Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon UZLAŞMA DEDİKLERİ BU MU?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

MUHAMMED SURESİ 25-28. ayetlerinde mealen ifade edilen;

“Kendilerine doğru yol açıkça  belli olduktan sonra, Şeytanın  hoş gösterdiği uzun emellerin peşine düşenlerin; Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere “BAZI İŞLERDE  BİZ SİZLERE  İTAAT EDECEĞİZ” demeleri sebebiyle  amelleri boşa çıkmıştır”

Bu mesaj üzerinde iyi düşünmeli, kendince önemli gördüğü  bazı makamlara  çıkabilmek için  kıvırtmak mı iyi? Yoksa emrolunduğu gibi DOSDOĞRU OLMAK MI?

Onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından  karşılarına çıkarılacaktır. Ancak o zaman iş işten geçmiş olacaktır. Ölüm diye bir olayın olmadığı o günde pişmanlığın hiçbir faydası olmayacaktır.

Rabbimizin bizleri rüşte erebilmemiz, yani iyi ile kötüyü ayırt edebilmemiz için lütfettiği Kur’an da bildirdiği her öğüdü üzerinde çok çok düşünmemiz gerekir. Allah'a samimiyetle inananlar, Allah'ın dışında hiçbir varlığın, makamın, çıkarın, gücün önünde boyun eğmez ve yere kapanmazlar. Başlarını dik tutarlar, haysiyet ve şereflerini koruyup, zorbalar karşısında onurlarını rencide etmezler. Allah'ın karşısında yere kapanmayanlar ise kibirli, burnu havada olan kimselerdir. Onlar Allah'a karşı yere kapanmayı gururlarına yediremezler, ama çıkarın, makamın ve zorba yönetimin önünde eğilirler; küçücük bir menfaat için süklüm-püklüm olurlar.

    Sevgili peygamberimiz, içinde yaşadığı topluma apaçık vahiyleri olduğu gibi anlattığında, müşrikler şaşkına dönüyorlardı. Geleneksel ve şekilci inançlarının apaçık vahiyler karşısında sabun gibi eridiğini görüyor, kendilerince taktikler geliştirmeye çalışıyorlardı. “Bir sene bizim tanrılarımıza ibadet et, bir sene de biz senin tanrına ibadet edelim” tarzındaki uzlaşma teklifleri, “Ben, Allah’ı bırakıp da sizin putlarınıza tapmaktan men edildim.” şeklinde kesin olarak reddedilince, müşrikler uzlaşma taktiklerinden ümitlerini kesmişlerdir. Bu defa başka taktikler geliştirme çabasına girmişlerdir.

    Kur’anda; sevgili peygamberimizin yaşadığı çağda yaşayan, Kur’an âyetlerinin mucizeliğini gören, saltanatlarının çatır çatır yıkıldığını korku ile seyreden, ancak inatlarından bir türlü vazgeçmeyen Mekke’nin ileri gelenlerinin geliştirdikleri taktiklerden en sonuncusu ve en sinsicesi olan münafıklık konusu defalarca konu edilmiştir. Rabbimiz Peygamberimizi bu tiplere karşı çok dikkatli olması hususunda uyarmıştır. Bu tipler inanmadığı halde menfaati gereği kendini Müslüman gösterip; Allah’a, Rasulü’ne ve mü’minlere karşı düşmanlıklarını gizlerler. Toplum içinde fesat çıkarıp, Allah’a oyun etmeye kalkarlar. Gösterişi pek sevip, salâta/yardımlaşmaya gönülsüz olarak katılırlar. Yani; “toplumu aydınlatmak, toplumun sorunlarını sırtlanmak, üstlenmek için zihnî ve malî yardım etmeye” seve seve katılmazlar, katılsalar da gösteriş amacıyla katılırlar. İnanmış kimselere rastladıkları zaman, “inandık” derler, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise, “şüphesiz biz sizinle beraberiz, biz sadece alay edenleriz” derler.

