Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon GÜNÜN HİKÂYESİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 12
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

NaciCepe.JPG - 4.09 KbKralın biri, yürüyüş için sarayından çıktığında bir dilenciye rastlar. Ona sorar: 'Ne istiyorsun?'. Dilenci güler ve 'sanki isteğimi yerine getirebilirmişsin gibi soruyorsun!' der. Kral alınır ve 'Tabii ki isteğini yerine getirebilirim. Nedir? Sadece şöyle' der.

Dilenci 'bir söz vermeden önce iki kere düşün' diye kralı uyarır.

Dilenci sıradan bir dilenci değildir, kralın geçmiş hayatında Üstadıdır ve geçmiş hayatında krala şu sözü vermiştir: 'Geleceğim ve seni gelecek hayatında uyandırmaya çalışacağım. Bu hayatında kaçırdın ama tekrar geleceğim.'

Kral bu sözü tamamen unutmuştur..Kim geçmiş hayatları hatırlar ki! Kral ısrarına devam eder: 'Ne istersen gerçekleştireceğim. Ben çok güçlü bir kralım, sana veremeyeceğim ne isteyebilirsin ki?'

Dilenci 'Çok basit bir istek... Bu kâseyi görüyor musun? Bunu herhangi bir
Şeyle doldurabilir misin?'

Kral 'Tabii ki!' der ve yardımcılarından birisini çağırır ve emreder 'Bu kâseyi parayla doldurun'. Yardımcısı gidip bir miktar para alır ve kâsenin içine döker ama para, gözden kaybolur ve ne kadar para koyarlarsa koysunlar kâse hep boş kalır.

Tüm saray ahalisi toplanır. Söylenti gitgide tüm şehre yayılır ve ahali bir araya gelir. Kralın prestiji sarsılmaya başlamıştır. Kral yardımcılarına 'tüm krallık gitse kaybetmeye hazırım ama bu dilenci tarafından yenilemem' der.

Elmaslar, inciler ve zümrütler, kral tüm zenginliklerini boşaltmaya başlar. Kâsenin sanki dibi yoktur. İçine ne konursa ama ne konursa anında yok olur. En sonunda akşam olur ve kalabalık tam bir sessizlik içindedir. Kral dilencinin ayaklarına kapanır ve yenilgiyi kabul eder. 'Bana sadece bir tek şey söyle. Zafer senin ama burayı terk etmeden merakımı gider. Bu kâse neden yapılmıştır?' . Dilenci bir kahkaha atar ve 'İnsan zihninden yapılmıştır. Bunda bir sır yok. İnsan arzularından yapılmıştır.'

Bu anlayış, tüm hayatı dönüştürür. Bir isteğinizi, arzunuzu düşünün. Mekanizması nedir? Önce çok büyük bir heyecan vardır, macera vardır, kendinizi çok hevesli hissedersiniz. Bir şey olacaktır ve siz tam ucundasınızdır. Sonra arabayı, yatı, katı, eşinizi elde edersiniz. Ve bir anda yine her şey anlamsız olur.

Peki, ne olur? Zihniniz yarattığınızı yok eder.

Aldığınız araba park yerinde durur ama artik heyecan yoktur. Heyecan sadece onu elde etmededir. İsteğinizle öyle sarhoş olursunuz ki, içinizdeki boşluğu unutursunuz. İstek yerine gelir, arabayı alıp park yerine koyarsınız, para kazanıp banka hesabınıza koyarsınız, ev alirsiniz, heyecan yok olur. Yine o boşluk oradadır ve sizi yemeye hazırdır. Yine bir başka istek, arzu yaratmanız ve o boşluk duygusundan kaçmanız gerekir.

İnsan bir istekten diğerine işte böyle gider. İnsan böyle dilenci kalır. Tüm hayatın bunu tekrar ve tekrar kanıtlıyor. Tüm istekler seni yorar ve hedef gerçekleşince yeni bir isteğe, arzuya daha ihtiyaç duyarsın.

Bu tür isteklerin, arzuların başarısız olacağını ve içindeki boşluğu dolduramayacağını anladığın gün, hayatında bir dönüm noktası olacak.

Diğer yolculuk içedir. İçe dön ve evine geri gel.

