Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Hep şunu söyledik: Adam Smith’in ünlü “laissez faire laissez passer-  bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" formülü esas alınarak kurulan; aydınlanma, demokrasi, liberal ekonomi, kapitalizm, çağdaş medeniyet, modernizim adına ne derseniz deyin, bu günkü çağdaş uygarlık denilen Batı Medeniyeti, egoizmin körüklendiği, gücün veya güçlünün üstün tutulduğu, güçlünün hâkimiyetinin meşrulaştırıldığı bir medeniyettir. Bütün dünyayı saran küresel krizin temelinde bu çarpık anlayış yatmaktadır. Başkalaştırılmış diğer toplumların ve bizzat kendi toplumundaki diğer insanların var oluş haklarını görmezlikten gelen ve bütün insanlığı kucaklamayan bu egoist anlayış, insanlık tarihindeki kavgaların temelinde yatan ana sebeptir. Batı dünyası haklı olarak, insan gelişiminin önünü tıkayan feodal-kilise hâkimiyetinden kurtulayım derken, bu anlayışın değişik bir pagan versiyonu tekrar Aydınlanma adı altında meşrulaştırılmış oldu. “Güçlü olan ayakta kalır zayıf olan yok olur gider” anlayışı tarihin her döneminde insanlık sorununun ana sebebi olmuştur. Maalesef bu anlayış Kapitalizmi adı altında tekrar sistemli olarak demokrasi kılıfı içinde gizlenip insanlığa tekrar yutturulmuştur.

Demokrasi çözüm mü?

Bu gün bu kavga dünyanın doğusunda da batısında da hala sürmektedir. Problemin temelini iyi okumak gerek. Arap Baharı denilen isyan bu anlayışın FEODAL-KİLİSE versiyonuna, ABD Baharı denilen Wall Street İşgali ise Kapitalizm versiyonuna karşı insanların bir isyanıdır. Tabi Arapların saldırı merkezi başlarındaki FEODAL YÖNETİM olurken, Amerikalıların ise kapitalizmin merkezi FED ve WALL STREET BANKACILIĞI olmaktadır. New York’ta başlayan gösteriler, ülke geneline yayılmaya başladı. Boston, ve Los Angeles’ta protesto gösterileri yapıldı. Tırmanan işsizliğe karşı Obama yönetiminden holdingler, finans kuruluşları ve zenginlere karşı ekonomik adalet isteyen protestocular, adil bir ekonomik düzen gelene kadar protestolarını sürdürecekleri açıkladı.

ABD beklide kendi krizini unutturmak maksadıyla Ortadoğudaki ayaklanmaları BOP adı altında desteklerken, krizin vurduğu vatandaşları bunu yutmadı. Devrimci Arap Baharından ilham aldıklarını söyleyen isyancılar "Hepimizin ortak yönü yüzde 1'in açgözlülük ve yozlaşmasına artık tahammül etmeyecek olan yüzde 99'dan biri olmamızdır”. "AMERİKAN RÜYASI"nın ellerinden çalındığını, bankaların, büyük şirketlerin ve elbette büyük patronların açgözlülüğü ve yozlaşmaları yüzünden geride kalan yüzde 99'a fatura kesildiğini, temel ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını, gelecekten endişe duyduklarını yüksek sesle haykırıyorlar. Anti-kapitalist söylemlerle başlayan gösterilerde Amerikan finans elitleri ile silah sanayini yöneten savaş baronlarına, petrol şirketlerine, vergilerin ağırlıkla halkın sırtına bindirilmesine, yoksulluk ve işsizlikle boğuşan ezici halk çoğunluğunun sesine kulaklarını tıkamış “BEYAZ AMERİKALI”ya duyulan öfke dile getiriliyor. Araplar her türlü sorunlarının baş sebebi olarak başlarındaki diktatör rejimleri devirip demokrasiye geçerek sorunlarının çözüleceğini düşünürken, demokrasi içinde yaşayanların da onları ilham alarak sisteme ayaklanmaları insanlık için “KRAL ÇIPLAK” ikazıdır.

Küresel krizi doğru anlamak

İnsanlık bu ikazı iyi görmeli ve insan girişimciliğinin önünü açmak uğruna Kapitalizm adı altında kurulan ekonomik düzeni ve onun koruyuculuğuna soyunmuş demokrasi adı altında gizlenen egoizm denilen canavarı iyi görmeli ve bunu dizginlemenin yollarını aramalıdır. Özgürlük ve hürriyet naralarıyla insanın doymak bilmez hırslarının ve nefsi hazcılığının önü açılmamalıdır. Ölçüsüz büyümenin, dayanışmayı öldüren rekabetin, insan ihtiyaçlarını sonsuz görüp, her türlü hırsı ve hazcılığı meşrulaştırmanın önüne geçilmelidir. Yoksa rejimin adı Feodalite veya Demokrasi olmuş hiç fark etmez. İnsanlığın başına bela olan yüzde 1 her ikisinde de insanlık için sorun olarak varlığı sürdürmeye devam etmektedir. Bu medeniyetin anlayışının Roma Pagan medeniyetinden pek farkı yok. İşte asıl gerçek demokrasinin nasıl olması gerektiği şimdi anlaşılacaktır. Komünizm kendi doğmalarını gideremeyip nasıl çöktü ise Kapitalizminde çöküşü başlamıştır. Artık dünya ABD’nin hâkimiyetinden kurtulmaya başladı. Yüzde 1’ler kasalarını rahat dolduramadıklarından insanlarına daha fazla refah dağıtamayacaktır. Verdikleri yüksek ücret insanları çok sevdiklerinden değil, mecburiyettendi. Bu gün bu sisteme baş kaldıranlar, düne kadar önlerine atılan nimetlerinin bolluğuyla uyuşup, düşünmeden bu sisteme hizmet edenlerdi. Demek ki birileri eksik söylemiş, sadece insanları uyuşturan din değilmiş. Adalet ve hakça paylaşım bir gün egoistçe yaşayanlara da lazımmış. Ancak hakimiyetlerini kaybetmeye başlayanların dünyayı yeni bir kaosa sürüklemekte olduğu da  açıkça görülmektedir. Buna da dikkat edilmeli.

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün93
Dün2665
Tüm Zamanlar3951430
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 68 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2071
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?