• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon BEN Kİ ÖĞRETMENLİK GİBİ YÜCE BİR MESLEK MENSUBUYKEN, ŞİMDİ KENDİM ÖĞRENMEYE MUHTAÇ OLDUM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
HİKAYELER - Seçme Hikâyeler

 İlk ve orta okulu,ardından da liseyi küçümsenmeyecek derecelerle bitirmiştim.Kimdim ben?Nereden gelmiştim?Öz babamı bile tanımıyorken,doğumumdan yaşadığım her şeye kadar herkesten farklı yalanlar duyarken ve üzerine bir de üvey baba ile hiç anlaşamadığım bir anne olunca benim için hayat çekilmez oldu...

Üniversite sınavına girip ilk denemede sınavı tavan puanı ilegeçen kaç kişi vardı ki hayatımda?Var ya da yok ama ben onlardan biriydim...Bitirdiğim meslek lisesi bölümü ile hiç bir alakası olmayan bir bölüme kayıt yaptırdım hem de...İngilizce Öğretmenliği....

 And içmiştim o küçücük iki göz evde altı kişi yaşarken insanları,çocukları aydınlatıp sadece yabancı dil değil herşeyi öğreteceğime...

 İlk yıl maddi sıkıntılarla ite kaka okudum sonra güç bela açıköğretime çevrildi kaydım...Bu arada yavaş yavaş yaprak dökümü manzarası başlamıştı...;Orta sonda iken anneannemi;lise sonda iken de dedemi kaybetmiştim...O iki göz odada altı kişi iken şimdi dört kişi kalıvermiştik...

 Evde onca sıkıntı varken,evde bulamadığım sevgi ve şefkati sürekli dışarıda ararken ve bununla birlikte bunca hataya imza atmışken benim öğretmen olmam neyime?Nitekim son sınıfa geçeceğim dönem okulu bırakmak zorunda kaldım...İş hayatına atıldım deli gibi çalışmak,yılların acısını çıkarmak istercesine önüme geleni yakıp yıkıyordum...En son bir dershanede öğretmenlik ayarladım kendime hem etüt hem özel hem de toplu derslere girerek başarılara imza atıyordum...Azimliydim,ama bu azmi kendi özel hayatımda gösteremiyordum ne yazık ki...

 Melankolik,depresif....aklınıza ne geliyorsa piskolojik çöküntü türlerinden,hepsine tutulduğumu hissediyordum yavaş yavaş...Kendime benim gibi bir hayat arkadaşı arayışlarım da boşaydı ta ki o soğuk kış akşamına kadar...Onunla karşılaştım...Bundan iki sene önce çok sevdiğim bir arkadaşımın sözlüsüydü o,ama anlaşamamış ayrılmışlardı...İnternet denen derya da hesabımdan bulmuştu beni ve evlenmek istiyordu benimle...Bense onu sadece bir kez görmüştüm ne yapacaktım evet mi yoksa hayır mı demeliydim???Kafam yeterince meşguldü zaten...Etrafımda beni sıkıp üzen o kadar çok şey vardı ki bir çıkış yolu arıyordum adeta...Uzun konuşmaların ardından onu yaşadığım şehre çağı5rdım daha yakından tanımak için...

  Hemen geldi ilk gün gezdik ikinci gün de ani bir karala kaçarak evlenmeye karar verdik...Ney yapıyordum ben?Evlenmek....O bir yana ya arkamda bırakıp üzeceğim insanlar?Telefonda konuşurken her şey normaldi ama neyle karşılaşacağımı bilmiyordum,kestiremiyordum henüz...Kaçıp evlendik ama sevmiyordum aşık değildim ve bu yetmezmiş gibi en kutsal şeyi aileyi oluşturuyordum... 

 İlk günler süperdi.Ameliyat olana dek annem babam reddetmişti beni.Belki de eşimin çok iyi bir işe sahip olması ve babasının mülki isare amirliği yapması cezbetmişti beni...Ameliyattan sonra barıştım ailemle ve iki ay sonra hem memleketimde hem de esşimin yaşadığı yerde dillere destan düğünüm oldu.İlk gece başladı altın ve para kavgaları.Ne yapacağımı şaşırmıştım...Dünürler birbirlerine küsmüştü...Aylar birbirini kovaladı.Eşimin yalancı olduğunu öğrendim psikolojim bozuldu...Hayatını yalan üzerine kurmuştu adeta bense sinir ve agresifliğim yüzünden istenmeyen gelin olup çıkmıştım...Kurtulmak uğruna daha kariyerimi başlamadan bitirmiştim...Kendim edip kendim bulmuştum.Kimseyi suçlayamazdım kendimden başka....

  Her gün her saat tartışıyoruk git gide uzaklaşmıştım...Defalarca boşanmak için memleketime gittm ama her defasında geri döndüm.Neden bırakıp bitiremiyordum? Bu ölünceye kadar cevaplayamayacağım bir soruydu bende...

 Yuvamı yıkmamaya yemin ettim ama işkence gibiydi evlilik denilen ve bekarken toz pembe ve bir okadar da cezbedici gelen müessese...Akıl sağlığım fiziksel sağlığım bozuldu.Ben evleneli bir yıl bitti ama hala bir şeyler yerine oturmuş ve düzelmiş değil...Ailem tekrar sırt döndü bana güvenecek kimsen yok şu hayatta.Okadar çok istememe ramen çocuk yapamıyorum.Hayatımı mahvettim belki ama ona bunu yapmaya hakıım yok tu,olamazdı.Çevreden samimi olduğum birkaç insana yaşadıklarımı anlatınca benim öğretmen olduğumu nasıl bu hatalara düştüğüme anlam veremediklerimi bir tokat gibi yüzüme vuruyorlardı adeta...

  Sözün özü insanları aydınlatmaya and içen ben,şimdi kendim dipsiz karanlıklarda kaybolmuştum...İhtiyacım vardı yol gösterecek birine muhtaçtım azıcık sevgiye ve yalansız gerçek hayatlara...

Son Güncelleme (Pazartesi, 03 Ocak 2011 21:17)

 

Degerli Yazarimiz Aytül BALABAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 27 Aralık 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün786
Dün1407
Tüm Zamanlar4413689
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 70 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 3035
İçerik : 1504
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?