Günün düşüncesi:
Öfke bilgeliği, ego saygıyı bitirir
Endişe hayatinizi yer, rüşvet adaleti bitirir
Açgözlülük dürüstlüğü bitirir, korku bir insani yer bitirir
En büyük ziynetiniz kendi ahlaki asaletinizdir ( Alıntı: internet - Çeviri: Lale Külahlı )

DOYUMSUZ İNSANIN ACINACAK HALİNE TEMENNİLER

Hiçliğin yok oluşa sürüklediği bencilliğimizden
Boşluğun kendine çekici vakumlamasından
Sahiplenmenin kışkırtıcı dürtülerimizi galeyana getirmesinden
Endişelerimizin bizi yiyip bitirmesinden
Dürüstlüğü öldüren açgözlülükten
Kendimizi egomuza teslim edip sonra pişman olmamızdan
Kendimizi her şeyden yeterli bulup üstünlük taslamaktan
Kibrin şuh azametine kanıp kendimizi aldatmaktan
Büyüklük taslayan öfke sonunda bilgilerimizi linç etmekten
Hırs, tamah ve hasislik yüzünden haksızlıklar yapıp adaleti bitirmekten
Kazanma uğruna iltimas ve kayırmacılıkla öne geçip rüşvetle yaşamaktan
Haksız yere kazanç sağlayıp tüy bitmedik yetimlerin haklarını gasp etmekten
Haysiyetle, şerefle ve onurla taçlanmış barışın yerine savaşı seçmekten
Az bir baha için uğruna sureti haktan görünüp insanları riyakârlıkla aldatmakdan
Hakikate dair bilgileri nüfus etmemize rağmen onları örtbas etmekten
Kıskançlığı, hasetliği gam edinip etrafa zarar vermekten
Konformizmin aldatıcı felsefesine kanıp rehavet içinde yaşayıp sefalet içinde yaşayanları görmemekten
Vicdan, merhamet, sağduyu ve hissi selimi kaybedip
Zalimler gibi kendimize ve başkalarına zulmetmekten
Dünyaperestliği kült haline getirip dünyadaki her şeyi kutsal hale getirmekten
Değerlerimizi yozlaştırıp acınacak yalnızlıklara kendimizi terk etmekten
Değerlerimizle hemhal olup arınacak yalnızlıklarla tefekkür yerine esfele safilin yolunu seçmekten
İnsan olma erdemliliğiyle yaşamak için mücadele yerine belhum adal olmayı yeğlemekten
Mamonu güç bilip onunla kükreyip insanları sömürüp tüketmekten
Bilgi ile konuşlanıp amil olma yerine amir olmaktan
Bilgisizliğimizle kendimizi sınayacağımıza bilmediklerimizi kendimize düşman edinmekten
Taraf olup şahsiyet olmak yerine tarafsız olup bertaraf olmaktan
Herkesin mükemmel olmaya özenip o mükemmelliği kibir hastalığı gibi beklemekten
Reşit olup insan gibi kalmak yerine mükemmel olma hırsıyla boş uğraş içinde bulunmaktan
İnsanları dinleyip anlamadan yargılamaktan
İnsanları anlamaya çalışıp onları sevmek yerine sevmemek için ilişkilerimize duvar örüp direnmekten
İnsanlarla temas halinde olup
Sevgimizle dostluklarımızı büyüteceğimize yüz yüze bulunmamak için içtinap etmekten
İnsanlarla bir olup bireyciliği yerin dibine batırmak yerine
İnsanlarla bir diyagramlık içinde bulunmamaktan/bulunamamaktan
İnsanlar arasında samimiyetsizliği yok sayıp onun yerine samimiyeti inşa edememizden
İnsanların hayallerinin bile karartıldığı bir zamanda
İnsanların hayallerini yeniden kuşanması için doğru dürüst muhabbet edememekten
İnsanların hayallerini azaltıp yaşlanmalarını çabuklaştırmak yerine
Bir ümit ve umut arayıcısı olan hayalleri yeşertememekten
İnsan denen meçhul varlık demek yerine doğrusu ile yanlışı insan denen budur diyememekten
İnsanla konuşmayı bir ihtiyaç olarak göremeyip onu dinlemenin de bir sanat olduğunu unutmaktan
ŞAHSEN BEN BİR KUL OLARAK YÜCE ALLAH'IN SONSUZ VE AFFEDİCİ LUTFUNA VE RAHMETİNE SIĞINIRIM.

