Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon DİLEDİĞİNİZ KADAR EZİYET EDİN !..

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

mehmet_ali.jpg - 5.05 Kb“ORTAK KOŞAN KİMSELERDEN BİRÇOK EZA İŞİTECEKSİNİZ”
Âl-i İmran 186


Bu âyetin içinde bulunduğu pasaj, genel olarak mü’minlere bir uyarı mahiyetindedir. Dünya’nın süslü, çekici olan zevkli hayatı insanlara hoş gösterilmiştir. Çünkü Rabbimiz yaratışta bünyemize hem takva hem de fücuru ilham etmiştir. Basit hayat serüveninde kendimizi rahatlatacak, hiç emek sarf etmeden bol nimetlere kavuşturacak kolay bir hayat tarzını tercih ederiz. Oysaki hepimizi bekleyen inkârı mümkün olmayan tek gerçek ölümdür. Bu kelimeyi okur okumaz hemen yüzümüzü buruşturur, sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi pozisyon alırız. Bırakın ölmeyi, hiç hastalanmak bile istemeyiz. Rabbimiz herkesin er veya geç mutlaka öleceğini bildirmektedir. “Her nefis ölümü tadıcıdır.” (Ankebut 57)


Rabbimiz mallarımız ve canlarımız ile sınanacağımızı, Peygamberimizden önceki kitap sahiplerinden ve ortak koşanlardan dolayı rahat yüzü görmeyeceğimizi, bu tiplerin bitmek bilmeyen saldırılarına maruz kalacağımızı bildirmektedir. Bu sıkıntılardan kurtulmanın yolunun da sabretmek ve Allah’a takvalı davranmak olduğunu mü’min kullarına öğütlemektedir.


Burada sabırlı olmak konusunun yanlış anlaşılmaması gerekir. Sabır; insanın kayıtsız şartsız teslimiyeti, boynunu uzatışı değildir. Aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etmek, kararlı olmak demektir. İnsan, çoğu zaman nefsine hoş gelen arzularını tatmin etmek ister. Meselâ; ihtiyacından fazla olan parası ile bir yetimin sıkıntısını gidermek yerine, gezip, tozarak eğlenmeyi tercih eder. İşte sabır, insanın hiç tereddüt etmeden erdemli davranışları tercih etmesini sağlayan güçtür.


Mü’minler bu fâni Dünya hayatında, gerekse Âhiret hayatında devamlı mutlu olmaya lâyıktırlar. Dünya hayatında başlarına gelen sıkıntıların kendileri için bir sınav olduğu bilincindedirler. “Onlara Dünya hayatında ve Âhiret hayatında müjde vardır.” (Yunus 64)
Kur’an sadece Peygamberimiz zamanında cereyan eden olaylara ilişkin mesajlar vermemektedir. Kur’an kıyametin kopuşuna kadar tüm insanları uyarmak, hem Dünya hem de Âhiret mutluluğunu yakalayabilmemiz için uymamız gereken kuralları içeren evrensel mucize bir kitaptır. “Bu Kur’an, Rablerinin bilgisiyle, tüm insanları karanlıklardan aydınlığa, Allah’ın yoluna götürmek için indirdiğimiz mükemmel bir kitaptır.” (İbrahim 1)
Rabbimiz, gabya inanan ve her çağda azınlıkta kalan kullarını uyarıyor. “HAZIRLIKLI OLUN” “Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar” (En’âm 116)


Ortak koşanlardan eza görmek ne demek? Önce ortak koşanların sıfatlarını bilmeliyiz. En çok belirgin olan müşterek vasıfları; Önyargılı olmalarıdır. Rabbimiz insanı en güzel surette yaratmıştır. İnsan değerli bir varlıktır. Bu nedenle insan sadece Allah’ı Rabb olarak tanımalıdır. Allah ve elçilerinden başka hiçbir kimse ve nesneyi kendisinden üstün görmemelidir. Kendisinden değersiz veya kendine denk bir varlığı Rabb kabul ettiği takdirde, insanlık onurunu zedelemiş olur. İnsan, kendi hevâsına uyarak kayıtsız şartsız teslimiyet gösterdiği din adamlarını, liderleri, beşerî sistemleri ön plâna aldığında tehlikeli bir pozisyona girmiş demektir. Çünkü Allah’tan başka kişi veya kurumlara aklını bağlayan kimse, gerçekleri dinlemek istemez. O, hevâ ve hevesinin peşindedir. Beynini yıkadığı hurâfelerin akla ve mantığa uygun olup olmadığına bakmaz. Düşünme kabiliyetini yitirmiştir. Önyargılarından sıyrılmak istemez.


Hem Allah’a inandığını iddia eder, hem de insanı ve tüm varlığı koruyup gözeten, programlayan, eğiten ve bunu sağlamaya yönelik buyruk ve yasaları koyan, itaat ve ibadet edilecek tek kudret olan Rabbimizin tüm insanlara lütfettiği Kur’an gerçeğine alternatif olarak üretilen kuralları ana kaynak olarak kabullenir. Allah’ın kitabını, önyargılarının esiri olarak içine sindiremez.


