ki en çok da yalnızlıktan, yalnızlaştırılmaktan şikayet eder halde durur.Yalnızlık niye bu kadar bu çağda daha çok bahsedilmektedir?Niye çağın insanı  hep eski yaşantılarından dem vurup sürekli nostalji yapmaktadır? Eskiye özlem duymaktadır?

Çünkü eskide benlikler/bencillikler bu kadar  yoktu ve yaşanmamıştı. Eskide daha az yaşam materyalleri olduğundan daha az şeyin paylaşılması da kolaydı. Ama hepsinden önemlisi, insan daha fazla bizlikte ve bizlik içinde yaşıyordu.Bir sorun olduğunda insanlar birbirleriyle birbirlerine karşı bir anlamda empati diğer bir anlamda moral niteliğinde farkında olarak veya olmayarak bir terapi yapıyorlardı.Öyle kıskanacak/kıskanılacak bir şeyleri pek yoktu.Ama paylaşacak/paylaşılacak kadar yaşattıkları sevgi ve saygıya dayalı  bağlılıkları vardı.Yaşlı insanlarımıza yaşantınızdan memnunmusunuz diye sorulduğunda neden hemen memnun olmadıklarını söylerler? Nicelliğin , nesnelliğin  en çok yaşandığı çağımızda ne üzücü ki ru be ru iletişimler yaşan/a/madığı için yaşlılarımız kendi yaşdaşları/akranları olmadan pek mutlu olmadıklarını şikayet edercesine söylemeye devam edecekleri de gözlenebilmektedir.

Bugün çağın koşullarından müzdarip hale gelmiş zavallılaşmış modern insanın, hayatına bile bile aldığı  kıskançlığı nasıl oldu  da hasete dönüştürdü?

Hatta hasetliği bir yaşam tarzı haline getirdi.Sonuçta birliğin/beraberliğin bozulmasının yakıcı ateşi olan hasetlik;bir HASET KÜLTÜRÜ haline dönüştü. Çağın yaşamını güçleştiren kronik bir  hastalığı haline gelebildi.Neden çağdaş insan bugün sahip olamadıklarından dolayı hep şikayet içindedir?Gördüklerine  sahip olamadığı için sakın olmasın ? Sahip olma dürtüsü istediklerine sahip olamayanca haliyle şikayetler de artacaktır.Bir müddet sonra sahiplenme duygusu amacına ulaşamayınca mezkur şikayetler giderilmedikçe hep var olacaktır.Bu nedenle olumsuzluğu tetikleyen haset duyguları ayaklanıp yaşamın bir parçası olmaya sebep olacaktır.Bu gibi haller çözümsüzlük düzleminde tekarlanıldığı oranda ise haset kültürü çağdaş hayatın içinde istenilmeyen konuk gibi maalesef yer alacaktır.

         Değerli bir terapist hocamızla bir ropörtaj yapılırken kendisine bir soru yöneltilmiş.-Hocam modern insanı tanımlarmısınız? Hoca-Modern insan ;çok konuşan ve dinleyeni az olan insandır.Ben mesleğim gereği çok iyi bir dinleyiciyimdir demiş.Bugün modern insan,sabahtan akşama kadar Tv ve bilgisayarının başına oturursa , tuşlarla birbirini görmeden sanal  iletişim kurarsa ve insanlarla  ru be ru görüşmeyecek durumda bulunursa  tabi ki yalnızlık yaşayacaktır.Sonunda etrafında ne bir insan ne de bir dost kalmayacaktır. Sonunda da kendini haliyle en çok dinleyecek bir terapistin önünde bulacaktır.

Yalnızlık daha doğrusu yanlızlaştırma, modern çağın, insanı bireyselliştirme tuzağına düşüren çağın bir hastalığıdır artık.Bu yalnızlık hastalığının içinde tespit edilen bulgularda şu vakalara rastlanılmaktadır; Stres, depresyon, paronoyaklık, paranoidlik, şizoidlik, şizofrenlik, borderline’lık, megomanlık, anksiyetelik, panik atak, obsesif-kompulsif, bağımlılık sorunları, sosyal fobi,Affluenza(Refah gribi) ve bir çok komplekssel rahatsızlıklar.

