Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon LİBERAL EKONOMİ NE İŞE YARAR ?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

İnsanoğlu kaostan kaçınıp, problemsiz-sıkıntısız rahat bir ortam-düzen içinde yaşamak ister. İnsan problemlerinin temeline baktığımızda, problemin temelinde insan bencilliğinin ve hırsının yattığı görülür. Elindekiyle yetinmeyip, her şey benim olsun, en büyük ve en güçlü ben olayım hırsına kapılanların, doymak bilmez hırslarını tatmin etmek için yaptığı faaliyetler,  problem ve sıkıntının kaynağı olmuştur. Bu düşünceyi kendine hedef alan insanlar yüzünden insanlık tarihi talanlar, katliamlar, işgaller ve savaşlarla doludur. Bu yüzden insanlığa harcanması gereken kaynaklar silah ve ordulara harcanmıştır. İnsanlık son üç asırdır süren özgürlük ve insan hakları mücadelesiyle, güçlünün yönetimi elinde tuttuğu feodal yönetimleri yıkarak, yönetimi halkın kendisi ele almıştır. Böylece yönetim sorunu görünür de önemli bir problemden kurtulmuş oldu. Ancak insan hayatının asli ihtiyaçlarının temin edildiği bir de ekonomik hayat var. Yeni yönetimle insanların ekonomik hayatlarının önündeki engeller de büyük ölçüde kaldırılmıştı. Feodal yönetimler ırk ve din birliğine dayandığından, sadece yönetimi elinde tutanlar ve bunlara yakın olanların ekonomileri büyümeye açıktı. Müdahale etmeyin   “laissez-fire-laissez-passez”  “bırakınız yapsınlar-bırakınız geçsinler” diye herkesin eşitçe yarıştırıldığı “KAPİTALİZM VEYA SERBEST PAZAR EKONOMİSİ” geliştirildi. Bu ekonomik sistemde hakları belirleyici tek kural “ARZ-TALEP” ti ve ekonomi, “sınırsız ve sonsuz insan ihtiyaçlarının, sınırlı ve kıt kaynaklarla en iyi şekilde nasıl giderilebileceğini inceleyen bir bilim dalıdır olarak tanımlandı. “insan ihtiyaçları sonsuz” diyerek körüklenen tüketim ve rekabet ortamında büyüme yeni ekonomik modelin itici gücü olarak belirlendi.

Eşitlik mi adalet mi?

Şimdi bu ekonomik anlayışın ne kadar insani, yani insanın özgürce ve sıkıntısız mutlu bir hayat sürme hedefine uymakta olduğuna bakalım. Problemin kaynağı olan “insan hırsının önünü keserek, hâkimiyetin güçlü olanın eline geçmesini” ne kadar engellemektedir. Bir kere herkesin eşit şartlarda yarıştığı bir yarışı güçlü olanlar kazanacaktır. Eşit olmayan insanların eşit şartlarda yarıştırılmaları en büyük adaletsizliktir. Her şeyin değerinin arz-talebe bağlı olarak belirlendiği bir sistemde zaten haktan bahsedilemez. Çünkü bir şey kıtsa değerli, bolsa değersizdir. Yani bazı Batı ülkelerinde ücretlerin yüksek oluşu, insanlara verdikleri değerden değildir. Ayrıca bu sistemin tek hedefi kıt kaynakları ele geçirip en büyük olmak olduğu için, insan hırsını sınırlamak yerine daha da kamçıladığı ortadadır. Bu sistemde ekonomik gelişme, daima bir önceki yıla göre daha fazla büyümeyi hedef aldığından, trilyonlara sahip olsan bile, bir önceki dönemi geçemediysen haline şükretmek diye bir şey yoktur. Kendi şehrin, bölgen, ülken yetmez, küresel boyutlara ulaşman ve diğer rakiplerini yok etmen gerekir.

