• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon ÖLÜM İÇİN HAZIRLIK YAPMALIYIZ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Vukuu muhakkak olan ölüm için elde fırsat dilde ruhsat varken hep hazırlıklı bulunmaya çalışmalıyız. Resulullah -sallallahu aleyhi ve selem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

Ölümün eline düşmezden evvel (tevbe ve istiğfar ve haksız muamelelerini düzeltmek gibi ön hazırlıklar ile) ölüme hazırlan.” (C.sağir)

Orada eyvah demememiz için dünyaya niçin geldiğimizi, nereye gideceğimizi, niçin yaratıldığımızı ve ne yapmamızın gerektiğini şimdiden düşünmeliyiz. Kazanabilirsek ebedi bir hayat kazanılmış olacak. Kabir için hazırlanmak lazımdır.

Üç şey ölünün ardından kabre kadar gider. Ehl-ü ıyali, malı ve ameli. İkisi geri döner, birisi kalır. Dönenler ehl-ü ıyali ve malı, kalan da amelidir.” (Buhari)

Ebu Bekir Sıddık –radiyallahu anh- Hazretlerimiz daha hayatta iken kabrini kazan bir zata: “Kabir kazmak marifet değil, kabir için hazırlanmak marifet” buyurmuşlardır.

Ölmemek elimizde değil, fakat hazırlanmak elimizde. Bizi gönderen sahibimiz gönderirken bize sormadığı gibi, alacağı zaman da soracak değil.

Farz-ı muhal ki denize bir ağ atılmış, balıkların hepsi tutulmuş, fakat onlar tutulduğunu bilmiyorlar, sağa sola saldırıyorlar. Sahibi ağı yavaş yavaş çekiyor, hiçbirinin umurunda bile değil. Halbuki biraz sonra karaya çıkacaklar, çok çırpınacaklar, bu çırpınmanın hiç de faydası olmayacak. Hepsi ölüme mahkum. İşte insanların durumları da böyledir. Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır:

Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr: 18)

Çanta elimizde bulunsun, “İrcıiy!” (ölüm emri) davetinin ne zaman geleceği belli değil, amma gelecek. Her nefes bizi kabre çekiyor, ömür tükeniyor. Ölüm ve kabir için hazırlıklı olan bir kimse, ölümden irkilmez. Davet geldiği zaman hemen göçer. O zaten teslim olmuştu, emir bekliyordu, emir de geldi.

Resul-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz bir cenazede bulunuyorlardı. Kabir kenarında oturdular. Toprağı ıslatacak kadar ağladıktan sonra buyurdular ki: “Ey kardeşlerim! Şurası için hazırlanınız!” (İbn-i Mace)

Kalanla giden arasında bir gün fark var. İşte geldik işte gidiyoruz. Bugün üstteyiz yarın alttayız. Bu akşam burada, yarın akşam oradayız. Vaktimiz gelince hep gideceğiz de sıra bekliyoruz.

Burası çalışma yeridir. Sermayenin en kıymetlisi de ömürdür. Burada yatarsak ahreti nerede kazanacağız?

İki mühim nimet vardır ki, insanlardan çoğu onda aldanıyorlar: Sıhhat ve boş vakit.” (Buhari. Tecrid-i sarih: 2019)

Cenab-ı Hakk’a muhabbetin alameti yedidir, birincisi ölümü sevmektir. Çünkü ölüm mahluku Halik’ine kavuşturan en güzel bir vasıtadır. Eğer ölüm sevilmezse dünya muhabbeti var demektir. Hadis-i şerif’te: “Ölüm müminin hediyesidir.” Buyurulmuştur. (Taberani)

Şimdi nefsimizi bir yoklayalım. Ölmek mi istiyoruz, kalmak mı istiyoruz? Bu teraziye kendimizi koyalım. Neredeyiz ve nasıl yaşamamız gerekiyor? Bize Allah gerek. Yarın kabirdeyiz, hiç kimseden fayda gelmeyecek. Bir daha da geri gelmeyeceğiz.

“Benimle arkadaş olur musun?” diyen bir zata Sehl-i Tüsteri –kuddise sırruh- Hazretleri şöyle buyurmuştur. “Birimiz ölünce ona ahirete kadar arkadaşlık edecek olan yalnız Allah-u Teala olduğuna göre, şimdiden O’na arkadaş olmaya bak!

Allah’ımız şiddetli kıştan evvel odun ve kömür almanın lüzumunu hisseden dünya aklını vermiş olduğu gibi; kabrin karanlığını görmeden önce onu nurlandırmanın lüzumunu anlayıp kavrayabilecek bir ahiret aklını da cümlemize ihsan buyursun.

 

Selam ve Dua İle.

 

Eyyüp ARAS  

 

Degerli Yazarimiz Eyyüp ARAS Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Perşembe, 21 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün271
Dün1136
Tüm Zamanlar4506854
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 22 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 4587
İçerik : 1504
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?