Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon REFERANDUM VE TÜRK SOLUNUN TÜKENİŞİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Sol fikirler Avrupa Ülkelerinde, 18. yüzyıldan sonra, hâkimiyeti elinde tutan yönetici aristokrasiye ve onlara destekçi olan din adamlarına karşı, ekonomik zorluklarda yaşayan halk ve aydınlar arasında gelişmiştir. Sol ideoloji kabaca tanımlanırsa; din karşıtlığı, kurulu düzen karşıtlığı, çalışanların haklarının savunulduğu, daha fazla hak, özgürlük ve eşitlik vaadiyle, yeni bir düzen kurmayı amaçlayan bir fikir akımıdır. Bütün dünyada genelde bu fikir akımı, yönetimi elinde tutan zengin burjuva denilen hâkim sınıfa karşı, ezilen işçi ve köylü sınıfı arasında yayılmıştır. Avrupa ülkeleri arasında, uzun yıllar süren kanlı mücadelelerin sonunda, krallık rejimleri yıkılarak, yerini geniş halk kitlelerini seçimiyle iş başına gelen çok partili laik cumhuriyet rejimleri kurulmuştur. Ayni tarihlerde kilise otoritesine karşı gelişen Protestan akım da, bu yeni rejim değişikliğine önemli destek vermiştir. Ne de olsa Protestanlık daha dünyevi bir görüşe sahipti ve kilise teokrasisine de karşıydı. Zaten mevcut Hıristiyan teolojisi, bir din devletinden ziyade daha çok bir bireysel ahlak anlayışına dayanmaktadır ve bu dini devlet işlerine karıştıran Papalık otoritesiydi. Mevcudu korumaktan, yani sağ düşünceden yana olanlar daha çok dini içerikli muhafazakâr partilerden yana olurken, sol ideolojiden yana olanlar ise sosyalist ve sosyal demokrat partilerden yana olmuşlardır.

ÇATIŞMANIN NEDENİ

Ülkemizde bağımsızlık savaşıyla kurulan yeni devlet biçimi çok partili laik cumhuriyet rejiminden yana tavır almıştır. Gücü elinde tutan daha çok asker kökenli olan ülke aydınları, geri kalmışlığı ve Avrupa devletleri karşısındaki yenilgileri dine dayalı eski rejime yüklemişlerdir. İstiklal uğruna işgalci Avrupa'ya karşı bağımsızlık savaşı verenler, ülke kalkınmasının, her alanda tam bir Avrupai yaşam biçiminin benimsenmesiyle gerçekleşeceğine inanmışlardı. Cumhuriyet Halk fırkası adıyla partileşen yeni rejim, yaşamın her alanında tam bir Avrupai hayat tarzını oluşturmak için, dini her alanda tamamen silecek uygulamalar başlattı. Bu uygulamalara karşı çıkan kurtuluş savaşı meclisi fes ederek, yerlerine atama ile bu yeniliklere onay verecek vekillerden oluşan yeni bir meclis kuruldu. Tabi bu gelişmeler yeni savaştan çıkmış yoksul Anadolu halkı tarafından, işgalci devletlerden kopya edilen bu yaşam biçimi tepki ile karşılaşırken, yeni rejim taraftarları yeni hayat tarzını her alanda uygulamak ve yönetimi elde tutmak için halk üzerinde zorlamalara başvurdu. Bu zorlamalar halkın çoğunluğu ile yönetim arasında büyük bir kopukluğa sebep olmuştur. Bu kopma Cumhuriyeti kuran CHP’nin yanında çok partili hayata geçmek için kurulan her yeni parti denemesinde kendisini açıkça göstermiştir. Yoksul Anadolu halkı her yeni parti denemesinde, birbirlerinde fazlaca bir farkı olmasa bile daima, CHP’ye karşı yeni kurulan partinin yanında olmuştur. İşte bu gerçek; halkla yeni yönetim arasında en büyük kırılma noktası oldu ve çok partili demokratik hayata geçmenin önünde en büyük  engel oldu. Batının zorlaması olmasaydı bu iş daha çok uzun zaman alırdı.

