Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

İnsan, hayatta kalması ve varlığını sürdürmesi için bazı ihtiyaçlara bağımlı yaratılmıştır.  İnsan hayatının devamı bu ihtiyaçların teminine bağlıdır. Bu açıdan insanın öncelikli faaliyeti, bu ihtiyaçlarını çevreden temin etmektir. Ancak insan diğer canlılardan farklı olarak daha gelişmiş bir zekâya sahip olduğundan, bu ihtiyaçlarını hayvan gibi doğrudan tabiattan temin etmekle yetinmeyip, her geçen gün daha iyi şartlarda ve lüks bir hayat sürecek arayışlar içindedir. İşte insan arayış ve faaliyetlerinin temelindeki itici güç  İYİ ŞARTLARDA YAŞAMA ARZUSUDUR. İnsanın güç sahibi olma çabası da bu amaçtan kaynaklanır. Güçlü sahibi olan ihtiyaçlarını daha kolay temin eder.

 “Rahat olayım bütün malım mülküm saltanatım feda olsun” sözü hedefinin hep bu rahat hayat arzusu olduğunu kanıtlar. Hayvanlarda da hayatta kalma çabası vardır ancak onlar için daha iyi şartlarda yaşamak söz konusu değildir. Hayvanlar yaradılışlarının ve içgüdülerinin kendilerine sundukları ile yetinmek mecburiyetindedirler.  Onlar yaratılışları gereği daha iyi şartlarda yaşamak için ev, giysi, araba vs. araçlara ihtiyaç duymazlar. Sadece zaman zaman kendi bölgelerini koruma amaçlı mücadeleleri olur. İnsanlar da onlar gibi sadece hayatta kalmak için yeme, içme ile yetinse ve başka lüks ihtiyaçlar peşinde koşmasa dünya herkese yeterdi.

 Meşru kazanç

 İyi şartlarda yaşamak demek her türlü ihtiyacın en iyisinin, en kolay yoldan temin etmek demektir. En iyisinin bir ölçüsü yoktur ve zamana bağlı olarak değişir ancak en kolay yoldan demek, en az çalışarak veya hiç çalışmadan temin etmek demektir. İnsanın sıkıntılardan kurtulup, daha rahat bir hayat sürdürme çabası içinde olması, belli ölçüler içinde sürdüğünde sorun olmaz. Yoksa kendisine verilen akıl nimetinin bir anlamı olmaz. Sahip olduğu akıl nimetiyle çevresini tanıyacak, daha verimli ürünler yetiştirecek, hayat şartlarını kendisi için daha kolay kılacak gelişmeler peşinde koşması yaradılışının gereğidir.  Farklı yiyecekleri bulmak için, hayvan gibi oturup, mevsimlerin değişmesini beklemek ve devamlı kas gücüyle çalışmasının bir anlamı olamaz.  

Yani insanın çevresini tanıması, daha iyi şartlarda yaşama için bir şeyler geliştirmesi ve bunun sonucu karşılıklı ticarett yapması ve hayatının devamı için mal mülk sahibi olması belki de yaradılış gayesinin en önemlilerinden biridir. Tabi bu faaliyetlerin de bir düzen içinde olabilmesi için sosyal düzenlemeler de yapılması gerekir. Herkesin adilce yararlandığı, insan ve çevreye zararlı olmayan, sadece birilerinin daha iyi şartlarda yaşaması için değil, tüm insanların eşit haklara sahip olduğu, paylaşmanın ve yardımlaşmanın hedef alındığı bir düzende bu faaliyetler ve bunların sonucunda ele geçen maddi kazançların veya zenginliğin kimseye bir zararı olmaz. Aksine bu anlayışta ki bir zenginlik ve refah seviyesi, insanlığın daha sağlıklı bir ortama kavuşması için mutlaka edinilmesi gereken bir nimettir. 

