Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon YÜZYILLARIN SORUSU

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Yazarlık bir sanattır. Yazar için yazmak var olmak, kendini yenilemek demektir. Yalnız yazmak diğer sanatlardan farklı bir şeydir. İnsanı merkeze alırsak, alırsak değil zaten merkezdedir; insanın kendisiyle, diğer insanlarla ve cinslerle, tabiatla, Tanrı ile münasebeti kaçınılmaz olacaktır. Yazılacak metin de zorunlu olarak bu ilişkilerden birine girecektir. Yazarlıktan, yazmadan kastımız elbette ki edebi eserdir. Edebi eserde de en önemli şey üslûptur. Üslup yazarın ta kendisidir. Gözünün rengi, tenin kokusu, sesinin tınısıdır. Yazı yazma teknikleri öğretilebilir fakat nasıl üslûp sahibi olunur öğretilemez.

 

Yüzyıllardır okunan ve hala okunmaya devam edilen yazarların değeri üslûplarından gelmektedir. Her yüzyılın kendine özgü, her yüzyılın önemsediği, sevdiği konular vardır. Eğer her yüzyılın şair ve yazarlarının nev-i şahsına münhasır üslûpları olmasaydı her şey söylenip tüketilmiş olacaktı. İşte eskiyi en yeni yapan, en yeni de en eski kılığa sokan üsluptur. Üslûp öğretilemez, yazarlık öğretilebilir dedikse de bu da yazmanın kötü bir şeklidir. Sıkıcı olur, kalıcı olmaz, buluştan uzak olur. Öğretme ile yazarlık okulu ile yazarlık olur mu olmaz mı sorusuna bir cevap olarak bunları söyleyebiliriz. Yoksa evet ya da hayır şeklinde net, kesin bir cevap yanlış olur. Elbette ki faydası vardır. Ancak şu sorulara da verilebilecek cevaplar üzerinde de düşünelim. Dostoyevski, Lev Tolstoy, çatı katında; soğukta sıcakta, mum ışığında parmakları kanayıncaya kadar yazan Balzac, Cezaevinde yazan Orhan Kemal, Yaşar Kemal, çileli bir hayatın mücahit mütefekkir ve şairleri Mehmet Akif ile Sezai Karakoç, muhteşem bir külliyatı miras bırakan Said Nursi hangi yazarlık okulunda yetişti? Eserlerini hangi atmosferde yazdılar?

 

Şimdi yüzyılımızın popüler, ticaret metaı, markette satılan, sipariş üzerine yazılan eserlerine bakalım. Yok yok bakmayalım. Birkaç yıl sonra, belki on - onbeş yıl sonra zaten tedavülden kalkacaklar. Belki esamesi okunmayacak. Esas bu yazıyı yazmama sebep 8 Aralık 2011 tarihli muhafazakâr bir gazetenin, ismini de vereyim Zaman Gazetesinin kültür-sanat sayfasındaki “Seferihisar, uluslararası 'yazarlar şehri' olacak” haber niteliğindeki röportaj’ın manşeti. Manşetin altındaki açıklama: “Hep konuşulan fakat hayata geçirmeye kimsenin cesaret edemediği uluslararası bir 'yazarlık okulu' için ilk adım geçtiğimiz hafta atıldı. Türkiye'nin 'yavaş şehir'i Seferihisar'da açılacak Seferihisar-Teos Uluslararası Yaratıcı Yazarlık Merkezi'nin protokolü imzalandı. Projenin fikir babası Prof. Dr. Yavuz Demir, "Yurtiçi ve yurtdışından yoğun bir talep olacağını şimdiden gözlemliyoruz." diyor. Röportajda “- Nasıl ve neden Seferihisar?” sorusuna cevap verilmişse de biz de soruyoruz; neden kültür medeniyetimizin bütün izlerini taşıyan Bursa, Konya, Diyarbekir değil de Seferihisar - Teos.? “Teos İzmir'in Seferihisar İlçesi'ne 5 kilometre uzaklıktaki Sığacık Köyü'nün bir kilometre güneyinde deniz kenarında M.Ö. 1000 yıllarında İon kolonisi olarak kurulmuş bir yer. Kurucusu Dioysos'un oğlu Athames olarak bilinir.  Teos önce Pers yönetiminde kalmış, sonra Lidyalıların, ardından yine Pers yönetimine geçmiştir. İonlarla birlikte Teos bağımsızlığını kazanmış ve mimari alan ile ticarette önemli bir yer haline gelmiştir. Kentinin en önemlileri olan Teos'te Hellenistik ve Roma dönemi kalıntıları bulunmaktadır.” (1) Yani İzmirdeki Türk ve İslam eserlerine sahip çıkmayan, fakat Roma ve Bizans’a ait ne varsa günyüzüne çıkarmaya çalışan İzmir Belediyesi gibi bir zihniyetin zihnin arkaplanını okuyamıyoruz. Elbette bir deniz kentinde yazarların buluşması, dünya yazarlarıyla buluşması, dinlenmesi, fikir alış-verişinde bulunması fevkalade güzel. İlgi duyan herkes katılabilecekmiş ve yazarlık diploması verilecekmiş. İşte kıl olduğum nokta özellikle burası. Haber ve röportajın tamamını okuduğumuzda arka planında ticari gaye olduğunu görmemek mümkün değil.

 

Gayri ihtiyari kendime soruyorum; Orhan Pamuk, Gabriel García Márquez ve Sezai Karakoç acaba ‘Yazarlık Diploma’larını nereden aldılar?

 

Bu soruyu her yüzyıla sorabiliriz.

 

(1) (kaynak: http://www.didimli.com/galeri/teos.htm)

 

Degerli Yazarimiz NACİ GÜMÜŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Çarşamba, 16 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 RE: YÜZYILLARIN SORUSUMEHMET ÇOBAN 2011-12-19 10:20
Kimini vatandaş, kimini uluslararası küresel sermaye yazar yaptı.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün229
Dün1043
Tüm Zamanlar4261261
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 235 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2429
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?