Rabbimizin mesajlarını ikinci plâna itersek Müslümanlar için de aynı tehlike söz konusu olabilir. Nitekim Rabbimiz Peygamberimizi bizzat gören, bizim sahabe olarak bildiğimiz bazı ikiyüzlü kimselerin, Peygamberi, “Allah’ın selâmlamadığı tarzda” selâmladıklarını, bu tiplere dikkat etmesi hususunda Rasulullah’ı uyarmıştır. Âlemlere rahmet için elçi seçilen Muhammed A.S.’ı çok sevdiğini söyleyen Müslümanların ekserisi, Allah korusun bilmeden böyle bir tehlikenin içine düşebilir. İsa peygamber de Rabbimizin mesajlarını toplumuna iletmiştir. Görevini yapmıştır. Ancak insanlar daha sonra İsa peygamberi Allah’a eş tutmuşlardır. “De ki: Ben ancak sizin gibi bir beşerim. Bana İlâhınızın ancak bir İlâh olduğu vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa sâlih ameli işlesin ve Rabbine kullukta hiç kimseyi ortak etmesin” (Kehf 110)
Tercih insanın kendisine aittir. Dileyen özgür iradesiyle inanır, dileyen de inkâr eder. Allah’a inandığını söyleyen ortak koşanlara göre, Allah kâinatı yarattıktan sonra evren ile alâkasını kesmiştir. Oysa Allah yarattığı varlıklarla ilişkisini kesmemiştir. Rablik yetkilerini herhangi bir kimseye devretmemiştir. İnsan, kul olduğu bilinciyle tek olan Rabbine başka varlıkları ortak koşmamalıdır.
Kur’an da zulüm farklı nitelikleri ile birçok âyette dile getirilmiştir. Birkaç örnek vermek gerekirse: Allah’a eş koşmak, kadınlara haksızlık yapmak, Allah’ın sınırlarını aşmak, haram lokma yemek, Allah’ın sözlerini başka sözlerle değiştirmek, yalan söylemek, toplumu ikiye bölüp birini tutup diğerini ezmek, Allah’ın demediğini dedi diyerek fetva vermek.


Yunus sûresi 17. Âyetinde: “Allah’ın aleyhine bir yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayan kişiden daha zâlim kim olabilir?” ikazı hepimizedir. Burada Allah’ın âyetlerini yalanlayan kişi ile Allah’ın aleyhinde yalan uyduran kişi aynı kefeye konulmuştur. Peygamberimiz Allah aleyhinde herhangi bir yalan uydurmadığına göre, âyetin içerdiği tehdit başkalarına yöneliktir. Gerçekten de daha sonraları kendi kuruntularını “Allah tarafından yazdırıldı, vahyedildi” diyerek Allah’a isnat eden iftiracı sapıklar ve Müseyleme gibi sahte peygamberler türemiştir.


Rabbimizin kendisine hikmet ihsan ettiği Lokman isimli kulunun, oğluna yaptığı öğütte; en başta Allah’a eş koşmanın en büyük zulüm olduğu, Lokman sûresinde bildirilmiştir. Ne acıdır ki zamanımızda birçok insan bilmeden şirk bataklığına yuvarlanabilmektedir. Neden bilmeden? Çünkü Kur’an dan uzak tutularak eğitilmiş. Din diye Rabbimizin tüm insanlara öğüt olması için ihsan ettiği Kur’an yerine, çoğu iyi niyetli kullarınca yazılmış kitapları okumaya yönlendirilmiştir. Türkiye’de ilk defa Kur’an tercümesi çok yakın bir tarihte rahmetli Elmalılı M. Hamdi Yazır tarafından yapılmıştır. Düşünebiliyor musunuz? Osmanlı, asırlarca İslâmın bayraktarlığını yapmış ama halkının anlayabileceği Kur’an meali hazırlanamamıştır. Meşhur Şeyh-ül İslâm Ebu Suud tarafından hazırlanan Kur’an tefsiri hangi dille yazılmıştır biliyor musunuz? Cevap: Arapça. Bu tefsir şimdi Arapçadan Türkçeye yeni çevrilmiştir.
Kimseyi suçlamak niyetinde değilim. Ancak yazının konusu olan âyet o kadar açık ki. Bu çarpıtılmış eğitim ile dinini öğrenen insanlarımızla, önyargılardan arınmış olarak, hiçbir hurâfenin etkisi altında kalmadan; aynı Peygamberimizin gerçek arkadaşlarının ve hatta müşriklerin bile anladığı biçimde Kur’anın, tüm insanlar tarafından anlaşılması gerektiği konusunda içtenlikle diyalog kurmaya çalıştığınızda, hemen dinden çıkmışlıkla itham olunabiliyorsunuz. Bu konuda 1400 yıldan beri İslâm âlimlerinin yazdıkları kitapları olduğu, bunun dışında söz söylemenin, yorum yapmanın dinin aslını bozacağı itirazı ile karşı karşıya gelebiliyorsunuz. İşte Rabbimizin bildirdiği “EZA İŞİTECEKSİNİZ” uyarısı bu olsa gerek.


Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün242
Dün1043
Tüm Zamanlar4261274
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 88 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2429
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?