• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon İNSAN YETİŞTİRMEK

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

İnsanoğlu hâkimiyeti, yönetimi ve değişimi, sahip olduğu güç sayesinde gerçekleştirmektedir. İnsanın insana, toplumun topluma üstünlüğü eldeki gülce mümkündür. Güç kimin eline geçerse hâkimiyette onun eline geçer. İnsanlık tarihine yön verenler, imparatorluklar ve medeniyetler kuranlar hep güçlülerdir. Durum böyle olunca insan da hayatta gücü ele geçirme peşinde koşmaktadır. Gücü ele geçiren, kendi ve ülke hâkimiyetini genişleterek, işi dünyayı istilaya kadar götürmektedir. Böylece dünyadaki kaynaklara sahip olup gücüne güç katmaktadır. Bu durumda birileri maddi imkânlara kavuşurken, birileri de esaret altında kalmaktadır. Bu da insanlık tarihinde ki çatışmaların altında yatan temel nedendir. Bu insanoğlunun en büyük zaafıdır. İnsanlar ellerindekiyle yetinmeyip hep daha güçlü olmanın peşinde koşmuştur. Zorla diğer insanların elindeki imkânları talan ederek ortalığı kana bulamışlardır. Sadece kendine bağlı yakın çevrelerine bazı haklar tanımışlar, başkalaştırdıkları insanların haklarını hiç düşünmemişlerdir. Bu açıdan güç zafiyeti insanlık tarihindeki sorunların başı olmuştur.

 

Batı dünyasında Rönesans, Reform ve Sanayi Devrimiyle başlayan bu değişim, insan hayatının her alanını içine alarak, daha yaşanır bir yönetim ve üretim ilişkileri üzerine geliştirme iddiasıyla ortaya çıkıp bütün dünyayı etkilemiştir. Bilim, felsefe, yönetim ve din hayatını da kapsayarak temelde geçmişi reddeden her alanda materyalist ağırlıklı bir sistem ortaya çıkmıştır. Hal böyle olunca bu işin bilimi de, felsefesi de, düşünürü de, dini de ekonomiye odaklı olmuş, ortaya tam bir ekonomik sistem çıkmıştır. Böylece topluma yön verenler filozoflar yerine ekonomistler olmuş, her türlü faaliyetin amacı kâra indirgenmiş olduğun yeni sistemin adı da Kapitalizm, ya da serbest Pazar ekonomisi olmuştur. Her şey üretim ve tüketim üzerine kurulmuş, insan mutluluğu da bunlara bağlanmıştır. Böylece her insanın en büyük hedefi çok kazanarak büyük servet sahibi olmak olmuştur. Sistem, insan zevklerini tatmin ve hayatı kolaylaştırmak için bir şeyler üretmek ve bunları insanlara tükettirmek üzerine kurulmuştur. Sistemin temeli bu olunca, yetiştirdiği ve değer verdiği insan tipide bir makine gibi üretime ve tüketime endeksli olmuştur. Yeni sistem lâik olduğundan her türlü insani değer ve duygular aileye kalmış, aile birliği de bozulduğundan bunlar da unutulup gitmiştir. Yeni zevkler ortaya atılmış ve insan bu zevklerin peşinde koşan bir bağımlı durumuna düşürülmüştür. İnsan doymak bilmez hırslarının peşinde çatlarcasına koşan bir yarış atı dönüşmüştür.

 

Ancak, her ne kadar insan hakları, hürriyet, özgürlük ve demokrasi gibi kulağa hoş gelen şeyler söyleseler de, bu gelişmelerin insanlığa faydasından çok zararı olduğu ortaya çıkmıştır. Herkesin maddi kazanç peşinde koşturulduğu bu yarış sayesinde güçlenen ülkeler, yine sahip olduklarıyla yetinmeyerek dünyayı istilaya başlamışlar ve geliştirdikleri son model silahlarla insanlık tarihinde görülmedik katliamlar yaparak, son iki asırda iki yüz milyon insanı katletmişlerdir. Nerde hata yapıldı diye çok düşünmeye gerek yok. İnsana verilen ideal maddi güç sahibi olmak ve her türlü sınırlayıcı duygudan uzak nefsi zevklerinin tatmini peşinden koşmak olursa görmek isteyen için bu sonuç kaçınılmaz olduğu çok açık ortadadır.

Bu medeniyet bu sonucu kendi kurgulamıştır. İnsana, ele geçen güçle bir ölçüden sonra yetinmek yerine, hep daha fazlasına sahip olma pompalanırsa olacağı budur. Bunu anlamak için âlim olmaya gerek yok. Bazı şeylerin yanlış gittiğini gören medeniyet kurucuları, geliştirdikleri bazı uluslararası hukuk kuralları ve sistemlerle son yıllarda bu problemlere çözüm aramaktadırlar.

 

Ortada bir gerçek vardır ki o da problemin insandan kaynaklandığıdır. Birbirine haksızlık eden de, yardımcı olanda insandır. Birinin elindekine göz koyan da, elindekini biriyle paylaşanda insandır. Nedense birileri bu gerçeği bir türlü anlamak istememektedir. Bu durumda tehlike olan güç değil, güce hükmeden insandır. Eğer siz hiçbir kural tanımadan insana “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” hedefini verirseniz bu tam bir egoizmin meşrulaştırılmasıdır ve azdırılmasıdır. Eğer siz insan ihtiyaçlarının ve zevklerinin meşru sınırlarını belirlemez ve insanı tek hedef olarak maddi zenginlik peşinde koşturursanız olacağı budur. Onu sadece bir üretim ve tüketim makinesi gibi görür, eğitimini hep bu yönde verir ve insani duygulardan uzak yetiştirirseniz egoist bir tip ortaya çıkması kaçınılmaz olur. İnsanlık adına medeniyet ve uygarlık kurduklarını iddia edenler önce ideal insanı tanımalı ve onu yetiştirmelidir.

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3172
Dün4075
Tüm Zamanlar3780363
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 552 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1362
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?