    Nitekim Haşr suresi 11. âyetinde Rabbimiz peygamberimize hitaben; “Kitap ehlinden Allah’ın ilâhlığına ve rabliğine inanmayan kardeşlerine: ‘Andolsun, eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, kesinlikle biz de sizinle beraber çıkarız, sizin aleyhinizde kimseye sonsuza dek itaat etmeyiz. Eğer sizinle savaşılırsa, kesinlikle size yardım ederiz’ demekte olan, münâfıklaşan kimseleri görmedin mi? Allah şahitlik eder ki şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.” mesajı ile uyarıda bulunmuştur.

Sevgili peygamberimizi ve gerçek mü’minleri çok üzen bu ikiyüzlüler ile ilgili olarak Rabbimiz birçok âyette inananları uyarmıştır. Gerçekten şaşılacak bir inat. Peygamberi bizzat gören bu ikiyüzlüler, mü’minler ile birlikte yaşıyorlar. Bunlar; Peygamberin eşine iftira atmışlar, savaşta peygamberimizi yalnız bırakmışlar, ganimet dağıtımında peygamberimize “haksızlık yapıyorsun” demek küstahlığını sergilemişlerdir. Maalesef sonraki yüzyıllarda bu ikiyüzlülerin yaptıklarını ört-bas edebilmek için, peygamberin yanında olanların hepsinin mü’min olduğu izlenimi yaratılarak, onları kutsayıcı birçok rivayet üretilmiştir. Bu suretle Peygamberimizin kimlere karşı mücadele verdiği, Müslümanların bilincinden saklanmıştır.

Bu tipler tarihin her devrinde olmuştur. Zamanımızda da vardır, bundan sonra da olacaktır. Menfaatleri neyi gerektiriyorsa ona göre vaziyet alırlar. Aynı bukalemun gibi bulundukları ortama uyarlar. Zulüm ve fesadı yaygınlaştırmak için şeytanî güce sahip olan kişi ve kurumlar ile birlikte olmaktan çekinmezler. Kendi yakınlarının helâk olmaları umurlarında bile değildir. Rabbimiz Kur’an da İsrailoğullarını zulümle inim inim inleten Firavun’un en büyük destekçilerinden biri olan Karun’u bizlere ibret almamız için örnek göstermektedir. Bilindiği gibi Karun, zenginliği ile ün salmış efsanevî bir kişiliktir. Zulüm altında ezilen İsrailoğulları kavminden olmasına rağmen, Firavun yanında yer almıştır. Rabbimizin adaleti gerçekleşmiş, hazineleri ile birlikte yerin dibine batırılmıştır. Zamanımızda hazineleri meraklılarınca halen aranmaktadır.

Bu tipler, Rab gerçeğini bildikleri halde üç-beş günlük dünya hayatında zalimlerin yanında olmaktan çekinmezler. Allah düşmanlarına, aynı Peygamberimizin çağdaşları gibi “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demekten çekinmezler. Bunu söylerken de akıllarınca kandırdıkları insanlara “uzlaşma” yaptıklarını ifade ederler. Bu suretle Allah’ı da kandırdıklarını sanırlar. İçten inanmadıkları âhiret hayatının gerçekten var olduğu farz olunsa bile, orada da bu dünyadaki gibi en lüks hayata kendilerini lâyık görürler. Samimî bir mü’min bu tür bir ikiyüzlü ile konuştuğunda, dinlediği yalanların hayranı kalarak kendi imanından bile şüpheye düşebilir. O kadar güzel hikâyeler anlatırlar ki, sanki bizzat kendileri veya tanık oldukları çok güvenilen kimselerden bizzat duymuş gibi anlatırlar. Akdetmeyip, Kur’an yerine alternatif olarak üretilen masallara kulak vermek, aldatılmaya müstahak olduğumuzu kanıtlar.

Rabbimiz bu tür yaratıkların şerrinden mü’minleri korusun.

Son Güncelleme (Pazar, 31 Temmuz 2011 10:06)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1464
Dün2981
Tüm Zamanlar4129580
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 54 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1919
İçerik : 1492
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?