İnsanın insana güvenin ve dostluğun yok edilmeye çalışıldığı post modern çağdaş dünyada
İnsanın insandan uzaklaşmasından ziyade
İnsanın önce kendisi ile sonra kendisi olan insanla buluşmasının bir rahmet olacağını unutmamaktır.
İnsanı gayya kuyusuna atacak ve alev dolu o kadar kör kuyular var ki onu mas edecek.
Bunun kötü hayalini bile düşünmek zor.
Bitimsiz istek ve kışkırtıcı arzularla dolu bu kör kuyular ne atılırsa içine onu yok edeceğini bilmek gerek.
Bilinçli olmak gerek.

Muhteşem görünen o müstekbir hegomon tiranlıklar
Muhteşem görünen o saltanatlar
Nihayette BİR HİÇ olacağı
BU EVRENDEKİ TÜM ZAMAN EVRELERİNDE
İHTİRASLARLA KAZANILAN HERŞEYİN BOŞ OLDUĞU KANIKSANMADIKÇA
İNSANIN GERÇEKTEN HUZURU BULMASI
HEM MASİVADA VE HEM MAVERADA ZORDUR.
GERÇEKTEN
BEYHUDE DOLU
KENDİMİZİN KENDİMİZLE YAŞAYARAK YAZDIĞI BİR FERMANIMIZDIR
GAFLETLE VE GAFLETİMİZLE YAŞADIKLARIMIZ VE YAŞANANLAR

YA GERÇEĞİ ÖRTEN YA DA ÖRTBAS ETMEYE ÇALIŞAN
YA SURETİ HAKTAN GÖRÜNÜP HAKİKATİ SAKLAYANLARA
NE DEMELİ
BİLEMİYORUM.

ORTADA ÖTEYE DAİR ÖYLE BİR GERÇEK VAR Kİ
O DA ŞUDUR;

"ÖLÜMDE BİR GÜN ÖLECEK
O GÜN GELECEK
O GÜN ÖLÜMÜN ÖLDÜĞÜ GÜN
MÜMİNLER SEVİNECEK
MÜNKİRE HİCRAN DÜŞECEK.... " SAİD ÇEKMEGİL

İNSANIN KIYAMETİ
EVRENİN KIYAMETİ
ANİ GELEN ÖLÜMDEN BAŞKA NEDİR Kİ
BÖYLESİNE BİR HAKİKAT BÜTÜN GERÇEKLİĞİYLE ORTADA DURUYORKEN
İNSANIN KENDİNE VE KENDİSİ GİBİ İNSAN OLAN İNSANLARA HİÇ ACIMADAN
DÜŞÜNMEDEN NELER YAPAR NELER.
İSTEKLERİN VE ARZULARIN
BİR KARA DELİK GİBİ BOŞLUĞA GÖNDERDİĞİNİ HİÇ DÜŞÜNMEDEN
BİR İNSANIN
KAZANDIĞINI DÜŞÜNÜP KAYBETMEK
VE
HER ŞEYİ BOŞLUKTA HİÇLEŞTİRMEK
NE HAZİN VE ÜZÜCÜ
GARİP BİR SON DEĞİL Mİ?

 

Degerli Yazarimiz NACİ CEPE Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #2 RE: GÜNÜN HİKÂYESİ 2012-02-21 12:42
Evet,içe yolculuk bu dünyada varabileceğimiz en üst noktanın başlangıcıdır. Ancak yaşama dair kaygılarımızı aşmak için öncelikle imanın çok net ve gelişmiş nitelikte saflaşması bence ilk şart. Kendine yalan söylemiyen imana en yakın olandır.Hocamı onaylıyorum KİBİR ilk alt etmemiz gerekendir. Elinize dilinize sağlık.
Alıntı
 
 
0 #1 RE: GÜNÜN HİKÂYESİ 2012-02-20 11:28
İnsanın aczidir açgözlülük.Bu aç gözlülüğü Dünyevi yönde değilde Ahireti için yapsa işte o zaman Aczden sıyrılıp üstün insanlar arasındaki yerini alırdı
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2852
Dün2795
Tüm Zamanlar4207343
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 38 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2193
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?