İnsan ve toplum hayatını kahredecek  duyguların başında, sosyal ilişkilerimizin dengelerini bozabilecek yegane unsur bir olumsuzluk duygusu olan nifak duygusudur.Bozucu, çözücü ve ayrıştırıcı bir özelliğe sahip olan bu ortak duygular bütününün  en yakıcısı da haset ve hasetlik duygusudur.

Haset duygusu , kıskanma duygusunun kıskançlık özelliğinde içe dönük salt bir eylemsizlik vardır.Ancak kıskançlığın en son aşaması olan hasetlik duygusunda bir iç tahrik olursa işte o zaman bu eylemi yapan kimse için kabus başlar.Hasetlik duygusunun neredeyse bütün gerilim aşamalarında insan bizzat kendine ve çevresine zarar vermeye yönelik bir eylemselliğe başlar.

Haset olan, kıskançlık duygusundan farklı olarak, insanın bizzat kendinin kazandığı bir şeyin kaybedilme korkusunu yaşayabileceği gibi karşısında bulunan bir insanın sahip olduğu şeyin kendinin asla sahip olamamak gibi endişeli dürtüler yaşar.Bu dürtüler, hazımsızlığı ve hasetliğini körükler.Söz konusu olan hal ve durum kişide öfke, kin,öç ve husumet duygularını bir anda eyleme geçirip şiddet kullanma yaptırımına kadar götürebilir.

Hasetlik duygusu ,Ademin çocuklarından Kabilin, Habili basit bir kıskanma nedeninden dolayı başlar.Kabilin kıskaçlığı harlamış bir  hasetlik ateşine dönüşür. Hasetlik ateşi Kabili ani bir öfkenin yaptırımıyla kardeşi Habili öldürebilecek noktalara kadar taşır.Sonunda o iğrenç suç olan cinayet işlenir.

İşte bu hasetlik ateşinin harlaması neticesinde hala cinayetler ve ölümler devam etmektedir.Hasetlik, insana şiddet eylemi yaptıran ,öldürmelere sebep olacak kadar  hiddetlendiren bir aşırı  kıskançlık ve fesat hastalığıdır.Hasetlik;hasetliği yapanın haset eylemini bitirdikten sonra ancak  farkında olabileceği şeytanın vesvesesiyle meydana gelen bir hastalıktır.

Kur’an da şeytanın en büyük mahareti vesvese verip insanları azdırmaktır.Dikkat edin şeytan insana sadece vehim ve vesvese verir. HİÇ BİR YAPTIRIM GÜCÜ YOKTUR VE OLAMAZ. Bu hakikati bize bizzat Kur’an’ın kendisi vermektedir.Ayette”….şeytanlaşmış ins ve cinn… “ diye bahsedilmektedir.Buradaki insan ve cinn eylemin üzerinden (İNTAK yapılarak) kişileştirilmiş oluyor.Kötülüğü yaptıran bizzat şeytanın kendisi değildir.Vesvese ile telkin ettiği /ajite ettiği pravokötürlüğüdür.

Yani insanın yapmış olduğu eylem, insanın tercihiyle ilgilidir.Bugün dünyaya bütün şer eylemlerini bir sürü tuzak kurarak/kurdurarak yaptıran Rabb’lık ve ilahlık taslayan kibir sahibi olan hegomon ve emperyalist güçlerdir.Şer ve kötülük hastalıklarının hepsi ilk Ademle başlayıp en son ölecek Ademe kadar sürecektir.Şer emperyal güçler,yeryüzünün bütün kötülüklerini kendi coğrafyalarında icra edenlerle stratejik ortaktırlar.Dünyayı kötülüklerle kuşatıp küresel köy haline getirinceye kadar mezkür güçlerle işbirliği yaparak müttefiktir.Şeytani kötülüğün egemenlik savaşı Rahman ve rahim olan iyiliğin sahibi olan bizzat  Allah’a karşı ve o’nun müslim/mü’min  kullarına karşıdır.

