Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon SOSYAL HAYATI SARSAN METASTAS VİRÜS; NEMELAZIMCILIK.

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 11
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Nemelazım nedir? Sorulardan, sorunlardan firar etmek mi? Sorumsuzluk mu? Bir şeye sahiplenememek mi? Umarsız kalmak mı? Umut ve ümidin tükenişi mi? Bir bilinç esareti mi? Bilinç yırtılması mı? Yoksa bir şey olmaktan kaçmak mı? Nedir bütün bunlar?

Nemelazım, olumsuzluk içeren bir deyim, sorunu, sorunları, zahmeti, mihneti, külfeti, rizikoları terk etmiş, biraz da içi korkunun getirdiği ürküntüyü ele veren, yapılması mutlaka istenen rizikolu bir işte “Aman efendim! Bu işi yapmamız mümkün olamaz, lütfen, beni karıştırmayın” demek gibi korkakça ve kaypakça söylenen bir söz.

 

Sözlük anlamı; Ben bu işe karışmam, bana bu işle ilgilenmek düşmez.

Kısaca anlayacağımız sorumluluklardan kaçmak gibi bir tarz-ı hal.

Sosyal ilişkilerimizin nefesini kesebilecek güven vermeyen bir davranış biçimi.

Sözünün eri olmayan itimat telkin etmeyen malayani/yararsız bir duruş şekli.

Birey olarak güven telkin etmeyen ve kendisinden başka daha ziyade yaşadığı toplumuna zarar veren asalakça bir münasebet biçiminden başka bir şey değil anlayacağımız.

 

Bir anekdotla meramımızı biraz daha açalım isterseniz.

Padişah sormuş bir bilge kişiye:

—Bir memleketi, mamur etmek için ne yapmak lazım? Batırmak için ne yapmak lazım?

Bilge kişi;

—Efendim! Abad etmek için NEDEN? NİÇİN? NASIL? Sorulmalı;

—Batırmak için de sadece NEMELAZIM? Demek yeterlidir. Demiş.

  

Neden? Nasıl? Ve Niçin soruları bir problemin çözümünün ilk adımıdır. Bu gibi sorular toplumsal değişimin, dönüşümün, ufkunu açan, öncelik tanıyan ve dinamize eden temel soruşturma tekniğidir.

 

Nemelazım, öyle bir deyim ki, sorumluluk almaktan kaçmak, bırakmak, terk etmek, döneklik yapmak, sözünde durmamak gibi boyun eğici, kölelik anlamlarını da içerir.

 

Kim neye karşı sorumluluk duyar? Ne kadar süreyle duyar?

Kim ne zaman, nereyi terk eder? Kim nerede, nasıl, ne şekilde döneklik eder? Kim nerede, nasıl, esir olur? Neyin esiri olunur?

Kim nerede, nasıl duruş yapar?

 

Bu sorular nemelazımcı için müşkül, içinden çıkılmaz zor sorular. Nemelazımcı, zor görünce, zor gelince oradan uzaklaşmak ister. Nemelazımcılık, bir toplumun toplum olma özelliğini, gelişimini çözmeye çalışan bir hastalıktır anlayacağımız. Salgını olan metastaz bir mikrop. Uyutan, uyuşturan, insanı topludan pasifsize eden bir hastalık. Her toplumun bütün zamanlarda nemelazımcıları vardır şüphesiz.

 

Aileden başlayan, en geniş sosyal katmanlara kadar uzanan sayısıyla artar bu tip sorumsuz insanlar. Bu tür görev kaçkını insanlar en çok günümüzde daha fazla yaşamaktadır. Konformizmin getirdiği sersemletici rahat yaşam biçimi kimilerini daha da bencil yapmış başta kendine, ailesine ve toplumuna olan işlerini unutturmuş ve daha katı ve çıkarcı birey haline getirmiştir. Ekonomik alanda ticaretle uğraşan birçok insan bugün alacak ve ödemeleri konusunda yalan söyleyebilmekte ve alacaklının durumunu göz ardı edip haddinden fazla ilgisiz kalmaktadırlar. Amiyane tabirle nemelazımcı, yoz bir tavrıyla alacaklısının karşısında bile “Sallapati” ve utanmayan bir anlayışsızlık sergilemekten dahi bir beis görmüyor. Hatta SÖZ olarak verdiklerini bile bile unutuyor ve yasal olarak kıymetli bir evrak olan çeklerini dahi ödemekten kendilerini imtina edebiliyorlar. Her türlü sözünden cayıcı vurdumduymaz tavrını yüzünü dahi kızartmadan ve hiç vicdanı sızlamadan yapabiliyorlar.