Silahlanmanın sebebi

Ekonomik faaliyetlerin asıl hedefi “ihtiyaçları karşılamak ve geliştirmek” olmadığından bir türlü sonu gelmek bilmez büyüme peşinde iş kolik olan insanlar, asıl insani faaliyet olan diğer sosyal aktivitelere vakit ayıramayacaktır. Bu açıdan insan faaliyetlerini hayati-maddi ve sosyal faaliyetler olmak üzere iki ana sınıfa ayırabiliriz Telefon uçak gibi teknolojik gelişmelerle zamanın kısalmasına rağmen hala çevreye ayıracak vaktimiz yoktur. Herkes kıt kaynakları bir an önce ele geçirme mücadelesinde birbirinin rakibi yapıldığından, zaten haktan ve dayanışmadan söz etmek mümkün değildi. Tek değer ölçüsü her şeyde “BÜYÜK VE GÜÇ SAHİBİ” olmaktır. Bu gücün ölçüsü de maddi zenginliktir. Bu gidişin sonunda demokrasi ve liberal ekonomi, insan ihtiyaçlarını karşılayan kaynakların belli güçlerin ellerinde toplanmasına ve dünyamızın belli küresel güçlerin eline geçmesi yol açacaktır. Tam bir feodal zihniyet olan bu düşünceden dolayı insanlığın yararına harcanması gereken kaynaklar hala silahlanmaya harcanmaktadır. Çağdaş uygarlık diye övünülen bu medeniyeti işte bu yüzden hala düşmanlıklar üretmektedir.

Ekonomik sistemi yeniden kuralım

Liberal ekonominin bütün bu olumsuzluklarından kurtulmak için, önce onun dayandığı ana temeli değiştirmemiz gerekir. Ana değer olarak KAPİTAL yerine insan alınmalıdır. İnsanı Kapitalin değil, Kapitali insanın hizmetine sunmayı hedef alınması gerekir. Ekonomik faaliyetlerin temeline hırsı körükleyen “İnsan ihtiyaçları sonsuz kaynaklar sınırlıdır” hedefi yerine “İnsan ihtiyaçlarını karşılama ve geliştirmek” veya “İnsanlar iyi şeylere layıktır” hedefini koyabiliriz ve ekonominin hedefini “insanlığa hizmet” yönüne çevirebiliriz. Ne insan ihtiyaçları sonsuzdur ne de kaynaklar kıttır. KITLIK, DOYMAK BİLMEZ HIRSLARINI TATMİN ETMEK İSTEYENLERİN, İHTİYACINDAN FAZLA SERVET YIĞMASIYLA OLUŞMAKTADIR. Kıtlığı oluşturan bu ekonomik sistemdir. Hedef “insanlığa hizmet” olursa, şimdi değer gördüğümüz birçok şeyin zarar olduğu dostluk, namus, dayanışma gibi değersiz görülenlerin de son derece değerli bir hale dönüşeceği görülecektir. Servetin daha hakça paylaşımı düzenlenecek ve belirli ellerde toplanmasının önüne geçilecektir. Dünyanın en büyük zenginleri olan bazı küresel güçlerin servetlerinin şu an 2 trilyon doları geçtiğinden bahsedilmektedir. Bu serveti Türkiye nüfusuna bölersek kişi başına 30 bin dolar milli gelir etmektedir. Üstad Cemil Meriç ne güzel tanımlamış; "liberalizm, hür bir kümeste, hür bir tilki ile hür bir tavuk." Böyle bir sistemde sonucun ne olacağını siz düşünün artık. KITLIĞI, PROBLEMİ VE ÇATIŞMAYI bu ekonomik model üretmektedir. Demokrasi ve insan hakları bu ekonomik sistem var oldukça tam bir aldatmacadır. Asıl düzenlenmesi gereken ekonomik sistemin temelleridir. Demokrasi ve insan haklarında samimim olmadıklarından ve bunları küresel hâkimiyetleri için kullandıklarından, kendilerine yakın dikta yönetimlerine (Mısır ve Tunus gibi) her türlü desteği verenler, kendi yayılmacılıklarına karşı çıkanları da demokrasi ve insan haklarıyla tehdit etmektedirler. Son Davos zirvesinde "Ekonomik teorilerin tamamen yeniden düşünülmesi" çağrısı yapan Soros, (BBC-29.01.2011) bilmem bu tekliflerimize ne der.

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1692
Dün2585
Tüm Zamanlar4114437
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 80 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2238
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?