TÜRK SOLU HALKINA  KARŞI

Bu gelişmeler karşısında yeni oluşmuş olan daha çok askerden oluşan Cumhuriyet burjuvazisi ve aristokları yönetimi elinde tutmak için daima cumhuriyet ilkelerine sarılmıştır.  Yönetimi elinde tutan sınıf kendisi için sonradan sol bir ideolojiye dönüşecek olan Kemalizm adı altında, kendini rejimle özdeştiren bir ideoloji geliştirdi. Sol ideolojiler genelde fakir işçi ve köylü sınıfına dayanmasına rağmen, fakir Türk halkı kendine yabancı tepeden inme bu yeni fikirlere pek itibar etmemişti. En büyük nedeniyse ithal ideolojiye sahip, kültürel olarak toplumdan kopmuş yeni yönetici sınıfın, halkın fakirliliğini çözmek yerine, beğenmediği inanç ve yaşam biçiminden dolayı onları daha fazla ezmesiydi. Yeni yönetimi askerler kurduğundan ülkenin yönetimi hep askeri vesayet altında tutulmak istendi. Bu gelişmeler daha fazla hak ve özgürlük isteyen Halk ile yönetim arasında, bir ölçüde rejim sorununa dönüşmesine yol açtı. Baktılar ki bu halk kendilerine karşı ve seçimle yönetim ellerinde gidecek, sol aydın ve burjuvalar her türlü demokratik gelişmeyi darbeci anti demokratik yöntemlerle bastırmaya çalıştılar. Sol ideolojiden beslenen bir çok bölücü hareket içiten ve dıştan ülkenin önünü kesmek için desteklendi. Aslında kendilerinden pek farklı olmayan zihniyettekilerin kurduğu sağ ideolojiye sahip partilerle halk yıllarca oyalandı. Yıllarca ülke kalkınmasının önü kesildi, halkın sırtından geçinip ülke zenginlikleriyle üretmeden beslendiler.

KİM DEĞİŞİMDEN YANA KİM BOZUK DÜZENİN BEKÇİSİ

Bütün bu olumsuzluklar oyalamalar ve baskılar karşısında Anadolu halkı, önceleri sömürgeci işgal güçleri diyerek karşı çıktıkları rejimlerin artık evrensel hale dönüşmüş, özgürlük ve hukuk uygulamalarına yöneldi. Darbeci sol zihniyete karşı ülkede seçilmişlerin desteğini alan hâkimler hukuktan yana olunca askeri güçleri ellerinden gitti. Yönetimi ellerinde tutabilmek uğruna oluşturulmuş darbe anayasasının halkın oylarıyla değişmesi karşısında sol ideolojiyi inkar edecesine karşı çıktılar. Dünyadan dışlanmaya aldırmayarak her türlü köhneleşmiş devletçi uygulamalara sahip çıkıp, değişimin karşısında hep stotükoyu savundular. Değişimden yana olan Anadolu halkı ülkede hak ve özgürlükleri daha ileri götürmek adına , Ulusalcı Kemalistlere göre gerçek sol uygulamaların yanında oldu ve Ortadoğuda emperyalist ABD ve onun işbirlikçisi İsrail'e karşı tavır alındı.Bu değişimlerle dayandıkları askeri güçlerini kaybeden, hukuk ve demokrasiden yoksun darbeci-ittihatcı Türk Solu, Anadolu halkının tercihleri karşısında daha fazla halkın ve dünyanın gözünden düşüp, lüks semtlerde ve sahil kenarlarında yalnız kalmamak için sonunda bu değişime teslim oldu. Tabi CHP başkanının son Avrupa gezisinden sonra aldığı telkinlerin de, bu değişimde büyük rol oynadığı kesin.  Bu değişim yaklaşık bir asırdan beri ülkede süren çekişmede , kendi halkına karşı baskıcı uygulamalarıyla bir yere varamayan Türk solunun sonunda kendisini tasviyesidir. Emin Çölaşan boşuna haykırmıyor.

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1234
Dün1043
Tüm Zamanlar4262266
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 175 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2473
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?