 

 

En çok da siyaset dünyamızda bu mezkûr davranışlara daha bire bir tanık olabiliyoruz. Popülistçe verdikleri seçilme vaatlerinin birçoğunu yerine getiremediklerine bu millet ve diğer milletler de kendi ülkelerinde tanıktır. Siyasi olarak verilen sözlerin bu ülkede hiçbir dönem siyasetinde yerine gelmediğine milletçe hepimiz maalesef tanığız.

Kısaca birey olarak kendimizden başlayan ailede devam eden ve diğer toplum katmanlarının her birinde ufacık çıkar uğruna sözünü verirken dilinin altında yalan saklı olan ve yalan üzerine bina edilmiş sözünde durmayan/duramayan kimlikler halinde birçok insanın bu evrende yaşayarak barındığını unutmayalım. Son yirmi ya da yirmi beş yıl zaman zarfında bu ŞATAVAT ve ALBENİLİ SEKÜLER DÜNYA içinde hepimiz sonradan görme bir yığın insanla şu an birlikte yine bu evrende yaşıyoruz. Az bir pahaya önce kendini sonra değerlerini alt üst etmiş acınacak durumda olan milletinden aldığını milletine veremeyen en azından milletine bağlı görev ve sorumluluklarını bile yerine getirmeyen yığınlarla tufeyli olmuş psikolojide insanlar ile karşı karşıyayız bugün.

  

Az bir paha uğruna ve lüks yaşam uğruna kaybedilen değerlerle birey olmuş hiçbir insan geçmişinde yaşadığı iffet dolu yaşamında kazanıp kaybettiklerini kesinlikle geri getiremez.

Çünkü;

Diyergamlıklar, yerini taş kesilmeye

Duyarlılıklar, yerini duyarsızlıklara

Samimiyet yerini, gayrı samimiliğe

Meşruiyet yerini, gayrı meşruluğa

Meşru menfaat yerini, gayrı meşru çıkar ilişkilerine

İtimat yerini itimatsızlığa

Paylaşım yerini, paylaşmamaya

Kendini bütünüyle hudut tanımazlıklara bırakmışsa

Toplum/lar neylesin.

Ayrıca,

Refahtan şımarmış zadegânları

Toplumdan soyutlaşmış sorumluluk bilincini unutmuş hallerini.

Mele ve mütref psikolojilerine bürünmüş yaşanan kimlik zaaflarını

Statü sahiplerinin efsürdegan gamsızlıklarını

Dünya görüşünü savunmaktan aciz megaloman entelektüel savruluşlarını

İdeolojiler zindandanından bir türlü çıkamayan militan bağnazlıkları

Sporda takımına gardiyanlık yapan holiganlıkları

İntisap olduğu hizbi kliklerden kul özgürlüğünü alıp çıkamayan müridanları

Toplum/lar neylesin.

İbrahim’i millet neylesin!

İnsan, yaradılmışların en şereflisi olarak yaratılmışsa

O zaman sosyal bir varlık olarak yaşadığı evrende bir sorumluluğu var demektir.

Ama Bu Sorumluluk bir bilinç ister

Bir yürek ister.

Yürek, yiğittedir.

           Yiğit ise o meydanda

           Yiğitçe bulunmak ister.

           Elini taşın altına koymak.

           Cesaret ister.

           Cesaret ise kararlılık ister.

           Yiğit kararını verdiğinde.

           Arkasında, adam görmek ister.

           Adam bulamayınca etrafında.

           Tek başına destan yazmak ister.

            Nemelazımcı, işte şimdi

            Ortaya çıkmak ister.

            Yiğit alınca yükü üstüne

            Başlayalım der

            Nemelazımcının gözü yemeyince yükü,

            Orayı, terk etmek ister.

            Yiğidin yükü ağır, yolu uzunca ise

            Yükü, paylaşmamak için

            Döneklik etmek ister.

            Kolaya ve rahata meftun olan nemelazımcı

            HAYATI, UCUZA YAŞAMAK İSTER.

             “Gemisini kurtaran kaptan, gerisi hepten de yalan”

            Gerçek olan, adam gibi adam ise

            AYAKTA DURAN VE DURABİLENDİR.

 

             Birey bazından başlayan sorunlar, toplum katmanlarına sirayet ettiğinde orada problemler çok olur. Aritmetiksel, ölçüsel değerlerle katlanarak artan sorunlar çoğalır da çoğalır....

