Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

“Bu Dünya hayatı, kendini kandırmanın zevkini tatmaktan başka bir şey değildir.” (Hadid-20)

 

Meslek hayatım boyunca, başkaları tarafından kandırılan ve dolandırılan insanların içleri yanmış bir halde mağduriyetlerinin giderilebilmesi için yetkili mercilere müracaatlarına tanık oldum. Mahkemelerde uzun süren yargılama sonunda verilen az bir ceza veyahut suçun isbat olunamaması nedeniyle beraat kararı karşısında isyan eden,bütün varını yoğunu kaptırmanın acısını yüreklerinde yaşayan insanların ruh hallerini anlamak için o şahısların başına gelen olayları bizzat yaşamak gerekir.


Rabbimizin mesajlarına kulaklarını tıkayıp; yalanı, haram yemeyi meslek edinmiş o kadar çok dolandırıcı insan var ki, Adliye Mahkemelerine şikâyet yolu ile ancak çok az bir kısmı getirilebilmektedir. Kandırılan şahısların Hukuk Mahkemelerinde açtıkları davalarda dolandırıldıklarını isbat etmeleri durumunda da uğranılan zararın tahsili çoğu kez mümkün olmamaktadır. Bilinen bu gerçekler ışığında, mağdurların bu Dünya hayatında adaletin sıcak korumasından   mahrum kaldıkları görülmektedir.


Aldatılmışlığın acısını yürekleri yanarak tadan bu mağdurlar, alın teri dökerek kazandıkları birikimlerinin, kendilerini kandıran insan kılıklı düzenbazlarca gayet rahat bir biçimde karşılarında yendiğini gördüklerinde ise, acıları tahammül edilemez seviyeye ulaşmaktadır. Çoğu mağdur işte bu ruh hali içinde iken, öc alma duygusu ile suç işleme kararı alabilmektedir. Hatta hiç tasvip edilemiyecek bir şekilde, cinayet bile işleyebilmektedirler. Akledip düşünmeden alınan bu tür karar sonucunda ise, yine mağdurun kendisi ve ailesi perişan bir duruma düşmektedir.

Olayı biraz da kandırmayı ve dolandırıcılığı meslek edinmiş şahıs açısından tahlil edelim;

Başkalarını kandıran insanların, hiç çalışmadan servet sahibi olmaları, şu fâni Dünya hayatında kendilerine tarifi kabil olmayan bir zevk vermekte.” Şu Dünya’da ne yaşarsam o kârdır.” düşüncesini basit hayatına ilke edinen bu zavallıların, âhirette hesap verecekleri yolunda kendilerine yapılan uyarıları umursamamaları, kendi özgür iradeleri gereğidir.


Kur’an tefsirlerinde “Dünya hayatı” olarak tercüme edilen “el-hayâtü’d-dünya” tamlaması , “insanların yeryüzünde yaşadıkları hayat” olarak anlaşılmaktadır. Oysa buradaki “dünya” sözcüğü,üzerinde yaşadığımız gezegen olan dünya değil, Arapça’da “en aşağı,en basit”anlamlarına gelen bir sıfattır. (Tebyînü’l-Kur’an) Bu şekilde tercüme yapıldığında ise, “ne kadar ihtişamlı olursa olsun, yeryüzündeki hayatın en aşağı,en adî, en basit” olduğunun vurgulandığı anlaşılmaktadır.


Nitekim “A’lâ suresi 16. Ayetinde” Siz şu basit hayatı tercih ediyorsunuz” ihtarı ile “Onun süsünü,yemesini-içmesini,karşı cinslerini,lezzetlerini öne alıyor,bunlarla meşgul olmaktan ve o yolda mal harcayıp tüketmekten hoşlanıyorsunuz. Ama âhirette esenlik ve mutluluğu hazırlayacak temiz ve güzel amelleri arkaya atıyorsunuz” uyarısı yapılmaktadır.


Başkalarını kandırmanın insana zevk verdiğini bir an için kabul edelim. Peki; Bir insanın kendi kendini kandırması olabilir mi? Böyle bir şey düşünülebilir mi? İnsana tuhaf geliyor değil mi?


Kur’an bir bütün olarak tahlil edildiğinde görülmektedir ki; bu dünyaya ait kazanımlar, ölüm gelip çattığında tıpkı büyük gayretlerle güzelleştirilen bir bahçenin bir afet sonucu ansızın kuruyuvermesi gibi sıfırlanacak, bir ömür boyu beslenmiş ümitler, bir anda ümitsizliğe dönüşecektir. Çünkü ölüm, bu dünyaya sımsıkı sarılarak arzularını her an arttıran insanlara genellikle ansızın, hiç beklemedikleri bir anda gelip çatmaktadır.Bu beklenmedik sonla karşılaşan insan, kendisini adeta yüksek bir tepeden yere çakılmış gibi hissetmektedir.


Kendini kandıran insan
, kazandığı statü ve çıkarlarını kaybetme endişesiyle tevhid inancına yönelmekten kaçmakta, sımsıkı sarıldığı basit hayatın ebedî olmadığını ancak ölüm anında görebilmektedir. Şu basit dünya hayatını, bir tiyatro sahnesiymiş gibi algılayan mü’minler ise, bu iğreti yaşamın ancak bir oyun, tutkulu bir oyalama, bir süs, insanlar arasında bir övünme yarışı olduğu şuurundadırlar. Bu şuura da ancak akledenler erişebilir.

Rabbimiz, merhameti gereği biz kullarını uyarmakta, şu basit, âdi ve geçici imtihan dünyasında kendi kendini kandıranlardan olmamamızı öğütlemektedir. Bu öğüde kulak verip kendilerine çeki düzen verenlere ne mutlu.

 

 

                                                                 Mehmet Ali Oğuz

                                                                                 Em. C. Savcısı

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün737
Dün2376
Tüm Zamanlar3939451
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 79 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2194
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?