Ancak bu gelişme, bu anlayışa sahip insanların yetiştirildiği bir ortam ve düzende sağlanabilir. Bu gerçeğin aksine birilerinin veya bazı insanların diğer insanlardan kendilerini daha üstün görüp, hiçbir kural tanımadan diledikleri gibi lüks içinde yaşama arzularının sonucunda, dünya nimetlerinin belirli ellerde toplanması en büyük tehlikedir. Böyle anlayışta ki bir insan kendi bölgesindeki tüketecek kaynaklarla yetinmez, başka insanların sahip oldukları, başka bölgelerdeki kaynakları gasp eder. Uzun insanlık tarihinin en büyük problemleri bu anlayıştan kaynaklanmıştır.  Bu tehlikeyi asıl tetikleyen de iyi şartlarda yaşama arzusunun ölçüsünün kaçırılması ve aşırı zevk-sefa düşkünlüğüdür. Bu arzular insanda insani değerlerin tükenmesine ve doymak bilmez tüketim çılgınlığına yol açar.   Günümüz de bu anlayışı Kapitalist Kültür olarak bilimsel bir sistem haline dönüştürülerek, insanlık tarihinde çatışmaların temeli oluşturan mal toplama hırsı bilimsel bir gerçek olarak sunularak meşrulaştırılmış oldu.

 Gerçek Tehlikeyi görebilmek

 Geçen asırlarda bu anlayışın vahşi insan topluluklarından kaynaklandığı söylenirken, günümüzde bu anlayış son derece bilimsel bir ilerleme, insanlığın kurduğu en ileri medeniyet diye sunulmaktadır. Belki geçen yüzyıllarda görülen insanlık tarihinin en kanlı sömürge savaşlarından alınan dersler sonucunda, son yıllarda gelişen uluslar arası hukuk ve adalet, bir ölçüde birilerini saldırganlıklardan şimdilik vazgeçirmiş gibi görünmektedir. Ancak insanlık için birileri hala çağdaşlık adı altında Kapitalist kültürü pompalamaya devam etmektedir ve insanlık hala ölçüsüzce zevk-sefa içinde yaşamak ve tüketim çılgınlığı peşinde koşturulmaktadır. Çünkü O BİRİLERİNİN yalnızca tek bir hedefi vardır. O da her ne yolla olursa olsun durmadan KAPİTAL biriktirmektir. Zorla başkalarının zenginliklerini gasp etmenin şimdilik önü kapandığı için, bunun da tek yolu insanları ölçüsüzce tüketime zorlamak ve tükettirecek bir şeyler sunmaktır. Böylece gayet insani bir hedef olan “iyi şartlarda yaşamak” arzusu, saptırılarak “ölçüsüzce zevk ve sefa içinde yaşamak” arzusuna dönüştürülmüştür. İşte ekonomi ilminin ana temeli diye sunulan “insan ihtiyaçları sonsuz kaynaklar sınırlı” kaidesi ve serbest rekabet anlayışı, Kapitalist kültürün bilimsel gerçek maskesi altında meşrulaştırılmasıdır. Bu anlayış insanlığın kurduğu en ileri medeniyet seviyesi  olarak  sunulmaktadır.

 Bu anlayışa kapılan insanlar için hayattaki en önemli hedef ve yaşam gayesi, bir başkası ele geçirmeden, bir an önce bu sınırlı kaynaklara hücum edip ele geçirmektir ve böylece bu yolda herkes birbirine rakip yapılmaktadır. Rakibini alt eden hayatta kalır ve kendine zevk-sefa sunacak zenginliğe-kapitale kavuşmuş olur. Mantıklı düşünen bir insan için bundan daha tehlikeli bir hayat anlayışı olamaz. İşte Kapitalist kültür ve bu anlayıştan doğan ekonomi ilminin sinsice insanlığa sunduğu gerçek tehlike budur. Bu anlayışın yerine “insan iyi şartlarda yaşamak ister” anlayışını oturtmalıyız. İnsanın bir şeyler geliştirip üretmesi için ille de para-kapital biriktirmek hırsına ve bundan kaynaklanan rekabet hissine sahip olması gerekmez. İnsanda çevreyi tanıma, daha iyi şartlarda birlik beraberlik, dayanışma, paylaşma ve yardımlaşma arzusuyla da büyük işler başarır. Yeter ki bu özellikleri üstün tutan bir medeniyet kuralım. Silahlanma ve insanlık için hiçbir faydası olmayan diğer konulara yapılan boş harcamalardan kurtulan insanlık Kapitalist kültürden çok daha ileri ve mutlu bir dünya kurar. Hem de vahşi rekabete ihtiyaç kalmadan.

İlhan AKKURT

Son Güncelleme (Cumartesi, 01 Ocak 2011 20:36)

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün103
Dün2665
Tüm Zamanlar3951440
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 91 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2071
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?