 

                                           HASETLİĞE DAİR BİR TEŞHİRLEME

 

Hasetlik; insanın kıskançlık duygusunu şiddet eylemine teşvik etmesiyle başlar.

Hasetlik; kardeşi kardeşe, aileleri ailelere, toplumları toplumlara kırdırtabilecek ölümcül bir fitne,kin, nefret ve düşmanlık üretecek aklın değil öfkenin kontrolünde şuursuzca yapılan bir davranıştır.

Sende var. Bende niye yok dedirten şeytani bir vesvese ve vehim ile insanı tahriklere kaptırarak çıldırtan hasetlik, bütün zamanlarda nankörlük vasfı taşıyan öfke ateşinin yakıldığı yıkıcı/bölücü bir duygudur.

Her şeyin icatlarla bulunarak bir nimet olarak insana Rabbimiz tarafından ikram edildiği bir konfor ve lüks çağında yaşıyoruz.Her evde hayatı kolaylaştıran ve daha da kolaylaştıracak nimetler var.

Ancak, insanlar ihtiyaçları karşılanırken ihtiyaçtan daha fazlasını  istediği için nankörleşebiliyor.Sonra da bir şükürsüzlüğün ve kanaatkarsızlığın bereketsizliğini yaşıyor.İşte bu anda iç dünyalarında kıskanmaktan öte celallenen bir hasetlik duygusu peydah oluyor.Bu yüzden Refah gribi(affluenza)de  denilen  yeni bir hastalık nevzuhur oldu şimdilerde. Bu hastalık hasetlik kalıpları içinde insanı yönetiyor.Bulaşıcılığı olan  konformist bir hastalık.Postmodern zamana ait bir hastalık.Ailede anne ve babadan çocuklara bulaşan çevreye bulaşan bir hastalık.(İnternetten sorgulanıp incelenebilir)İnsanın istek duygularını orantısızca kullandırabilen bir rahatsızlık bu. İnsanın bizzatihi kendi kendine kazandığı bu hastalığa hoş geldin mi diyelim.Ne diyelim.?

Sürekli alıp tüketmeye bağışıklık kazanmış insan/insanlık aslında bir tatminsizlik ve şükürsüzlük çağının tam ortasındadır ve mega nankörlükler yaşıyor.İhtiyaçlarına değil isteklerinin tedarikine çıkıp kendini tatmin etmek isteyen modern insan tatmin oluncaya kadar kredi kartlarını şişirerek öncelikle kendine daha büyük  yanlışlar da yapıyor.İstediğini alamayan veya aldıklarıyla da tatmin olamayan bu garip insan çığrından çıkmış hasetlikler yaşıyor.İstediklerini alamayanlar yeni suçlara tatmin olamayanlar ise bambaşka tatminsizliklere yelken açıyor.Tatminsizlik, şükürsüzlük ve kanaatkarsızlık insanı hayatı anlamdıramayan bir konuma indirgiyor. Nankörlük vasfıyla oturup kalmaya ve yaşamaya alışan insan hayatı, bir şeylere sahip olma/olamama noktasından değerlendirdiği için hasetlik gibi bir şuursuzluğu “Haset Kültürüne”ve bir yaşam tarzına da dönüştürebiliyor.

Hasetlikle kabaran duygular modern insanı o kadar zehirledi ki asli duygularını unutacak hale getirebildi.Modern insan şimdi kara kara düşünüyor.Acaba yeniden asli duygularıma kavuşup nasıl yaşayabilirmin endişesini ve pişmanlığını bir arada yaşıyor.

Bugün hızın, hızlının yavaşı yuttuğu yeni ve böylesine bir dünyada ikamet ediyoruz.

Her şeyimiz hızla gelişiyor ve değişiyor. Çoğu bilgiye de ulaşamıyoruz.

Ve bütün gelişmeleri insanlık susarak izliyor.

Sosyal insan, birey konumuna indirgeniyor.

Birey insan, yalnızlaştırılarak bencilleştiriliyor.

Yüz yüze yaptığımız konuşmalarımız duraksıyor ve statikleşiyoruz.

Yani dilsizliğin yaşandığı bir çağ yaşıyoruz.