 

         İçinden çıkılmaz hale gelir bir kaos oluşur. Nemelazımcı kendini sorunlar yumağından hemen sıyırır. Sorun ise ya çözülür ya da muallâkta kalır. Nemelazımcı sorumlu olmak ve görev almak derdinde olmak istemediği için her an hesaplarını kişisel isteklerine ve çıkarlarına göre yapar.

 

         Nemelazımcının karakter profilinin incelenmesine başlanacak olunursa, bulunmaz olumsuz bir vaka olduğunu görürüz. Mankurtlaşmış düşünce ve anlayış biçiminin sanki sipariş verilmiş bir ürünüdür.

 

         Sorumluluk almada ani değişen, anlık kararlar alabilen, müspete yönelimi olmayan olumsuzda inat ve ısrar edebilen bir merdut. Pragmatik yaklaşımlarıyla toplumsal ilerlemenin ve gelişmenin önünde kısıtlayıcı bir bariyerdir. Engelci, engelleyici bir asalak.  

         Yeri geldiğinde, toplumsal ahlaka ait kırmızıçizgileri ihlal eden, toplumsal ahlakı bile çıkarları için hiçe sayabilendir. Gayesine varmada her şeyi meşru ve mubah sayan makyevalist dünya görüşüne sahip emarelere bile rastlanabilir

.

         Özellikle, bireyin ve toplumun yükseliş trendine geçtiği anlarda ortaya çıkan, gerileme ve konjonktürel gerilim anlarında ise bul bulabilirsen. Kim bilir hangi riyakâr imaj maskelerini takacaktır.

 

         Sıcak ilişkiler içine soğuk ve donukluk getiren, çevresini kullanarak dermeyan eden gerçek bir riyakâr ve nifakçıdır. Hem zordan hemde sorumluluk almaktan korkan, tembel bir kişilik. Avami söylemle”Ne suya ne de sabuna dokunan” bir cins kimliktir.

         Toplumsal bütünlükten izole olunmasına rağmen yine aynı toplumda yer almak isteyen snoptik yüzsüz bir kişilik.

 

         Nemelazımcı, zor anlarda zor durumlarda asıl amaçların gerçekleşmesini geleceğe erteleyebilen, mevcut duruma mevcut yapıya uygun duruş yapan bir idare-i maslahatçı ve statükoyla ittifak kurabilen bir zihniyet insanıdır. Yeni bir gelişmenin, dönüşmenin önünde ket olduğu gibi değişmeyi, dönüşmeyi istemiyen statükocu güçlerin yanında işbirlikçiliğe dahi soyunabilen bir tıyniyet ve karmaşık karakter oluşumudur.

 

         Gelişime muhalif olan nemelazımcı, öylesine bir toplumsal sünepedir ki örneğin okula gönderdiği çocuğunun veli toplantılarından haberi bile olmayacak kadar ilgisiz ve bigânedir. Aynı çatı altında yaşadığı apartmanın yönetim toplantılarında katılımda dahi olamayan, beceri sahibi değildir. Kaldı ki ülkesinin hal-i pür melalini düşünebilme duyarlılığından bile yoksundur. Bazen televizyon haberi izlerken yapılan söyleşilerde ülke yöneticilerini bile tanıyamıyor ve en çok bilinmesi gereken güncel konulardan bihaber olan miskin nemelazımcı yozlaşmış insanlara da rastlayabiliyoruz. Ama magazin ve tele vole kültürü içeren programlardan haberi var mı diye sorulunca, hemen cevabı hazırdır. Evrende varlık olma bilincinden ve ülke sorunlarından bu kadar duyarsız ve uzaktırlar. Sanki bu ülkede hiç yaşamamış ve yaşamıyorlar. Bu tür insanların baskın seküler arzuları “Bu kadar da olmaz” dedirttirecek kadar tutkulu haldedir.

 

         Acaba sahici ve istekli arayışla evrendeki varoluş sebebini, yaşama bilincini, doğru bir algılama yetisiyle sorgulayabiliyorlar mı? Ya da insan için müteal boyutu olan bir hayatı, sınırlı ve geçici bir sekülerliğe mi tercihliyor, yoksa yaşama tarzına, aşkın değerler katıp, gerçek mutluluğu yaşamaktan mı korkuyorlar? Nemelazımcı, hayatını, risk almak istemediği için hep başkası üzerinden şekillendirmeye de çalışan bir psikolojiye sahiptir. Onun için elde etmek istediği şeylerin lehinde sonuca varması önemlidir. Toplumsal sorunlara katılımcı bir adım atma, ilgili olma, kaygı duyma ve pozitif isteklerle katkıda bulunma durum ve endişesi olmadığından daha ziyade bireysel, seküler talepleri ön planda bulundurmakta ısrarlıdır.

