Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon Müze Nedir ve Türkiye’de Müzecilik

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 23
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Kültür, sanat, tarih ve bilim eserlerinin veya bunlara yarayan nesnelerin toplanarak sergilendiği yerlere müze adı verilir. Müzeler tarihin eski dönemlerinde yaşamış toplumları kültür, sanat ve bilim açısından inceleyerek hem günümüzü hem de geleceği aydınlatmak amacını taşıyan kurumlardır. Ayrıca müzeler insan neslinin gelişimini, doğa olaylarının oluşumunu ve teknolojinin geçirdiği değişimi sergileyen ve bu konularda araştırmalara açık olan, kaynaklık yapan yapılardır. Zaman ve mekân kavramlarının en iyi yorumlandığı, algılandığı yerlerdir müzeler. Bugün dilimizde kullanılan “Müze” sözcüğü Grekçe “Mouseion” kelimesinden türetilmiş olup, Grek mitolojisinde “Musalar” adı verilen tanrıçalara adanan tapınak ve Atina’da Musalara ayrılan tepe, Grek pantheonun da ise, müzik ve şiir ilham eden esin perileri anlamına gelmektedir.  

 

Müzeler sanat, bilim, eğitim materyalleri, belgeleri ve antika eşyalar gibi çeşitli konularda toplanmış eserleri, araçları bir arada sunabileceği gibi yeryüzünün tarihi, etnografya, denizcilik ve havacılık gibi sadece tek bir konuyu içeren eserleri de sergileyebilir. Müze çeşitlerini şöyle tasnif edebiliriz: Arkeoloji Müzeleri, Etnografya Müzeleri, Tarih Müzeleri, Güzel Sanatlar Müzeleri, Açık Hava Müzeleri, Bilim Müzeleri, Askerî Müzeler, Özel Müzeler, Eğitim Müzeleri ve Sanal müzeler… Ülkemizdeki müzelerin bir başka grubu ise "Müze Evler" ve "Hatıra Müzeleri"dir. Birgi'deki "Çakırağa Konağı", Amasya'daki "Hazeranlar Konağı", Diyarbakır'daki "Ziya Gökalp Müze Evi" ve İstanbul'daki "Tevfik Fikret Aşiyan Evi" bu müzelerden bazılarıdır.

 

22.01.1984 Tarihli, 18289 Sayılı Resmi Gazetede Özel Müzeler ve Denetimleri Hakkında bir Yönetmelik yayınlanmış olup, Bu yönetmelik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 24 ve 26 ncı maddeleri gereğince hazırlanmıştır. Yönetmeliği Kültür ve Turizm Bakanlığı yürütmektedir.

 

Müzedeki eserlerin sergilenmesi, saklanması ve korunması için gerekli teknik bilgileri içeren bilimsel çalışma alanına müzecilik adı verilir. Müzecilik ilk olarak müzelerin batıda soyluların kişisel zevk için çeşitli sanat eserlerini ya da kumandanların ganimetlerini bir araya toplamaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Müzeler başlangıçta halka açık olmayan sadece devlet adamları ile bilginlerin yararlandıkları yerlerdi. Halkın ilgi ve bilgisine sunulması 1850 yılından sonra olmuştur. Müzecilik; müzenin kurulması, müzede yer alan eserlerin hangi çağa ait olduğu, nereden geldiği veya kim tarafından yapıldığının belirlenmesi, tasnifi, gerekliyse onarılması, ısı ve nem gibi dış etkenlerden korunması gibi konularda faaliyet gösterir.

 

Yurdumuzda müzecilik 19.YY. Ortalarında Ahmet Fethi Paşa tarafından başlatılmıştır. 1846 yılında Sultan Abdülmecit’in emri ile bazı eski eserler ve eski silâhlar Aya İrini Kilisesi’nde toplanmış daha sonra1868 yılında Ali Paşa’nın sadrazamlığı sırasında bu kilise ve içerisindeki eserler “Müze-i Hümayun” adı altında ilk müze olarak açılmıştır. Bu dönemde Maarif Nezareti Osmanlı Devleti sınırları içerisinde bulunan tüm tarihî eserlerin İstanbul’a gönderilmesi konusunda bir emir yayınlamıştır. 1881 yılında Osman Hamdi Bey müze müdürü olunca gerçek anlamda müzecilik çalışmaları başlamıştır. Osman Hamdi Bey 1883 yılında eski eserlerin yurt dışına çıkışını önleyen “Eski Eserler Kanunu” nu hazırlayan kişidir. Anadolu’daki kazılar bu dönemde denetim altına alınmıştır. Osman Hamdi Beyin vefatından sonra O’nun yerine Halit Eldem atanmıştır. Halit Bey zamanında da Türk-İslam Eserlerini içine alan “İslam Müzesi” kurulmuştur. 1924 yılında Topkapı Sarayı, 1934 yılında Ayasofya müze olarak hizmete sunulmuştur. Mevlevî Dergâhı ve Mevlâna Türbesi 1926 yılında "Konya Âsâr-i Âtîka Müzesi" adi altında müze olarak hizmete başlamıştır. 1954 yılında ise müzenin teshir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmiş ve müzenin adı "Mevlâna Müzesi" olarak değiştirilmiştir.

 

Müzecilik özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde büyük önem kazanmıştır. Bir yandan yeni müzeler kurulurken bir yandan da bazı tarihsel anıt ve yapılar müze olarak kabul edilmiştir. Yine bu dönemde müzecilik ayrı bir bilim dalı olarak ortaya çıkmıştır. 1945 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel bugün Anadolu’yu bir açık hava müzesi durumuna getiren önemli çalışmaların temelini atmıştır. Ülkemizde son yıllarda müzecilik alanında önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bugün yurdumuzun her ilinde ve bazı ilçelerimizde halka açık müzeler yer almaktadır. Fakat her şeye rağmen ülkemizde tarih bilinci, müzecilik anlayışı henüz istenilen seviyeye ulaşamamıştır.

 

İleri bir tarihte başka bir yazımızda “Eğitim Müzeleri” ni ele alan bir konuda buluşma dileği ile tarih ve kültür mirasının korunmasına devlet olarak da, millet olarak da daha fazla alaka gösterilmesi gerektiğine işaret etmek istiyorum.

 

 

Degerli Yazarimiz NACİ GÜMÜŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Çarşamba, 16 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2593
Dün3100
Tüm Zamanlar4123054
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 227 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2346
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?