Dijital dünya hayatımıza daha fazla müdahele ediyor.

Bireysellik bizi ayrışmalara yönlendirdikçe bütünlük duygularından uzaklaşarak parçalara ayrılıyoruz.Çok fazla insan toplulukları arasında bulunuyoruz ama bütünlükten uzak gelip geçici sığ ilişkiler kurup yaşıyoruz.Kararsız, samimiyetsiz, isteksizce ve zoraki nazlılığı olan ilişkiler bunlar.

Yaşadığımız toplumda geleneksel yapımızın çözülmesi empati, diyergamlık, özgecilik gibi buluşturucu yakınlıklıklarımız değer kaybına uğraması da maalesef “Haset kültürünü” bir o kadar tırmandırabiliyor.

 

HASETLİK, HASET KÜLTÜRÜNE NASIL DÖNÜŞTÜ ?

 

Hasetlik; insanların birbirleriyle konuşmasını engeller.

Bu kültürün içinden seslenenler samimi olunabileceklerine dair ihtimal dahi vermiyorlar.

Kendilerinden farklı düşünenleri gelecek avcılığıyla suçlayıp  çıkar peşinde koşmakla tahkir ederek  onları rencide dahi edebiliyorlar.

Baktıkları ve gördükleri her insanı kendilerine güç gösterisine çıkmış bir rakip ve rekabet içinde görürler.

Bir güç olmayı güce ulaşmayı adeta kutsarlar.Bu kutsama ritüeli bütün zamanların hiç değişmeyen bir pagan hastalığıdır.Megolamanlar için.

Güce ulaştıklarında “Ben çok zekiyim.Sahip olduğum bu yetenekle benim kafam her şeye çok çalışır”Şeytanın vesvesesi ile içten seslendirilen fısıltıları çok iyi dinleyip dışa karşı övünme teranelerini kendilerini yücelterek söylerler ya da sessizce hissettirirler.Şimdilerde bu insanların gösteri show’ları için tasarlattıkları konsept’leri bile var.

Güç sahiplerinin kazandıkları güce ulaşabilmek için her türlü gayrı meşru yolu ve vasıtayı mübah sayarlar.Kişiliklerinden,kimliklerinden ve değerlerinden futursuzca ödün bile verirler.Ama statülerine toz bile kondurtmazlar.

Haset kültürüne sahip olanların bir çoğu hayatı sürekli bir yarış pisti olarak görürler.

Haset kültürüne sahip olanların ekseriyetinde kazanma, başarma yarış hırsı vardır.

Haset çok kuvvetli bir duygudur.Onu mağlup edebilecek biri yoktur ki huzur bulsun.

Haset insanlar, sürekli huzursuzluk içindedirler.Rekabetleri aşırı kıskançlık.Kazançları ise farkında olmadan ya da bile bile geçici övünce dayalı malayani duygular yaşamak.

Haset insanlar ötekini tahrip ederken kendilerinin kendilerine nasıl psikolojik bir iç tahribat yaptıklarının farkında bile olamazlar.

Hasetler, başkalarının değil bizzat kendi ışıklarını ve geleceklerini söndürürler.

Haset kültürü, insanın insani ilişkilerini dondurur. Asosyal yapar.

Haset kültürü, haset edenin hep kendinin değerli başkalarının değersiz olduğu fitnesi yaşar.

Haset kültüründe , hep galip olmak hırsı vardır. Mağlubiyeti pek sevmezler.

Haset , karşısında kim galip geldiyse galibin karşısında hasetçi kendini onarmak istemez. Bir an önce galip geleni yıkma yok etme arzusunu taşırlar.

Haset kültüründe , insan bir hassasiyet aşınması  içindedir.Bu bakımdan karekter aşınması da bu gibilerde daha çoktur.

Haset kültüründe, samimiyet yoktur.Bu nedenle sevgi ve saygı da yoktur.Her şey yapmacık ve yapay.Çoraklaşmış hayatlar yaşanılır bu kültür haznesinde.