        

         Gamsız ve kaygısız yaşam biçimi ve tasavvurunu kurgularken”Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” kaypak ve faydacı yaşam felsefesinin düşünme kalıplarıyla yön bulma arayışı içinde olmaktadır. Düşünce tarzında iyi bir toplum oluşturma özlemi de umurunda bile değildir. Hakikat konusunda tanışıklık ve barışıklık yoktur. Güzel bir ahlaka sırt dönüyor, yüz çeviriyor, kuşkular, kararsızlıklar hayatını bütünüyle kuşatıyor.

         Nemelazımcının, toplumsal sorunlarla ilgi derecesi; çare arama, çözüm bulmadan öte, BAHANE bulma arayışlarına daha bir meyil içindedir.

 

         Öyle ki, toplumsal oluşumlarda bir konu ve iş gündeminde görüş müzakeresi yapılıp tam karar çıkarma arifesine gelinmiş iken, hemen bahane üretir. Ne yazık ki, caydırıcı, şevk kırıcı, azim çözücü bir rol üstlenir. Bozguncu iş yaptırmaz parazit özellikler taşır. Böylesine münafıkça bir tavır takınmanın acaba farkında mıdır?

 

         Yenilenme ve dönüşümün ciddi rakibi olan, nemelazımcının telkinleri ise, ”Karışma, elleme, tutma, başını belaya sokma” gibi vesvese verir niteliktedir. Üç maymun figüründeki semboller; KONUŞMA, GÖRME, DUYMA empozeli telkinle insanı hayattan kovan ve baştan çıkarıcı mesajını iyi algılamış gibidir. Bu nedenle toplum içinde iyilik yapmak, kötülükten sakındırtmak gibi eylemlere bile engel olabilmektedir.

 

         Nemelazımcı, eğer korkutma senaryolarından neşet eden bir korkaklık içindeyse, bu öldürücü kronik bir hastalıktır. Korkunun ecele faydası olmadığı gibi korkmayla, ataletle, yılgınlıkla, çabasız, emeksiz bir şeyleri talep etmenin hiç bir çözüm anlamı olamaz. Konu bir başka açıdan sorgulandığında, incelenmeye değer ontolojik güvensizlik sorunu mu vardır acaba?

 

         Nemelazımcının kaçış yeri ve irdenilen negatif yüklemin sadece bir tek çıkış yolu vardır. Aidiyetleriyle birlikte KENDİNİ TERK etmesi ve bir KİMLİK SIFIRLAMASIDIR. Bir ontolojik öz güvenle yeniden kendini sorgulayıp gözden geçirerek, yepyeni bir kimlik inşa arayışında bulunmasıdır.

 

         Aksi takdirde, nemelazımcılık, hayatın tükenmeyen arzu ve isteklerinin berdevamı olacaktır.

 

         Biz bu yazımızda NEMELAZIMCILIĞI TEFRİT ve İFRAT olgusu ekseni içinde ele almaya çalıştık. Yani Nemelazımcılığı en alt katmanından en üst katmanına kadar incelemeye gayret ettik.

 

         Bu bakımdan hayat artısı ve eksisi ile birliktedir.

  

         Hayat, bir başıboşluktan ibaret değildir. Hayat, sadece anlamı kaybolmuş veya anlamlandırılamamış isteklerin kontrolünde de değildir. Her şeyin sahibi olan “ALLAH”, hayata bir anlam yüklemiştir. Yüce hakikatin tayin edici, denetçi, ihata edici rehberliğinde ve yaradılış yasalarının, hüküm icra edebileceği bir kararlılık duruşu içinde olmasıdır. Allah’ın her şeye hâkim olan yaradılış yasaları, sürekliliğini devam ettirmektedir.

 

         Hayatı anlamlı kılacak, yön verici tek ve doğru gerçekliğin AŞKIN DEĞERLER ve onun değişmeyen yasaları olduğu unutulmamalıdır. Yaşadığımız hayat ve müteal değerler, bizden; özgün, ilkeli bir niteliklilik ve mecrasını bulmuş bir kulluk bilinci, ödün vermeyen, amacı olan, gerçek ve kararlı bir yaşayış beklemektedir.                           

 

“ Tabiat boşluğu affetmez.”

Nemelazım?

İŞİ CİDDİYE ALMAK LAZIM...

Son Güncelleme (Pazartesi, 19 Aralık 2011 19:46)

 

Degerli Yazarimiz NACİ CEPE Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2189
Dün2500
Tüm Zamanlar4217644
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 86 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2413
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?