• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KİM DAHA ÖZGÜR ?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

İnsanlık son üç asırdır en çok bu kavramları konuştu: esaret, özgürlük, kölelik, hürriyet, eşitlik, insan sevgisi ve insan hakları. Adına aydınlanma yüzyılları denilen bu yıllarda insanlık kölelikten ve esaretten kurtarılıp, hürriyet ve özgürlüğüne kavuşması konuşuldu. Feodalite ve dinlerin etkin olduğu eski yönetimlerde insan, ya kralın ya da Tanrı’nın kuluydu. İnsanlık onların koyduğu yasalara uymak zorunda olan birer köleydi. İnsanın hiçbir değeri yoktu, eli kolu bağlı bir kuldu ve hür bir şekilde kendi mantığıyla düşünüp hareket etmesi mümkün değildi. Bunlar rasyonel akla sahip aydın bir insanın kabul edebileceği şeyler değildi ve insanlık bu esaretten kurtarılmalı ve özgürlüğüne kavuşturulmalıydı. Tabi gerçekten de bu yönetimlerde bireyin fazla hakları yoktu ve görünüşte bu eleştirilerin çoğu haklıydı.

 

Bu problemler daha çok Batılı ülkelerde miydi, doğulu toplumlarda bu problemler daha mı azdı, yoksa Batılı insan daha mı cesurdu bilemeyiz ? Ancak asıl başkaldırı Batı’da başladı. Feodalite ve din esaretinden önce bu toplumlar kurtularak hürriyet, demokrasi ve serbest ekonomik sisteme geçtiler. Bu sihirli kelimeler tüm insanlığı etkiledi ve arkasından diğer toplumlarda da ayni değişiklikler oldu. Tabi insanlık tarihinin en önemli değişimi olan bu sistemler kendiliğinden değişmedi ve bu uğurda bir sürü can verildi. Giyim kuşam, sanat, yönetim, ekonomi, ahlak, inanç, fikir, düşünce, bilim ve her türlü insani ilişkide, eski kural ve kalıplar yıkıldı. Özetlersek, insan aklı ve insan hırsının üzerindeki her türlü sınırlama kaldırıldı. İnsan dilediği düşünüp kendi arzularını gerçekleştirmenin önündeki her türlü engelden kurtarıldı.


 

Şimdi daha mı hürüz ?

 

Ancak bu gelişmelerin sonuçlarına baktığımızda hürriyet, özgürlük, insan hakları ve insan sevgisiyle bağdaşmayan, aksine bunları hiçe sayan uygulamalarla karşılaştık. Önce insan hırsının önündeki engellerin kalkması sonucunda zenginlik uğruna birçok ülkenin ve insanın esaret altına alınıp katledildiğini gördük. Daha sonraları şehirleşmeyle önü açılan  yeni medeniyetin farklı hayat tarzının büyüsüne kapılıp,  bizi tutsak eden feodal köy hayatından ve geniş aile bağlarının denetiminden kurtulduk. Kendimize ait evimizi ve işimizi terkedip, bir başkasının yanında çalışmaya ve bir çok kişinin bir arada yaşadığı apartman hayatına  mahkum olduk. Feodal aile ve köy baskılarının elinden kurtulunca, ipinden kurtulmuş  hayvanlar gibi, zevk sefa ve tüketim çılgınlığının peşinden koşar olduk. Herkese özgürlük vaad edildiği için sadece erkek  değil, kadın da özgürlüğüne kavuştu. Bir eve ve bir erkeğe bağımlılığı kalmadı. Aileden de ve çocuk yetiştirme tutsaklığından da kurtuldu. Çocuğunsa ana ve babaya ihtiyacı sadece parası içindi.

Herkesi eşinden ayıracak binbir tutsaklık tuzağı kuruldu. Kimimiz işinde yükselmek için şirketinin tutsağı, kimimiz gösterişli olmak için markaların tutsağı oldu.
Servet ve mal mülk sahibi olalım derken, kendimizi on tane bankanya kaptırdık. Daha ilk maaşımızı alır almaz bir kaç yıllık borç esaretine düştük. Teknoloji gelişmesiyle herşey hızlandı, her yere ve herkese ulaşmak an meselesi kadar kısaldı, ancak nedense hala kendimize ve ailemize ayıracak vaktimiz olmadı. Herkes o kadar meşgul ki, kimsenin kimseye ayıracak zamanı da yok, ayni binada yaşasa da kimse bir birini tanımıyor. En çok sevgiden söz ediliyor ancak herkes birbirine düşman oldu. Herke s yabancı, milyonların yaşadığı metropollerde tek başımıza kaldık. Kendimizi kuşlar gibi bağımsız ve hür sanıyoruz. Ama tutsağı olduğumuz kafesleri inkar ederek. Herşeyimiz var görünse de aslında hiçbir şeyimiz yok. Önümüze konanı yiyoruz, şen şakrak ötüyoruz. Bülbülüm altın kafeste öter aheste aheste. Hala hürriyet, özgürlük diye feodaliteye meydan okuyoruz. Birileri "hadi gel kövümüze geri dönelim" dese de biz bunların gönüllü köleleri olmuşuz. Tıpkı bir sigara ve içki tiryakisi gibi bunlarla kendimizin gönüllü katilleri olduk. Hangimiz daha hür acaba hiç düşünmüyoruz? Newyorkta yaşayan mı yoksa dağ başında Elmalı Köyünde ki mi? Tek Tanrı'ya kulluğu reddedenler bugün bizleri yüzlerce tanrıya tutsak ettiler farkında mıyız? İnsanlık bunca mücadele etti ve ne elde etti ? Şimdi daha mı hürüz?

Son Güncelleme (Cuma, 21 Ocak 2011 11:46)

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 RE: KİM DAHA ÖZGÜR ?administrator 2011-01-14 10:31
Izdırabımıza tercüman, derdimize ferman, bu sessiz çığlık çok derinden ve çok yaman. Dert bir değil elvan elvan. Sn. Akkurt; gönlüne sağlık, kalemine kuvvet.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3140
Dün4075
Tüm Zamanlar3780331
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 511 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1361
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?