Haset kültüründe, farklılıklar bir paylaşımcılık olarak kullanılamaz.Bir üstünlük olarak kullanılır.Paylaşımcılık bunun için toplumsala yayılamaz.

Haset kültüründe, adam kullanma, çıkarcılık,itaatsizlik,başına buyrukluk, tepeden bakmacılık,küçümserlik,megolamanlık ve kibir bir zihniyet anlayışıdır.

Haset kültürüyle hayat sürenler yaradılışın anlamını kavrayamadıkları için mutsuzdurlar.

Haset kültüründe , kişiler kendilerini narsistçe severler.Ancak başkalarını sevmeye zamanları yoktur.Bir kusurlarından dolayı yaptığının yanlış olmasından dolayı karşılarındaki insanlardan özür dilemezler.Hep kendilerinin her şeyi doğru yaptıklarına inanırlar.

Haset kültüründe, hayatın ritimleri paraya tahvil edilir.Paraya tahvil edilmiş yeni benlikler oluşturulur.Patron.Komrodor.Kapitalist.Tröst.Kartel vs.

Haset kültürü, maddecidir.Paranın arsız şehveti haset insanları daha bir vahşileştiriyor ve çileden çıkarıyor.Suç işlemeye haram yemeye daha bir yatkın kılıyor.Her an kazandıklarını kaybederim korkusunu yaşarlar.Kaybetmek ölüm kadar tehlikeli bir korkudur bu tip insanlar için.

Haset kültüründe, yaşayan kişiler sürekli endişe, evham ve vehim nöbetleri yaşarlar. İç huzursuzlukları onların yaşam biçimidir. Kazanma hırsları yüzünden uyku dahi uyumazlar.

Hasetlik, fıtratı kirleterek bozmaya çalışan  ifrat/tefrit ekseninde yaşatılan şeytani bir nifak  hastalığıdır. İnsanın  ve toplumsalın hayatını infilak ettirecek bir bombadan  tehlikeli ve  tahrip gücü daha yüksek bir fesat hastalığıdır.

Hasetlik kültüründe statüsünden tenzil olma , tecrit olma ya da karizmayı çizdirme korkusu her an yaşanılan rutin bir korkudur.

Hasetlik ne zaman hasetler tarafından kullanıldığında;

İnancı, yaşanılır olmaktan çıkarmaya çalışır.

Değerleri yozlaştırır.

Anlamları bozar.

Ve sembolleri kirleten yıkıcı, bölücü ve zehirleyici bir güce dönüşür.

İşte o zaman,

Yüce Allah hasetin hasetinden ve hasetçiliğin şerrinden bizleri korusun ve muhafaza etsin..

Hasetlkten kurtulmanın  tek ilacı dosdoğru olan haktır, hakikattir. Vesselam.

 

“De ki:-Mahlukatın Rabbine sığınırım.Yarattığı şeylerin şerrinden..Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden..Düğümlere üfleyenlerin şerrinden..Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”113/FELAK

 

“De ki:-İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların hakimine.İnsanların ilahına.Sinsi vesvecinin şerrinden.İnsanların gönüllerine vesvese sokan..Cinlerden ve insanlardan!.” 114/NAS

 

Degerli Yazarimiz NACİ CEPE Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #2 2010-08-04 09:18
naci beyin çagın hastalıgına teşhisine yaklasımı ve sundugu alternatifi mükemmel. Ne yazıkki bu yazıdan haberi olmayanlar ve içeriğini ögrenmekte gecikecek olanlar sadece kendilerini değil sevdiklerini ,yakınlarını ve endış halkadakilere varıncaya kadar tüm insanların geleceklerini olumsuz etkileyecekler.Ama yüce rabbimizin güzellikleri bitmez. Mevlam neylerse güzel eyler , bu yazının daha geniş kitlelere ulaşması dilegiyle Allaha emanet olun.Teşekkürler.
Alıntı
 
 
-1 #1 2010-08-04 07:46
Kaleminize, kelamınıza sağlık. Çok üretken bir zatsınız. Allah dünya ahiret muradınızı versin. Selam ve dua ile.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2873
Dün2795
Tüm Zamanlar4207364
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 76 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2193
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?